Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Cennet NEVA

Kadir Gecesi


Cennet NEVA
29 Haziran 2016 Çarşamba 16:27

Kıymetli Okurlarım! Bir defa daha bir yazımızla sizlerle birlikte olmayı nasip eylediği için Yüce Allah'ıma sonsuz hamd ve şükrederiz.

Ramazan ayımızın son haftasına geldiğimiz şu günlerde, hiç kaçırılmaması gereken bir gece var ki, kadir gecesi, peki Kadir gecesi deyince ne anlarız ve önemi nedir? Dilimizin döndüğü kalemimizin yazdığı Rabbimizin izin verdiği kadar mürşidimizden öğrendiklerimizi paylaşmak istiyorum.? Kadir Gecesi Allah'ın katında müstesna bir zaman dilimidir.

Allah'ın indinde mekanlar ve zamanlar değil, Allah'ın farklı bildirdiği kutsal mekânlar ve zamanlar vardır. Kutsal mekânlardan bahsetmek gerekirse, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa, birde Mescid-i Nebevî var, bu yerler yeryüzündeki herhangi bir yeryüzü parçası gibi değillerdir.

Aynen haftanın 7 gününde Cuma'nın diğer günlerden farklı bir yeri olduğu gibi, aylardan Ramazan'ın farklı olduğu gibi Kandil günlerinin de ayrıcalıklı olduğu gibi. Kadir gecesi de böyle müstesna ayrıcalıklı 1000 aydan daha hayırlı bir gecedir. Allahû Tealâ Kur'ân-ı Kerîm'de bu gece adına bir sure indirmiştir. Kadir gecesinde, onu indirdik diyor Allah Zülcelal? İndirilen Kur'ân-ı Kerîm'dir. Kur'ân-ı Kerîm Kadir Gecesi'nde indirilmiştir. Aslında Beraat Gecesi'nde Allahû Tealâ'nın yeryüzü semasına indirdiği ve oradan da Cebrail (A.S) vasıtasıyla Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in kalbine âyet , âyet nakşedildiğini biliyoruz . O gece ki Allahû Tealâ onun için, "1000 aydan daha hayırlı bir gecedir" buyuruyor.

Ortalama insan ömrüne baktığımız zaman neredeyse bir insanın bütün ömrüne eşdeğer bir zaman dilimini gösteriyor bizlere. 97/KADR (KADİR)-1: İnnâ enzelnâhu fî leyletil kadr(kadri).Muhakkak ki Biz, O'nu (Kur'ân'ı) Kadir Gecesi'nde Biz indirdik.

97/KADR (KADİR)-2: Ve mâ edrâke mâ leyletul kadr(kadri). Ve Kadir Gece'sinin ne olduğunu sana bildiren nedir

97/KADR (KADİR)-3: Leyletul kadri hayrun min elfi şehr(şehrin). Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

97/KADR (KADİR)-4: Tenezzelul melâiketu ver rûhu fîhâ bi izni rabbihim, min kulli emrin. Melekler ve ruh, onda (o gecede) Rab'lerinin izniyle herbir emir için inerler.?

97/KADR (KADİR)-5: Selâmun hiye hattâ matlaıl fecr(fecri). O (gece), fecrin doğuşuna kadar selâmdır Allahû Tealâ 365 geceden bir tanesinin Kadir Gecesi olduğunu, bu gecenin, 11 ayın sultanı Ramazan gibi ve Nebîler Sultanı Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz olduğu gibi. Ramazan'ın da son 10 gününün tekli gecelerinde aranmasını emir buyurmuştur, belki de yarındır.?

Öyleyse bu kıymetli geceyi herkes aslında en üst derecede ibadetle geçirmelidir. Gece boyunca tövbe namazları kılmalıdır. Allah'tan mağfiret talep etmelidir. Amma en önemlisi, mümkün olduğunca uyanık ve zikirle geçirmelidir. Bu gecede sadece bu geceye mahsus olmak üzre Divan-ı Salihîn yeryüzüne iniyorlar.?

Eğer ruh fizik bedenden ayrılır da üstümüzde yaratılan 7 tane gök katını birbirine bağlayan Tarîki Mustakîm üzerinden seyr-i sülûku yaşar, 7. gök katına ulaşırsa, 7. gök katının 5. âlemi olan Divan-ı Salihîne ulaşacaktır. Bu 7 gök katının isimleri ve alemleri. 1. Âlem; Kader Hücreleri  2. Âlem; Ümmül Kitap ? 3. Âlem; Kudret Denizi? 4. Âlem; Makamı Mahmut  5. Âlem; Divan-ı Salihîn? 6. Âlem; zikir hücereleri? 7. Âlem; İndi İlâhi. Divan-ı Salihîn bu 7 âlemden beşincisini ifade ediyor.

