Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

İslam Ümmetini Parçalayan Batı Kaynaklı Kavmiyetçilik


6 Nisan 2012 Cuma 10:05
Temeli şirke ve zulme dayanan tahrip ve Tahrif edilmiş Hıristiyanlık, ilim ve akıl ile çelişme prensiplerine dayalı olması ve dönemindeki entelektüel geçinenleri tatmin etmemesi sebebiyle… Kiliseden uzaklaşarak, kendi keyiflerini kanun haline getirmek için yeni ideolojiler aramaya başlayan batılılar Fransız ihtilalının akabinde meydana gelen ideolojik boşluğu ‘’uydurma bir din ‘’olarak telaki ettikleri kavmiyetçilik, milliyetçilik ve ulusçuluk ideolojisi ile doldurdular…
 
Nasyonalist düşüncenin kurucularından birisi olan j.j.Russo;’’Kitlelerin grupsal birlik ve bağnazlığa sahip olmaları, doğup büyüdükleri yere bağlı olmaları, sevgi ve bağlılığın eksenini vatanın oluşturması gerekliliği’’ üzerinde ısrarla duruyordu. Hatta bunun dini bir görev kadar kutsal olduğunu söylüyordu. İnsanların bütün insanlık adına hareket etmelerini(ümmet adına) veya dini toplum düşüncesine bağlı olmasını şiddetle ve hararetle ret ediyordu. Bayrak ve vatana karşı olan duyguların körüklenmesi, milli kahramanların yüceltilmesi,putlaştırılması ,milli marşın yazılması,Fransız dilinin ve soyunun kutsallığının savunulması,dini törenler şeklinde büyük milli bayramların ve merasimlerin yapılması ve benzeri kavmiyetçilik kokan bütün kötülüklerin ortaya çıkması ve kökleştirilmesi hep Fransız ihtilalından sonradır.Batıda kurgulanıp geliştirilen ve müsteşrikler tarafından İslam topraklarına sokulan Nasyonalist düşünceler kısa bir zaman içinde İslam ümmetinin ulus ve ulusçuluk( kavmiyetçiliğine)fikrine kapılarak  parçalanmasına sebep olmuştur.
İslam dünyasına ve özellikle Osmanlı idaresi altında birlikte yaşayan ümmet halindeki kavimlerin ayrılma fikrini ilk olarak mısırda gerçekleştirdiler. Arap milliyetçiliği, mısırdan sonra Suriye, Lübnan, Ürdün ve diğer kavimlerde ortaya çıkıp hızla yayıldı. Bu menfi milliyetçilik ve kavmiyetçilik akımı ilerleyerek Türkiye’ye de sıçradı.
Ünlü müsteşrik Bernard Lewis; Türk kavmiyetçiliğini ortaya koyanlar üç Avrupalı yahudidir. Diyor.Bunlardan birincisi İngiltereli Arthur lumley davit,ikincisi Davit leon cohun dur.üçüncüsü ve en büyük rolü oynayan Arminius Vambery dır.Jön Türklerin kuruluşunu ve jön Türklerin gelişip İslam ümmetinin parçalamasında en etkili olan isimlerin başında bunlar gelmektedirler.Müslüman Kürt halkının bütün bunları göz önüne alarak Arap ve Türk kavmiyetçilerinin necis hastalığa nasıl düştüklerini ve batının çirkin ve çıkmaz oyununa nasıl geldiklerini görmelerini ve kendilerine yönelik yapılan zulmün kaynağının kavmiyetçilik olduğunu düşünerek alternatif bir milliyetçilik ve zulme kaymaktan kendilerini korumaları İslami ve insani bir görevleridir.Gasp edilen tüm haklar ancak islamin hakim olmasında adil bir biçimde elde edilebilir.Daha doğrusu gasp edilen haklar ancak ümmet şuuru ve bilinci çerçevesinde alınabilir ve tüm kavimler kendilerini güvende hissedebilirler.
