Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Din Bezirgânları, Namı Diğer Saray Mollaları


18 Temmuz 2012 Çarşamba 16:59
Yaratıcımız ve yaşatıcımız yüce Allah; Dinimiz İslam’ı, dünya ve ahiret’e huzura ermemiz için onun emrine uygun yaşamamız amacıyla göndermiştir. Allah’a ve Allah’ın dinine hizmet ve bu yolda her türlü cefayı göze alarak fedakârlık göstermemizi emir buyurmuştur. Dinin yaşanması ve hayatta tatbik edilmesi için sabru sebat etmemizi ve gerekirse bu kutlu yolda din uğruna malımızı ve canımızı vermemizi bizden istemiştir. Bu vesileyle bizi kulluk denemesine tabi tutmuş ve şöyle ferman buyurmuştur.
“(Ey iman edenler) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin(sizden önceki Müslümanların) başına gelenler sizin başınıza gelmeden CENNETE gireceğinizi mi sandınız. Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öylesine sarsılmışlardı ki nihayet peygamber ve beraberindeki mü’minler; ALLAH ın yardımı ne zaman! Dediler. Bilesiniz ki Allah ın yardımı yakındır.” (Bakara ayet 214.)
Allah yolunda malını ve canını feda eden İslam âlimlerinden şehid Seyyid Kutup; İslam’ın düşmanlarını sıralarken bunlardan bir tanesinin ve en korkuncunun DİN BEZİRGÂNLARI olduğunu tespit ve teslim etmektedir. Yanı din için yaşanması gereken insanların veya âlim geçinen kişi ve kişilerin kendi yaşantıları için dini kullandıkları, dini, bir geçim ve seçim vasıtası haline getirdikleri ve Allah adını kullanarak yanı Harun gibi söyleyip Karun gibi yaşadıklarına aldanmamamızı yıllar önce haykırmış ve bunlara dikkatlerimizi çekmiştir.
Büyük İslam tarihine baktığımız zaman İslami harekete katılmadan evvel Hz. Ebu Bekir (ra) başta olmak üzere birçok insan mal ve mülk noktasından çok zengin oldukları, İslami harekete dâhil olduktan sonra mallarını Allah yolunda harcayarak Müslümanların içinde en fakir duruma düştükleri görülmüştür. Hatta zaman gelmiş, her şeyini Allah yolunda harcayan Hz. Ebu Bekir (ra) İnkilap önderi peygamber (sav)ın; ya sıdık, çoluk çocuğuna ne bıraktın, sualine karşılık cevaben; Allah ve Resulünü, bıraktım ya Resulüllah demiştir. Gel gör ki, ne acı ve ne hazin bir tablodur ki günümüzde âlim geçinen birçok kişi İslami harekete dâhil olmadan önce mal ve mülkçe çok fakirken İslami harekete dâhil olup âlimlikle geçinince hemen zenginleşmekte ve şişmektedirler. Daha doğrusu eski mücahit, şimdi olmuş müta hit. Kıble ve namazgâh edinilmesi gereken, sade ve asude olması gereken evleri Firavun sarayına benzetme yarışına girmişlerdir.
Bu konu ile alakalı olarak kelam ilminde müctehid olan şeyhul İslam Mustafa Sabri Efendi MEVKİFÜL BEŞER ADLI eserinde şöyle söylemektedir. “ Müslümanların inkırazını şiddetlendiren ve onların yakalandıkları hastalıkların en sonuncusu batıyı taklit hastalığı…!Şiddet ve hasarda frengi hastalığı bile buna denk olamaz. İŞİN GARİP TARAFI BU HASTALIĞI TEDAVİ ETMEK İSTEYENLERE DE BULAŞTI. Günümüzde din bezirgânlarına ve saray mollalarına karşı çıkanlar, onları tenkit edenler, şeyhler ve dervişler, halkı sömürüyorlar dedikleri halde farkında olup-olmadan kendileri de aynı yapıya büründüler. Aynı işi yapıyorlar. İnsanları kendine kul ve köle etmeye çalışıyorlar. İslam’a hizmet ederek dini zenginleştireceklerine, kısa yoldan dini kullanarak kendileri zengin oluyorlar.