Sadece Kadir Gecesi'ne mahsus olmak üzere Divan-ı Salihîn üyeleri yılda bir kez kadir gecesi günü, yerlerini terk ederek, yeryüzüne inerler. Eğer kalp gözü açık olan irfanın sahibi olan bir kişiye Allahû Tealâ orayı gösterirse, sadece bir geceye mahsus olmak üzere o yerin boş olduğunu o kişi görecektir. Çünkü oranın bütün üyeleri yeryüzüne inmiştir ve o gece boyunca yeryüzü de onların gelişi ,hürmetine selâmettedir.

7. gök katının Beşinci âlem, Divan-ı Sâlihin'dir. İşte bahsettiğimiz Kadir Gecesi'nde Divan-ı Sâlihin üyelerinin tümü yer yüzüne inerler. Allahû Tealâ, kalp gözü açık olan kullarından dilediklerine burayı gösterir. ?Altıncı âlem zikir hücreleridir. Yedinci âlem İnd-i İlahi'dir. Kadir Gecesi'ne ulaşan herkes, misal olarak sabaha kadar ibadeti yerine getirirse aynı derecatı alabilir mi? diye sorsanız. Aslında derecatın alınması ile kişinin kalbindeki nur birbirine paraleldir.

İki cihan Serveri Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz: "Benim sahâbemin bir hurma sadakası Allah yolunda vermesiyle diğer insanların belki Uhud Dağı kadar altın vermesinden çok daha efdaldir." diyor. Neden bu şekilde söylüyor. Çünkü sahâbe yaşarken Allah'a ulaşmayı dileyip, Peygamber'imize biat edip tabi olmuş ve 7 safha 4 teslimi yaşayan bir yaşam içindeydi. İrade tesliminde, kalpleri tamamen, 19 kademede müzeyyen olmuştu.? Kalpleri 19 kademede müzeyyen olan kişilerin özelliği nedir kalp açısından. Allah cc tarafından 19 kademe müzeyyen olan kişilerin özelliği Allah tarafından irşada memur ve mezun ,kılınmış olmalarıdır. Yani 7 safha 4 teslim dediğimiz 1-ruh, 2-fizik beden, 3-Nefs beden, 4-iradesini Allah'a tüm teslimlerini yapmış olan insan. Fakat diğer bir kişinin kalbi henüz karanlıklar içerisindeyse ve diyelim ki Uhud Dağı kadar altın veriyorsa o zaman niyet farklı ,kalpte teşekkül edeceği için o amelden kazanacaği derecat da çok farklı olacaktır.

Burda derecatın en üst seviyede etki etmesinin asıl faktörü ihlâstır. Yani kalbin tamamen katışıklardan karanlıklardan arınmış olması halidir. Yani Kadir Gecesi'ni, hem en güzel şekilde idrak edebilmek hem daha fazla derece alabilmek açısından yapmamız gereken en önemli şey Allah'a ulaşmayı dilemiş ve bu geceyi zikirle geçirmemiz olmalıdır.

Aynı zamanda o Kadir Gecesi'ni bildiren zaman parçalarını da zikirle geçirmek gerekir. Yani kişinin bir süreç ile bu geceye en güzel şekilde hazırlanması ve idrak etmesi lâzım. Öncelikle kişi kalben Allah'a ulaşmayı dileyecek. Allah'û Tealâ onu Kendisine ulaştıracak. Ermiş evliya olduktan sonra velâyet kademelerinde İradesini teslim eden bir insan için her gece Kadir Gecesi, her gündüzde bayram günüdür, yani daimi zikrin sahipleri ve nefsinin kalbi 7 kademede müzeyyen olan kişi için. Dolayısıyla Allah'ın indinde müstesna geceler, müstesna zaman parçaları vardır. Dilediği mekânları kutsal kılan, dilediği zaman parçalarını kutsal yapan Allahû Tealâ, zaman ve mekânı insanlar için yaratmıştır.

Öyleyse o kutsal mekânlar, o kutsal zamanlar insanlar için olduğuna göre, insanlar içinde de mübarek kutsal insanlar vardır. Onlardan bir tanesi her devirde devrin imamıdır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) bunun için hadîs-i şerifinde şöyle buyuruyor: "Size ruh verenler gelecek. Onları arayın bulun. Kim zamanın imamına arif olmazsa o cahiliye standartlarındadır." ?

