Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Müslüm Azizoğlu

Egemenlik Kavramı Ve Milli İrade Söylemi


Müslüm Azizoğlu
9 Şubat 2015 Pazartesi 11:48

İnsanoğlu sosyal ve siyasal bir varlık olduğu için cemiyet halinde yaşamak zorundadır. Her insan hayatının korunmasını, inandığı gibi yaşam imkânına sahip olmasını, aklının, malının, canının, dinin ve neslinin korunmasını ve güvende olmasını arzu eder.

Cemiyet hayatının düzenli bir şekilde devam etmesi için hukuki, siyasi, iktisadı ve ahlaki tüm hükümlere ihtiyaç vardır. Tüm bu sayılan Hükümlerin tatbiki için de Devlet egemenliği şarttır. Bu konuda Büyük Mütefekkir İbn-i Haldun’a göre cemiyet hayatı; İnsanların birbirlerine olan ihtiyaçları teavün ve tesanüdleri sebebiyle ortaya çıkan bir hayattır ve bu hayatın sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi devlet gücünün varlığına bağlıdır. Ancak İnsanlık tarihi boyunca Cemiyet ve Devlet kavramları ile hâkimiyet/ egemenlik kavramları arasındaki ilişkiler sürekli tartışılmıştır.

Batı Toplumlarında “ Republice” Yanı Cumhuriyet kavramı egemenliğin halka ait olduğunu kabul eden siyasi rejim için kullanılmıştır. Hal bu ki birçok siyaset bilimciler ise teorik olarak “halkın egemenliği” ile siyasi rejim olan demokrasi arasındaki münasebetlerin daima problemli olduğunu ifade etmişlerdir. Mesela batılı Filozof Karl Popper; “Etimolojik” olarak halk egemenliği anlamına gelen Demokrasi terimi, maalesef çok tehlikeli olan bir terimdir. Bütün vatandaşlar, kendilerinin yönetimde olmadıklarını bilir ve bu yönden de Demokrasiyi, aldatıcı ve Sahtekârlık rejimi olarak kabul ederler.

Siyasi Literatürde Devlet; Halkın ortak İRADESİ ile kurulan ve o halkın ortak gücünü temsil eden tüzel kişiliğe sahip bir hukuk kurumudur. Dini, Dili, ırkı ve rengi ne olursa olsun tüm vatandaşların güvenliğini sağlayan, Zaruri ihtiyaçlarını temin eden ve Adaletin sağlanmasına vesile olan devletin varlık sebebi İnsanlığa hizmettir.

Varlık sebebine riayet etmeyen, İnsani temel hak ve hürriyetleri ve Adaleti gözetmeyen bir devletin şekli ve adı ne olursa olsun meşru bir devlet değildir. Bilindiği gibi Adalet; Allah ın emirlerini emrettiği gibi ikame etmektir. Adaleti sağlamayan bir Devletin adı ister Türk, ister Kürt ve ister Arap Devleti olsun hiç fark etmez.

Hatırlanacağı gibi Tarih buyunca devlet denilen otoriteyi ele geçiren zümreler; Milli irade, Egemenlik ve Hâkimiyet Kavramlarını hep kitleleri aldatmak amacı ile kullanmışlardır. “Milli irade, Millet egemenliğin kaynağıdır, seçme, seçilme ve irade etme hakkı onundur” eylem ve söylemleri teoride hoş görülse de pratikte bir palavradan ibarettir. Bu palavra öylesine bir yutturmacadır ki, aslında üstünde konuşmak bile değmez, çünkü aldatıcılığı gün gibi ortadadır. Ey zorba güçler; Egemenliğin kaynağı şu sözünü ettiğiniz millet öyle mi? Bu milyonlarca aç, bu zavallı, bu cahil, bu iğfal edilmiş milyonlar! Bu gece gündüz kuru ekmek sayıklayan zavallılar! Şu fakirlikten beli bükülmüş, çöp tenekelerinden artık toplayan çıplak bedenli, yalın ayaklı, soluk yüzlü, ürkek bakışlı, kan ve ter nakışlı milyonlarca insan! Şu kendisinin hakkı olduğu söylenen egemenlik ve irade beyan etme ve seçme hakkı üzerinde birazcık düşünmek için harcayacak bir Saat’i olmayan yoksullar. Şu efendisinin veya ağasının işaret buyurduğunu seçen, reddettiğini terk eden milyonlar mı? Bunlar mı Milli irade ve egemenliğin kaynağı ve sahibidirler.

Günümüzde küresel çapta var olmaya ve uygulanmaya çalışılan siyasi idare şekli olan (sözde) Demokrasi ile ilgili olarak birçok yazar ve çizerler bazı medya organlarında “ Milli irade ve egemenlik” kavramı ile Demokrasi arasındaki ilişkilerle ilgili olarak kendi keyfi yorumlarını sakız gibi piyasaya sürmektedirler. Hal bu ki, “Milli irade v egemenlik” denilince akla gelen kavram JJ.Rousseau ya ait olan “Genel irade “ kavramıdır. Bu kavram da tıpkı “ egemenlik” kavramı gibi izafi bir yapı ve değere sahiptir. Zira herkesi ve herkesimi temsil etme kabiliyet ve özelliklere sahip değildir.

