Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Mehmet İMRE

HAK EDENLERİN BAYRAMI


Mehmet İMRE
6 Ağustos 2013 Salı 12:33

Yarın Ramazan Bayramı, dinimize göre iki bayramımız var. Biri Ramazan diğeri Kurban bayramı: Gerçi ülkemizde sayısını unuttuğum bir sürü bayram var. Hani derler ya deliye her gün bayram bizimkide onun gibi bir şey. Lakin Müslüman olmamız hesabı ile biz, İslam’a göre hareket ederiz.  Bu bayram Müslüman olan tüm insanların bayramıdır. Bayramları bayram yapan unsurlar arasında öncelikli olarak. Yetimi sevindirmek, fakir fukarayı gözetip gücümüzün yettiği nispette fitre ve zekâtlarımızla yardımcı olmak sevgi ve muhabbetin daim olduğu, bir şenlik havasında küçüklü büyüklü insanların coşku ve mutlulukla bir birleriyle kucaklaşmaları, dargınlıkların ortadan kaldırılması ile hasret gidermeleri, güzel anılarını ve en önemlisi sevinçlerini yakınlarıyla paylaşmalarıdır. Ama bu Bayramı gerçek anlamda hak edenler: bu yaz sıcağında oruçlarını tutanların bayramıdır. Bu bayram günahlarından temizlenenlerin bayramıdır. Bu bayram Ramazan da hayır ve hasenat yapanların bayramıdır. Bu bayram fakir fukarayı sevindirenlerin bayramıdır. Fakat bu bayram buruk bir bayram; Suriye’de Mısır’da ümmet’in kanı akıtılmakta bir kısmı da esaret altında özgürlükleri askeri cunta tarafından ellerinden alınmıştır. Bizler bu bayramı buruk geçireceğiz. Ancak imanı kâmil olmayan ve ensesi kalınlar bunu anlamazlar. Çapulcular hiç anlamazlar. Ümmetin içerisinde bulunduğu bu duruma ancak dualarımız ile destek verebiliyoruz. Yüce Rabbimiz Dünya’nın nesrinde olursa olsun zulüm gören Müslümanlara yardım etsin ve zulüm yapan zalimleri de KAHHAR İsmi ile kahretsin inşallah ÂMİN…

Çocuk ve bayramı hep bağdaştırmışızdır... Söz konusu çocuk olunca konunun detaylarının da merkezi kadar önemli olduğunu söylemek gerekir. Çocuk, çocukluk bambaşka bir dünyadır.

“Çocuklardaki her şey, bizim çocukluğumuzdaki gibi” demek konuyu doğru anlamamıza yardımcı olacak önemli ipuçları verir. Bir küçük çocuk nasıl algılar? Ona nasıl anlatılırsa öyle algılar. Bir küçük çocuk neden korkar? Bir küçük çocuk neyi sever? Büyükleri neyi sevmesini ön görürse. Bir küçük çocuk neyi güzel yapar?  Büyükleri onun yaptıklarından hangisini en çok onaylar ve takdir ederse.

Sağlıklı ve imanlı bir neslin yetişmesinde sağlıklı düşünemeyen ve imansız bir hayat ile ayakları yere basmayan uçuk bir neslin yetişmesine davetiyedir.

İmanları kâmilleşmemiş ebeveynlerin nasıl bir çocuk ve gençlik yetiştirmesi beklenebilir ki?  Örnek vermek gerekirse saçlarını çeşitli şekillere koyan, sakallarını haftalık olarak değişik traş eden, düşük kemer (bu arada düşük kemer pantolon Amerika da yasaklandı)  pantolon giyip arkasının bir kısmı dışarıda olan, namus ve iffetten bihaber olan, kısmi olarak uyuşturucu ve zina bataklığına saplanmış bir gençlik. Şu an mevcut durum bu. Sayın Başbakanın dindar gençlik yetiştireceğiz sözünün altında yatan mesele bu şayet önlem alınmazsa bu gençlikle geleceğimiz diye bir beklenti içerisine girmeyin.

 

Diğer bir konu: nihayet sonuçlanan Ergenekon davası mahkemenin vermiş olduğu karar halk tarafından sevinçle karşılanıp memnuniyet yaratmıştır. Tabi çapulcular hariç, onlarda artık Silivri etrafındaki tarlalarda anız yakıyorlar. Dileğimiz kalan Ergenekon parazitlerinin de temizlenmesidir. Yoksa tekrar ur gibi çoğalabilirler bunlara dikkat edilmesi lazım gelir. Bu ceza alanlar sadece tetikçiler bunların elebaşları nerede. Asıl onlar yargılanmalı. Sermayenin ve medyanın başında olanlar her zaman kendilerine bir tetikçi bulurlar. Mesela darbecilerin başlarının tiyatro ayağı, levent kırcadır. Gerek skeçleri gerekse tiyatro senaryolarıyla halkı kışkırtmak komutanlara mesaj vererek darbeye özendirmek ve halkın ahlaki değerlerini bozmak, manevi değerlerini hakir ve küçük görmek alay etmek gibi. Telafisi onarılması güç yaralar açmış toplumun aile yapısını bozmuş deforme olmasına sebebiyet vermiştir. Şimdi de çıkmış salya sümük hakaretlere başlamıştır, serseri mayın gibi her kurum kuruluşa saldırıyor.

 

Bu hükümet cuntacı, çapulcu, hortumcu,faiz lobisi,mafya, v.s. çetelerle mücadeleye girişmeseydi Türkiye’de şu an Mısır da olduğu gibi bir darbe olmuş ve darbeye karşı direnen halka karşı yine Mısırda olduğu gibi katliamlar yapılıyor olurdu. Dahası Türkiye’nin Vandalları mısırın baltacıları gibi darbeye karşı direnen halka saldırıp öldürüyor olurdu. Çetin doğanın darbeden sonra toplama var tepeleme var sözünü unutmayalım. Eğer Ergenekon davaları olmasaydı bu darbeciler Gezi ve benzeri gösterilerdeki çapulcuları dikkate alarak "halk bu hükümeti istemiyor" diyerek darbe yaparlardı. Tıpkı Mısır da ki gibi. Sonra da 13 bin dolar olan milli gelirimiz darbeyi yapanların avenesi ile onlara destek olan gazeteci ve patronlar arasında paylaşılır, milli gelir 2–3 bin dolara inerdi. Olan halka olurdu. Bu Bayram’ın, tüm Müslümanlar arasındaki kardeş kavgasına son verilmesine vesile olması dileklerimle.  Hayırlı bayramlar…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com