Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

C.H.P'nin Dine Bakış Açısı


22 Nisan 2014 Salı 18:55

C.H.P’NİN DİNE BAKIŞ AÇISI

 

C.H.P, Türkiye siyaset tarihinin en eski siyasi partilerinden biridir. Hatta bu partinin önde gelenleri C.H.P’yi “Cumhuriyeti kuran parti” olarak da tanımlamaktadırlar. Buna rağmen bu partinin dine (islâm) bakış açısı hiçbir döneminde olumlu olmamıştır. Hatta dini (İslâmı), her türlü gelişmenin önündeki bir engel gibi görmüşlerdir.

 

C.H.P, dinin konu edildiği her ortamda, beşeri bir din olarak görülen laikliği dinin karşısına dikmiştir. Bunu ben değil, C.H.P’nin siyaset belgeleri söylüyor. CHP’nin 1938 tarihli Onbeşinci Yıl Kitabı’nda “Laiklik” ilkesi ve laikleşme süreci şöyle tanımlanmıştır: “Türkiye Cumhuriyeti, dinlerden ve dinlerin koyduğu naslardan değil hayatın kendinden ve onun müspet icap ve ihtiyaçlarından mülhem olarak işleyen bir devlet mekanizmasıdır. Devlet ve dünya işlerinde dinin hiçbir tesiri yoktur. İşte bu prensibe Laiklik derler. Cumhuriyetin şer’i mahkemeleri kaldırarak ve Medeni Kanunu koyarak adli birliği, medreseleri ilga ederek tedrisat birliğini yapması; cemiyetin yetiştirici ve yaşatıcı şartları arasından dinin tesirini kaldırması demektir. Böylece amme haklarının en mühimlerinden biri olan vicdan hürriyeti, Laiklik sayesinde en geniş ve ideal bir şekilde temin edilmiştir. Bir cemiyetin üstünlüğü ve medeniliği için birinci şart olan vicdan hürriyeti, her ferdi manevi hususlarda kendi idrak ve imanına bırakarak ferdi inanışla devletin ve cemiyetin umumi yürüyüşünü köstekleyici bütün bağları koparıp atmıştır. Milli ve içtimai hayatta ferdin, dinsiz, şu veya bu itikat sistemine mensup oluşu; milli ve içtimai vazifesi bakımından ne bir kusur, ne de bir fazilet sayılamaz.” 

C.H.P’nin genel olarak dine bakış açısı bu olunca bu partinin geçmişindeki icraatları da bu misyona uygun olarak yürütülmüştü. Ezânın 1932 yılından başlayıp Demokrat Partinin iktidara geldiği 1950 yılına kadar Türkçe okutulması garabeti de bu partinin imzasını taşımaktaydı. Böylelikle, ruhsuzlaştırılan camilerden kitlelerin uzaklaşması sağlanarak dinin siyasal hayatın yanı sıra sosyal hayattan da refüze edilmesi amaçlanıyordu. Bir dönem, partinin kurucularından Milli Şef etiketli meşhur ikinci adamı olan İsmet İnönü’ye partinin diğer ileri gelenleri “Paşam en azından cuma günleri camiye gidip namaz kılsanız, halk nezdinde iyi olur” diye tavsiyede bulunmuşlardı da işitme konusunda biraz kusuru bulunan Milli Şefimiz bu tavsiyeyi gayet iyi duyuyor ve şu meşhur hayat prensibini açıklıyordu : “Ben, halka gösteriş olmasın diye cuma namazlarımı evde tek başıma kılıyorum” Ne müthiş (!) dini hayat prensibi değil mi?

