Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Yasin KÜÇÜK

İbni Havkal’ın seyahatnamesinde Urfa ve Harran


Yasin KÜÇÜK
19 Haziran 2016 Pazar 15:22

İbni Havkal’ın seyahatnamesinde Urfa ve Harran İBN HAVKAL hakkında en geniş ve doyurucu bilgileri Prof.dr. Ramazan Şeşen hocamızın Türkiye Diyanet Ansiklopedisi için hazırladığı İBN HAVKAL maddesinden bulup aynen aktarıyoruz.

“İBN HAVKAL (ابن حوقل) Ebü’l-Kāsım Muhammed b. Alî en-Nasîbî el-Bağdâdî (IV./X. yüzyıl) Sûretü’l-ar² adlı eseriyle tanınan büyük İslam coğrafyacısı ve seyyahıdır. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. 9. Yüzyılda yaşamıştır. Nusaybinlidir; çocukluğunu ve gençliğini Nusaybin, Musul ve Bağdat’ta geçirmiştir.

Ünlü seyyahın hayatı hakkındaki bilgileri Śûretü’l-arż (el-Mesâlik ve’l-memâlik) adlı eserinden elde edilmektedir. Gençliğinde Bağdat’ta ticaretle uğraşmış, bu arada çeşitli ülkelerden bahseden eserleri okuyup öğrendiklerini tüccar ve seyyahlardan dinlediği hatıralarla zenginleştirmiştir. Sonunda topladığı bilgilerin birbirinden farklı olması dikkatini çekmiş, okuduklarını ve duyduklarını gördükleriyle düzeltmek ve bilgisini artırmak için ticaret kervanlarına katılarak İslâm ülkelerini dolaşmıştır.

331-367 (943-977) yılları arasında İslâm dünyasında seyahat edip çağdaşı Muhammed b. Ahmed el-Makdisî gibi daha çok bizzat tuttuğu seyahat notlarını esas alıp adı geçen eserini meydana getirmiştir. Bazı müellifler, kitabındaki ifadelerine dayanarak onun Fâtımî taraftarı olduğunu söylerse de bu konuda kesin delil yoktur; nitekim koyu Sünnî Sâmânîler’i de övmektedir. Muhtemelen Bağdat’a hâkim olan Büveyhîler’in kötü idaresi onu Fâtımîler için iyi ifadeler kullanmaya zorlamıştır.

İbn Havkal, 7 Ramazan 331 (15 Mayıs 943) tarihinde Bağdat’tan hareket ederek önce Arap yarımadasının çeşitli bölgelerini, 336’dan 340’a (947-951) kadar Kuzey Afrika ve İspanya ile Büyük Sahrâ’nın güney kısımlarını, 344’te (955) Mısır, Doğu Anadolu ve Azerbaycan’ı, 350-358 (961-969) yılları arasında İran, Horasan ve Batı Türkistan’ı, 362’de de (973) Sicilya’yı dolaştı. 340 (951) yılına doğru Ebû Zeyd el-Belhî’nin öğrencilerinden coğrafyacı İbrâhim b. Muhammed el-İstahrî ile tanıştı. İstahrî’nin isteği üzerine onun, hocası Ebû Zeyd el-Belhî’nin Śuverü’l-eķālîm adlı eserini esas alarak yazdığı Śûretü’l-arż adlı kitabındaki haritaları ve bilgileri tashih etti. İstahrî’nin eserini görmesi yazmayı düşündüğü coğrafya kitabı üzerinde etkili oldu. Her ne kadar çalışmasının kaynağı bu eser ise de İbn Hurdâzbih, Ceyhânî ve Kudâme b. Ca‘fer’in kitaplarından da faydalanmıştır.

Śûretü’l-arż, Belhî’nin tarzında kaleme alınmış bir İslâm dünyası coğrafya kitabı olup kısa bir takdimi takip eden iki ana bölümden meydana gelir. Birinci bölümde, dünya haritası ve eserin telifinde takip edilen metotla ilgili bilgilerin verildiği bir girişten sonra sırasıyla Arap yarımadası, Basra körfezi ve çevresi, Kuzey Afrika, Endülüs, Sicilya, Mısır, Suriye, Akdeniz, el-Cezîre ve Irak anlatılır; ayrıca her bölgenin haritası verilir ve açıklaması yapılır.

İkinci bölümde İslâm dünyasının doğu yarısı yani İran, Azerbaycan, Sind, Horasan, Sicistan, Hazar denizi ve çevresiyle Batı Türkistan ele alınır ve her bölge anlatılırken gayri müslim komşu ülkeler hakkında önemli bilgiler verilir; Türkler, Ruslar, Güney İtalya şehirleri, Nübye ve Sudan hakkında anlatılanlar bu husustaki en güzel örneklerdir. Ebû Zeyd el-Belhî ve İstahrî’nin eserleri, “es-Sûretü’l-Me’mûniyye (es-Sûretü’l-Hindiyye)” denilen haritanın tashihi ve yeniden yapılmış şerhleriydi. İbn Havkal ise dolaştığı İslâm ülkeleri ve komşuları hakkında topladığı siyasî, idarî ve iktisadî coğrafyaya dair bilgileri seleflerinin eserleriyle karşılaştırarak ortaya gerçek ve müstakil bir çalışma koymuştur. Onun özellikle, bir bölge hakkında bilgi verdiği zamanki durumundan başka daha önceki siyasî durumuna ve geçirdiği değişikliklere de işaret etmesi dikkat çeker.

