Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

4 + 4 + 4 Eğitimi, ya da Çeşitli Niyetler


27 Mart 2012 Salı 18:49
Bugünlerde "4 + 4 + 4 Eğitimi", ortalığı toz duman ederek tartışılmaktadır. Bu eğitim modeli içinde çeşitli ağrazlar çarpışmaktadır. Halis niyetle konuyu ele alıp halka gerçeği açıklama bu toz bulutu arasında kaybolmaktadır.
Bazı kesime göre, bu proje "İmam Hatipliler"in önünü açmak içinmiş.. iktidar da, bu suda dümen kırdığını zımmen kabulleniyor..

Bazı çevrelere göre, çağın gereği eğitimin daha verimli ve başarılı, çağa uygun sistemi kurmak için yapılan bir projedir.. İktidar, bunu zahiren var gücüyle savunuyor.

Ancak, gözden kaçan, toz bulutu arasında kaybolan, ya da at bakışı bakışına maniple edilen toplumun göremediği perde arkasında bazı şeylerin silueti görünüp kayboluyor. 

Bu projenin, bana göre en önemli hedef noktası: "Bir An Önce Asimilasyon"dur.. Zorunluluk vs.ler hep perdenin önünde gördüklerimiz.. Zorunluluk zaten vardı.. Zorunluluk olmasa ne yazar.. Çaresiz halk, çarnaçar, neslini mevcut okullara zaten gönderiyordu.. bundan böyle de gönderecek..
Peki bu asimilasyon nereden çıktı..?!?!
Evet, asimilasyon hem de birkaç yönden asimilasyon..
Bir: Dini asimilasyon.. 

Diğer biri: Kültürel asimilasyon..

Biri de: Etnik asimilasyon..

Dini asimilasyon; Yani, daha önceden annesinden, babasından, dedesinden, kısacası aile içi ve çevresinden almış olduğu kültürel (Allah.. Peyğamber.. maşallah.. inşaallah.. Alllah'a emanet ol.. Yarabbi sen sıtar et.. vb.leri kelime ve deyimler..) din eğitimini çocuk ilk altı yaşta alıp öylece okula başlıyordu. Bu eğitim çocuk için temel eğitimi oluşturuyordu.
Ama şimdi, çocuk daha yeni dili açılıyor, çevresinden etkileneceği sırada;  60 aydan itibaren okula alınıp "Sekuler (dinden soyutlanmış) Okul Eğitimine Girecek"inden, o tıfıl çocuk "Tabii İslami Aile Kültürün"den mahrum bırakılacak.. 

Geçen Pazar, ev de, dindar olarak kendisini arz-ı endam eden bir TV kanalının çocuk programını takriben 12 saat özel olarak izledim. Bu 12 saat içinde izlediğim TV kanalının sekuler çocuk kanalı yayınında bir defa olsun; hiçbir dini: motif, söz, ifade, kültür, mantalite, vb.lerine rastlamadım.. 

Burada şunu gördüm ki, daha önceleri statükonun yapmak istedikleri halkın nazarında gayr-ı mutemet kişilerden geldiği için halkta alerji oluşturuyor, dirençle karşılaşıyordu. 

Ama şimdi halkın içinden çıktığı gibi görünüyorsa da, bunlarda bazı icraatlar hiçte bu Müslüman halkın kendi inançlarının temel esprisiyle bağdaşmayan uygulama ve icraatlar olarak görülüyor. Halk, kendisini ve sahib olduğu dini değerleri temsil ettiğini düşündüğü; iktidar ve cemaat(ler)den gelen bu anormal değişim ve dönüşümün farkında değil, karşı alerjide göstermiyor..

Mesela: 12 Eylül Askeri Cuntasının uygulamaya koyduğu; Doğu Batı Kültür Değişimi (başta Kürdleri olmak üzere halkı mevcut İslami hayat tarzından uzaklaştırma) Projesi Müslüman halkta hemen hiç taban bulmadı.. Toplumda karşılık bulmadığı gibi toplum bu projenin nesamesini bile duymadı.. Çünkü Halkın proje sahiplerine karşı alerjileri vardı..

