Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

“4 + 4 + 4 Eğitimi, ya da Çeşitli Niyetler (3)”


26 Nisan 2012 Perşembe 11:10
Bundan önceki yazımızda demiştik “4 + 4 + 4 Eğitimi”, ortalığın toz dumanın içinde bir çok niyetler çarpışmaktadır. Bu toz bulutu arasında bunlar görünmez olup kaybolmaktadır. Ortada görünür kalan ise “İmam Hatipliler”in önünü açmak ve din dersleri- Qur’an öğrenmek- Peyğamberin Hayatının okullara yerleştirilmesi .. vs..
Bu projenin, bize göre en önemli hedef noktası: Cumhuriyetin kuruluşundan beri başlamış olan “Çeşitli Asimilasyonların Bir An Önce Başarılması”dır..
Demiştik bir çok asimilasyon alanları vardı ve bunlardan birkaçını zikretmiş idik.. Örnek olarak:
-Dini asimilasyon..
-Kültürel asimilasyon..
-Etnik asimilasyon.. diye sunmuştuk.
“Dini asimilasyon” ile “Kültürel asimilasyon”ları hakkında bir şeyler ifade etmeye çalışmıştık..
Son olarak bu makalemizde de, “Etnik asimilasyon”dan bahsetmek istiyoruz.
Türkler dışında olan milletlere karşı asimilasyon politikası, uzun zamanlara dayanmaktadır. Bu asimilasyonun boyut ve şekli süreç içersinde çeşitlilik göstermektedir. Mesela:
.VI. Murat zamanında; Kürd Aşiret ve Bölge isimlerinin Türkçe yazılmasının uygulamaya konması. Bir adım ilerisi olarak da; Kürdçe yazılmış kitap ve yazıların el altından imhasının sağlanması, dikkate değer noktalardır.

.II.Mahmud Döneminde hedefe konulmuş “Özerk Kürd Mir/Beylikleri”nin mağlub edilmelerinin ardından; birer birer ortadan kaldırılmasıyla yerlerine “Valiliklerin Oluşturulması” ve “Paşa/ Valilerin Atanması” (Urfalılar bu değişiklik esnasında, “Mîr”in yerine geçecek olan “Paşa”yı merak edip temaşaya gelince; “Urfaya Paşa gelir anam. ..” türküsü ortaya çıkar) ve bunun sonucunda “Vali”lerin etrafında “Türkmence”nin (yani yerli halkın kullandığı bozuk bir Türkçe’nin) meydana getirilmesi.. asimilasyonun yumuşakça o yöreye inişidir..

Osmanlı’da, “İttihatçılar ve Terakki Partisi” iktidarı tam olarak ele geçirince; “Turan’a Ulaşmak” için, gayet masum görünüşlü, gerçekte “Asimilasyon Bakanlığı” iken adını “Muhaceret Bakanlığı” koyup; 1,5 Milyon Kürdü kış ortasında, yerde metrelerce kar varken, yurdundan yuvasından alıp ilkel şartlarda “Batı”ya yerleştirme adı altında muhaceret ettirildi. Bu insanların yaklaşık 650 Bin kişisi canlı olarak “Batı”ya ulaşabildi.

Bu konuyu daha sonraları, Celadet Ali Bedirhan “ M. K. Paşa Hz.lerine açık Mektup” adlı eserinde konuyu dramatik bir şekilde müdellel anlatıyor.
Türkiya Döneminde ise, yapılan poltika; günümüzde bazı gazetelerin köşelerini de süsleyen cümlelerde anlamını çok açık olarak ifade etmektedir. Şöyle ki:
“Türkiye Türlerindir.”
“Ne mutlu Türküm diyene”
“… Türk; bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır: Hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. ...”[1]
“Ya sev, ya terk et!”
“Tek ülke, Tek Devlet, Tek Dil, Tek Ulus, Tek Din, Tek Mezheb, Tek Bayrak, …”


Bu asimilisyoncu politika uğruna, gerçek sayısını bilmediğimiz “Milyar Dolarlar”, milyonlarca insan öldü ve sakat kaldı.. yurtlarından- yuvalarından alınıp memleketlerinden uzak perişan ve gurbetlerde mecburiyetle kaldılar..

Bu yüzden Devlet kevgire dönüp toplumla beraber her ikisi her türlü dejenerasyona uğradı.
Buraya kadar olanları bir derece anlaşılır yanı vardır; nefis ve hevalarını tanrı edinenler her türlü zülüm ve cevri kendi dışındakilere reva görebilirler ve reva görmüşlerdir..

Ama son çeyrek asırlık süreç içersinde yeni bir proje uygulamaya konuldu. Yani “Dindarlar Eliyle Etnik Asimilasyonunu Gerçekleştirmek” projesi..

Bu uğursuz projeden önce; halk, başta Nurcu ve ehl-ı tarikatlar olarak, diğer dindar ve muhafazakar çevreler müthiş direnç gösterip ateşten kaçar gibi tepki gösteriyorlardı. Yani Türkçülük- Irkçılık, bunlar açısından peygamberin lanetlediği bir şeydi.. onun için değil asimilasyona yardım etmek bilakis Türkçülüğe karşı duruyorlardı.