İslâm coğrafyacılarının eserleri arasında, çeşitli bölgelerde üretilen ve ticaret yapılan mallara dair en çok ve en sağlam bilgileri veren onun eseridir ve bu konuda en güzel örneği Mâverâünnehir bölgesine ayırdığı bölüm teşkil eder. İbn Havkal’in kitabı uzun bir çalışmanın ürünü olup ikisi müellifin kendi hayatında olmak üzere üç kere telif edilmiştir. Günümüze kadar gelen nüshalardan anlaşıldığına göre bunların ilki, Seyfüddevle el-Hamdânî’ye (ö. 356/967) sunulmuş, Hamdânîler hakkında tenkitler ihtiva eden ikincisi ise 367 (977) yılında tamamlanmıştır. 378’de (988) meydana getirildiği sanılan üçüncü telife müellifin ölümünden sonra bazı ilâveler yapıldığı anlaşılmaktadır.

Eser ilk defa Michael Jan de Goeje tarafından Bibliotheca geographorum arabicorum serisinin II. cildi olarak yayımlanmıştır (Leiden 1873). Daha sonra Johannes Heindrik Kramers, başta Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndeki (III. Ahmed, nr. 3346) nüsha olmak üzere çeşitli yazmalarla de Goeje neşrini ve daha sonraki müelliflerin eserden yaptıkları iktibasları karşılaştırarak tenkitli neşrini yapmıştır (Leiden 1938-1939, 1967; tıpkıbasım nşr. Fuat Sezgin, Islamic Geography serisi içinde, c. XXXV, Frankfurt 1992). Kramers ayrıca eseri Fransızca’ya tercüme etmiş ve bu tercüme Gaston Wiet tarafından yeniden gözden geçirilerek yayımlanmıştır (Configuration de la terre, I-II, Paris-Beyrut 1964). Eser William Ouseley tarafından İngilizce’ye (The Oriental Geography of Ibn Haukal, London 1800; tıpkıbasım, nşr. Fuat Sezgin, Islamic Geography serisi içinde, c. XXX, Frankurt 1992) ve Ca‘fer Şiâr tarafından Farsça’ya (Tahran 1345) tercüme edilmiştir.

Eserin Mâverâünnehir ve Türkler’le ilgili kısımları Ramazan Şeşen tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir (İslâm Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, Ankara 1985, s. 162-173, 207-246). İbn Havkal’in Sicilya hakkında ayrı bir kitap yazdığı bilinmekteyse de esere henüz rastlanmamıştır.

Ramazan Şeşen hocamızın 10. Asırda İslam Coğrafyası kitabında Buyük İslam coğrafyacısı ve seyyahı İbnil Havkal’ın Śûretü’l-arż kitabında Harranda ile alakal olarak Harran’nın Rakkadan daha büyük bir şehir olduğunu va Sabiilerin şehri olarak anıldığını söyler, Bilindiği üzere sabiler “Sâbiîlik veya Mandeizm/Mandenizm (Mandaeans) (Arapça : الصابئة veya مندائية) Âdem, Nuh ve Vaftizci Yahya'yı peygamber kabul eden, ancak İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed'i reddeden tektanrılı bir dindir.

Eskiden mensupları çoğunlukla Irak ve Suriye'de bulunurdu. İslam'ın ortaya çıkışından sonra inanç mensuplarının sayıları iyice azalmış ve zamanla yok olma noktasına gelmiştir.[kaynak belirtilmeli] Günümüzde ise Dünya üzerinde 60.000 ile 70.000 kadar Sâbiî olduğu tahmin edilmektedir. Ancak Orta Doğu'daki mensupları Dünya'nın geri kalanına oranla daha az sayıdadır. Dürzilik mezhebinin bu dinden ve Yezîdîlikten yoğun ölçüde etkilendiği düşünülmektedir.

Harran’da sabilerin mabetleri, Belh tapınağı gibi büyük tapınaklarının olduğundan bahis eder Ve bu tapınakta ibadet etiklerin söyler, Ayrıca sabiler bu tapınağın Hz. İbrahim’e ait olduğunu söylediklerini belirtir. Harran’ın çok sıcak olasından dolayı çok sıcak olduğunu ve çok az sayıda ağaç olduğunu söyler, kuru tarım yapıldığını ancak yağan az bir yağışla ziraat yapıldığını belirtir.

Büyük rustaklarının ve kûrelerinin olduğunu söyler, Rumların bunlarının büyü çoğunluğunu aldığını söyler, Harran’ın çoğu istila ve saldırılardan dolayı özellikle Arapların istilaları Benû Akıl ve Benû nümeyr kabilelerinin haranı harabeye çevirdiğini söyler ve Harran’ın dümdüz bir ova ortasında kurulu bir şehir olduğunu belirtmiştir.

Harran’dan sonra İbni Havkal Urfa’ya da uğrar Urfa ile alakalı olarak; Urfa’nın Harran Ovasının kuzey batısında yer aldığı söyler, Urfa Orta derecede halkının çoğu Hıristiyan olan bir şehirdir, Urfa’da 300 den fazla irili ufaklı Kilise ve manastır bulunur, Urfa’da Hıristiyanların en büyük ve en güzel kilisesinden bahis eder. Bu kilise Büyük yolda bulunan Bugün Selahattin Eyyübi camisi olarak hizmet veren Büyük ermeni Katedrali’nden bahseder. Şehrin etrafından çok sayıda bağ bahçe ve bostan olduğundan bahis eder, Urfa’nın kefertusa’dan daha küçük bir şehir olduğunu belirtir.

Bizans II. Nikeforos Fokas’ın Urfa’yı 10. Yüzyılın başında Urfa’yı savaşsız aldığını söyler Fırat kıyılarını da seyahat eden İbni Havkal Fırat kıyısında bulunan Birecik ve Samsad şehirlerinden bahsi eder, suları bostanları bağları ve ağaçları olan bu iki şehrin gerilediğinden bahis etmektedir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com