Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Mehmet Emin KUŞ

Andımız, Nazi, faşizm ve Kürtçe konuşmak yasak!


Mehmet Emin KUŞ
30 Kasım -0001 Çarşamba 00:00

     Her fırsatta Türk Kürt kardeştir deriz. Fakat bu nasıl bir kardeşliktir ki; güçlü kardeş kendi dili ile konuşur, eğitim görür. Diğer kardeşin de kendi dilinde konuşması ve kendi dilinde eğitim görmesi yasaklanmıştır.

     Bir zamanlar, şu anda hayatta olmayan ama Türk ırkçılığını partileştiren, darbeci bir albay da "Türk-Kürt etle tırnak gibidir" demişti de bu söze cevap olarak kalleş bir kurşuna hedef olup ölen bir Kürt bilgesi de ona şu veciz sözü söylemişti: "Türk-Kürt kardeştir, etle tırnak gibidir diyorlar. Herhalde Türkler et, Kürtler de tırnak oluyor. Tırnak her uzayışında ete batmasın diye kesiliveriyor" Evet tırnak uzuyor, her uzadığında ete battığı için de hemen kesiliveriyor. Alın size "Türk - Kürt kardeştir" sloganının temeli... Bu nasıl kardeşliktir ki, bir kardeş diğer kardeşin dilini kullanıyor ve anlıyor da diğer kardeş diğerinin dilinden bir kelime bile anlamıyor, anlamak için çaba sarf etmiyor…

     Üstelik anlamak, öğrenmek için çaba sarf etmediği gibi; bu dilin gelişmesi için harcanan çabaların önüne de set çekiyor ve Sevr Paranoyasının etkisiyle bölünmenin bir işareti olarak görüyor. Siz evinizde babanızdan kalan mirasa ilişkin kardeşinizin payını eksik verin ya da hiç vermeyin, bakalım o zaman aynı anadan babadan doğduğunuz kardeşiniz size ne yapıyor.

     Bu topraklardaki mirası da hep büyük kardeş alıyor, diğer kardeşe koklatmıyor, "sadece senin yeme içme masrafını karşılarım bunun dışında bana ses çıkarma yoksa el âlem bize ne der" diye diğer kardeşini uyutmaya çalışsın diğer kardeş de eyvallah senin dediğin gibi olsun diyecek öyle mi?

     Peki, o halde soruyorum? Bu paylaşım ne kadir adil, bu kardeşlik, bu kanun önünde eşitlik hakkaniyete ne derece uyuyor.

     Bakınız aşağıda yazacağım olay daha yeni yaşandı. Haberi buraya kopyalıyorum. Olay şöyle: “Balıkesir Üniversitesi 1. Sınıf öğrencisi Emrah Bana'nın, yargılandığı İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tartışma yaratacak bir karara imza attı.

    Dün görülen duruşmada, Kocaeli 2 No'lu F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan sanık Emrah Bana, avukatı Fırat Aydınkaya ile hâkimler ve savcı arasında Kürtçe savunma ve konuşma tartışması yaşandı. İfadesi alınan sanık Bana, tercüman aracılığıyla Kürtçe savunma yapmak istediğini belirtti. Ancak mahkeme ara kararla bu talebi reddetti.

Başkan itiraz etti savcı direndi

    Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Şeref Akçay, sanık Bana'ya Kürtçe konuşabileceğini belirtti ancak savunmasını Türkçe yapmasını istedi. Başkanın bu isteğine savcı "İyi derecede Türkçe bilen sanığın gerekmediği halde Kürtçe savunma yapmasına yasal olarak müsaade etme imkânı bulunmadığı" gerekçesiyle itiraz etti.

    Bunun üzerine duruşmaya ikinci kez ara verildi. Aranın ardından mahkeme ikinci ara kararını verdi… (Taraf gazetesi)

    Haber daha uzun ve içerikliydi fakat ben haberin tümünü buraya alıp uzatmak istemedim.

