Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Hüseyin KAYA

Kadınların örtünme hakları engellenemez!


Hüseyin KAYA
22 Nisan 2014 Salı 18:55

      Orta Asya ve Anadolu Türk kültürüne baktığımızda kadın ve erkeklerin giyim tarzları bugünkü yaşam tarzımızdan farklılık göstermektedir. Gittikçe batılılaştırılmaktayız. Böylece orta Asya ve Anadolu Türk kültürünün gelenek ve göreneklerini, giyim kuşam tarzlarını Batının çıplaklık kültürüne karşı kendi kendimize yok etmekteyiz.

      İslamiyet’ten önce Türk topluluklarının giyim kuşamlarını incelediğimizde görülüyor ki örtünmeye ve süslenmeye, kadının aile içinde ne kadar önem taşıdığını görmekteyiz…

     Türk kadını çıplaklıkla değil, giyim kuşamıyla ön plana çıkar. Örf ve adetlerimiz kadının güzel giyinmesini ve örtünmesini ön görür. Türk kadını toplum içerisinde ve aile hayatında çok büyük etkinliğe sahiptir.

      Kadın giyimiyle kuşamıyla ve toplum adabıyla kendinden bahsettirir. Kadın iyi bir anne, iyi bir eş olarak kendini aile ve toplum hayatında önem arz ettirir.

      Türkler İslamiyet’le 751 yılında tanışma fırsatı yakaladı. 751 yılında Talas savaşında Çinliler ile Araplar arasında geçen bu savaş Karluk Türklerinin Araplara verdiği destekle Çinliler yenilgiye uğratılmış ve Çinlilerin Asya’ yı istila etmeleri önlenmiştir...

      İslamiyet’le tanışan Türkler, Araplarla olan etkileşimlerinde Türk kültür ve yaşam tarzının İslamiyet ile yakın bir kültüre sahip olduklarını görmüşlerdir. Böylece İslamiyet Türk toplulukları arasında hızla yayılmıştır. Orta Asya ve Anadolu Türk topluluklarında kadının giyinme ve örtünme tarzları İslamiyet’le örtüştüğünden, İslamiyet ile birlikte daha da önem kazanmıştır. Kuran ı kerimde de kadınların örtünmesini avret yerlerinin kapatılmasını aşağıdaki Ayet’ i kerime de görmekteyiz;

Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik (Aref süresi 26)

Elhamdülillah çoğumuz Müslüman’ız örf ve adetlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz bir. O zaman neyi paylaşamıyoruz. Neden bilimin peşinde değil de kılık kıyafetin peşinden gidiyoruz. Mademki Müslüman’ız o zaman neden örtünen bayan kardeşlerimize tahammül edemiyoruz. Hiç mi Allah’ın kullarına emrini duymuyor musunuz? Allah-u Teâlâ diyor ki; “Biz size örtünmeniz için elbiseler gönderdik.” 

    Allah’ın emrini yerine getirmeye çalışanları neden engelliyoruz o halde. Efendim yok burası kamusal alan, yok burası meclis çatısı, yok şurası şöyle böyle deyip bahanelere sığınıyoruz. Hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız. Devlet kurumları vatandaşları için vardır. Bir ülkedeki hukuk kuralları, yasalar ve yasaklar toplumun ihtiyaçlarına göre şekil alır. Öyleyse hukuk, yasalar ve yasaklar herkes için eşit olmalı. Bir başkası nasıl ki giyim kuşamında kendini özgür hissediyorsa, o zaman örtünmek isteyen kadınlarda kendilerini özgür hissetmelidir. Bir bayan örtünüyor diye hor görmeyelim. Eğer kamu görevlisi ise görevine engel olmayalım. Birbirimizin kılık kıyafeti ile uğraşacağımıza bilimle, ilimle uğraşalım. Teknolojiyi takip edelim. Güç ve performansımızı bu alanlarda harcayalım ki insanlığa ve ülkemize faydalar sağlayalım…

Yine tabi ki iş gelip eğitime dayanıyor. Kültür seviyemizin yükselmesine farklı kültürlerin bir arada yaşanabilirliğini kabullenmemize dayanıyor. Türkiye Cumhuriyeti bir dünya devleti, bir örnek İslam devleti modeline girmiştir. Yeni düzenlenecek anayasamıza toplumun ihtiyaçları, toplumun temel hak ve özgürlükleri, yaşam şartları ve tarzları… Sayabileceğimiz birçok ihtiyacın göz önünde bulundurularak hazırlanmasını temenni ederiz.

Bu ülkede göze çarpan ve sürekli kargaşa yaratmaya çalışan bazı (sivrisinekten daha küçük ) bürokratlar ve idareciler bulunmaktadır. Bunlar ülkenin huzur ve mutluğunu istemeyenlerdir. Gündemde olan bir iki olayı anlatayım siz değerli okuyucularıma.

 23 Nisan günü meclise tesettürü ile gelip protokol sıralarına oturan bu ülkenin hukuk insanını, Sayıştay üyesi bir hanım efendiyi görevliler tarafından dışarı çıkartılması.

YGS sınavında Show yapan idareciler ve milli eğitime bağlı özel bir okulun sırf kızlar başörtülü diye sınava alınmamaları… Henüz bu konuyu tartışırken LES sınavında aynı sorunla karşı karşıya kalınması. İşte bunları yapanlar “bahaneleri ne olursa olsun“ huzur bozanlardır. 12 Haziran sonrası kurulacak hükümetin bu olayları unutmayıp, huzur bozanlara gerekli ceza ile cezalandırılmalarını sağlamalıdır. Bu tür huzur bozucu olaylara izin vermemek için yeni yasalar hazırlanmalı, toplumun birlik ve bütünlüğünü yasalarla güvence altına almalıdır…

Ancak o zaman “hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindirilkesi geçerlilik kazanacaktır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com