Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Müslüm Azizoğlu

İslam’ da Farklı Dil ve Etnik Grupların Yönetim Sorunu


Müslüm Azizoğlu
31 Ocak 2015 Cumartesi 19:47


 
İslami siyasetin temelinde; Adaletin hâkim kılınması, iyiliklerin yayılması ve kötülüklerin men edilmesi hadisesi vardır. Bu vazgeçilmez evrensel bir ilkedir. İslam Âlimleri Siyaseti şu şekilde tarif etmişlerdir. Siyaset; “İnsanları dünya ve ahrette kurtulacakları yola irşad etmekle, onların salah ve menfaatlerine çalışmaktır”
  Diğer bir tabirle Siyaset ilminin temel hedefi; Neseb ve sebep unsurlarını, İnsanların dünyevi ve uhrevi huzur ve saadetlerine vesile olacak şekilde hayatı tanzim etmektir. Dikkat edilirse İnsanların birbirleriyle olan ilişkilerinde “iktidar unsuru” hep ön plandadır. İktidarı elde etme, iktidarı kullanma veya iktidarı kullanmaya katılma arzusu her dönemde her kavim ve ırk mensuplarının en önde gelen arzusudur. Bir toplumdaki siyasi otoritenin yapısını ve kullanış şeklini ele aldığımız zaman siyasi Rejim, siyasi sistem karşımıza çıkar. Burada önemli olan siyasi sistemi belirleyen esas; İktidarın/ otoritenin hangi usul ile teşekkül ettiği ve nasıl kullanıldığıdır. İslami Siyasete göre tüm kavimler ve dil sahipleri güçleri nisbetinde İktidara/otoriteye ortak olurlar. Asr-ı saadette Peygamber önderliğinde kurulan İslam devletinde her kavimden insanlar vardı ve bu insanlar görev alarak yetkilendirilmişlerdi. Yani O dönemde çoğulcu ve katılımcı bir İslami yönetim vardı. Osmanlı Dönemine kadar da Siyasi İktidar eksik ve fazlalıkları ile bu şekilde devam ede gelmişti. Ancak Emperyalist zorba güçler tarafından Osmanlı Devleti Parçalanıp yıkıldıktan sonra Kurdurulan TC Devletinin; kuruluşunu, kimliğini ve şahsiyetini “ ırkçılık ve kavmiyetçilik” üzerine inşa etmesiyle İslam Ümmeti içerisinde büyük huzursuzluklar çıkmıştır. Çok büyük krizler ve katliamlar yaşanmıştır. Çağdaş uygarlık ve muasır medeniyet adına tepinen Kemalist Laikler Türklük esaslarının dışında hiçbir kavim ve dile otoritede hayat hakkını tanımamıştır. Hal bu ki “ çağdaş uygarlığın ve muasır medeniyetin”  ne kitabı vardı ne de Peygamberi!.. Hiçbir ölçüsü olmayan bu Mimsiz medeniyet Maskeli bir haydut gibi hem İslam şeriatına ve hem de ümmet şuuruna büyük darbeler indirmiştir. Bütün kavimleri bir arada tutan Ümmet şuuru yerine Ulusal şahsiyet ve kimlik gibi sihirli hurafeler ikame edilmiştir. Bilhassa Kürt kavmi hem İnanç ve hem de DİL yönünde Tc damgalı Kemalizm tarafından cebri ve küfri baskılara maruz kalmıştır. Dinini ve dilini yaşamak isteyen İnsanlar peşinen suçlu ilan edilerek ya sürgün edilmişlerdir veya zindanlara tıkanmışlardır. Kürtçe konuşan Müslüman Kürtlere her Kürtçe kelime başına 1934 yılının parasına göre birer lira ceza verilmiştir. Mecburi İskân Kanunları ile Müslüman Kürtler Batı İllerine dağıtılarak sürgün edilmişlerdir. Hal bu ki Kavimlerin, ırkların, renklerin, dillerin, aşiretlerin ve Asabenin varlığı Sünnetullatır. Bu sünnetullahı kimse değiştiremez. Bilinmelidir ki; Toplumlar farklı dünya görüşleri, inançları, hedefleri ve talepleri olan farklı çevrelerden oluşurlar. Her bir çevre/toplum arasında da birbirinden farklı şahsiyet özelliklerine sahip kimseler bulunur. Tc. Devleti; toplumlardaki bu farklılıkları ortadan kaldırma akılsızlığını ve barbarlığını yaşatmıştır. Her insan bir anne ve babadan ( Asabeden) gelecektir ve  o anne ve babanın akrabaları ve aşireti olacaktır. Aynı coğrafi bölgede yaşayan ve ortak hedefleri olan kavimler dilleri ayrı olsa da belirli aşiret ve ırklardan meydana gelecektir. Bütün bunları zulüm ve baskıcı sözde kanun ve yasalarla yasaklamak insanlık suçudur ve mümkün de değildir. Bilindiği gibi Batıcı, Demokratik-Laik ve Kemalist Tc Devleti böyle bir politika güttüğü için Türkiye coğrafyasında Büyük bir REJİM sorunu yaşanmış ve bu baskıcı, totaliter rejim gelinen süreçte artık kavimleri ve Dillerini kabul etmek zorunda kalmıştır. Türkiye coğrafyasında en Büyük Sorun Laik Rejim sorunudur. Kürt sorunu değildir. Kürt Sorunu, baskıcı Laik Rejim sorunun bir parçasıdır. Bu Laik Rejim Tüm kavimler, ırklar ve farklı dilleri konuşan topluluklar için büyük bir