Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Neslihan Sultan PALA

BUGÜN ENGELLİ İNSANLARI ALKIŞLAMA GÜNÜ


Neslihan Sultan PALA
3 Aralık 2014 Çarşamba 09:30


O zaman engelli değil özürlü deniliyordu. Birşeyi yapamayana dönüp arsızca hakaret kelimesi olarak kullanılıyordu “Özürlü müsün be kızım anlamıyorsun dediğimi!”
Özürlü olmak ayıptı. Özürlülük eksiklikti. Özürlüysen kabahatliydin- kaçarı yok hatalıydın. Özürlüysen hayatta bir odaya kapatılman, yok sayılman gerekiyordu. Özürlü annesi sakladığı çocuğunu anlatırken her şeye rağmen mutluyum havasına bürünüyor ya da acıların kadını oluyordu.
Özürlü insan için yapılacak bir şey yoktu. O özürlüydü belki Tanrının bir cezasıydı ödenecek, bir bedeldi belki. Özürlü insan hayatta öylesine yaşayıp gidecek üzerine düşünülmesi gereken biri değildi. Yemeği yedirilip-üstü başı temiz tutulup bir köşede ölene kadar yaşaması beklenirdi.
Ne eğitim onlar okula gönderilmezdi. Gezmek mi bu haliyle sokağa çıksa başına kim bilir neler gelirdi hem kim uğraşacaktı onunla şimdi? En iyisi evde durmasıydı. Ha ev bahçeliyse bahçede yer alan belli bir sandalye ya da sedir onun en büyük gezintisi olabilirdi ya da havalı bir balkon. O da aman aşağı sarkmasındı.
Evden çıkmamalıydı, çalışamazdı özürlüydü, sokağa adım attığı anda tehlikeleri kendine çekerdi neme lazım. Eğitim verecek okullar mı onlar hayal bile edilmezdi hem ne gereği vardı ki. Özürlü insan bir külfetti.
Sonra birden bir aydınlanma dönemine girildi. Özürlü değil engelli. Zira onların özür dilemesini gerektiren bir suçları yoktu. Özürlü doğuda eksik, hatalı üretim anlamında da kullanılırdı ya özürlü insan da onlara göre eksik ve hatalıydı. Doğması bile hataydı başlı başına.
Bir yalnızlığın girdabına umarsızca atılırdı özürlüyse insan. Bir de sözde şefkat timsalleri vardı. Yaşına başına bakmadan karşındaki özürlüyse onunla bir çocukmuş gibi bağıra bağıra konuşan. Hani sesini yükseltir ya da hecelerse Türkçeyi anlayacak turiste yapılan muamele mantığı. Özürlüye de bağıra çağıra bir “Nasılsın ah canım ah yavrum iyisin di mi iyisin iyisin Maşalah. Mucuk mucuk öpücük.”
Engelli insanların ruhlarını hiçe sayan sahte acıma duygusunu sevgi ifadesi zanneden sığ beyinlerin arasında yaşamak zorunda kaldı yıllarca engelli insanlar. Zaman değişti. Sonra birden bir aydınlanma dönemine girildi. Özürlü değil engelli….
Engelli kelimesi büyü gibi bir farkındalık oluşturdu toplumda. 20 yıldır Türkiye bu noktada çok yol katetti. Eksiklikler çok hala katedilecek fersah fersah mesafeler var ama bir bilinç oluştu. Okullar açıldı, yollar trafik ona göre düzenlenmeye başlandı. Maksat AB standartlarına uymak bile olsa uygulama engelli insanlara hak ettiği yaşam yolunda iyi bir basamak oldu. Sarı çizgiler yapıldı yollara.
Alışveriş merkezlerine apartman önlerine tekerlekli sandalyeler için rampalar koyuldu. Engelli otomobil araçları için özel otoparklar yapıldı. (Hoş yurdum insanının bu konudaki saygısı tartışılır )
Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Bugün bir kez daha empati yapma, elini taşın altına koyma ve bilinçlenme şansı sunuluyor insanlığa. Bugün bir gün herkesin potansiyel engelli olduğunu algılama, canının sağlığını bilme ve ona şükretme günü, bugün engelli insanların tüm engellere rağmen yılmadan, yorulmadan birçok sağlam geçinen insana göre ne kadar güçlü olduğunu fark etme günü. Bugün engelli insanlara öteki muamalesi yapmaktan vazgeçme günü. Bugün engellere rağmen kafaları özgür, vicdanları özgür o insanları alkışlama günü.
Ha bir de bugün 3 Aralık benim hayatımdaki en değerli varlığın oğlumun doğum günü. Dünya Engelliler Günü Kutlu olsun.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com