Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Bedir TÜRKER

Günümüzün Samimiyet Sınavı


Bedir TÜRKER
18 Nisan 2013 Perşembe 07:30

Günümüzün Samimiyet Sınavı İslam Ve Halkları Mı Korunmalı Yoksa Siyonizmin Ve Emperyalizmin Hedefi Mi?

Başlığımızda ki soruya yaşadığımız şu coğrafyada açık-aleni olarak Siyonizm ve emperyalizm taraftarları hariç ki belki de hiç yoktur, tüm insanlar “İslam ve Halkları korunmalıdır” diye cevap vereceklerdir. Tabii ki kastettiğimiz sözlü bir cevap değil ameli ve pratikteki ispat cevabıdır. Söz ve amel uyumluluğudur.

Bu durum dünyanın iki kutbu arasında ki uzaklık gibidir. Bir insan kuzey kutba doğru ilerliyor, yaklaşıyorsa güney kutuptan da o derece uzaklaşıyor ve karşı duruyordur. Kişi İslam ve İslam alemine ne kadar yaklaşıyor ne derece dost oluyorsa o kadar Siyonizm ve emperyalizmden uzaklaşıyor demektir. Aksi halde ise zıt olan durum meydana gelecektir. Bu durum açık ve net olan insanlarda böyle cereyan etmektedir ancak net ve açık olmayanlar ne güneyden, ne kuzeyden; ne doğudan, ne batıdan; ne tam İslam’dan yana, ne de tam Frenklerden (Avrupalılardan)  olduğunu belli etmezler zahiren renkleri belli değildir, kinayeli bir havaları vardır, herkes kendinden olduğunu sanır çünkü kinayeli-çift yönlü konuşurlar ve ona göre iş yaparlar, zihinler karışır, bilgi kirliliği ve puslu havalar her zaman işlerine yarar.

Kimyacı gibidir her şey den biraz katar terazinin kefesini gözetir, İslam kefesi hafiflemişse biraz İslami nutukla bu kefeyi ağırlaştırır ancak dozajına dikkat eder kaybettiği sinerjiyi kazanacak kadar verir, şeytani dost ve müttefiklerini hiçbir zaman ihmal etmez onlarla dostluğunu her geçen gün arttırır ‘şeytanlarının yanına gelince biz onlarla alay ediyoruz siz bizim gerçek dostumuz-sırdaşımızsınız’ ayetinin tecellisi oluverir, ancak fark ettirmez çok dikkat çekerse istemeye istemeye dostlarını biraz eleştirir böylece teraziyi dengeye getirir, insanlar bu duruma bağışıklık kazandığı için her günkü gelişmeler olarak bakar ve inanır, sivrisinek hükmündeki şahıs ve olayları yılan gibi göstererek insanların dikkatini sivrisineğe çeker öte yandan yılan ve akrep gibi zehirli ve insanlığın kanını emerek yaşayan vampir canavarları, İslam düşmanlarını ise dost ve masum, iyi niyetli olduklarını göstermeye çalışır ama zahiren de bazen onları eleştirmekten de geri kalmaz ki insanların zihinleri karışsında hakikat anlaşılmasın, her fırsatta İslam ve müslümanların yararını gözeten  söylemlerde bulunurken ne hikmetse amelde bütün yaptıkları İslam düşmanları-frenkleri sevindirir onların işine yarar, onların güçlenmesini sağlar.

