Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
İsmail Şahinalp

KABİL’İ RUH VE İLK KAN


İsmail Şahinalp
10 Haziran 2016 Cuma 17:17


İnsanlık raydan çıkmış; dünya geneli olaylar had safhada; özellikle coğrafyamızda her yer kan gölüne dönmüşken; açlık, sefalet, cehalet, yoksulluk, hastalık ve savaşların en namert ve en sinsi biçimi yaşanıyorken; Yaratıcının varlıklar içeresinde muhatap aldığı (asıl konumuz olan) ‘insan’ın hangi madde ve elementlerden yaratıldığını incelememizdeki amacımız büyüklere masal anlatıp onları Alice Harikalar Diyarına fırlatmak değildir.
Elbette ki bu kaosun ve belanın baş müsebbibi ‘insan’ın bizzat kendisidir. O nedenle bu mahlukun şekil ve şemalinden ziyade taşıdığı iki zıt kutuptan birinin virüs kaptığı ve onda hasıl olan asıl illete dikkatleri çekmek istedim ki zilletten kurtulmanın yol işaretleriyle ilgili acizane bir katkım olsun.
“İnsan, yeryüzünde Allah’ın biricik halifesi; temsilcisi ruhuna üflenmiş ve meleklerin bile kendisine secde ettiği mukaddes bir varlıktır” dedik; ancak şunu da unutmamak gerekir ki Allah katında zaman ve mekan mefhumu bizim anladığımız manada değildir. Biraz felsefi olacak ama şöyle bir cümle kullanırsak yerinde olacaktır; “Yaradılış an be an devam ediyor” aksi halde herkes kendisini meleklerden üstün zannedecek. Zira her insan beşerdir ama her beşer insan değildir ancak insan olmaya adaydır. Örneğin melek olan Cebrail’in (a.s) “insan” olan Yezid’e secde ettiğini ya da benden/senden daha aşağı bir mertebede olduğunu ve bizlerin de ondan üstün olduğumuzu tasavvur edebilir misiniz?! Veya “Sizin gibi bir beşerim” diyen Allah Resulü (s.a.a) mana olarak gerçekten de bizim gibi midir? O nedenle ben ve sen halihazırda halen toprağız ve eğer müşterisi olup çabalarsak yani Psikoloji ilminde “Süper Ego” veya irfan dilinde Nefs’i-Müt’main derecesine ulaşırsak işte o zaman Allah’ın Halifesi olma şerefine sahip oluruz. Bu makama geldiğimizde ve insanlığı da bu güzelliğe davet ettiğimizde işte o zaman cennet kendiliğinden meydana gelecektir. İbadetler niçindir sanıyorsunuz? Allah’ın sana bana ihtiyacı mı var? Kıldığımız namazlar; tuttuğumuz oruçlar; infak ettiğimiz mallar; gittiğimiz haclar vs.
Allah’ın hedefi ve muradı bu değildi! O istedi ki “Salihleri yeryüzünde varis kılsın” Peygamberin minberine bir inip bir çıkan maymunları değil! Ve bu maymunlar maslahatları uğruna sahip oldukları servetleri ve makamlarını kaptırmama adına yeryüzünde bozgunculuk çıkardılar; salih kulları ve taraftarlarını bir bir katlettiler.
Allah bu nedenle ilk aileye ilk risaleti de verdi ki hedef sapmasın; boşluk oluşmasın “bilmiyorduk; uyarılmadık” denmesin diye. Ancak ne yazık ki Kabil denilen o hasid ve fasid şahıs ilk kanı dökerek bu güzelim gezegende ilk fitne ateşini yaktı.
Kabil; bir ruha ve karaktere dönüştü. İnsanlık alemi yaratıldığı günden bu güne kesinlikle rahat yüzü görmedi. Buna rağmen Allah, peygamber üstüne peygamber göndererek bizi yalnız ve başıboş bırakmadı. Önce onlarla savaştık dayanamayacağımızı anlayınca saf değiştirip onlara iman etmiş gibi yaparak kaleyi içerden fethetme kararı aldık ve öyle de oldu. Daha sonra onlar adına daha önce yapamadığımız zulümleri gerçekleştirdik; çünkü artık karşılarına putlarla değil; Allah ve Peygamber ile, Şirk ile değil; Tevhid ve Kitap ile çıkıyorduk.
Eski putperestler bile şaşırıyorlardı; hatta İblis dahi korku ve hayretinden elini ısırıyordu… çamurun kokuşmuşluğu her zerremizden belli ediyordu; ne toprağa geri döndük ne de ruhumuza üflendi; garip bir varlığa dönüşmüştük; yabani hayvanlar dahi bizden kaçıyorlardı!
Bu acayip mahluk tarih boyunca ve tüm zamanlarda kendi üstünlüğünü ıspat ve yaptıklarını meşrulaştırmak adına ırkçı davranmış; keskin ve ikna edici bir dil kullanmış; radikal bir söylem ve kurnazca bir yöntem geliştirerek; bu içtihadını Vahiy ile taçlandırma; onunla süsleme ve ona dayandırma noktasında bir sakınca görmemiştir. Bu metodu gelenek haline getirerek; onu referans göstermekten çekinmemiş; yeri geldiğinde ondan iktibas etmeyi ibadet saymış; kendi hesabına te’vil etmekten geri durmamış; daimi olarak hile aracına dönüştürmüştür. Mecazı muhkem bilmiş; meleklerin bile kendisine secde ettiği gerçeği ile şımarıp bu hakikat ile batıl murad ederek; Allah’ın biricik halifesi ünvanı; seçilmiş varlık güdüsü ve havasıyla kendisi dışında kalan her şeye tahakküm ve tasarruf etme gafletine girip varlıkların en tehlikelisi durumuna düşmüştür.
İlk insanla başlayan ilk Risalet.. Ve Adem hem ilk insan hem de ilk peygamberdir. Havva’dan çocuklar dünyaya gelir ve bunlardan biri Kabil’dir. Risaletin ve Hilafetin ilk dalgasına tanıklık eden bir peygamber oğlu’dur. Hücceti en muhkem ve en kuvvetlidir. Cimriliği ve hasedinden dolayı sunak yerine götürdüğü kurbanın kabul görmediğini bizzat müşahede eden aynel’yeqiyn makamındadır İblis misali.. İblis, babasının; o da kardeşinin makamını çekememiştir. Cehaletlerinden ve hüccetin zayıflığından değil; ikisi de protokoldeki makamlarına ve bilgilerine rağmen Yaratıcıya kafa tutmuşlardır..
Yusuf Kıssası; Kerbela faciası ve bugün Ortadoğu Baharı’nda da aynı mantığı ve sebepleri görmek mümkündür. Duygusallıktan zuhur eden Şirk’in de ilk aşaması olan Şahsiyetperestliği bir yana bırakırsak Vahyin ve Tarihin üzerine kasıtlı olarak çekilmiş perdeler bir bir kalkacak; iyiliği emredip kötülüğü “babamız dahi olsa” men’edersek işte o zaman “insanlar içerisinde hayırlı ümmet” şerefine ulaşırız. Aksi takdirde tarih tekerrür edecek; bugün iki elin parmak sayısını geçemeyen birkaç zengin ailenin yeraltı ve yerüstü zenginliğimizi kendi aralarındaki bölüşememesinden doğan bölgedeki katliamların tanığı oluruz.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com