Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Emin YAPRAK

Ehli Sünnet İçerisinde Kalan Yanlış Değerlendirmeler


Emin YAPRAK
23 Haziran 2015 Salı 11:51

 
Ebu Hanife’den Ehli Sünnet mezhebi sorulduğunda; Ebu Bekir ile Ömer’i üstün tutman ve Ali ile Osman’ı sevmen, mest üzerine meshetmeğe inanman, ehli kıbleden kimseyi tekfir etmemen, kadere inanman ve Allah’ın zatı hakkında ile geri konuşmamaktır” diye cevap vermiştir. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, temel olarak farklılık, Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ömer’i üstün görme, yani siyasi bir duruş olarak kendini göstermektedir. Bu belirtilen başlıkların her biri ile ilgili zıddına bakıldığında farklı düşünen mezheplerin ve siyasi ekollerin var olduğunu görmekteyiz. Temelde Kur’an ortak nokta olduğunda ayrılıklar bu kadar bariz olmazdı ve tefrika yaygınlaşmazdı.
Ehi Sünnet ise, istibdat ve baskıyı yalnızca teorik olarak reddetmekle yetinmişlerdir. Şia’dan İmamiyye’nin de desteklediği bu tutum, Ehli Sünnet arasında Hadisçiler, Maturidiye ve Eşariyye gibi fırkalar tarafından da hoş karşılanmıştır. Baskı ve zulme karşı kıyamlarda hazır bulunmamış ve ferdi anlamda tepkileri yaygınlaştırıp, kitle eylemlerine dönüştürmediklerini görmekteyiz. Tabii bu durum çoğunluğunun görüşü olarak kabul gördüğü zaman, diğer Müslümanların ezilmelerine, horlanmalarına zemin hazırlamış olmaktadır. Zalimlere gün doğmakta ve istedikleri gibi insanları yönetme anlayışını sergilemiş olmaktalar.
Ehli Sünnet ismi Mu’tezile mezhebinin gelişme dönemi olan Birinci Abbasi dönemine kadar kullanılmazdı; nihayet ehli sünnet ismi kitap ve sünnete sarılanlara, Mu’tezile ismi ise kelam ve münazarayı benimseyenlere verildi. Ehli sünnet kavramı başlangıçta, İslam toplumunun genelinden yana olanlar anlamında cemaiyye olarak isimlendirilmiş, sonraları bunun yerine ehli sünnet kavramı kabul edilmiştir. Tabii bunun sebebi de sünnete karşı o zaman oluşmuş olan şüphelerin artması, sünnet olmadığı halde, sünnet olarak ortaya atılan ifadeler hep gerekçe olarak sıralanabilir.
Ehli sünnet, ilk sıralar cemaiyye olarak da isimlendirilmiş, bunlar daha çok iktidardan taraf gözüküp, yanlışlıkları teorik olarak eleştirenlerdir. Yani çoğunluğun ve toplumun olduğu yerde duran, onları destekleyip, uç konularda aşırılığa kaçmayanlar olarak nitelendirilenlerin hep bu grupta oldukları görülmektedir.
Kendileri açısından Ehli sünnetin dört mezhebi olan; Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli mezheplerini hak görüp, bunların dışında kalanları batıl mezhep olarak gören kesimlerin, Hristiyanlara göstermiş oldukları toleransı bunlara göstermeyişi acaba ne kadar yerinde bir görüş olabilir? Dini mezheplerin tekeline alıp, adeta Kur’an’ı kendi gözlükleri ile değerlendirmek ne kadar tutarlı olabilir?
Yukarıda Ebu Hanife’nin görüşünü gördükten sonra onun yolunda gittiğini söyleyenlerin Caferi mezhebine karşı acımazlığı ne kadar tutarlı olabilir? Tekfir etmeyi bir görev, sapıklıkla itham etmeyi başarı olarak ortaya koymak, Müslümanlar arasında tefrikayı artırmaktan başka ne işe yarayabilir?
Hele son zamanlarda Caferi mezhebinde kabul gören mute nikahı dolayısıyla onları sapıkla itham ederken, kendilerinden olanların metres hayatını ve zinalarını hiç eleştiri konusu yapmamaları ne kadar tutarlı bir anlayış olabilir.
Her mezhebin farklı görüş ve yorumları olabilir. Zaten olmasa farklı bir içtihadla ortaya çıkmamış olur ve farklılık ortaya konulmamış olur. Bunu değerlendirmeden ve kendine ait yapılarla barışık kalırken, Kur’an’ı kabul eden, ona uyan insanları kafirlerden, İslam dışı olan kimselerden bile uzak görme anlayışı ile yola çıkıp ve hatta bunun akademik bir hüviyet kazanmasını istemek safdilliği onların gerçekten aptal olarak görülmesine yol açacaktır. Bilimsel değerlendirmelerle yola çıkanlar, görüşleri değerlendirip, gerçek olan görüşlerle yanlış tezleri eleştirmeleri gerekirken, toptan reddetme anlayışına yönelmeleri tutarlı bir değerlendirme değildir.
Kur’an’dan uzak değerlendirmeler ve yorumlar ile kendilerini adalet terazisinin kefesini doğru tarafında görürken, kendileri gibi düşünmeyenleri hep yeren, dışlayan bir anlayış ne kadar tutarlı ve isabetli karar vermiş olabilir.
Böyle düşünen insanlar Ebu Hanife’nin düşüncesi doğrultusunda bakıldığında tekfir edilmemeleri, dışlanmamaları gerektiği düşünülebilir. Fakat ne kadar böyle düşünsek bile küfrün tek millet olduğunu kabul etmeyip, kafirlerin düşüncelerini İslam dünyasında hakim kılma anlayışı ile hareket ettiklerinden adeta ortada bir yerde onları kabul edip, ona göre davranmak gerekmektedir. Onlar yanlış tutumlardan uzaklaşması, İslam siyaseti ile davranmaları için ikna edilmeleri gerekmektedir.
Cemaiyye fikri doğrultusunda hareket ederek, İslam’ı bir bütün alarak, ehli sünnet fikirlerini tek çizgide değerlendirmek gerekmektedir. Dinin temel kaynaklarından şüpheye düşenlere karşı, İslam hükümlerinden seçicilik anlayışı ile davrananlarla, bir bütün olarak hepsini kabul edeni bir saymamız mümkün değildir.
Ehli Sünneti sadece dört mezheple sınırlandırıp, diğerlerini dışlayıp, batıl saymak kabul edilecek bir görüş değildir ve bu ehli sünnette olamaz. Öyle bir görüş doğru olsaydı, Ebu Hanife’nin söylediği ile çelişen bir değerlendirme olurdu. İslam bir bütün olarak alınmalı, mezheplerin İslam’ın anlaşılıp, uygulanması için birer vasıta olduğu unutulmamalıdır. İslam dinin temel ilkeleri değişmez, ama bu ilkelerden yola çıkılarak oluşturulmuş din anlayışları, yani mezhepler, her atmosferde ve durumda değişebilir. Bunların hak ve batıl ölçüsü, Kur’an’a olan yaklaşımı ve onu temel almalarına bağlıdır.
İslam coğrafyasında Müslümanlar arasına serpiştirilen tefrika tohumları hep bu temel olmayan gerekçelerle ortaya çıkan değerlendirmeler sonucu artmaktadır. Müslümanlar arasında farklı görüşler, değerlendirmeler olabilir. Bu tür değerlendirmeler, onların dışlanması için bir gerekçe olamaz.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com