Mezkur proje yönelik uygulamalardan: *12 Eylül Askeri Cuntası sonrası yaz tatili başlangıcında, Ankara Demetevlere giden belediye otobüsünde, istemeden kulak misafiri olduğum iki Hacettebe Üni. Öğrencileri konuşmalarında:
Erkek öğr: "Doğu Batı Kültür Değişimi Projesinde sizleri nereye götürecekler, masraflar kimden?" Kız Öğr: "Masraflar projeden. Hacettepe Üni.inden Kız Öğencileri (yani bizleri) Hakkari'ye götürüp oradaki Lise erkek Öğrencileri ile beraber orada 15 günlük dağcılık vb. kampı gezileri düzenlenecekler." Erkek Öğr: "He yavrum, millet bizi (erkekleri) götürür mü, tabiî ki sizleri … götürürler.." ve iki taraf birbirlerine yılışık yılışık gülüşmeler..
Yine diğer bir olay: Ankara Keçiören Sağlık Koleji erkek Öğrencileri ile Cebeci Hemş. Koleji kız öğencilerini, zamanın  12 Eylül Askeri Cuntası taraftarı, yalakaları; 19 Mayıs Bayramında, Kızılcahamam Ormanlarına pikniğe götürdüler. Orada refakatçi öğretmenler, (el altından içki de ulaştırdıkları) öğrencilere: "Çocuklar, birbirlerinizle ormanda kız-  erkek arkadaşlıklar yapabilirsiniz..!? Yalnız aşırıya kaçmamak üzere, emi..!?" deyip, güya şaka yapıyormuşçasına gülücükler dağıtıyordu..

Bu olayı oraya, korkusundan iştirak etmiş  ama onların rezaletinden uzak kalmış arkadaşlarımız anlatmıştı. O pikniğe katılmayan 2 arkadaşımıza da tard cezası verilmişti..
İbretlik icraatlar.. ve çok şükür sonuçsuz zulümler..

Ama zamanımızda yaklaşık beş - altı yıldır; iktidar ve cemaat eliyle Gönül Köprüsü adı altında yapılanlar, 12 Eylül Darbecilerinin çok ötesinde uygulamaları içinde barındırdığı halde, zavallı halk; buna gayet normal imiş gibi ayak uyduruyor.. alerji göstermiyor..

Örnek olarak: Ben bundan birkaç yıl önce Birecik Mirkelam Tesislerinde oturuyordum. Malum çevrelerin başını çektiği ve organize ettiği: Gönül Köprüsü (ve Kültür Değişimi Projesi)ni Milli Eğitimin işbirliğinde, 7- 8 otobüs orta öğretim (ya da Lise) kız- erkek öğrencileri ile kadın- erkek öğretmenleri (Huri ve Gılman'ın çirkin bir taklidi misali) birbirlerine karışmış ve katılmış olarak yola çıkarılmışlardı. Batıya gittikleri kesindi, sanırım bu grup Mardin'den yola çıkmıştı. Tüm masraflar malum yerlerden karşılanıp öğrenciler malum çevrelerce ayartıldıktan sonra, geriye bu 15 günlük süreçte; o tertemiz bacı- kardeş (!) yolcuğunda "En güzel Türkiye'ye Özgü İslam Ahlakını Öğrenmiş" olmak kalıyordu.. Böylece hep kaçırılıp- uçurulan evliyalardan (!) olacaklar ..

Şimdi soruyorum: Hani, nikah düşenlerle "Kadın Yalnız Başına Hacca Bile Gidemez"di?!?! Nerede kaldı, bu şerpeze ve kepazelikler.. Kuranî prensipler -haşa!- dumura mı uğradı?! Yoksa bir şeyler mi oluyor?!

Rahmetlik Abêm sık sık derdi: "Birine sormuşlar: 'Abdestsiz namaz kılınır mı?' O demiş: 'Ben kıldım oldu!' ".
Evet, dindarların eliyle, din asimile edilirse, yani reforma uğrarsa: Elcevab: Normaldir. Gavur başımızdaki örtüye el atarsa, "çete harbi başlar".. ama hoca efendi: canım meseleyi bu kadar büyütmeyin, nihayet baş örtüsü teferruattır derse; elcevab: Normaldir. Sabah baş açık okula, işe, çarşıya çıkarız.. normaldır.. Ne'uzubillaaah!?
Evet bu anlayış ve uygulamalardan; Ezeli ve Ebedi olan, gücü her şeye yeten ve yaratan Allahû Azimuşşana sığınırım. Bu ümmeti muhafaza et Ya Rabb..!

Şurası bilineki: Devlet ve iktidarlar kıyametle ölecek, son bulacak;  ilelebet payidar olamayacaktır..  ama, Kur'an ve Hükümleri ise, ezelden gelip ebede gidecektir.. Ahirette, zafer sadece müttaklerin olacak.. Unutmayalım ki, dünya insanlar için ancak imtihan içindir..
Diğer asimilasyonları başka makalelerde ele almaya çalışacağım. Allah'a emanet olun..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com