Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Ahmet Davut MİLASLI

DERSİM’DEN ÇIKAN DERSLER


Ahmet Davut MİLASLI
6 Aralık 2011 Salı 11:53
Başbakan yine bir ilke imza attı ve statükocuların planlarını altüst etti. 70 yıldır acılarını yakınlarıyla dahi paylaşamayanlar, ilk defa dostlarıyla konuşabilme ve dertlerini devlete anlatabilme fırsatını elde ettiler. Kimse bu fırsatı küçümsemesin; zira “Dersim’de yanlış işler yapılmış” demenin tutuklanmaya sebep olduğu bir dönemden “Dersim’de bir katliam yaşanmıştır” sözünü Başbakan’ın ağzından duyduğumuz bir döneme gelmiş olduk. Seyyid Rıza’nın asıldığı günlerden, torununun Başbakanlıkta ağırlandığı bir döneme gelmiş bulunuyoruz.
Muhalefet partilerinin düştükleri durum daha da vahim… Ana muhalefetin genel başkanı eski alışkanlıklarından kurtulamadı bir türlü… Kendi aşiretinin katledildiği ve bizzat kendisinin sürgünde dünyaya geldiği bir dönem hakkında konuşurken yine bir yerlere mesaj göndermeye çalışıyor. Tıpkı eski genel başkanının yaptığı gibi… Eskiden Cumhuriyet ve laiklik hakkında konuşmalar yapılırken o malum genel başkanlar vesayet rejiminin koruyucularına: “Sizin arkanızdayız” mesajını vermek için mazlumlara ve mağdurlara demediklerini bırakmıyorlardı. Sözleri kime dokunursa dokunsun yeter ki vesayet rejiminin yetkililerini memnun etsin, laik jakobenleri sevindirsin diye ağızlarına geleni söylüyorlardı. Oysa ana muhalefetin sayın genel başkanı bilmelidir ki, artık o devirler geride kaldı.
Her şeyi açık ve seçik olarak konuşacaklarına, sözün ucu cumhuriyetin kurucularına dahi değse doğruyu söyleyeceklerine çıkıp şunu söylüyorlar: Efendim, biz o zamanlar devleti yöneten partiydik. Ama devlette devamlılık esastır. O zamanın devlet başkanı Atatürk’tü. Başbakan da bizim genel başkanımız İsmet İnönü’ydü. Sonra Atatürk’ün vefatından sonra İsmet cumhurbaşkanı, Celal Bayar da başbakan oldu. Bu zatlar sizin yabancınız mı? Sizin partinizin kökeni olan Demokrat Parti de, Halk Partisinden ayrılan zatlar tarafından kurulmadı mı? Siz neden onların yaptıklarına sahip çıkmıyorsunuz? Biz Dersim ile nereye varmak istediğinizi biliyoruz. Siz Asıl Cumhuriyetin kurucularını eleştirmek istiyorsunuz.”
Oysa Başbakanın yaptığı şey, Türk milletinin kendi yakın tarihiyle yüzleşmesidir. Bu yanlışlıkları yapanlar her partide, hatta Başbakanının kendi partisinde de bulunabilir. Gerekirse Başbakan bunlarla dahi yüzleşecektir. Eminim düne kadar Dersim konusunda muhalefet partileri gibi düşünen milletvekilleri Başbakan’ın partisinde de olabilirdi; ama gerçekler anlatıldıktan sonra, tarihi belgeler ortaya konduktan sonra hala aynı fikirde olanların bulunabileceğine ihtimal dahi vermiyorum. Çünkü Başbakan millete değişim sözü vermiştir. Eğer 85 yıllık cumhuriyet tarihinde yanlış yapanlar varsa ki vardır, onların da hesabının sorulacağı sözünü bu millete veren Recep Tayyip Erdoğan’dır. Söz nereye varır veya kime dokunur; bunun hesabını, katliamlara sebep olanlar düşünsün.
Dersim’de kaç kişi öldürüldü? Kuşkusuz resmi rakamlar 13 500’ü işaret etse bile bu sayının daha fazla olduğu muhakkak… Zira öldürülüp Munzur çayına atılan küçük çocuklar bu sayıya dâhil değildir. Hala sağ olan ve o zaman 8-9-10 yaşlarında olanların anlattıklarına bakılırsa orada resmen bir katliam yaşanmıştır. O zamanın devlet yöneticileri ve şimdiki takipçileri, Seyyid Rıza’nın bir haydut olduğunu söylüyorlar. Diyelim ki, Seyyid Rıza hâşâ, bir haydut idi; peki, devlet bu haydudu ve çevresindeki birkaç adamını yakalayıp hak ettikleri cezayı vermekten aciz miydi? Eğer devletin amacı toplum mühendisliği değilse, neden çoluk çocuk demeden herkesi katletmişlerdi?
Anlaşılıyor ki, yetkililer işin kolayına kaçıp o bölgede her zaman devlet için problem teşkil edecek Alevileri hizaya getirmek istediler. Muvaffak da oldular denilebilir; çünkü onların sağ kalan çocuklarının beyinlerini yıkarak onlara laiklik rejimi benimsettirildi. O gün bugündür, bütün Dersimliler, kendilerine katliam uygulayanların tarafında yer almak durumunda bırakıldılar. Dersim’de uyguladıkları planın benzerini tüm Kürtler için de düşünmediler değil; fakat onları bu plandan vazgeçiren Kürtlerin çokluğuydu. Çünkü milyonlarca insanı öldürmek kolay değildi. Bu yüzden bazı Kürt aşiretler Orta Anadolu’ya sürüldüler. Konya’nın Cihanbeyli kazasında oturan Kürtler, doğudan göçürülen Canbegi aşiretindendirler.
Eğer Munzur ve Murat çayları, samanlıklar ve çevredeki mağaralar dile gelseler, kim bilir kaç çocuğun süngülenip çaya atıldığını söylerler. Bediüzzaman, bazı talebeler tarafından kendisine Neden devletin resmi vaizlik vazifesini kabul etmediniz? Eğer kabul etseydiniz yüz bin insan ölmezdi” şeklindeki bir soruya özetle şu cevabı veriyor: “Doğru, eğer vaizlik vazifesini kabul etseydim yüz bin insan ölmezdi, fakat milyonlarca insan iman hakikatlerinden habersiz kalırdı. Ben bu vazifeyi kabul etmemekle, gerçi yüz bin insan şehit oldu; fakat Risale-i Nur yoluyla milyonlarca gencin ebedi hayatlarının kurtulmasına vesile oldum.”
Emirdağ Lahikasında yer alan bu mektup tarihi bir belgedir ve Türkiye’de yüz bin insanın öldürüldüğünün en açık delilidir. Dersim olayında en az 30 bin kişi öldürülmüştür. Geri kalan kısmı da harf inkilabında ve şapka devriminde, Doğu’da ve Batı’da öldürülmüş mazlumlardır..
 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com