Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Emin YAPRAK

Eleştirilere Açık Olmak


Emin YAPRAK
11 Haziran 2015 Perşembe 19:13


Kendi sınırlarını bilerek yol alanlar, başlarına gelecek olandan haberdar olan kesimler olarak kendilerini göstermiş olurlar.

Her alanda eleştiri gören, yerilen, bazı konularda dışlanan insanların eksikliklerinden bahsedilmekte, kendine ait olan değer yargılarından uzak olarak kendilerini göstermiş olmaktalar. Kendini tanımadan yol alarak, kamplaşmalara ve tefrikalara meydan vererek, kendinden çok toplumsal birliktelikleri yok eden bir anlayışı sergilemiş olmaktadır. Hep kendine lazım olandan çok toplum için ve herkesin geleceği için çalışma yapması, yakınlaşmalar sağlaması gerekmektedir.


Toplumsal birliktelikten uzaklaşan, şahsi çıkarı herşeyin üstünde gören anlayışlara zaman doğmuş gibi gözükmektedir. Kendisine dokunulduğunda velveleyi koparanlar, başkasına dokunulduğunda ses çıkarmayıp, tepki göstermemek kabul edilecek bir anlayış değildir.

İnsanlık namına, kendi geleceğimize zarar verme anlayışından kurtulması gerekmektedir.
Basının eleştiri sınırı vardır diyerek, kişilerin dokunulmazlarına hakarete varan, durumları ortaya dökmek kabul görmez.
Basını sınıflara ayıran, zayıf ve güçlü olanları belirten, buna göre onlara muamele eden ve aralarında anlaşmanın sınırlarını belirleyen anlayışlar olagelmiştir hep. Yaşasın zalimin zulmü derken kendisine dokunulmamasını şart koşan anlayışlar üste çıkmakta, kendileri dışındakileri despotça, şantajlarla ileri seviyelere götürmek, kendi yandaşlarına imkanlar sunmak kabul edilecek bir anlayış değildir.


Kendi taraftarı olunca bütün sınırları zorlayanlar ve istedikleri noktalara onları taşıyanlar, tam tersine kendi dışındakileri ise geriletmek, zor durumda bırakmak için yine onların aleyhlerinde sınırları zorlayan anlayışlarla bulundukları noktalarda çalışmalar yapanlar hep olmuştur. İftiralar, yalanlar, zorbalıklar, çarpıtmalar onların silahları olmuştur. Yani fitnenin katilden beter olduğunu ortaya koyan çalışmalar yapmışlardır. Adam öldürmemişler, doğrudan bir hırsızlık yapmamışlardır. Ama başkalarının haklarını kuralları zorlayarak, kendileri için akıtmaları acaba bir hırsızlık değil midir?
Kendi çıkarları için başkalarının geleceğini karartırken, kendi adamlarına ikballer verme işi bir katil olayı değil midir? Bütün sınırları bu şekilde kullanırken, masumane, halisane fikirler, görüşler ileri sürdüklerini söyleyerek, bütün yolları kendileri için meşrulaştırmaları, kendilerini dokunulmaz kılarak, herşeyi kendilerine tahsis etmeyi namuslu ve ahlaki bir eylem olarak görebilir miyiz?
Yaptığı yanlışlığın eleştirilmesi gerektiğini söyleyerek, namus abidesi, ahlak timsali bir durum olarak kendilerini ortaya koyanların, aslında her alanda herşeyi kendi lehlerine çevirmek için kullandıklarını görürken, asıl ahlaksız ve namussuz olanlar, onlar olmuyorlar mı?
İslam adına hareket eden gruplar olarak, cemaatler olarak lanse edilenlerin aslında birilerine borazanlık eden yapılanmalar olduklarını görmekteyiz. Hepsini gelecekten beklentileri vardır. Ama kimisi bu beklentilerini hukuki, insan haklarına saygılı yollardan elde ederek, mücadelesini sergilerken, kimi ise kapalı kapılar ardında, gizli oluşumlar ile çeteleşmekte, toplumun anlayamadığı örgütlenmeler ile yoluna devam etmektedir. 


Kişi bazında insanların karalanması, dışlanması, kendi adamlarını da üstün görmeleri için hertürlü yolu mübah sayan bir anlayış olarak gözükmektedir. Çünkü onlar bunu bir savaş, bir harp olarak görecekler ve görmekteler. Dini delillerden de kendileri için delilleri üretmeleri, o konuda yorumlarda bulunmaları da normal olacaktır. Çünkü Peygamberin; savaş bir hiledir, sözünü çarpıtmaktan geri durmaz ve kendileri dışındaki Müslümanların üzerini çizmekten çekinmezler. Kötülük örnekleri hep önlerinde olmuştur. Yezid’inHz.Hüseyin’in üzerini çizerken, İslam’ın birliğini, Müslümanların geleceğini düşündüğü gibi.
Müslüman olan, samimi olan bunları bu şekilde değerlendirmez. Onun değerlendirmesi, insanlık geleceği için, İslam birlikteliği için İslam’ın yasakladıklarını meşrulaştırmaz. Çünkü İslam siyaset anlayışı değişmez. Zamanla tevhid anlayışı aksaklıklara heba edilmez. Herşeyin amacının insanların insanlara kul olmaktan kurtarılıp, Allah’a kul olmak olduğunu bilir ve eleştiri sınırlarını buna göre çizmekten kaçınmaz.
Son günlerde yapılan işler ve işlemler İslam adına değil, ikbal adına yapılmaktadır. İslam’ın ve Müslümanların hangi hayrına İsrail’in isteklerine uygun çalışmalar yapılabilir. Küfür tek millettir derken İslami değerlerin hangisi, Küfrün rıza gösterdiği bir atmosferin eylemin İslami olduğunu, haklı olduğunu ortaya koyabilir?
Hukuki düzenlemeler ortada iken ve dini değerler belli iken İspatlanmamış bir durum ile insanların suçlu olduğunu hemen ilan edip, medyada, meydanlarda, dini konuşmalara delil teşkil edecek açıklamalar yapılabilir. Suçlu olan kişilerin aileleri, kardeşleri, tanıdıkları, onun işlemiş olduğu bir suçtan dolayı eleştirilemezken, bunu bütün bir kesime mal etmek hangi etik, ahlaki ve dini kurala uyar?
Bu kadar yapılan işlere rağmen bu tür suçlamalara maruz kalanlar, çetelerin yaptıklarını söylerken, onların taraftarlarını kandırılmış, masumlar olarak söyleme erdemini gösterirken, onların bir şeyler bulmuşçasına, soyuna sopuna saldırmaları ne kadar tutarlı bir anlayış olmaktadır.
Kısacası iğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batırmasını bilerek, eleştiri sınırları içerisinde kalınarak yapılması gerekenleri yapmalıyız. Ne kadar kötü düşman olsak bile birgün dost veya taraftar olma ihtimalini dışlamadan, söylediğimizi ve yaptığımız düşünerek yapmalı ve söylemeliyiz.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com