Bu projede “Statüko”; dindarlara el atılıp bunun içine çekince, dindarlarda “Türk İslam Sentezi” meşrulaşmaya başladı.. Dindarlar nihayette: “Benden daha fazla Türk Milliyetçisi var mı? sendromula, hem Türkçülük/ Irkçılık meşrulaştı, hem de asimilasyonda dört nala yol almak üzere Türk İslam Sentezciliği İslami kardeşliğin yerini almaya başladı..
Kur’an’da Allah (cc), Her ırk ve Dili kendisi yaratmış olduğunu söylerken, bu sözde dindar grup ve cemaatlar: “Türk İslam Sentezi”yle Türkçülük/ Irkçılık meşru görüp, “Tek ülke, Tek Devlet, Tek Dil, Tek Ulus, Tek Din, Tek Mezheb, Tek Bayrak, …” diye caka satmaya başladılar, Türk olmayan milletlere karşı..

İlk Okulu 5 (beş) yaşında zorunlu olarak başlatıp Türk olmayan çocuklar; ilk okul öncesi eğitim ve 60 aylıkken okula başlamasıyla, “Türk Olmayanlar, Ana Dillerini Öğrenmeye fırsat Bulmadan” direkt Türkçe ve Türk Kültürü (statükonun kültürü)nü öğrensin, anasından doğmakla asimilasyona tabi kılınsın.. artık bundan böyle; Kürdlük, Rumluk, Lazlık meseleleri peydahlanmasın.. dediler..

Çok rahatlıkla “Milli Görüş” “İslam Prensipleri” yerine ikame ettiler. . “Milli Türk Talebe Birlikleri”ndeki “Türk Milliliği”ni hazmedip herkesi (tüm ulusları) bu çatı altında toplanmaya çağırdılar. “Türk/ Aydınlar Ocakları”na Başkan ve Sekreter olup “Sağcı Müslüman Türk” oldular. Türkçülük ehlileşip “Kurt’u İslam ettiler(!)”.
Hele hele tüm dünyaya “Türkçe Olimpiyatları” adı altında “Türkçülüğün/ Irkçılığın Uluslararası Boyutu”nu keşfedip ırkçılık ihracatını göz yaşlarıyla Müslüman tüm halklara benimsetme gayretkeşliğine düştüler..

Bu arada dini tüm motifleri; Allah (CC) boyasıyla boyamak yerine, “Tek ülke, Tek Devlet, Tek Dil, Tek Ulus, Tek Din, Tek Mezheb, Tek Bayrak, …” (Kısaca Türk İslam Sentezi)yle boyasıyla insibağ ettiler..

Ama şunu unuttular ki, “Yeryüzü Allah’ın hakimiyetindedir.” “Allah, en güzel planlamacıdır ve ard niyetli planlamacıların planlarını boşa çıkarıp onların ayaklarına dolayandır. Muktedirdir, Hikmetlidir..”

Asrın Gerçek İmamı bu konuda şöyle diyor:
“DÖRDÜNCÜ İŞARET: Tahribatçı ehl-i bid’a iki kısımdır.
Bir kısmı, güya din hesabına, İslâmiyete sadakat namına, güya dini milliyetle takviye etmek için, "Zaafa düşmüş din şecere-i nuraniyesini milliyet toprağında dikmek, kuvvetleştirmek istiyoruz" diye, dine taraftar vaziyeti gösteriyorlar.
İkinci kısım, millet namına, milliyet hesabına, unsuriyete kuvvet vermek fikrine binaen, "Milleti İslâmiyetle aşılamak istiyoruz" diye, bid’aları icad ediyorlar.
Birinci kısma deriz ki: Ey "sadık ahmak" ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet, mevhum, muvakkat, cüz’î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez. Onu oraya dikmeye çalışmak, ahmakane ve tahripkârane, bid’akârane bir teşebbüstür.
İkinci kısım milliyetçilere deriz ki: Ey sarhoş hamiyetfüruşlar! Bir asır evvel milliyet asrı olabilirdi. Şu asır, unsuriyet asrı değil. Bolşevizm, sosyalizm meseleleri istilâ ediyor, unsuriyet fikrini kırıyor, unsuriyet asrı geçiyor. Ebedî ve daimî olan İslâmiyet milliyeti, muvakkat, dağdağalı unsuriyetle bağlanmaz ve aşılanmaz. Ve aşılamak olsa da, İslâm milletini ifsad ettiği gibi, unsuriyet milliyetini dahi ıslah edemez, ibka edemez.
Evet, muvakkat aşılamakta bir zevk ve bir muvakkat kuvvet görünüyor; fakat pek muvakkat ve akıbeti hatarlıdır.
Hem Türk unsurunda ebedî kabil-i iltiyam olmamak suretinde bir inşikak çıkacak. O vakit milletin kuvveti, bir şıkk bir şıkkın kuvvetini kırdığı için, hiçe inecek. İki dağ birbirine karşı bir mizanın iki gözünde bulunsa, bir batman kuvvet, o iki kuvvetle oynayabilir, yukarı kaldırır, aşağı indirir.”[2]
Evet, kıymetli okuyucular; her kıştan sonra bir bahar olduğu gibi, insanlık ve İslamlığın da baharı başlamış.. ama bazen zifiri kapkara bulutlar insanı sıkıntıya ve ümidsizliğe sevketse de, “Wel aqibetû lilmuttaqîn..” akibet muttakilerindir..

[1] Adalet Bakanı Mahmut Esat, (Milliyet, No: 1655, 19 Eylül 1930)
[2] B.S. Norsi, Mektubat, s. 500. Zehra Yayıncılık, 2004- İstanbul

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com