Kürt, Türk ve Arap ve diğer tüm kavimlerin batının enjekte ettiği bu pis ve necis aşı hastalığından kurtulmanın tek çaresi; ÜMMET şuuruna sarılıp, Allah ın ayetlerinden olan kavimlere tanışma fonksiyonundan başka fonksiyonlar yüklemekten kaçınarak İslam kardeşliği çerçevesinde oluşacak bir ümmet halinde hep birlikte Allah a kulluğu icra etmeye çalışmaktır. İslam’da ‘’kan’’,’’toprak’’,’’dil’’ gibi hiçbir ortak bağ,’’inanç’’ gibi mükemmel bir bağın önüne geçmemiştir ve geçemez. Hayat mektebimizin muallimi tek önder peygamber (sav) başta olmak üzere birçok sahabe-i kiram, Bedir, uhut ve hendek savaşlarında kendi kavimlerinden olan fakat inançları ayrı olduğu için Medineli Ensarlarla birlikte inanç ve din için kavminden olan insanlarla savaşmışlardı. Hatta HZ. Huzeyfe öz babasına saldırırken, HZ.Ebubekir de öz oğlu Abdurrahmana kılıç çekmiştir. Hz. Ömer bizzat kendisi öz dayısını bedir savaşında öldürmüştür. Peygamber efendimizin amcası Abbas ve amcası oğulları Akil ve Ebul as Müslümanlar tarafından esir alınmışlardı. Peygamber efendimiz (sav) aslen İranlı olan Salmanı Farisi için ise,‘’Selman bizden, bizim ehli beytimizdendir’’diye buyurmuştur. İslam kardeşliği kan ve can kardeşliğinin önüne geçmiştir. Peygamber efendimiz (sav) veda haccı sırasında birçok kavimlere mensup bütün Müslümanlara hitaben şöyle buyurmuşlardı.’’Ey insanlar; dikkat edin Rabbiniz birdir. Hiçbir Arab’ın Arap olmayana üstünlüğü yoktur ve hiçbir Arap olmayanında Araba üstünlüğü yoktur. Siyahın beyaza beyazın da siyaha hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak TAKVA iledir…’’Efendimiz (sav) pek çok hadislerinde kavmiyetçiliği telin ederek;’’Bırakın onu O iğrenç bir leştir’’diye buyurmuştur. İslam dininin gereği olarak insanları bir araya getiren bağ; kesinlikle bir kan veya soy bağı veya bir toprak veya yurt bağı değildir. Kavim ve Aşiret bağı değildir. Renk ve dil bağı değildir. Irk ve uyruk bağı değildir. Çünkü sözü edilen tüm bağlara rağmen bireyler arası ve akrabalar arası ilişkilerin koptuğuna ve düşmanlıkların aralarında yaşandığına şahit olmaktayız. Tıpkı HZ. Nuh as. ın kur’anda geçen ifadesinde olduğu gibi. Tufan sırasında Hz. Nuh as,’’Rabbim oğlumda ailemdendir(onu kurtar) ‘’diye Allah a yalvarınca yüce Allah Hz. Nuh as ma’’Ey Nuh O senin ailenden değildir.’’ Diye buyurdu. Hud suresi ayet 45–46.Bu ayetlerden anlaşılacağı üzere insan düşünür ve der ki niye hem oğlu olsun hem de onun ailesinden olmasın? İşte bu noktada yüce Allah hemen durumu açıkliyor.’’Çünkü O Salih amel sahibi bir kimse değildir.’’(hud.s.a.46)Yanı her ne kadar senin sulbünden ise de asıl olan inanç olduğu için senin inancından değildir.Yanı akide bağı olmayınca oğul aileden sayılmamıştır.Bir Müslüman için asıl olan ırkdaşı değil,dindaşlığı önemli ve geçerlidir.Bir Müslüman Kürt için Salih ve imanını zulme bulaştırmayan bir Türk dini değerlere saygılı olmayan bir Kürt ten daha evla ve daha elzemdir.Yüce Allah kiyamet gününde bizi hesaba çekerken neden bir Kürt veya bir Türk devletini kurmadın diye bizi hesaba çekmeyecektir.Ancak istikametten hesaba çekecektir.Medeniyetimizin temel prensibi olarak hem hak dine iman etmek ve hem de bu dine düşmanlık edenlere karşı sevgi beslemek ve onlarla dost olmak gibi iki zıt tavır ve amelin aynı anda bir kişide bulunması imkansızdır.Bu konu da yüce Allah Kur’an-ı kerimin bir ayetinde’’Allah a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavmi bulamazsın ki, onlar Allah a ve resulüne karşı başkaldıran(İslam kanun ve ilkelerini tanımayan) kimselerle bir sevgi(ve dostluk bağı)kursunlar.;bunlar ister babaları,ister çocukları,ister kardeşleri,isterse kendi aşiretleri(soyları) olsun…’’ Mücadele S.A.23
Yine kur’an-ı kerimin başka bir ayetinde yüce Allah şöyle buyurmuştur.’’Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi bile veli( ve dost) edinmeyin. Sizden kim Onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.’’Tevbe S.A.23.