İslam tarihi incelenirse görülecektir ki bunlardır Hz.Aişe annemize iftira atıp insanlara vesvese verenler, peygamber efendimizi üzüp arkasından gülenler o dönemde bunların attığı çamuru-iftirayı ancak vahiy temizleyebildi-şüpheleri giderdi(-bugün ise vahiy de gelmeyeceği için müslümanlar basiretli ve uyanık olmak durumundadır yoksa şüpheler denizinde boğulabilir), bunlardır Uhud yolunda nice yalan ve şeytani hileyle İslam ordusunu parçalayıp üçyüz kişiyi Medine’ye döndürerek Peygamber Efendimizi yalnız kalmasını sağlayanlar- İslam’ın yok olmasını temenni edenler, bunlardır Hz. Ebubekir(ra)’in savaş açtığı Müseylime bin Kezzablar(yalancılar)-İslam Ümmetine önderlik taslayıp, müminleri bırakıp Frenkleri dost edinenler-, bunlardır Hz.Osman’ı şehit eden gerçek katiller ve kanı üzerine politika yaparak  Hz.Ali (ra)’yi suçlu göstermek isteyerek pirim elde etmeye çalışanlar, düşmanlık ateşi yakıp Cemel Savaşıyla müslümanları birbirine kırdırtan böylece dönemin kafirlerini sevindirenler. (İmam Ali (ra)’nin onca uyarı ve nasihatini etkisizleştirenler bunlardır, insanları yanlışa, uçuruma doğru yönlendirenler hep bunlardır.)

Peygamber Efendimizin ümmeti için kaygılanmasını sağlayanlar bunlardır çünkü bunlar açık ve net olmadıklarından kapkara şeytani plan ve hilelerini, canavar yüzlerini sütten çıkmış ak kaşık misali beyaza boyamışlardır, bunlar bir elleriyle müslümanlarla musafaha yaparken diğer elleriyle islam düşmanı Emperyalizmin-Siyonizmin hançerini İslam Halklarının bağrına saplamaktadırlar, bunlardır bir taraftan ayet okurken bir taraftan İslam Ülkelerini Kerbelalara çevirip Yezid misali  katlettiği masum canlar üzerine şimdi Bedir’in intikamını aldık-müşrik atalarımızın intikamını aldık diyenler, şimdilerde emperyalizm ve siyonizm düşünceli insan bozması canavarlar tarihte haçlı seferleri gibi düzenledikleri bir çok savaşlarda ölen atalarının intikamını, İslam Ümmetini parçalayarak, bibirleriyle savaştırarak, gerekirse kendisi gelip katlederek almak istiyor işte bu noktada en büyük görev de; yeri geldikçe namaz kılan, İslam’dan dem vuran, barışın önemini anlatan ancak her imkanı ve zemini-şartları emperyalizme, siyonizme hizmet için kullanan tam münafık ve yerli görünen bir güruha iş düşmektedir… Kur’an-ı Kerim başlıca bir sureyi bu konuya ayırmış ve adını da Münafikun diyerek meselenin tarih boyu her dönemde önem arz edeceğinden biz müslümanların dikkatini çekerek asla gaflete düşülmemesini ihtar etmiştir.

Bediüzzaman Hazretlerinin konuyu özetlercesine ve müslümanlara bir düstur hükmünde nurefşan olan sözü: "Bana ızdırap veren," dedi, "yalnız İslâmın mâruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü, düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basîret gözü böyle körleşirse, îman kalesi tehlikededir. İşte benim ızdırâbım, yegâne ızdırâbım budur. Yoksa, şahsımın mâruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeye bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate mâruz kalsam da, îman kalesinin istikbâli selâmette olsa!" (Tarihçe-i Hayat) “Ey bu vatan gençleri! Frenkleri (Avrupalıları) taklide çalışmayınız. Âyâ (acaba), Avrupa'nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten (düşmanlıktan) sonra, hangi akılla onların sefahet ve bâtıl efkârlarına  ittibâ edip emniyet ediyorsunuz? ( günahlarına ve batıl fikirlerine uyuyorsunuz onlara güveniyorsunuz) Yok, yok! Sefihâne (akılsızca) taklit edenler, ittibâ değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip (katılıp) kendi kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz. Âgâh olunuz ki (biliniz ki), siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet (millet için fedakarlık yapmak) dâvâsında yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibâınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır ( alay etmek ve gülmektir).”(Lemalar:17)... vesselam.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com