Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Ahmet Davut MİLASLI

BERZANÎ NEDEN ANKARA’YA GELDİ?


Ahmet Davut MİLASLI
6 Mayıs 2012 Pazar 14:08
Türkiye’nin de doğal bir parçası olduğu Ortadoğu’da önemli şeyler olacak gibi görünüyor. Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri çok kötü. Suriye ile de diplomatik ilişkilerini tamamen kesti. İşler her zamankinden daha kötü durumda… Beşşar Esed, inadına katliamlara devam ederse Suriye’nin, Nusayrî, Sünnî ve Kürt olmak üzere üç parçaya bölünebilme ihtimalinden söz ediliyor. Irak devlet başkanı Malikî Türkiye’ye meydan okumaktan çekinmiyor. Irak Başbakan Yardımcısı Haşimî, Irak hükümetince altı kişinin ölümünden sorumlu tutularak mahkûm edilmişken Türkiye onu koruması altın almıştır. Malikî son olarak Kürtleri Türkiye’nin saldırısından kurtarmak için 20 adet F-16 uçağını sipariş verdiğini ilan etti.
İşte tam bu yoğun sorunların yaşandığı bir dönemde Berzanî Ankara’ya resmi bir ziyarette bulundu. Ankara’da liderler arasında neler konuşulduğu meselesi, üç aşağı, beş yukarı bellidir.  Kuşkusuz, Ortadoğu’nun yeniden şekilleneceği bir dönemde Kürt meselesi ve PKK ne olacak? Sorusuna cevap bulmak için Berzanî Ankara’daydı. Her şeyden önce şunu bilmek lazım ki, büyük devletlerin menfaatleri söz konusu olduğu zaman küçük gruplara konuşma hakkı verilmez. Başka bir deyimle, ABD, Türkiye, İran ve Rusya’nın menfaatlerinin söz konusu olduğu bir ortamda Kürtlerin kendi haklarını ortaya koymaya çalışmaları kolay kolay kabul görmez. Böyle durumlarda ancak çok samimi ve aralarında kan bağı olan devletler Kürtlere yardım edebilir. Anlaşılıyor ki,  Berzanî Kürtleri Irak’ın muhtemel saldırılarından korumak için Ankara’daydı.
PKK’nın durumu da elbette ki görüşülmüştür. Belki de barışa en yakın olduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Çünkü böyle dönemlerde kronikleşmiş sorunların çözümü daha da kolaylaşır. Onun için Sayın Başbakan “PKK silah bıraksın, biz de operasyonları hemen durduralım” dedi. Bu tarihi bir sözdür. Aslında PKK, aynı emri tüm gruplara uygulayan bir örgüt değildir. Her zaman baştakileri dinlemeyen gruplar da vardır ve bunlar kendi başlarına hareket edebilirler. Şu anda devam eden eylemler bu türdendir ve olaylar tırmanışa geçebilir. Tıpkı 1993’te yapılan bir ateşkesten hemen sonra 33 silahsız erin Şemdin Sakık tarafından öldürülmesi gibi…
Şu anda bölgede durumu kötü olan tarafların başında Suriye gelmektedir. İkinci olarak Irak geliyor. Çünkü ABD Malikî’nin, İran ve Suriye ile birleşip bir şii cephe oluşturacağını tahmin etmiyordu. Öyle ki, son zamanlarda hem Suriye lideri Esed, hem İran lideri Ahmed-i Necad hem de Irak lideri Malikî, Şiiliğe bir ırkçılık edasıyla yapıştılar. Oysa İslamcı olan İran liderinin, İslam düşmanı Baasçılar tarafından ezilen Müslümanlara sahip çıkması beklenirken, Baasçı Esed rejimine sahip çıkması Müslümanların İran’la ilgili tüm hayalleri yıkmış oldu. Şu anda Irak’ta olup bitenler de, tıpkı İran ve Suriye’de olduğu gibi ABD’nin hoşuna gitmiyor. Dolayısıyla ABD, bir ırkçılık edasıyla Şiiliğe sarılmış bulunan Irak’ı gözden çıkarabilir. Bu durumda ABD, Irak Kürdistanını Irak’tan ayırarak Türkiye ile birlikte koruma altına alacaktır. Yani ufukta Berzani’yi umutlandıracak gelişmeler var. Sonuçta PKK’nin durumu bir hayli zorlaşır ve silah bırakmak onun için en iyi seçenek olabilir. İşte Berzanî bunları görüşmek için Ankara’ya gelmişti.
Durumu kötü olan devletlerden birisi de, Suriye liderine destek vermekle İslam dünyasında oluşturduğu İslamcı imajını kökünden yıkan İran’dır. İran artık bütün Müslümanların gözünde de sahtekâr bir rejim imajına sahip bir ülke konumundadır. Hatırlanacağı gibi, üç yıl önce Lübnan’a saldıran İsrail’i, başta İran olmak üzere bütün Müslümanlar desteklemişlerdi. Ama bugün, Suriye’de Sünnî Müslümanlara saldıran dinsiz Esed rejimi, hem Lübnan Hizbullahı hem de İran tarafından desteklenmektedir. Şiilerin bu tutumu, Bir ırkçılık olarak değerlendirilmektedir.
ABD İran’da nükleer silah yapıldığı gerçeğini ispat ederse uluslar arası güç İran’a ciddi yaptırımlar tevcih edebilirler. Yani İran’ın, Türkiye’ye karşı PKK kartını oynama şansı olmayacaktır. Tıpkı Suriye ve Irak Kürdistanı lideri Berzanî’nin olmadığı gibi… İşte tam bu sırada Malikî, ABD ile olan dostluğuna güvenerek Türkiye’ye karşı Kürtleri koruyacağını deklare ediyor ve şimdiye kadar görülmemiş bir üslupla, Türkiye’ye karşı Kürt kartını oynamak istiyor. Buna kim inanır? Elbette ki ne ABD ne de başkaları Malikî’nin Kürtlere karşı samimi olduğuna inanmayacaktır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com