Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Fırka Taasubu


2 Nisan 2012 Pazartesi 10:26
İslam Âlimleri Fırka kelimesinin Arapçadan F-R-K kökünden geldiğini söylemişlerdir. İkiye ayrılmak, ayrı baş çekmek, cemaatten ayrılmak, bölünmek, parça parça olmak, dini bölmek, bölünmüş din parçalarını savunmak manalarına geldiğini lügat âlimleri açıklamışlarıdır.
Hayat ve Memat Mektebimizin kitabı Kur’an-ı kerimde yüce Allah ‘’Ey iman edenler Takvaya yakışır bir şekilde Allah tan Korkun. Sakın Müslüman isminin dışında bir isim ile can vermeyin. Hepiniz hablullaha (Allahın ipine, kitabı kerimine)sımsıkı sarılın Fırkalara ayrılmayın.(bölünmeyin, parçalanmayın)Allah ın üzerinizdeki (İslam)nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de O gönüllerinizi birleştirmiş ve Onun nimeti sayesinde kardeş kimseler oldunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.’’Diye buyurmuştur. Ali İmran A.102.103.Bu ayeti kerimede yüce Allah fırkacılığı, tefrikacılığı, bölünmeyi ve parçalanmayı kesinlikle yasaklamış, birlik ve beraberlik içinde bütünleşmeyi ve CEMAAT halinde olmayı emir buyurmuştur. Cennet sevdalısı Müslüman’ın sorumluluk projesinde hablullahın etrafında cemaatleşmek var, fırkalara bölünmek yoktur. Bu bağlamda diyoruz ki; Allah Rabbimiz, Allah ın emri olan Hablullah toplanma merkezimiz, Resulüllah önderimiz, Onun sünnet-i seniyesi hayat mirasımız, Allahın hizbi hizbimiz, Müslüman ismi adımız, İslamın vahhdet sarayında buluşmak hedefimiz, Tevhid davası davamız, Hizbuşşeytan düşmanımız, Tağuti rejimleri devirip mezara gömmek merasimimiz, yeryüzünde Allah ın dinini hâkim kılmak vazgeçilmez gayemizdir...
Alla-hu zülcelâl cemaatleşmeyi biz Müslümanlara emretmiş, tefrikayı ise kesinlikle yasaklamış ve haram kılmıştır. Allah’ın hablından ayrılan Müslümanlar kendi kavimlerini veya fırkalarını üstün görme savaşına kapılırlar. Böyle bir savaş cahiliye savaşıdır ve sonu büyük bir facia ve felakettir. Hablullahın etrafında cemaatleşemeyenler, birbirleriyle kenetleyemeyenler fırkalara ve parçalara ayrılmaya mecbur ve mahkûmdurlar. Fırkacılıkta lanet ve azap vardır. Cemaatleşmede ise Rahmet, bereket ve necat vardır. Cemaatleşme müslümanın, tefrikaya saplanıp, fırka taassubu ile yaşamak ise gayri Müslimlerin işidir. Bu konu ile alakalı olarak yüce Allah Kitabı keriminde şöyle buyuruyor. “Kendilerine açık beyineler geldikten sonra fırkalara ayrılıp, ihtilafa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.’’ Ali İmran A.105.
İslam mektebinin müfessirleri bu ayeti kerimde geçen ihtilafın müctehid âlimler arasında ki rahmet olan ihtilaf değil, fitneye sebep olan ihtilaf olduğunu söylemişlerdir. Yanı tefrika başka ihtilaf başkadır. Çünkü tefrika ve fırka imani meselelerdeki ayrılıkları temsil eder. Halbu ki ihtilaf ise; hakkın da NASS bulunmayan feri meselelerde müctehit ulemanın içtihadını ortaya koyar. İslam âlimleri FIRKALARI ikiye ayırmışlardır. Birincisi VAHY E dayanan bütün ırklara mensup Müslümanlar, diğeri de vahye dayanmayan beşeri ideolojilere dayanan bütün kavimlere mensup olan fırkalar. Hatta bu konu ile alakalı olarak dil ve din bilginlerimizden Şehristani şöyle diyor.’’Fırkalar ikiye ayrılır. Milel ve Nihal. Milel; vahye, dine dayanan Arap, Türk, Kürt veya hangi kavimden olursa olsun ehli diyanet mensuplarıdır. Nihal ise heva-i nefse dayanan hangi kavimden olursa olsun ehli heva ve ehli bidattir. Demek oluyor ki; Vahyi nizamına dayananlar hangi ırka mensup olurlarsa olsun hepsi tek bir fırka ve tek bir cephedirler. Bunların itikadı Tevhit dir. Tevhidin hududuna girenlerde fırka taassubu olmaz. Zira fırka taassubu; bir grubun, bir taifenin diğer bir grup ve taifenin inanç ve amelini iptale teşebbüs etmesidir. Daha doğrusu; Demokratik hareketini, düşüncesini ve görüşünü benimsemeyen diğerlerini tahrip, tahrif ve tahkir ederek kâfir ilan etmesidir. Kendi hizmet alanından başka hizmetleri hezimet olarak görmek ve kabul etmemektir.
