Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

BİR İNSAN HAKKI OLARAK DİN VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ


13 Ekim 2011 Perşembe 12:10
Türkiye’de farklı dini grupların ve bu gruplara bağlı bireylerin sorunlarının daha genel sorunlarla ilişkili olduğuna şüphe yok. Hukukun üstünlüğü, farklı dini kimlikleri bir tehdit olarak gören belirli bir milliyetçilik anlayışı, dini dışavurumları özel alanda sınırlı tutma eğilimi gibi meselelerin çok önemli olduğu ve Türkiye, toplum olarak, bunları yeniden değerlendirmek ve insan haklarıyla uyumlu bir şekilde yeniden yorumlamak zorundadır. Bu gibi zihniyet değişikliklerde siyasi iradenin kararlılığı gereklidir. Din ve inanç özgürlüğünün korunması ertelenmemeli, insan hakları korumasının bir parçası olmalıdır.
Din ve inanç özgürlüğünün kapsamının daha doğru anlaşılması ve bu şekilde uygulanmasına büyük ihtiyaç vardır. Bu gerçekleştiği takdirde birçok inanç grubunun ve bireyin yaşadığı sorunlara çözüm bulunmuş olacak. Din ve inanç özgürlüğü inananlar için olduğu kadar inanmayanlar ve dine karşı ilgisiz insanlar için de hayati öneme sahiptir. Bireylerin düşünce ve vicdan özgürlüğü sınırsız olarak korunur, yani insanlar istediğine inanmakta ve inancını değiştirmekte özgürdür. Bu nedenle, belirli dinsel öğretilerin zorla öğretilmesi de yasaktır. Bu hak tek başına ya da topluca, açıkça veya özel ibadetle, öğretim, uygulama ve kutlamalarla din ve inancı açıklama özgürlüğünü de içerir. Din ve inancı açıklama özgürlüğü belirli gerekçelerle, demokratik bir toplumda zorunlu sayılabilecek tedbirlerle ve ancak yasayla sınırlanabilir.
 
Din görevlisini yetiştirme, tüzel kişilik kazanma, ibadet yeri açma, dini yayma, hayır kurumları kurma, dini öğretme ve bu amaçla özgürce kitap basma, dinsel sembollerin kullanılması, ruhani liderlerin seçilmesinde özgürlük ve benzeri talepler uluslararası hukukta din ve inanç özgürlüğü hakkı altında korunur. Öte yandan, Türkiye’de bu hakların kullanımı önünde ciddi engeller vardır. Engellerin bazıları mevzuattan, bazıları ise mevzuata karşın idari kararların kısıtlayıcı bir biçimde alınması ve uygulamadaki sorunlardan kaynaklanır. Örneğin, din görevlisi yetiştirmek için gerekli eğitimin özgürce yapılabilmesi için, olasılıkla, anayasal değişikliğin yanı sıra yasal değişiklikler de gerekir. Alevilerin, Protestanların ve Yehova Şahitleri’nin ibadet yerleri açabilmeleri için ileri düzeyde bir değişiklik talep edilirken Müslümanlara yönelik kısıtlayıcı idari kararların tarafsızlıkla alınması konusunda ilerleme kaydedilmesi şarttır. Farklı konularda uzun vadeli düzenlemeler üzerinde de düşünmek, tartışmak ve toplumsal mutabakat arayışı zorunludur. Kuşkusuz, bu çerçevede vatandaşların eşitliği, din ve inanç özgürlüğü konusunda belirli bir ölçüde zorlanmaları ve devletin tarafsızlığı gibi pek çok konuda hali hazırda dile getirilen sorunlar vardır. Dini özgürlüklerin tam anlamıyla korunması için laiklik yerine, yasal bir ilke olan tarafsızlık ilkesi üzerinde durulması daha yararlı olacaktır. Din ve inanç özgürlüğü için tarafsız, bütün dinlere ve dinsizliğe karşı eşit uzaklıkta bir devlet şarttır. Herhangi bir dini görüş veya grubu finansal olarak farklı veya kolaylaştırıcı uygulamalarla desteklemek tarafsızlıkla bağdaşmaz. Türkiye’de devletin bu konuda tarafsızlaşması konusunda atılması gereken pek çok adım vardır. Birçok konuda olduğu gibi, düşünce, din ve vicdan özgürlüğüne de bütünsel bir şekilde bakmakta zorlanıyoruz. Talepler tek boyutlu bir şekilde dile getirilip buna göre düzenleme yapılması bekleniyor. Oysa yapılması gereken dini gruplara ve dini dışavurumlara uluslararası hukukla uyumlu olarak serbestlik tanımak olmalıdır.
 
Türkiye’nin uluslararası hukuk yükümlülüklerine karşın din ve inanç özgürlüğü hakkını tam anlamıyla yerine getirememesinin önündeki engellerden bazılarının toplumsal hoşgörüsüzlük ve bürokrasideki direnç olduğu dile getirilir. Bu gibi açıklamalar din ve inanç özgürlüğünün korunmasının ertelenmesi için kabul edilebilir gerekçeler olamaz.
Sivil toplumun bir parçası olan inanç gruplarının birlikte çalışması, ihtiyaç ve taleplerini insan hakları diliyle ifade ederek hükümet ve topluma seslerini duyurmaları çok etkili ve bilgilendirici olacaktır. Bu amaçla, düşünce, din ve inanç özgürlüğü etrafında oluşturulabilecek ortak projelerin hayata geçirilmesi, yeni anayasa tartışmaları çerçevesinde daha da fazla önem kazanmaktadır.

Şanlıurfa'da yayınlanan İPEKYOL Gazetesi köşe yazarı


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com