Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Yasin KÜÇÜK

İSLAM TOPLUMUNU DEĞİŞTİRME VE DÖNÜŞTÜRME PROJESİ


Yasin KÜÇÜK
3 Eylül 2014 Çarşamba 12:32

 

(İTDDP)

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1683 Viyana kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanması; Osmanlı devletine  çıkaracağı sonuç itibariyle yıllar geçtikçe anlaşılacağı üzerin Osmanlını yıkılmasıyla sonuçlanan bir sürecin ilk adımı olacağı o zaman için kestirilemeyen bir sonucuydu.

 Yüzyıllar boyunca atağa geçen ve sürekli akınlar düzenleye Osmanlı, 17. Yüzyılın sonunda duraklamış ve 18. Yüzyılın başında karşı saldırıya geçen Avrupa karşısında üstünlüklerini kaybetmiş ve her alanda yenilmeye ve geri çekilmeye başlamıştır.

 Avrupa Osmanlı gibi bir devin karşıların bir daha uyanmasına müsaade etmek istemediklerinden dolayı 180 yüzyıldan itibaren her alanda Osmanlıya saldırmış ve Özellikle Osmanlının ve İslam’ın yeniden uyanmasına vesile olacak her türlü harekete karşı savaş açmış, ve elinden geldi her türlü maddi ve manevi gücü kullanmaktan asla çekinmemiştir. 19. Yüzyıl Osmanlının sonunu hazırlamış ve hasta adam ölmüştür.

 Osmanlı’yı filen bitiren Avrupa son kılıç darbesini vurmak için bir İngiliz projesi olan T.C. devletini kurdurmuş ve bunu kurdurduğu yönetime kendi adlarına İslam Toplumunun Değiştirme ve Dönüştürme Projesi’ni (İTDDP) bizzat uygulamaya geçirmiştir. 

İngiltere Sömürgeler Bakanı, İngiliz Parlamentosunda konuşmada, Kur'an-ı Kerim'i eline alarak; “Bu Kur'an Müslümanların elinde oldukça biz onlara hakim olamayız. Ne yapıp yapmamalıyız, bu Kur’an'ı onların elinden kaldırmalıyız (almalıyız); yahut Müslümanları Kur'an dan soğutmalıyız.” diyordu. Kuran’ı Müslümanların elinden alamayacağını anlayan  batı ve batılılar bu defa başka bir yol takip etmeye yöneldiler; Müslümanları Kur’an’dan soğutmak bunun için her türlü hileyi ve hileli yolu uygulamaya karar verdiler.

Cumhuriyetin ilk yılları ve bu yıllardaki yapılan devrimler incelendiğinde; yapılan devrimlerin temel gayesinin İslam ile toplumun arasındaki bağları koparılmak için yapıldığı açıkça anlaşılacaktır. Bu devrimler İslam ile bağlarının koparılması istenen topluma karşı yapılan bir devrim ve hareketler silsilesidir. Bu devrim ve inkılâpların arkasında batı vardır. 

Tam iki yüzyıldan fazla bir zamandır, İslam dünyası üzerinde bu projeler ülkelere göre farklılıklar gösterilse de batı tarafından başarılı bir şekilde uygulanmakta ve uygulanmaya devam etmektedir. Son zamanlarda toplumun kendini İslam’a bağlayan nurani bağlarda çok daha hızlı bir şekilde ayrıldığını görüyoruz. 

             Son dönemde Toplum özellikle siyasetçi, Vaiz, sözde din alimi ve cemaat liderleri tarafından İslam Toplumunun Değiştirme ve Dönüştürme Projesi’ni (İTDDP) bizzat bunlar tarafından nasıl bir ustalıkla uygulandığını ve uygulanmaya çalışıldığını görüyoruz ve okuyoruz. Maalesef toplumun yapısı ve eğitimsizliği bu hain ve sinsi projeyi anlayacak seviyede değildir. Zaman zaman bir takım azınlıkta kalmış Müslüman uyarıcıların ve aydınların çabaları da yeterli karşılık bulamamaktadır.

           İslami haftada bir çay içilen sohbet partisine, yılda bir ay kutlanan bir festivale, vaizlerin verdiği riya kokan hitapları şarkıcıların konser salonlarında verdiği konserlere çevirdiler. Bu etkiliklere katılanlar kendileri en mutlu, en temiz ve arınmış bir şekilde düşünüyor ve İslam’ın böyle bir hayatı kabul ettiğini zan ediyorlar ve bu topluma her alanda dayattırılıyor ve kabul ettiriliyor.