    Çünkü daha geçen günlerde Danıştay, ilköğretim okullarında okutulan ''öğrenci andının'' iptali istemiyle açılan davayı reddetti. Mahkeme gerekçe olarak şu 'komik' görüşü savunmuştu…

     Davayı görüşen Danıştay 8. Dairesi, iptal istemini reddetti. Daire'nin kararında, Anayasa'nın başlangıç kısmında ve 1739 sayılı Yasada belirtilen amaçlar doğrultusunda, Türk Devletini ve Milletini ebediyete kadar yaşatacak, çağdaş uygarlığın ve medeniyetin ortağı ve öncüsü yapacak, toplumun ve kişilerin refah, huzur ve mutluluğunu sağlayacak yeni nesillerin yetiştirilmesinin milli eğitim sisteminin temel amacı olduğu belirtildi. Anayasanın 10. maddesinde, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu anımsatılan kararda, Anayasa'nın 66. maddesinde ise ''Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür'' hükmüne yer verildiğine işaret edildi.  

     Davacının; ''Öğrenci andının bir ırkı esas aldığı, zorla okutulduğu'' iddialarına yer verdiği anımsatılan kararda, şunlar kaydedildi: ''Türk kelimesi bir ırkın değil, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan dili, ırkı, rengi, cinsiyeti, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi ne olursa olsun tüm vatandaşların bir araya gelerek oluşturdukları ve herkesi kapsayan ve kucaklayan milletin ortak adı olup, aksi yöndeki davacı iddialarına itibar edilmemiştir… Nitekim Anayasamızda bu hususun vurgulanması bakımından, Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin herhangi bir ayırma tabi tutulmaksızın ‘Türk’ olduğu belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine oy birliği ile karar verildi.''

     Gerekçeye bakın, neymiş efendim herkes Türk’müş! Allah’ın Kürt, Arap veya başka bir dilde, başka bir ırkta yarattığı insanları siz kalkın zorla ‘Türk’ yapmaya çalışın sonra deyin ki; herkes kanun önünde eşittir.

     Herkes Türk’tür demekle eşitlik mi olur? Buna çocuklar bile inanmaz, güvenmez. Siz kimi kandırıyorsunuz.

     Şimdi Arabistan da yaşayan, oranın vatandaşı olan bir ‘Türk’ Arap mı olacak. Veya Arabistan devleti böyle bir dayatmada bulunursa; Siz bunu kabul eder misiniz? Böyle saçmalık mı olur, dediğinizi duyar gibiyim.

       Siz her gün- her sabah, Nazi ve faşist rejimlerden kalan, her cümlesi ideoloji ve ırkçılığı tetikleyen bir uygulama olan “andımız” adı altında Kürt, Arap veya farklı dildeki çocuklara; “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım… Ne mutlu Türk’üm diyene, diye dayatmada bulunun, sonrada her vatandaş kanun önünde eşittir deyin. Bizde yuttuk bu yalanları. Bizde inandık size.

      Hakkını yemeyelim, Ak parti hükümeti döneminde bazı gelişmeler oldu. Bazı konularda olumlu adımlar atıldı. Fakat bu topaklar üzerinde yaşanan olaylara baktığımız zaman bu gelişmelerin devede kulak bile sayılamayacağını görmekteyiz. Bu topraklarda engellemeler oldu, insanların kendi dilinde konuşması yasaklandı. Kürtçe şarkı söyledi diye sanatçılar yurdundan, memleketinden yıllarca uzak yaşamak zorunda kaldı ve daha nice zulümler yaşandı. İnsanlar sırf Kürt diye idam edildiler.

      Bence bu topraklarda yaşanan zulümler; Türk ırkçılığını zorla dayatanlar, insanların öz dillerini ve ırklarını inkâr edenler, Türk olmayan herkesi yok etmeye çalışan ve asimile politikasını uygulayanlar yüzünden olmuştur.    

      Tüm bu olumsuzluklara rağmen şimdi biraz umutluyuz. İnşallah temennimiz insanlar üzerindeki tüm baskıların, ayrımcılığa götüren tüm eylem ve söylemlerin kalkması ve son bulmasıdır. Bu ülkede kardeşçe ama aynı hakları paylaşan, aynı haklara sahip olan kardeşler… Her dilden ve her ırktan/soydan insanların gerçek manada eşit ve aynı haklara kavuşacağı günlerin gelmesi dileklerimle… 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com