Nitekim Divan-ı Salihîn içerisinde devrin imamı da vardır, o da Kadir Gecesi'nde yeryüzüne iner. Çünkü Kadr Suresinde: "Tenezzelul melâiketu ver rûhu" şeklinde ifade edilmiştir. Yani ruh ve melekler o gün yeryüzüne inerler. Peygamber Efendimiz (S.A.V) dahil olmak üzere Divan-ı Salihîn üyelerinin hepsi, orada bulunan bütün melekler Kadir Gecesi'nde yeryüzüne inerler, ve mağfiret talebinde isteğinde bulunan herkes için onlarla birlikte Allah'tan mağfiret talebinde isteğinde, bulunurlar o gece süresince. Yeryüzü o gece selâmete kavuşur. Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimizden sonra her devirde onun vârisi olan devrin imamı yine her daim var, ve yine o tüm insanlara mağfiret talebinde isteğinde bulunuyor her yüz yılda mutlaka kur'anı bize açıklayıp bu teslimlerimizi yapmamızı sağlamak için vazifelidir. Mağfiret günahların örtülmesi değil, günahların silinmeside değil, günahların sevaba çevrilmesidir. Öyleyse mağfirete mazhar olabilmek için Allahû Tealâ'nın bizim için tayin ettiği mürşidin önünde Furkân Suresinin 70. âyet-i kerimesinde zikredildiği gibi tövbe etmek lâzımdır. 25/FURKÂN-70: ?Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü'min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlarını (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur'dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderendir). Resûlullah (S.A.V) Efendimiz: "Onları arayın bulun." ifadesiyle, "her devirde vazifeli olan, hayatta olan devrin imamını arayıp bulmak demek, Allah'ın hacet namazıyla kişi mürşidini arayıp bulmak ve ona ihsanla tabi olmak demektir, Çünkü kim devrin imamına arif olursa o tamamen cahiliye standartlarından kurtulur. O mağfiret edilmiş bir kişi olur. Onun o güne kadar işlemiş olduğu bütün günahları Allahû Tealâ sevaba tebdil nail eder çevirir. Ve üst seviyede bir derecatın sahibi olur. ?Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerifinde şöyle buyuruyor: "Sizler günah işlemeseydiniz (melek olsaydınız) Allah sizi yok eder, günah işleyen (nefs sahibi) ama tövbe-i istiğfarda bulunan (nefsini tezkiye eden) bir toplum yaratırdı." Buradan murad, günah işlemeyenlerin günaha teşviki değil, kişinin mürşid önünde tövbeye yönelmesidir. Melekler günah işlemeyen varlıklardır. Ama Allah katında insanı tüm mahlukattan daha kıymetli kılan olay, günah işlememesinden ziyade, günah işleyip de ondan sonra tövbe-i istiğfarda bulunmasıdır. Aynen Mevla'na Hz lerinin dediği gibi ne olursan ol gel, yüz kere bin kere tövbeni bozsan da gel taa ki son nefesine gelmeden her daim tövbe için bir fırsat var, fakat bu güzel mübarek günleri bir dönüm noktası bil bir diriliş kabul edip canı gönülden Tevbe etmek, neticede insan "Beşer, şaşar" herkes hata yapabilir. Hata yapanların en hayırlısı mürşid önünde tövbe edenlerdir. Burada her ne kadar günah işlemiş olursa olsun kişinin yapacağı tövbe, kendi kendine tövbe etmesinden ziyade önce Allah'a ulaşmayı dileyerek daha sonra mürşide İhsan'la ve tabiyetle yapacağı tövbedir. Aslolan mürşidin önünde yapılan tövbedir. Çünkü Furkân Suresinin 70. âyet-i kerimesinde, Nisa Suresinin 64. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ hangi tövbenin garanti kabul edileceğini açıklamış. Burada yapılacak olan tâbiiyet, ihsanla tâbiiyet olmalıdır. İhsanla isteyerek her kim Allah'ın kendisi için tayin ettiği mürşide tâbî olursa mutlaka Allah onun tövbesini kabul ediyor. Nisâ Suresinin 64. âyet-i kerimesi bunu şöyle dile getiriyor. Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah'ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah'tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah'ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl'ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı. Öyleyse ihsanla mürşidine tabi olan kişinin, tövbe ettiği an tövbesinin kesinlikle kabul edileceğine îmân etmesi gerekir. Eğer bu tâbiiyet ihsanla gerçekleşmiyorsa Allah katında o tövbenin neticesinde günahlar sevaba çevrilmez. Günahların sevaba çevrilebilmesi için mutlaka o kişinin Allahû Tealâ'dan mağfiret talebinde bulunması lâzım. Onunla birlikte devrin imamının da onun için Allah'tan mağfiret talebinde bulunması lâzımdır. Devrin imamıyla tövbe eden kişi arasında bu olay şefaattir. Şefaat bu dünya hayatında yaşanır, işte bu şekilde gerçekleşen bir neticedir . Hepinizin Allah'a ulaşmayı dileyerek, Allah'ın tayin ettiği mürşide tabi olarak dünya ve ahiret saadetine ulaşmanızı Efendimizin himmetiyle Allahımın nusretiyle Yüce Rabbimiz'den niyaz ederek Kadir gecemizin kadrini bilenlerden Hakkı'yla ihya edenlerden hiç ölmeyecek gibi dünya, hemen ölecekmiş gibi Allah için yaşayanlardan olmamız dileğimle.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com