   İktidarın teşekkülü, denetlenmesi ve devredilmesi konusunda kendine has prensipleri olan Demokratik Rejimlerle ilgili olarak ilk asır Batılı Filozoflardan Aristo şöyle der ; “Demokrasi avamın egemenliğidir, denilir. Hal bu ki, Oligarşi ve tiranlıkla birlikte üç kötü hükümet biçiminden birisidir. Bu üç kötü hükümet de yöneticilerin kendi şahsi çıkar ve menfaatlerini sağlama ve garantiye almaya dayanır”

   Günümüzde “egemenlik ve milli irade” sloganına sarılan ve bunları adeta putlaştıran birçok siyaset bilimcileri Kuvvetler ayrılığını dikkate alarak birbirinden farklı hükümet sistem ve biçimleri üzerinde durmuşlardır.

Bunlar; 1. Kesin manada kuvvetler ayrılığını esas alan Başkanlık sistemidir. Başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı ve bağımsızlığı esastır. Ama ne acıdır ki, Türkiye de; yasama, yürütme ve yargı erklerin kesin bağımsızlığını savunan, fakat Başkanlık sistemine karşı çıkan politikacılar, aydınlar ve Bürokratlar tarifi çok zor çelişkiler içindedirler. Hem kuvvetler ayrılığını savunuyorlar hem de Başkanlık sistemine karşı çıkıyorlar.

2. Başkanlık sistemi ile parlamenter hükümet sistemi arasında yer alan yarı başkanlık sistemi.

3. Halkın siyasi tercihinin bölünemeyeceğini esas alan ve üç uygulama alanının birliğini savunan görüş.

4. Yasama, yürütme ve yargının hukuki açıdan ayrılığına, ama siyasi birliğine dayanan parlamenter hükümet biçimi.

Unutulmamalıdır ki, tüm bu zikredilen hükümet biçimleri hepsi de beşeridir. Beşer mahsulü siyasi otoriteler şeytani tuzaklarla doludur. Ve hem ihtiyar dünya tüm bu sistemleri denedi ama hala huzur, güven ve saadeti bulamadı. Çünkü insan insanın kurdudur. Birinin yaşaması için diğerlerinin yok olması lazım. Bu gibi gayri İslami düzenlerde geçerli olan kaba kuvvet ve güçtür.

Çağdaş diye geçinen ve kendilerine Siyaset bilimcisi adını veren Batılı maskeli filozof haydutlar İslami Siyaseti hiç gündeme taşımamışlardır. Bu da Onların Objektif davranmadıkları ve ideolojik tarif ve yaklaşım içinde olduklarının bir delilidir. İslami inanç ve toplumlarında İrade beyanı esastır. Kur’an’ın ve Sünnetin Yeryüzüne hâkim olması için Otoritenin varlığı da esastır. İslami otorite ve Adalet Hürriyetten öncedir. Bu otoritenin temel ve esası da İslami siyasetin Mümessili Hilafet sistemidir.

İslam nizamına göre insanoğlu yeryüzünün sahibi değil, halifesidir. Halef olan Asıl olana muhalefet edemez. İdareciler başta olmak üzere tüm mü’minler; Alacakları siyasi kararların bilgiye, hikmete ve maslahata uygun olması zaruridir. Dikkat edilirse uzun bir zaman devam eden Osmanlı idaresi; Allah ın ve halkın iradesine göre şekillendiği için toplumda var olan ekonomik farklılaşma hukuki bir imtiyaza sebep olmadığı için farklı sınıfların ve grupların siyasi mücadelelerine sahne olmamıştır. Hesap günü şuuru ile hareket eden Mü’minler ve idareciler ; “Baş başa bağlı, Baş şeriata bağlı” hükmüne teslim olmuşlardır.

İslam toplumunda Devlet ve hükümet Allah ın iradesinden kaynaklanan halkın İradesine dayanır. Egemenlik ve hâkimiyet mutlak manada Allah ındır. İnsanoğlu da Allah ın Halifesi olduğu için yeryüzünde Allah ın iradesine göre İDARESİNİ oluşturur. Milli egemenlik değil, evrensel egemenlik… İslam i egemenlik Tüm organlarını Kitap ve sünnete göre şekillendirir. İslam; İnsanları yeryüzünün sahibi değil, halifesi olarak tanımlar. İslam şeriatında Hak ve Hakikate uygun olan bilgiye ve hikmete dayanan evrensel İlahi nizam ideali; devlet ve siyasetin en önemli unsurunu teşkil eder.

Günümüzde Gayri İslami düzenlerin “Egemenlik ve Milli irade” kavramı bir sömürme, kandırma ve aldatma aracıdır.

İslam Siyaset Literatüründe ise İnsanları dünya ve ahiret saadetine vesile olacak şekilde hayatı düzenlemektir. Çare evrensel Kurtarıcı ilkeleri ihtiva eden İslami Hilafette birleşmektir. Tüm kavimlerin Kurtuluşu ve saadeti Ümmet, Hilafet ve Bey’attadır…


YORUMLAR
  • yorum2015-02-09 21:11:55hüsnü taş

    Hocam çok tgerşekkür ederim. çok doyurucu bir yazı olmuş. iyi bir sosyal tahlil yazısı olmuş.

Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com