Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Müslüm Azizoğlu

Biz Müslümanız, Ya Kanunlarımız?


Müslüm Azizoğlu
25 Nisan 2015 Cumartesi 12:51

Ülkemizdeki İnsanların kahir ekseriyeti Müslüman olduğunu iddia eder. Hal bu ki, Müslümanlık büyük bir iddiadır. Her iddiada olduğu gibi Müslümanlık İddiasında bulunanların bu iddialarını ispat etmeleri gerekir. Hemen belirtelim ki; Müslüman demek; Allah a ve Allah ın gönderdiği Kitaplara ve O kitapları bize tebliğ ve talim eden peygamberlerin bildirdiği hükümlere teslim olan İnsan demektir. İddia bu.. Peki bu iddiada bulunanlar acaba ne kadar dürüsttürler, samimidirler.?

Herkes Müslüman olduğunu söylediği halde; Peki niçin tabi olduğumuz kanunlar ve yasalar İslami değildir, Müslümanca değildir.?

Bir İnsanın İnancı ne ise yaşantısı da O olması gerekmez mi?

İnsan olduğunu iddia edenler hayvanca yaşasalar büyük bir çelişki değil mi?

Adem’in oğlu Kabil de Müslüman olduğunu iddia etmiş ancak İslam a göre yaşamadığı için yaşadığı gibi Müslüman olunca da kardeşi Habil’i Kafirce, zalimce, canice ve vahşice öldürmüştü, Peki bu İslam’ı vicdana sığar mı ?

İbrahim olduğunu iddia edip, Nemrutça yaşamak hiç doğru olur mu?

Harun olduğunu iddia edenlerin Karun’ca yaşamaları büyük bir tezat değil mi?

Musa olduğunu iddia edip, Firavun gibi yaşamak ne kadar doğrudur?

Hz. Muhammed sav e iman ettiğini iddia edip, Ebucehil ve Ebuleheb gibi yaşamak hiç doğru olur mu.?

İşte bunlar gibi Mademki biz Müslümanız O halde Kanunlarımız ve yasalarımız da Müslüman olmaları lazım. Çünkü İslam dini hayat dinidir, Yaşantı dinidir. Hayata hükmetmeyen İslam İslam değildir. İslam ı hayata hakim kılmayan Müslüman da Müslüman değildir. Allah ın emri budur.

İslam dini hayata hükmetmek, Hayata yön vermek, yaşamın her alanında uygulanmak için gönderilmiştir. İslam sadece İnançta kalan, hayata aktarılmayan, hapsedilen, soyut bir din değildir. İslam Sosyal ve Siyasal hükümleri ihtiva eden bir Nizamdır. İslam İctima-i düzeni olan bir dindir. İslam Askeri ahkamı olan bir sistemdir.

Böyle olduğu içindir ki Bütün Peygamberler İslam Dinine göre Toplumları sevk ve idare etmişlerdir. Böyle olduğu içindir ki Resul-i Ekrem sav efendimiz Mekke de ki egemen zorba güçlerle azimli, kararlı ve sabırlı bir şekilde amansız bir mücadele vermiştir. Amaç Mekke de ki Demokratik Küfür zorbalığı son bulsun, Cahili Laik rejim yıkılsın ve Allah ın dini İslam Şeriatı hayata hakim olsun diye. Eğer öyle olmasaydı Peygamber yerinde oturur, Kâbe’ye gelip serin yerde namazını kılar, orucunu tutar, haccını rahatça eda ederdi. Zaten Müşrik idareciler de Peygamberden bunu istiyorlardı. Ama hayır Peygamber böyle yapmadı. Çünkü Allah Peygambere; İslam ın; hayatın her alanına hakim olmasını sağlamak için çalışmasını emir buyurmuştu.

Peygamberin bütün amacı ve çabası İslam Şeriatının iktidara hakim olması idi. İslam şeriatının otoriteyi elinde bulundurması idi. Nihayet Mekke de ki Müşrik zorbalar; birkaç defa Peygamber efendimize gelerek; Eğer senin davan en zenginimiz olmak ise, aramızda para ve servet toplayalım seni en zenginimiz yapalım. Yok eğer davan  En güzel ve en soylu kızımız ile evlenmekse onu yapalım. Yok eğer senin davan baş olmaksa O zaman seni başımıza Lider ve önder olarak seçelim, yeter ki sen bu sevdadan ve bu davadan vaz geç “. Dediler.

Bunlara cevaben Peygamber efendimiz sav; Vallahi hayır. Sizin bahsettiğiniz hiçbir şeyde gözüm yok. Benim Tek hedefim Allah ın emri Olan İslam dinini Yaşama aktarmak, ve İnsanların hayatına hakim kılmaktır. Ve Şunu iyi biliniz ki; siz sağ elime güneşi, sol elime de ay ı koysanız ben yine de bu kutlu sevdadan ve davadan vaz geçmem. Dedi. Çünkü Bu Konuda, yanı otorite ve idare konusunda Allah ın emri vardı ve Allah ın emri kesin ve beliğ idi. Emir şöyledir; “ Aralarında Allah ın indirdiğiyle ( Kur’an ile) hükmet,( hükumet kur) Onların keyfine( onların demokratik ve Laik ilkelerine) Uyma.” Maide A.49.

Bu ayet-i kerimeden de anlaşılıyor ki; İslam Kanunlarına göre değil de, toplumların keyfine, arzu ve isteğine göre şekillenen bir İDARE VE OTORİTE İslami değil, şeytani idaredir. Küfri idaredir. Müslüman bir insan ve Müslüman olan bir toplum hayat ve yaşam idaresini sadece ve sadece Allah tan almak zorundadır. Demokrasiyi ve Laikliği red ve inkar etmek zorundadır.

Bu konuda hayat mektebimizin muallimi, evrensel ve kurtarıcı Nizamın tebliğ ve Talimcisi Tek Önder Peygamber sav bir Hadis-i Şeriflerinde “ Nefsim yed-i kudretinde olan Allah a yemin ederim ki, Arzusunu, heva-i nefsini benim getirdiğim İslam a tabi kılmayan, yaşantısında İslami hakim kılmayan kimse İman etmiş olamaz.”

   İşte bundan dolayıdır ki Başta Peygamberimiz sav ve hemen hemen tüm Sahabe-i Kiram evlerini, barklarını, mallarını ve mülklerini terk ettiler. Önce Habeşistan’a, daha sonra da Medine ye hicret ettiler. Çünkü Müslümanlık İddiası bunu gerektiriyordu. Ben Müslümanım de, sonra da Gâvur kanun ve ilkelerine göre yaşa… Böyle bir yaşama şeklini Ne Allah ve ne de Peygamberi kabul etmezler. Sonuç olarak; Müslümanlar; İnançlarına göre yaşamak zorundadırlar. Hâkimiyetlerini İslami Kanun ve ilkelerine teslim etmek zorundadırlar. İslam a göre sosyal ve Siyasi sistemlerini kurmak ve geliştirmek zorundadırlar. Seçimlere gidilirken bunlar dikkate alınarak gidilmelidir. Yoksa İman ve İslam iddiası göme gider. Gerisi hep laf-u güzaftır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com