Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

4 + 4 + 4 Eğitimi, ya da Çeşitli Niyetler (2)


24 Nisan 2012 Salı 17:56
Bundan önceki yazımızda demiştik “4 + 4 + 4 Eğitimi”, ortalığın toz dumanın içinde bir çok niyetler çarpışmaktadır. Bu toz bulutu arasında bunlar görünmez olup kaybolmaktadır. Ortada görünür kalan ise “İmam Hatipliler”in önünü açmak ve din dersleri- Qur’an öğrenmek- Peyğamberin Hayatının okullara yerleştirilmesi .. vs..
Bu projenin, bize göre en önemli hedef noktası: Cumhuriyetin kuruluşundan beri başlamış olan “Çeşitli Asimilasyonların Bir An Önce Başarılması”dır.. 

Demiştik bir çok asimilasyon alanları vardı ve bunlardan birkaçını zikretmiş idik.. Örnek olarak:
-Dini asimilasyon..
-Kültürel asimilasyon..
-Etnik asimilasyon.. diye sunmuştuk.
“Dini asimilasyon” hakkında bir şeyler ifade etmeye çalışmıştık..

Şimdi bu makalemizde ise, “Kültürel asimilasyon”dan bahsetmek istiyoruz.
Geçen yaklaşık 60 yıllık süreçte yapılmak istenen asimilasyonlar halkta karşılık bulmadığı gibi tam tersine halk bu dayatmalara karşı direnç geliştiriyordu. Sebebi malum, Halk dönemin statükosunu kendisini dinden uzaklaştırıp bir yerlere götürmeye çalıştığına inanıyordu.
Ama son çeyrek asırlık süreç içersinde yeni bir proje uygulamaya konuldu. Yani “Dindarlar Eliyle Kültür Asimilasyonunu Gerçekleştirmek” projesi..
Bu menhus projeden önce; ben gençlik dönemimde hatırlıyorum, halk, başta Nurcular olarak dindar ve muhafazakar çevreler müthiş direnç gösteriyorlardı.

İslami Kültürümüzden olan; kılık- kıyafet, Osmanlıca kelimeler- deyimler, Aile hayatında tutum ve davranışlar, İslami prensiplerle şekillenmiş olan örf- adet ve gelenek- görenekler.. hatta diyebilirim, halklar arası diyalog ve birbirlerine saygı ve tanımalar ve farklılıklarıyla beraber birlikte yaşama anlayışı.. tüm bunlar (münferit siyasi vakalar hariç), toplumuzun birer parçası ve hayat tarzı haline gelmişti.

Dindarlar eliyle, değişim ve asimilasyonun ayak sesleri diyebileceğimiz ilklerden olarak; İslami kisvedeki bazı yazarların İslami kimlikli Dergilerde veya yazdıkları makale ve kitablarında, Türk Dil Kurumunun uydurma ve asılsız kelimelerini kullanmalarıyla başladı. Bizler bu başlangıcı tenkidlerle yapılanın yanlışlığını dillendirmeye başladık. Sebebi ise,bu olay dindarların statükonun asimilasyon politikasını tasdik anlamına geliyordu. Niçin mi?
Her dil tabii seyri ve “Tebelbül-ü Akvam” hadisesiyle meydana gelmiştir. Her dilde, Peygamberlerin bi’setiyle gelmiş olan İlahî Mevhibe olan kelime ve deyimler vardır. Çünkü Allah’ımız (CC) kendi anlatmak istediklerini bunlarla insanlara öğretmiştir.

Ama birileri kalkıp masa üzerinde “Uydurma Bir Dil Uydurduğunda” ve de “dilde din dışılığı esas alırlarsa” o zaman durum daha kötü bir hal alır. Çağımızda böyle oldu. Mesela:

İranda: Şah Rıza Pehlewî, “Ak Devrim” adı altında, hem dini hem kültürel asimilasyona gerçekleştirme adına, “Sazûmanê Zebanê Farıs (Fars Dil Kurumu)”ı kurdu. Bunlar masa üzerinde Öz Farsça adına uydurma kelimelerle dindışı bir dil oluşturmaya çalıştırlar. Allah şükür ömrü vefa etmedi, İran’dan kaçmak zorunda kaldı, yaptığı proje sonuçlanmadı.

