Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ

BATI’NIN KALLEŞ MEDYASI


Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ
10 Kasım 2014 Pazartesi 09:31

Genel olarak Medya sözünden “Basın ve haberleşmeyi” anlamak gerekir. Kitleleri belli fikirler istikametinde eğitmek ancak basın ve haberleşme sayesinde mümkün olmaktadır.

Bugün küreselleşen dünyamız medya denilen bu güç sayesinde çok küçülmüş, bir küçük kasaba, hatta bir köy haline gelmiştir. Bu yüzden “global dünya=global medya” sloganı yaygın bir hal almıştır. Evet, medya büyük bir güçtür. Zira ancak medya ve haberleşme imkânlarına sahip olan güçler ekonomik ve siyasal alanları da kontrol edebiliyorlar. Yaklaşık yüz yıldan beridir yapılan savaşlarda medya ve haberleşmenin etkisi inkâr edilemez.

ABD ve Avrupa ülkeleri, yani Batılı devletler, son yetmiş yıldır kontrol ettikleri medya gücü sayesinde önlerine çıkan her şeyi adeta silip süpürdüler. İstedikleri devleti fakir, istedikleri devleti zengin yapabildikleri gibi, istedikleri ülkede kaos da çıkarabildiler. Bugün Batı’nın çıkardığı kaoslarla boğuşan ve tüm milli servetlerini bu uğurda heba eden en az 100 devlet sayabiliriz.

Çünkü medya gerçekleri ortaya çıkardığı gibi, hakikatleri çarpıtma, doğruyu yanlış ve yanlışı da doğru olarak gösterebilme istidadında olan çok etkili bir güçtür. Maalesef Batı medyası öteden beri hakikatleri çarpıtmaya çalışmaktadır. Hele İslam ve Müslümanlar söz konusu olduğu zaman inanılmaz derecede bir iki yüzlülük Batı medyasına hâkim olur.

Büyük İskender’in (Makedonya’lı İskender) bütün dünyayı Yunanlılaştırmak istemesi gibi, Batılılar da bu medya gücüne dayanarak kendi kültürleri dışında kalan bütün kültürlerin adeta sonunu getirme hevesindedirler. “Batılı Değerler” diye insanlığa sunulan bir takım tuzak dolu prensipler, İslam prensiplerinin önünü almak için uydurulan sözde değerlerdir. Bu değerleri dillerine pelesenk eden zavallı Müslüman devlet liderlerinin bir kısmı da, ne tür değerler savunduklarının bile farkında değillerdir.

Aslında 2000’li yıllarda “Medeniyetler Çatışması” tezini ortaya atan Hangtinton’un tezi, Batı’nın uygulamalarını meşrulaştırmaktan başka bir amaç taşımıyor. Çünkü “Medeniyetler Çatışması” konsepti de, küreselleşme adına bir maske olarak kullanılmaktadır. Asıl amaç Batılıların akonomik yağma ve talanlarını ve fili işgallerini meşru göstermektir. Bir düşünün; ABD’nin Afganistan’da, Irak’ta ve Somali’de ne işi vardır?

Unutmayalım, ABD’nin dünya siyasetini kontrol etmesi medya sayesinde olmuştur. Hatta komünizmin ölümü de Batı medyasının zaferi olarak kabul edilmiştir. Batı medyası son 20 yıldır, terör ve İslamiyet arasında kurduğu alaka üzerinde ısrarla duruyor. Bu dikkat çekici bir durumdur. Çünkü Batı biliyor ki, sadece İslam Dünyası Batı’nın bu insafsız tahakkümüne karşı dayanma gücüne sahiptir.

Peki, Batılılar ne yapmalıdırlar? Ne yapmaları gerektiğini çok iyi biliyorlar. İslam topraklarında savaşı eksik etmemek… Bu yolla Müslümanların “süper güç” olma hayallerini akamete uğratmak istiyorlar. Yıllardır hep böyle yaptılar. Iran-Irak savaşı bir hiç yüzünden tam 8 yıl sürdü. O savaş biter bitmez yaklaşık 20 yıldan beri Batılı devletler orta doğunun merkezinden hiç çıkmadılar.

Bugün Ota doğu ve Türkiye üzerinde oynanan oyunun temel oyuncuları medyayı kullanan Batılılardır.  Ne yapıp edip, Türkiye’yi bir savaşın içine sürüklemek istiyorlar. Amaç Türkiye’nin ekonomik birikimlerini yok etmek ve ülkeyi fakirleştirmek… Unutmayalım; İran hala savaşın darbelerinden kurtulmuş değildir.

Kuşkusuz oyun içinde oyunlar vardır. İŞİD’i, PKK’yı ve el-Kaide’yi kuran, onlara fırsat veren, onlara silah veren Batılı devletlerdir. Yani sürekli İslam topraklarında terör estiren örgütlere destek vermek Batı’nın en temel gayelerinden birisidir. Eğer o terör örgütlerinden birisi dönüp Batı’yı vurmaya kalkarsa işte o zaman o örgüt medya sayesinde dünyanın en vahşi örgütü kabul edilir. Kafa kesen, insan yiyen, doğaya zarar veren örgütler olarak lanse edilirler.

Eğer terör örgütleri Batı’nın menfaatlerine zarar vermezlerse, Batı medyası onlardan asla söz etmez. Hatta zaman zaman onların ne kadarmasumane ve insancıl davrandıklarını da yazarlar ve onlara methiyeler dizerler. Şu sıralarda PKK’yı bir terör örgütü kabul eden Batılıların örgüte silah yardımı yapmaları ne ile izah edilebilir? Bir gazetecinin kafasını kesmeyene kadar kimse İŞİD’in bir terör örgütü olduğunu biliyor muyduk? Ama şimdi, yerde ve gökte o terör örgütü aranıyor.

17 Aralık ve 25 Aralık darbe girişimlerinden umduğunu bulamayan Batı medyası yaklaşık bir yıldır, Türkiye’nin şeriat devletine kaymakta olduğunu, İŞİD’i desteklediğini ve İHVANCI olduğunu yazıyor. Ancak Batı’nın hesap edemediği bir şey vardır: Batı zannediyor ki, Türkiye hala eski Türkiye’dir. Eski Türkiye’de hükümetin ihvancı olduğu Batılı medya tarafından lanse edilseydi derhal ülkede darbe olurdu. Ama şimdi halk ihvancılıktan, şeraitten, başörtüsünden ve dindarlıktan rahatsız değildir. Mısır’da halkın %52 oyuyla işbaşına gelen bir hükümeti devirmek hangi demokratik prensiplerle bağdaşır? İşte Türkiye Mısır’da alaşağı edilen o mazlum insanlara sahip çıkmak zorunda… İsimleri ister ihvan olsun ister başka bir şey…

Merak etmeyin; Batı İslam’ın dünyada yükselen bir değer olduğunu ve Batılı değerlerin silik ve sahte değerler olduğunu, Kur’an’ın sönmez ve söndürülemez bir nur olduğunu er-geç öğrenecektir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com