Günümüzde tefrikacılığın ve fırka taassubunun en büyük nedeni ŞAHISLARI HAK İLE DEĞİL, HAKKI ŞAHISLARLA ÖLÇMEYE KALKMATIR. Hal bu ki; bu konu ile alakalı olarak Büyük İslam halifesi HZ. Ali ra. Şöyle buyurmuşlardır.’’Hakkı adamla bilemezsin. Önce hakkı tanı sonra dolayısıyla ehlini tanırsın.’’Bu vecizeden anlıyoruz ki, Hakkı şahıslarla ölçen, hasmının elinde ki hakkı inkâr eder. Ama şahısları hak ile ölçen hasmın elinde ki hakkı tasdik ve ikrar eder. Bu konu ile alakalı olarak imam-ı gazali ihya adlı eserinde şöyle buyuruyor.’’Bilmiş ol ki; Hakikati şahıslarda arayan delalet çöllerinde yolunu şaşırır. Eğer hakikat yolcusu isen hakkı bil ki, ehlini bilesin.’’Temel hak ve hürriyetlerin miyarını kaybedenler, hakikat ehlini bulamazlar. Kalbin dert ve ızdırabını, Ruhun sıkıntısını, lisanın hatasını, aceleciliğin ham meyvesini ve gönül yarasını hasmına yüklerler. Hal bu ki ehli hak için; hangi kavimden olursa olsun hablullaha temessük etmiş bütün din kardeşlerini ırkdaşlarına tercih ederek gurbet diyarında da olsa onları vahdet sarayında rüyaların Yusuf olarak görmek ve Yakubi bir eda ile koklamak ve İbrahim’i bir hal ile savunmak hakikatin ta kendisidir.. Fırka taassubuna yakalanmayan bir müvahit Kürt, Türk demeden bütün dindaşlarını secde anının sahne kahramanı olarak görür. Din kardeşliğini, dil kardeşliğine tercih ederek onlar için Teenni ile hareket edip, fıtratın gereğini ortaya koyar. Din kardeşlerinin aleyhinde acelecilikten Allaha sığınarak, teenninin İslami bir gıda olduğuna inanır. Din kardeşleri için Sabır basireti sınavında tevhitten tevali eden efal ve şeraitin hayır hattı üzere devam etmesine yardımcı olur. Bu konuda yine imam-ı gazalıyı dinleyelim.’’Şüphesiz ki insanların çeşitli din ve milletlerde bulunuşu, daha sonra ümmetin çeşitli FIRKA lara ayrılması keyfiyeti, içinde birçok insanların boğulduğu engin bir denizdir. Pek az insan bu denizden kendini kurtarabilmiştir. Çünkü her FIRKA kendisinin kurtulduğunun iddiası içindedir. Demek ki fırka taassubu şeytandan kaynaklanan melun bir hastalıktır. Bu hastalığın ilacı İslam kardeşliği ve cemaatleşmedir. İslam dininin kâmil manada hayata hâkim olması ancak İslam kardeşliği ile mümkündür. Fırka taassubu tefrikaya, tefrika da parçalanıp bölünmeye yol açar. Fırka taassubunu terk etmek, tefrikacılıktan Allah a sığınmak İslam nizamının medeni ilkelerinden en mühimidir. Tefrikadan ictinab ederek cemaat farizasını icra etme ilkesinin hangi kavimden olursa olsun Müslümanlar tarafından işleme tabi tutulması rahmani bir vecibe ve peygamberin siyasi sünnetidir. müslümanların birbirleri için kalplerinin zarı ile sadakat harflerini nakşetmeleri samimiyet iktidarına giden yoldur. Bu vesile ile diyorum ki; Ey Müslüman tefrika cübbesini bırak, vaktin kıyamına kalk. Tevhit diyarında küfrün necis başına Türk, Kürt demeden Müslüman olarak hep beraber atın bir avuç toprak. O zaman tezekkür için birbirinize sevgiden açın temiz bir yaprak. Bunları yazsaydım kendisine belki anlardı toprak. Yıllardan beridir şeytanların maşası olmuş IRAK. Kalbimizin tek kurtuluşu ve tesellisi miraçtaki BURAK… Ey Müslüman! Dostluk ve kardeşliğimiz kitabi okuyunca edemedim kendimi senden FARK. Vakti leyse defterindeki notlara bak, Müslüman’dan sevinç haberini al ve kalbinin zarına TAK. Umarım İslam’dan kaynaklanan kalbimizin aşkı, kalbinizin zarını delmemiştir.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com