Memleketimizde 1930’larda “Türk Dil Kurumu” kurulup başına da 1978’e ölünceye kadar Ermeni Bir vatandaşımız olan Agob Martanyan getirildi. Bu kurumun kurulmasını emreden; bu zata “DİLAÇAR” soyadını verdi. Güya o güne kadar kapalı olan Türkçe’yi uydurmalarla açacaktı. Onun için “DİLAÇAR” soyadı veriliyordu kendisine. Agob Martanyan DİLAÇAR beyefendi, kendisine tevdi edilen görevi kendisi ve Reisi açısından vazifesini bihakkin ifa etti. Nemi etti..? İşte..

*Türkçede bulunan başta Arabça, Kürdçe/ Farsça kelimeleri -düşmanlık beslercesine- Türkçenin dışına attı.. Türkçeyi bunlardan tamamen temizledi diyebiliriz.

*Türkçede bulunan İslami/ Dini terminolojisinden olan kelime ve deyimler; Türkçe ve Türklerin içinden sökülüp atıldı. Maalesef bu konuda, son zamanlarda; özellikle dini grupların katalizör görevi görmesiyle bu alanda bir derece muvaffak olundu. Ama inşallah, onların sevinci kursaklarında kalacak ve muvaffak olamayacaklardır. Çünkü Asrın İmamı Seyda B.Saidê Norsî, Mektubat ve daha diğer eserlerinde, böylesi çalışmaların nihayette başarısızlık hüsraniyle noktalanacağını haber veriyor.

*Türk Dil Kurumunun Yayınlamış Olduğu Sözlükte; sadece 3500 Kelime Öztürkçe kelime varken; 1975- 1980 yıllarına doğru, TDK’nun masalarda uydurulan “Uyduruk Türkçe” olarak basılan Sözlükte 110 bin kelime bulunuyordu..
Birer Numuneyle konuyu bitirelim:
Agop Efendi, a) Türkçede yüzyıllardır bulunan; Arabî “Misal”, Kürdî “Numûne” kelimeleri yerine; Ermenice “Örnek” kelimesini tedavüle koydu..

b) “Allah’a ısmarladık” yerine, “Hoşçakalın”…
c) 1980 sonrasında Tercüman gazetesi, Türkçe Sözlük hazırladıklarının gerekçesini anlatma sadedinde şunu demişti.. TDK’nun yayınlamış olduğu “uyduruk sözlükten küpür vererek”diyordu, sözlükteki “DİN” Kelimesi karşılığında (hatırımda kaldığı kadarıyla):

“Din: İnsanların tapınma gereksinimlerinden dolayı ortaya çıkardıkları toplumsal bir kurumdur. Türklerin bugünkü modern dini Kemalizm’dir. …” ve bu meyanda ifadeler..

Evet, değerli okuyucular.. bununla da yetinmediler.. İslam inancımızla/ akaidimizle savaşırcasına; ehl-i imanın imanını tehlikeye atan, itikada zarar veren kelime ve deyimleri de tedavüle koydular. Mesela: İslam itikadına göre “Yaratmak Sadece Allah’a Mahsus” iken, bugün en sıradan ve bayağı bir şekilde “Haşa! Her Şeye Yaratıcılık Vermektedirler.”

İslam olduğu halde bir çok kişi (Haşa!) “Güzel şeyler yaratalım.. İnsan yaratıcı olmalı.. Kötülük yaratma.. Tabiat, harikalar yarattı.. Falan sanatçı, büyük bir coşku yarattı.. vb.leri..” kullanır hale geldi.. Neredeyse, WC’deki fiillerini de “Yaratma” olarak ifade edecekler.. Ne’ûzubillah..!?

Halbuki, Qur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Allah (CC): “Allahû Xaliqu Kulli Şey’in” yani “Her şeyi Yaratan Allah(CC)’tır.” Buyurmakla, yegane yaratıcı kendi Zatı olduğunu bizlere emir veriyor.

Evet Allah’ım, varlıklar içinde iradesi en geniş olan insan; değil yaratıcı olmak, kendi zaruri ihtiyaçlarını teminde ve düşmanlarını defetmekte, binlerle sıkıntılar yaşıyor.. Bazen insanın aciziyetini ona hissettirmek için; bir mikroba mağlub edersin.. mefluç edip herkese muhtaç hale getirirsin..

Evet, “Yekane Yaratıcı sensin, ey Rabb olan Allah’ım (CC) ..” Allah’a emanet olun, aziz okuyucular..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com