Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Cennet NEVA

Hoşgörü


Cennet NEVA
21 Temmuz 2015 Salı 12:53

Her gün bir sabaha uyanırız, her birimizin vardır mutlaka yapacak uğraşları, meşgaleleri. Sorumluyuzdur bir şeylerden, vazifelerimiz vardır, mecburiyetlerimiz yâda olmazsa olmazlarımız. Bir baba her gün işe gitmek zorundadır, bugün gitmeyim diyemez. Anne hakeza evlatları, evi, çalışıyorsa birde o iş vazifesi vardır. Peki çocuklar? Onların yok mudur vazifesi? Elbette vardır. Bütün yaşamın içerisinde birde davranışlarınız vardır birbirimize olan vazifelerimiz arasında. Asıl vazifemiz biz hayatı yaşarken kâinatta her şeyi bir an durmaksızın  hiç bir eksik aksama olmadan tıkır tıkır işleten, devranı döndüren Yaradanımıza karşı vazifemiz vardır. Bizim her bir şeyimizi düşünüp veren Rabb'imize biz ne yapıyoruz? Gün içerisinde ne kadar düşünüyoruz yâda kaç dakika kaç saniye tevekkül ediyoruz. Başımıza gelen, iyi veya kötü bir işte bunun kimden geldiğini ne kadar düşünüyoruz? Bütün bunları kendi iç muhasebemizde düşünüp tevekkül etmemiz gerekiyor. Ben bugün her birimize, her zaman ders olmuş, örnek olmuş, yaşadıkları ömürler içerisinde her türlü belki bizlerin tahayyür (idrak edilmesi bile güç olan) bile edemediğimiz, nice hikmetlerin altındaki sırlardan ve bütün bu yaşantısıyla bize örnek olan o Allah dostlarından bahsetmek istiyorum.

Adamın bir kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için, bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyormuş. Durumu Hacı Bektaş Veli 'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi Dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana 'ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmediğini söyler. Mevlana 'ya bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle der:  Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir, öyle her leşe konmaz, o yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

Bizler için her attıkları adımın örnek olduğu bu büyük zatlar sadece birbirlerine değil, herkese hoşgörüyle, tevazu ve alçak gönüllülükle yaklaşarak cümle âlemin baştacı olmuşlar. Yaradan katında ki değerleri de cabası. Bizde bu yaşantıları örnek alıp karşımızdaki insana hoş görüyle yaklaşsak ve bunu ilk yapan biz olsak ne kaybederiz

Bunu Biliyor muydunuz?
Sevgili kardeşlerim, insanoğlunun üç bedenden yaratıldığını söylesem ne dersiniz?
Evet, üç beden Yaradanımız biz daha anne karnındayken, önce fizik bedenimizi sonra nefs bedenimizi ve tam anne karnından dünyaya geleceğimiz vakit kendi nefesinden yani (ruh) bedenimizi vermiş.
Nefs bedenimiz simsiyah ve kapkaraymış. Bize her zaman kötülük emredermiş. Bu da yetmez bu bize kötülükleri emreden nefsimize birde şeytanla kol kola girer, onu destekler, bizim bütün bu kötülükleri yapmamıza vesile olurmuş.
Bakın Kur'ân'ı Kerim'de(Nisa  4/1)(Ey insanlar, Rabbiniz'e karşı takva sahibi olun. O ki, sizi bir tek Nefsten (Âdem Aleyhisselâm'dan) yarattı. Ve ondan zevcesini yarattı ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yaydı. Ve On’unla (O'nun adı ile) birbirinize dilekte bulunduğunuz Allah'a karşı takva sahibi olun ve rahimlerden (akrabalık haklarından) sakının. Muhakkak ki Allah, sizin üzerinizde murakıbdır (sizi kontrol edendir).
Bir de bize ruh vermiş bu ruh Allah'tan olduğu için tertemizdir ve içerisinde birçok güzel huyu barındırır. Bu da bize hep iyi şeyleri, iyilikleri emreder. Hani birine bir kötülük düşünsek veya biri hakkında kötü bir zanda bulunsak içimizden bir ses bize "Neden böyle düşünüyorsun? Bunu böyle yapmamalıydın" diyen, işte o içimizdeki temiz ruhumuzun sesidir. Buna halk arasında vicdan azabı da deniliyor. Yani yapmış olduğumuz kötü hal, hareketten dolayı bize azap duygusu ve pişmanlık veren Rabbimizin içimize üfürdüğü ruhun sesidir, hasletiymiş.
32 - SECDE / 9 :
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem'î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.)
Yani kardeşlerim bizlerin üç bedenden yaratıldığımızı öğrendiğimde hemen aklıma Yunus Emre'nin şu dörtlüğü geldi.

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin
Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne
Kişi Hakk’ı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir

Daha önce bu dizeleri okuduğumda hiç anlamamışım ve ilk başta kendimizi bilmemiz gerek sevgili kardeşlerim. Hayata hep ılımlı ve pozitif bakacağımız günler yaşamamız dileği ile. Hoşça kalın…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com