 Ya, bu partinin çiçeği burnunda siyasetçilerinden Hurşit Güneş’in ağzından dökülen şu incilere ne demeli? Ekonomi profesörü etiketli, aynı zamanda C.H.P’nin eski milletvekillerinden ve bir dönem dışişleri bakanlığı da yapmış olan Turan Güneş’in bilgi küpü (!) olan bu mahdumu, partisince Kocaeli’nde ve bir cuma günü düzenlenen bir  toplantıda, toplantı saatinin Cuma namazı saatine denk gelmesi ve katılımın bu yüzden az olacağı yönündeki endişelere “Cuma namazını kaza etsinler. Cuma namazı kaza edilmez değil, her namaz gibi bu da kaza edilebilir” diyerek dini içtihat kapılarını ardına kadar açmıştı.(!) Bu durum, zat-ı muhteremin ilk  içtihadı da değildi. Yine 2002 yılında namaz konusunda da şöyle bir bilgi(!) vermişti : “ Namazın bitiminde kade kısmı vardır. Halk arasında buna  ettehüyatüye oturmak da denir. Burada kısa sureler okunur. Leheb suresi de bunlardan biridir.”    Buyrun, buradan yakın, güler misiniz ağlar mısınız? Bu bilgi küpü(!) ve ekonomi profesörü etiketli zat-ı muhterem namaz kılıyor mu onu bilemesem de eğer namazı bu şekilde kılıyorsa kıldığı bütün beş vakit namazları (!) kaza etmek zorunda kalacaktır. Zira, din konusu Adam Smitt’in veya Keynes’in ekonomi teorilerine benzemiyor. 

 Partinin ağır toplarından olan ancak yeni genel başkan tarafından milletvekili listesine bile alınmayan Önder Sav da bir tarihte Ankara Elmadağ’daki parti teşkilatının bir toplantısında yanına gelip hacca gitmek istediğini, fakat yaşının da epey ilerlediğini bu yüzünden sıkıntısı olduğunu söyleyen bir partiliye aynen şu cevabı veriyordu: “Bırak Muhammed’i. Hacca gidipte Araplara para kaptırma.” Sıradan bir insandan bahseder gibi İslâm Peygamberinin adını ağzına alıp İslâm’ın beş şartından biri olan hacca gitmeyi de boşa para harcama mesabesine indirgeyen bu zavallı ve onun çarpık anlayışına ne demeli?      

Yine, 12 Haziranda yapılacak seçimlerde, C.H.P’nin İstanbul 3. Bölgeden aday gösterdiği profesör etiketli Binnaz Toprak hanımefendi, katıldığı bir televizyon programında aynen şunları söylüyordu : “Eskiden Zincirlikuyu Mezarlığındaki mezar taşlarına ‘ruhuna fatiha’ diye güzel bir şey yazılıyordu. Şimdilerde ise, ‘her canlı ölümü tadacaktır’ şeklinde sinir bozucu bir şey yazıyorlar. Korkunç bir şey bu” diyerek hem din konusundaki cehaletini gösteriyor hem de Al-i İmran sûresinin ‘Kullu nefsin zaikatul mevt’ (Her canlı ölümü tadacaktır) mealindeki 185. ayetini bilerek veya bilmeyerek ‘korkunç’ olarak nitelemekten kendini alamıyordu. Demekki, Hunter College of the Cıty Unıversity of Newyork’u bitirmek, York Graduate Center’den doktora, Boğaziçi Üniversitesi’nden profesör payesi almak her zaman insanı gaflet,  dalalet ve hatta şirkten kurtaramıyor.

Öyle görünüyorki, CHP’nin din konusundaki zaafiyeti, bu partinin tarihi misyonu ile birlikte mensuplarına da siyasi bir miras olarak geçiyor. Öyle olmazsa dine bu kadar uzak ve din konusunda bir o kadar da cehaleti omuzlamış bir görüntüye sahip olunabilir mi?

C.H.P hakkındaki yaptığım bu örneklemeler bireysel örnekler olarak görülemez. Bunlar kurumsal bazda da C.H.P’de mevcudiyetini sürdüren bir anlayıştır. C.H.P, seçimden seçime bir iki ilahiyatçıyı veya emekli müftüyü aday listelerine serpiştirerek dine bakış açısını halk nezdinde pozitivize edemez. Çünkü halk,  ekmeğe karnı aç olsa bile bu siyaset dolmalarını yutmuyor artık… C.H.P ve din olgusu, doku uyuşmazlığı bulunan iki sosyal realite olarak şimdilik karşımızda duruyor

 Dini, Teşvikiye Camii ile Kocatepe Camiinde kılınan cenaze namazları ve bu namazlara iştirak etmekten ibaret gören ve dini sadece musalla taşının soğuk zemininde hatırlayan bu parti ve mensupları, dine bakış açısını ve zihniyetini samimi bir şekilde değiştirmediği sürece sanırım 1923’lerin ideolojisinin esareti altında, sadece Alevî vatandaşların siyasi teveccühüne mazhar olarak siyasi varlığını marjinalize etme akibetinden kurtulamayacaktır. Ancak şu an için de ’garp C.H.P’sinde yeni bir şey yok’…   


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com