 
      24.Ayetinde ise’’Deki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah tan ve Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah ın (azap)emri gelinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.’’Bu ayeti kerimelerde sevginin ve dostluğun ölçüleri imana bağlanmıştır. Kavminden bile olsa eğer Şeriata teslim olmuyorsa, ümmet şuuru ile yaşamıyorsa, ırkçılık yapıyorsa onunla İslami bütün ilişkiler kesilir. Zira ölçü budur.
Günümüzde özelde ülkemizde, genelde ise İslam coğrafyasında devam eden kargaşa ve haksızlıkların ve birlikte bir arada yaşamada çıkan sorunların temelinde ŞİRKİN cebren ve hile ile galip gelmesidir. Sorun şirk sorunudur. Sorun Laik rejim sorunudur. Sorun Kürt ve Türk sorunu değil çarşı heykellerin adına hareket eden zorba egemen güçler sorunudur. Sorun Laik zorbalığın ırk ayrımını körükleyerek; Asimilasyon, Ajan, anarşi, Bölücülük, Baskı, Başkaldırı, bazılarını cahil bazılarını cani yapma sorunudur. Sorun Laik güçlerin; Çapulcu ve çıkar odaklı çekiç güç dostluğudur. Sorun Laik despotların halkın bir kısmını düşman, bir kısmını da dağlı Türk diyerek dayaktan geçirmesidir. Sorun Laik emperyalistlerin enflasyon canavarını halkın üzerine salıp eşkıyalık yapmasıdır. Faşist davranışlarla felaket ve fakirlik tellallığı yapmasıdır. Güvenlik adı altında gerilla yaratıp Gözyaşı döktürmesidir. Halkı ya hastaneye veya hapishaneye sevk etmesidir. Sorun Laik rejimin ırkçılık yaparak halka ızdırap çektirmesidir. İşbirlikçi, imha, inkâr mecburu iskân ile halkına Jandarma ve jopla işkence yapmasıdır. Sorun egemen despotların kart kurt diyerek önce kontrgerilla, sonra gerilla ve korucu yaratması ve Kan döktürmesidir. Sorun Laiklik liyakatsizliktir. Sorun Laik zorbaların muhbirlerle bir olup mazlum halkın üzerine mermi ve mayın patlatmasıdır. Sorun Nasyonalizm ve Nevruz, olağan dışı hal, ordu ve operasyon sorunudur. Sorun Özel tim, panzer polis, postal, roketatar ve rezalet sorunudur. Sorun Kemalist despotların sürgün, sömürü ve soykırım yapmalarıdır. Sorun Şovenizmin şefkat ve merhametten uzak şiddet uygulamasıdır. Sorun Terör, Tedip, tenkil ve tehcir sorunudur. Sorun Uşak, ulus, vurgun, vur kaç vatandaş sorunudur. Sorun laik zorbalığın yasak, yas ve yalan edip zulüm, zalim ve zorba davranmasıdır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com