Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

İran Yezidleşiyor Mu.?


8 Nisan 2012 Pazar 10:15
Bizleri annelerimizin rahim ve batın dünyasından zahir dünyaya getiren, annelerimizin rahminde hiçbir şey bilmezken bize anlayan akıl, gören göz, okuyan dil veren, her çeşit nimetlerle donatan, yaşatan yüce Allah’ımız hayat anayasamız olan Kur’an-ı kerimin Nisa suresinin75. Ayetinde öyle buyuruyor; “Size ne oluyor ki Allah yolunda ve Rabbimiz bizi, halkı(ve idaresi) zalim olan bu şehirden çıkar, bize katından bir sahip gönder, bize tarafından bir yardımcı yolla! Diyen Mustaz’af(zavallı) erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz.’’.Bu ayeti kerimeden anlaşılıyor ki, dünyanın neresinde olursa olsun, zülüm kimden ve kime karşı yapılırsa yapılsın onun dinine, diline ve rengine bakılmaksızın zulüm ve haksızlığa uğrayan çaresizlere Müslümanların, gücü nispetinde yardım etmeleri ve gerekirse uğrunda savaş vermeleri üzerlerinde bir borçtur. Bu gün yanı başımızda Suriye denilen toprak parçası üzerinde Nusayri Esad’ın ve onun kiralık katilleri, kalemşorları ve belam kılıklı din adamları tarafından Yezidi bir hal ile çaresiz Müslümanlara yapılan haksızlık ve zülüm karşısında İran’ın firavunun versiyonu olan Esat’tan yana tavır takınması hangi vicdan hangi din ve hangi anlayış kabul eder. Eğer İRAN ben Müslüman’ım diyorsa, sonra da Suriye’de yapılan bu haksızlığa ve mezalime karşı mücadele etmiyorsa, Nuseyri rejimi ile mücadele eden diğer Müslümanlara yardımcı olmuyorsa, haksızlığa uğrayanların, mazlum ve mağdur halkın bütün haklarını savunmuyorsa, diktatörlerin ve taşkınlık yapanların karşısında durup haykırmıyorsa, ya büyük bir günah işliyor, ya münafıklık ediyor, ya büyük bir gaflet ve dalalet çukurunda veya kendine özgü bir İslami anlayış içine giriyor… Ki buda hüseyni ve İbrahim’i İslam değildir.
Kalbinde birazcık İslam ruhunun varlığını duyan başta İran Müslümanları olmak üzere bütün Müslümanların zalim ve despot olanlara el uzatması,onlara yardım etmesi,onlarla anlaşarak uzlaşması onlarla gizli yahut aşikare savaşmayı terk etmesi hiçbir zaman imkan ve ihtimal dahilinde değildir.Diktatör Esat ve benzerlerinin karşısında durup haykırmayan,özünden nefret etmeyen veya tüm zalimlere düşman kesilmeyen onlarla elinden geldiği kadar her alanda vuruşmayan insan hem izzetine hem şerefine ve hem de dinine ihanet etmiş olur.Kaldı ki onlarla dostluk antlaşmaları yapan,onlarla ebedi sadakat yeminleri edenlerin halı nice olur.? Harpte ve sulhta onlarla beraber olanlara ne gözle bakılır. Şu hakikati unutmamak lazımdır ki Kalplerinde birazcık İslam ruhunun varlığını ve birliğini hissedenler zalim diktatörleri, sapık tefrikacılığı, şımarık egemenliği rahat ve huzur içinde bırakması, onların iğrenç ve utandırıcı taraflarını ortaya çıkarmamaları, çirkin ve karanlık yüzlerine tükürmemeleri, diliyle, kalbiyle ve eliyle gücü yettiği kadar adı geçen zalimlerle mücadele etmemeleri mümkün değildir... Gençlik yıllarımızda 1978 lerde İran’da zalim şah tarafından zulme, işkenceye ve haksızlığa tabi tutulan Müslümanların şaha ve onun şahsında tüm despotlara karşı başlattıkları kıyama bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak var gücümüzle İran diktatörlüğüne karşı İran Müslümanlarına destek verdik. Güçlüden yana değil, haklı olan Müslümanlardan yana olduk. İranın mezhepsel iç meselesidir diyerek susmadık. Sarık ve cübbe ile de bir devletin idare olunacağına hep destek verdik. Mesleye TEVHİD noktasından yaklaşarak İslam caddesinde ilerleyen ve vahdetimizin parçası ve yedek sermayesi olan ümmet şuuru ve bilinci ile hareket ederek bereketlendik.1980 yılının başında imamlık yaptığım il ve ilçe müftülüklerinde bize ‘’HUMEYNİ’’ cidir diye yer ve söz hakkı verilmez adeta dışlanırdık. Sebep İran’da ki İslami ve insani gördüğümüz kıyama destek vermemiz ve zalimleri lanetlememizdi. Allah u zülcelâl ana hayat yasamız olan ve Resul-i Ekrem(sav)ı ihtiyarlatan, Kur’an-ı kerimin Hud suresinin 113.ayetinde şöyle buyuruyor.’’Zalimlere(zulmedenlere) meyletmeyin; Sonra size ateş dokunur.(cehennemde yanarsınız)Sizin Allah tan başka dostlarınız yoktur. Sonra ondanda yardım göremezsiniz.’’ İran a ne oluyor ki zalim Esad’a meylediyor. İnsanlığın uzun tarihi süreci içerisinde İslam’ın diktatörlerle ve taşkınlıklarla ve kargaşa çıkaran egemen güçlerle savaştığı kadar hiçbir din ve hiçbir nizam savaşmamıştır. Bugün gerekçe ne olursa olsun İran’ın Müslüman Suriye halkına karşı Zalim Esat tan yana tavır takınması akıl ve mantık açısından geçerli değildir. Her yol başında her cadde ve sokakta zulmü ve haksızlıkları gördükleri, her köşede mezalimle burun buruna geldikleri halde bu haksızlığı bu zulmü, işkenceyi ve iğfali azıcıkta olsa gidermek için ellerini, dillerini ve kalplerini harekete geçirmeyenlerin, zulme uğrayanların ahu zarını, feryadu figanını duymayanların muhakkak ki İslam kalplerini imar etmemiştir. Çünkü İslam bunların kalbini ve kalıbını imar etmiş olsaydı, islamın mukaddes ışığı bu kalpleri yakar aydınlatır, kavurur, harekete geçirir mazlum ve mağdur Müslümanlarla birlikte zalimlere karşı savaş alanına iter, onları birer mücahit ve birer mücadeleci haline getirirdi. Bugün menfi kavmiyetçilik ve milliyetçilik ruhu Müslümanları bozguncu ve iğrenç emperyalist zalimlerle mücadeleye sevk edecek kudret ve güce sahipse, hatta içtimai ruh bizi sapık kapitalizm ve tefrikacılık ile savaşmaya itecek bir güçteyse, Ferdi hürriyet fikri bugün bize haksızlığa, zorbalığa, diktatörlüğe karşı savaşacak heyecanı veriyorsa; İslam ruhu da emperyalizmi, tefrikacılığı, zorbacılığı vahşi çıkar ve menfaati ‘’zulüm’’ kelimesi altında toplar herkes ve her kesimi topyekûn ve hiç zaman kaybetmeden tereddütsüz, münakaşasız onunla mücadele etmeye davet eder. Allahın dini ve dinimiz İslam’a göre kalbinde azıcık İslam ve insanlık ruhunu hisseden kimse Başta ESAD olmak üzere taşkın zorbalığın ve şımarık egemenliğin, adi zulmün; annelerin HÜR olarak dünyaya getirdiği insanları köle yapmasına asla fırsat vermez. Bizler yıllar yılı zalim Saddam’ın emperyalist batıcılar tarafından maşa gibi kullanılarak mazlum İran Müslümanlarını bombaladığı dönemde Türkiyeli Müslümanlar olarak mazlum ve mağdur İran halkını destekledik. İsrail ve Amerika’ya karşı hala da İran Müslümanlarının yanında yer alıyoruz. Ancak İranın bütün bunları görmemezlikten gelerek ya mezhebi veya siyasi çıkar için Zalim Esat a destek vermesi imanı ve ameli noktada zalimlere meylettiğinin alâmetifarikasıdır. Hal bu ki yüce Allah bu konuda bizleri uyarmış ve zalimlere karşı durmamızı ve haklı ile beraber olmamızı bize emretmiştir. Hucurat suresinin 9.ayeti kerimesinde şöyle ferman buyuruyor.’’Eğer mü’minlerden iki taife(iki grup) birbirleriyle kital ederlerse aralarını düzeltin.(ıslah edin, sulh yapın)Şayet biri diğerine karşı baği olur(saldırganlaşırsa),Allah ın emrine dönünceye kadar saldıran(haksız)tarafla savaşın. Eğer(haksızlıktan)dönerse artık aralarını ADALETLE düzeltin ve her işte adaletli davranın. Şüphesiz Allah adil davrananları sever.’’Bu bağlamda şu anda Suriye toprakları üzerinde meydana gelen hercu merc te haksız olan taraf despot, zalim ve egemen Esat ve avanesidir. Allahın emri gereğince haklı olan ve hürriyet mücadelesi veren Müslüman halkla birlikte olup, haksız olan Esat ve taifesine haddini bildirmek, hem İslami hem insani ve hem de kardeşlik görevimizdir. Allah ın emri budur. Adalet budur. Kıstas budur. Peygamber efendimiz (sav)de hadis-i şeriflerinde’’haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır’’diyerek bu noktaya dikkat çekmiştir. Mekke döneminde egemen, zalim müşrikler tarafından mazlum ve mağdur halka yapılan işkenceye ve zulme dur demek ve onlarla çarpışmak üzere İslami olmadığı halde kurulan Hilful-Fudul derneğine büyük bir istek ve arzu ile hürriyet peygamberi de üye olmuştu. Çünkü zalimin dili, dini, rengi ve ırkı sorulmadığı gibi, Haksızlığa ve mezalime uğrayan kişi ve kişilerinde dili, dini, rengi ve ırkına bakılmaz. Zira hakların ve halkların çarpışmasında bitaraf olanlar hem dünyada ve hem de ahirette bertaraf olurlar. Bu dünyada hak ve halk cephesinde buluşmayanlar ahirette cehennem cephesinde buluşmaya mecbur ve mahkûm olurlar. GEREKÇE NE OLURSA OLSUN EL’AN İRAN HATA EDİYOR. ZALİMLERE MEYLETMEKLE ATEŞLE OYNUYOR.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com