Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Emin YAPRAK

İsrail İle Barış ve Kürt Sorunu


Emin YAPRAK
30 Haziran 2016 Perşembe 08:22



Aslında hiçbir zaman Yahudi’ye güven olmaz ve olmamıştır. Fakat uluslararası ilişkiler hep karşılıklı çıkar üzerine kuruludur. Türkiye’nin İsrail ile deyim yerindeyse küs kalması yararına değildir. Barış içerisinde olan bir ülkenin oradan koparacağı daha fazla sonuçlar olacaktır.
İsrail devleti, Filistin halkına kurulduğundan beri zulüm yapmaktadır. Bunu herhangi bir sınır tanımadan ve kendi çıkarlarını düşünerek yapmaktadır. Biraz baskıcı olmasa da o bölgede yaşayamaz.  İsrail, hep hainlikle bunları yapmaktadır. Türkiye halkına da Mavi Marmara gemisinde gerçekleştirmiş olduğu zulmü ile ilişkilerin askıya alınmasına yol açmıştır. Türkiye ve Türkiye üzerinden kaynaklanan ekonomik ilişkileri buzdolabında dondurmuştur. Çözüme kavuşması, geçici olarak ambargonun Türkiye tarafından gelen yardıma karşı hafifletilmesi, Türkiye’nin bazı yatırımlarına izin verilmesi, insani isteklerin yerine getirilmesi bir kazanım olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
İran’ın buna iyi bakmaması, şehitlerin kanının yerde kaldığının söylenmesi, uluslararası kuralları tanımamakla eş değer bir yaklaşım olur. Hiçbir savaşın sonu kan dökülerek sona ermemekte ve barış bazı ödünleri vermeyi gerektirmektedir.
Türkiye’nin Kürt sorunu veyahut Güneydoğu sorunu ancak bu şekilde çözülecektir. Karşılıklı ödünler verilmediği sürece hiçbir sorun çözülemez. Yine de İsrail konusunda Türk tarafı bazı tavizler kopararak ve deyim yerindeyse Filistin konusunda hem arabulucu, hem de taraf olarak kendisini kabul ettirmiş olmaktadır.
Bu olayda Hamas’ın yaklaşımı olumlu olarak görülürken, Filistin Başbakan’ın yaklaşımı daha farklı olarak gözükmektedir. Fakat Türkiye ile İsrail arasındaki sorun aslında tek başına Filistin sorunu değil, Gazze’deki dram ve Türkiye’nin oradaki bazı isteklerinin Mavi Marmara’da devre dışı bırakılmasıdır. Burada elde edilen kazanım, devre dışı bırakılan durumun biraz daha fazla kazanım ile artırılmasıdır.
Çünkü İsrail için hala Hamas bir nevi Türkiye’nin PKK’sıdır. Türkiye muhataplarının bırakın PKK ile yakınlaşmasına, Suriye’deki PYD ile yakınlaşmasına sıcak bakmazken, temsilcilik açılan ülkeleri uyarırken, İsrail Hamas’ın yakınlaşmasına nasıl olumlu bakmasına ses çıkarmaz. Olayı tek bir yönüyle değerlendirmemek ve bütün olarak yaklaşmak gerekmektedir.
Asıl önemli olan İsrail’in zulüm isteklerini durdurmaya çalışırken, kendi isteklerimizden yeri geldiğinde taviz vermesini bilmektir. Devletlerarası hukuk sınırları içerisinde ilişkileri düzeltmeye çalışıp, Filistinlilerin haklarının olduğunu dünyaya duyururken, Türkiye’nin bu olayda tavrını net belirtmiş olması ve oranın halkının suyunu, elektriğini, temel ihtiyaçlarına derman olmaktır. Bu sağlandığı zaman asıl yapılması gereken mücadeleyi de oradaki Müslümanların yapması gerekmektedir. Yoksa olaya şii olanı kabul diğer kesimleri ret  mantığı ile değerlendirmek, onun haricindekileri devre dışı bırakmak kabul edilecek bir yaklaşım değildir.
Müslümanların sorunları, hangi kesimden olursa olsun, bir bütün olarak değerlendirmek, bir vücudun azaları olarak değerlendirip, ona göre sahiplenip, çözmek gerekmektedir. Filistin sorunu diğer sorunlarda olduğu gibi aslında farklı görüşlerin çarpışmasına sahne olduğu için çözülememektedir. Birbirleriyle şii-sünni çatışması olduğundan Yahudilerde isteklerini gerçekleştirmekteler.
Türkiye, Ortadoğu’nun temel sorunlarından biri olan Filistin sorununda hakem olduğunu ve hatta taraf olduğunu göstermesini bilerek olaya müdahale etmelidir. Bunu yaptığı zaman bir değer kazanabilir ve çözüm süreçlerinde hep en başta olabilir.
Yine Kuzey Suriye konusunda aynı tavrı sergilemesi gerekmektedir. Bu anlaşmayı temel alarak, onların başkalarının oyuncağı olması durumuna düşürmemelidir. Onların Türkiye komşu, Türkiyesiz bir hiç olduklarını bilmelerini sağlamalıdır. ABD ve diğer ülkelerin onları kullanmasına izin vermeden, asıl taraftarlarının Türkiye olduğunu politikaları ile ortaya koymalıdır. Milliyetçi yaklaşımlar, onları Türkiye’den uzaklaştırır, ABD’nin ve Türkiye için hesaplar yapanların kucaklarına düşürerek, Türkiye’nin yıllarının boşa harcanmasına zemin hazırlamaktadır.
Sadece birkaç aylık Doğu’da PKK ile yapılan mücadelede yıkımlar için 36 milyar dolardan bahsedilmektedir. Diğer zararlar, ölen insanlar, şehitler ve bu çatışmalarda kullanılan mühimmatlar vb. durumlar gözönünde bulundurulduğunda faturayı bir düşünün. Bunun sonucu nasıl olacak? Bugün Kürtlerin bulunduğu İran, Irak ve Suriye farklı değildir. Aslında temel sorun olaylara milliyetçi yaklaşımlar ve demokrasiden uzaklaşmadır. Yapılan operasyonların yanında halkla birlikte çözümler üretilmese halk küstürülür ve olayın seyri büyüyerek başka alanlara kayar.
İsrail ile barış yapılıp, sonuç elde edilebiliyorsa ve Rusya ile gergin olan durum birden olumlu bir alana çekilip, samimi havalar estirilebiliyorsa, milyonları ilgilendiren Güneydoğu sorunu, diğer adıyla Kürt sorunu da çözülebilir ve bunun içinde Başkanın insiyatif alarak, cumhurun reisi olduğunu göstermesi gerekir. O zaman gerçekte Tayyip Erdoğan, Başkan mı(?), Serok mu(?) olduğu anlaşılmış olur.
 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com