Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

İslam Medeniyeti


29 Haziran 2012 Cuma 09:14
İslam medeniyeti; bir fıtrat medeniyetidir. Bu medeniyet Çağlar üstüdür. Çağların ilerlemesiyle o hep kendini yeniler. Eskimez ve pörsümez bir özellik ve güzelliğe sahiptir.
Çünkü İslam medeniyetinin temeli, Allah’ın insanlar arasından seçtiği, bilgilendirdiği, hak ve adalet ölçüleriyle donattığı peygamberler tarafından atılmıştır. Medeniyetin maddi ve manevi mimarları olan peygamberlerin; yürek ve bileği, tükenmeyen azmi, kararlılık ve sabr-u sebatı İslam medeniyetinin yapıtaşıdır. İslam medeniyeti için devrin anlayış ve idrakine uygun olarak şirkten sakındırma ve TEVHİD e davet
Ruhlarda kopan ilk çığlıktır. Medeniyetin mimarları olan peygamberler medeniyetin temelini attıkları zaman TEVHİD i haykırmak, islamın gür sesini işittirmek arzu ve iştiyakı ile adeta hafakanlar geçirdiler ancak hain gözleri uyandırmamak için dudaklarını dişleriyle çivileterek haykırışlarını belli zamanlarda ciğerlerine gömüşlerdir. Dem gelmiş iki kelam etmeye susamışlar. Fakat bembeyaz şelalelerin çağlayacak gün hatırına ve insanların fevç fevç tevhide intisap edeceklerini bekleyip susmuşlardır. Zira çok büyük ve devasa bir medeniyetin kuruluşu için temelin çok sağlam ve muhkem olması lazımdır. İslam medeniyetini kurmak ve yaşatmak suda şekil çizmek kadar zordur. Suda şekil çizmek için sabırlı olmak zorundasın. Suyun donmasını ve buzlanmasını bekleyeceksin. Soğuğun hiddet ve şiddetine dayanacaksın.
İslam medeniyeti darbelere ve ihtilallere hiç benzemez. İslam medeniyeti evlatlarını yiyerek beslenmez. Medeniyet kan içmez. Belki medeniyet kurucuları gerektiğinde kanlarını ve canlarını ona takdim ederler. Zira hak ve adalet temelinde kurulan medeniyette kan dökmek yoktur. Çünkü kanı hep cani sistemler dökmüştür. Batıl ve atıl sistem ve canavar denilen dişi medeniyetler mazlumların akıtılan kanları ve dökülen gözyaşları üstüne kurulmuştur.
İslam medeniyetinin kuruluşunda Allah uğruna zalimler tarafından kanı akıtılan ilk kurban HABİL dır.Mimsiz medeniyetin temelinde despot kurucusu,zorba kabilin zulmen akıtmış olduğu Habil’in kanı ve işkenceyle öldürülen canı vardır. Bu medeniyet uğruna Nuh gemisiyle cudiye sığınmıştır. İbrahim ateşin hararetine sabretmiştir. Yakup bu medeniyet uğruna uzun zaman evladını ve gözünü kaybetmiştir. Yunus denizlerin dibine girmiştir. Musa 40 gün çölün sıcaklığına dayanmış,10 yıl Şuayb’e çobanlık yapmış, firavunun şirk ve şiddetine karşın denizi yol edinmiştir.
İslam medeniyetinin son mimarı tek önder peygamber (sav) medeniyet için lazım olan bütün parçaları sekinet içinde yavaş yavaş bir araya getirerek büyük bir sabır ve dikkatle bütünleştirmiştir. Mekke şirk rejimi ve işkencesi altında dahi 13 yıl büyük bir azim ve yüreklilikle durmadan insanları tevhide, daha sonra ilimle, irfanla, kardeşlikle, dostlukla, mürüvvetle, adaletle, zamana göre teknikle, sevgi ve hoşgörü ile medeniyet binasını yükseltmiştir. Medeniyetin son banisi; Tevhid nakışlı libaslar üzerine takva gergefini ve Salih amel kanaviçesini ilme ilme dokumuştur.
Batıl ve atıl denilen batının mimsiz medeniyetine gerçek medeniyet denilemez. Çünkü başkalarının enkazı üzerine kuruludur. Başkalarının enkazı ve viranesi üzerine kurulan felsefi doktrinlere medeniyet gözüyle bakılamaz. Aksine İslam medeniyetinde yıkma değil yapma vardır. İslam medeniyetinde kendi bünyesini inşa vardır. Bütün unsurları bir araya getirme şeklinde terkip vardır. Toparlayıcılık vardır. Medeniyetin kurucularının sözlü davetlerinde hikmet, susmasında ibret, hal ve hareketlerinde ise mehabet ve mehafet vardır. Bizim medeniyetimizde İHANET DENGESİNİN CANBAZLARINA YER YOKTUR.
İslam medeniyetinde;
Savaş değil, barış için cihad vardır
Çatışma değil karşılıklı diyalog vardır
Çifte standart değil adalet vardır.
Üstünlük ve üstünlerin hukuku değil eşitlik vardır.
İnsanların birbirlerini sömürmesi değil, karşılıklı işbirliği vardır.
Baskı ve dayatma değil insan hak ve hürriyetleri vardır. İslam medeniyeti Çıkar ve menfaat ilişkilerinden uzaktır. Gücünü kitleden ve halktan değil, HAK’TAN alır. Zira kitle çoğu zaman kaypaktır. Şuursuzdur. Şahsi çıkar ve menfaat peşindedir. Hatta birçokları menfaati; kendilerine kıble ve mihrab edinmişlerdir. Menfaat sandalyesini ayağının altına alıp yükseleceklerine, başının üstüne koyarak alçalırlar. Dün ak dediğine bugün çok rahat bir şekilde kara diyebilir. Dün göklere çıkardığını bugün yerin dibine geçirebilir. Çünkü azgın ve sapkın insanlardan meydana gelmiş bir cemiyetin bilânçosudur bu…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com