sorundur. Hangi ırk ve kavme mensup olurlarsa olsunlar ve hangi Dili konuşurlarsa konuşsunlar Bütün Müslümanların birleşerek Laik Rejim yerine İslam’a dayalı İnsani bir sistem ve Adil bir düzen kurmaları halinde tüm sorunlar çözülecektir. Çünkü İslam fıtrat nizamdır. İnsanın ve tabiatın varlığına en uygun düzen İslami düzendir. Sosyal ve siyasal sistemdir. İslam toplumunu, İslam ümmetini meydana getiren fertler, aileler, kavim ve aşiretler; Allah u Tealanın kitabında ve Resul-i Ekrem sav sahih Sünnetinde geçen her hükmün “mutlak doğru” olduğunda ittifak etmişlerdir. Kendi arzu ve istekleriyle İslam a teslim olmuşlardır.
 Asr-ı Saadet dönemine baktığımızda İslam dininin Siyasi sisteminde; Mü’minlerin Emirine bağlı olan  “ Tefviz ve tenfiz” Vezirleri Çok büyük farklı yetkilere sahiptirler. Daha doğrusu Tefviz vezirleri tıpkı EYALET VALİLERİ gibi yetkilidirler. İslam’ın Siyasi sistemindeki bu genişlik; Aşiret, kavim ve kabilelerin yönetimdeki mes’uliyetlerini belirler ve her çağda uygulanabilir bir durumdur. Resul-i Ekrem sav efendimiz Aşiret ve kabile Reislerini  “Tevfiz veziri “ olarak tayin ederek, bunun meşru olduğunu fiili olarak ortaya koymuştur. Hatta Peygamber efendimiz Irkına ve kavmine bakmadan; emanet, ehliyet ve Liyakat sahibi olan kimseleri birçok zaman ordu komutanlığına getirmiştir. İslami idarede Hiçbir ırk ve kavim diğerinden üstün tutulmamıştır. Hiçbir DİL diğer dillerden üstün görülmemiştir. İslam a göre tüm insanlar Kavimleri, renkleri ve dilleri birbirinden farklı da olsa bir birlerine eşittirler. İslam Nizamı Arapçayı Diğer dillerden üstün görmemiş, diğer dilleri mahkûm, Arapçayı da hâkim kılmamıştır. İslam Dini tek din ve tek dilli bir devleti mecburu kılarak dayatmamıştır.  
İmam- ı Gazali bu konu ile alakalı olarak şöyle der: “Edebiyatçı da şaşkınlardan biri. Aklını kullansa bilecek ki, Arap lisanı, Türk ve Kürt Lisanı gibidir. Ömrünü Arap Lisanını öğrenmekle geçiren bir kimse Türk ve Hind Lisanını öğrenmek için ömrünü heba edenden farksızdır. Arap dilinin diğer dillerden farkı Şeriatın bu dille inmiş olmasıdır.”   
Ancak hatırlanacağı gibi Emevi saltanatı ile birlikte Arapça Lisanı diğer dillerden üstün görülmüş ve bunun üstünlüğü de Mevzu Hadislerle tahkim edilmeye çalışılmıştır. Hatta diğer dilleri yasaklayıcı faşizan hareketlere başvurulmuştur. Hal bu ki Bu ahval ve şerait İslami değildir. Tamamen keyfe ve küfre dayanan zorba bir harekettir. Bu yüzden Emevilerden sonra başlayan Saltanat ve İmamet modellerinin getirdiği bir takım zorbalıklar ve yanlışlıklar geniş kitlelerde yanlış anlaşmalara sebebiyet vermiştir. Bilinmelidir ki İslam dini ve sistemi bu olumsuzluklardan münezzehtir.
Tüm bu anlattıklarımız Farklı dilleri konuşan Müslüman Kavimlerle ilgilidir. Diğer İnanç grupları ise İslam devlet düzenini kabul ederek zimmet akdi ile İslam devletine bağlılıklarını deklare edenler de Müslüman topluluklar gibi her hak ve hürriyete sahip olurlar. Hiç kimse dine girme noktasında zorlanamaz.  Ancak Hiç kimsenin de İslam Dini ile ve haksız bir şekilde Dine dayalı devletle savaşma hakkı da yoktur. Müslümanlar için korunan tüm haklar Onlar( zimmiler) için de Mal, Can, Din, Akıl ve Nesil emniyeti İslam devleti tarafından sağlanır. Hatta Onların Gıybetini yapmak veya onlarla alay etmek dahi kesinlikle yasak kılınmıştır. Herhangi bir Müslüman Bir zimmînin gıybetini yaparsa tazir cezası ile cezalandırılır. Eğer bir Müslüman bir zimmîyi Öldürürse O Müslüman da zimmîye karşı kısas olunur. İslam devleti; Yasama, yürütme ve yargı denilen kuvvetler ayrılığını da esas alır. Yasamanın kaynağı Kitap ve Sünnettir. Kendi vatandaşlarına eşit şekilde hizmetleri sunar ve adaleti uygular. İslami yasaların karşısında Irkı, rengi, dini ve dili ne olursa olsun tüm insanlar eşittirler. İslam devletinde Dokunulmazlık zırhını kuşanan yöneticiler ve imtiyazlı sınıflar yoktur. Halifeyi de Mezalim Mahkemeleri denetler. Suçlu bulunduğu zaman  Devlet başkanı denilen halife derhal azledilir.


YORUMLAR
  • yorum2015-02-06 16:19:03Abdullah

    Uzun aradan sonra kaleme aldığın bu güzel yazını okudum. İnşaallah devamı gelir...

Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com