İbn Mübarek’e sormuşlar; “alçak seviyeli insanlar kimlerdir? İbn Mübarek; Din kisvesi altında dünya menfaati sağlayanlardır. Demiştir.”
Hasan-ı Basri ; “Âlimlerin azabı kalplerinin ölümü iledir. Kalplerin ölümü de AHİRET İLMİYLE DÜNYALIK ELDE ETMEKTİR.”
Sahih-i buhari ve Müslim de geçen bir hadis-i şerifte Resul-i Ekrem sav şöyle buyurmuşlardır. “ Kıyamet günü alim getirilip cehenneme atılır.Ateşin heybet ve hararetinden barsakları çıkar ve değirmen çeviren eşek gibi etrafında döner.Cehennem halkı etrafında toplanır ve ; “Bu çektiğin azap nedir.?” Diye sorarlar. Sen filan âlim değilmisin? Bize iyiliği emreder, kötülükten sakındırırdın. Âlim: evet, ben size iyilikleri emrederdim fakat kendim yapmazdım. Sizi kötülüklerden men ederdim fakat kendim yapardım. (işte bunun için iki kat azap bana ) Bütün bu açıklamalardan anlıyoruz ki bugün İslam’a en büyük zararı din ile dünyalık elde etmeye çalışan sahtekârlar vermektedirler. Zira İslam açısından din bir sanat veya meslek değildir. Hiç bir iş yapmadan sadece dini kullanarak geçim sağlanamaz. Kitlelerin beyinlerini sömüren ve onların sırtından geçinip zenginleşen din bezirgânlarının veya saray mollaların dinde yeri yoktur. Hal bu ki İslam; bir hayat düzeni olarak okunup anlaşılsa yoksul, sömürülen, çalışan fakat fakir oldukları için aldatılan insanlar dinlerini iyi bilirlerse, dini kavram ve kelimelerle zenginleşip azgınlaşan din bezirgânlarına ve saraylar inşa eden saray mollalarına yer kalmaz. Bu grubun esasında, zekâlarını kullandıkları ve halkı sülük gibi emebilecek, sihirbaz hünerleriyle fakir ve fukarayı kendine hizmet ettirebilecek büyük bir kurnazlık ve maharete sahip oldukları inkâr edilemez. Yoksa bunların çok âlim oldukları veya akıllı olduklarından değildir. Dini bir geçim kaynağı olarak görülmesi veya bir sanat ve meslek haline getirilmesi gayri İslami bozuk Laik sistemin çirkin bir oyun ve ürünüdür. İslam nizamında ALLAH adını kullanarak dini menfaat karşılığında satıp onunla geçim sağlamak kesinlikle caiz değil, haram kılınmıştır. Yüce Allah ferman buyuruyor. “… Ayetlerimi az bir karşılık(dünyalık) ile satmayın.(dinin sırtından geçinmeyin)yalnız benden korkun.”Bakara ayet 41.Denilebilir ki Allah ın ayetlerini az değil, çok karşılık ile satalım. Hayır, buradaki az karşılıktan anlaşılan mana her türlü dünyevileşmedir. Dünyaya ait olan her şeyin değeri Allah indinde değersiz, kimetsiz ve az bir karşılıktır. Yanı il il, ilçe ilçe dolaşıp Allah ın ayetlerini anlatarak zenginleşmeyin, azgınlaşmayın demektir. İslam tarihinde peygamberler başta olmak üzere İslam davetçileri hiçbir karşılık ve ücret beklemeden ve istemeden davetlerini icra ve ifa etmişlerdir.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com