            Faiz Bankaları meşrulaştırılmış, İslam’dan arınmış, Yaşasın Laiklik denen bir topluma dönüştürülüyoruz. Sözde Müslüman olan, ve görülen herkes ve her topluluk laik devletten bu çapalarına karşı her türlü maddi ve manevi rant sağlamaya; Vaizler en yüksek paraları, cemaatler kurumları, alimler en önde gelen siyasi aktörlerle yana durmakta bir bahis görmüyor. Meşrulaştırılan laiklikten herkes karınca kararınca menfaat temin etmeye devam ediyor.

            Bugün toplumda faiz ve faiz bankacılığı cemaatler eliyle yapılmakta, Cemaat liderleri kiminle dostsa, cemaat onlarla dost olmakta, cemaat liderleri kiminle düşmansa, cemaatte onlarla düşman olmaktadır, cemaatin kutsallaştırdığı kutsal, yerdiği hain ilan ediyor. Aynı mantık siyasal iktidarlar tarafından da kullanılmaktadır, Bireysellikten çıkıp sürüye dönüştürülen toplum; siyasal, dini ve küresel güçlerin elinde oyuncağa dönmüştür.

            İslam’ın ve dinin ana özü aslında tehlikededir, Hıristiyanlaştırılan bir toplum oluşturulmaya çalışılmaktadır ve toplumsal yapı her alanda incelendiğinde bu projenin başarılı olduğunu ve İslam Toplumunun Değiştirme ve Dönüştürme Projesi (İTDDP) ‘nin uygulanmaya devam ettiğini görmekteyiz. .

            Bu projeyi çok önceden görenlerden biride Bedi üz zaman’dır; bunu şöyle ifade etmiştir. “Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt gövdenin içine girdi. Şimdi mukavemet güçleşti. Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ıstırabım, yegâne ıstırabım budur…”

            Bedi üz zaman bu tehlikeyi çok önceden sezmiş gerçek bir din âlimine yakışan bir şekilde bu tehlike ile mücadele etmiştir. Bedi üz zaman ve risale i nur hareketi bu İslam düşmanı proje karşısında durumun farkına varmış buna karşı yeniden karşı taarruza geçmiş yenilenme ve karşı duruş hareket başlatmış; İslam dünyasının ve Müslümanların hastalık ve yaraları ve İslam dünyasının bekleyen bu tehlikelere karşı Kur’an eczanesinden ilaçlar hazırlamamış ve bunları hayata geçirmiştir.

Maalesef İslam düşmanları bu harekete karşı saldırıya geçmekte acele etmiş,  Bedi üz zaman vefat eder etmez, bu hareketi çeşitli şekillerde bölmüş parçalamış, tahrip etmiştir. Üzülerek görüyoruz ki; Müslümanlara karşı batının ve batılın yanında yer alan sözde nur cemaatleri bile görmekteyiz. 

            Batının en büyük savaşlarında biri de teknolojik ve medya alanında devam etmektedir, tv ve internet sahasında batı kaynaklı her türlü kumar, fuhuş, eğlence ve kültürel saldırılarına karşı İslam dünyası savunmasızdır.

Batı tarafından İslam ve İslam devletlerine karşı görünür ve görünmez alanlarda; Sanat, edebiyat, kültür, ekonomi, ziraat, din, teknoloji, devletler yönetimi vs. vs. olmak üzere, her alanda savaş açılmıştır. Müslümanların bu savaşa karşı nasıl mücadele edeceklerini mutlaka öğrenmeleri ve kendilerini yetiştirmeleri gerekmektedir.

            İslam Medeniyetinin büyük çınar ağacının, yeniden filizlenip yeniden dirileceğine kimsenin kuşkusu olmasın. İslam alemiyle birlikte Müslümanların batının istediğini gibi bir değişim değil de,  kendi öz değişimize özümüze döneceğimize inancım tamdır.

            Yeni bin yıl  İslam Altınçağı  olacaktır.


YORUMLAR
  • yorum2014-09-03 21:01:28ali mısır

    sorum şu hangi müslümanlarla "Yeni bin yıl İslam Altın çağı olacaktır."

  • yorum2014-09-03 14:56:46halil akgöbek

    İngiltere Sömürgeler Bakanı ogün dedikleri aynen gerçekleşti. ve halen devam ediyor. kendimizi avutmayalım

  • yorum2014-09-03 14:55:38HÜSEYİN

    ÇOK GÜZEL BİR ANALİZ. ALLAH RAZI OLSUN. AYDINLANDIM DOĞRUSU

Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com