banner2

Binali Yıldırım: Geç kalan adalet, Adalet değildir

Başbakan Binali Yıldırım, "Adli Veri Bankası Tanıtım Töreni"nde yaptığı konuşmada, yargı alanında son yıllarda reform niteliğinde birçok düzenlemenin hayata geçirildiğini ancak algıdaki düzelmenin yapılanlarla orantılı olmadığını belirtti.

Memnuniyette yüzde 10'luk bir artış olmakla birlikte kamuoyunda, vatandaşlar arasında yargıyla ilgili algının henüz istedikleri düzeye ulaşmadığını dile getiren Yıldırım, hedeflerinin yüzde 75 ve üzerinde memnuniyet oranı olduğunu bildirdi.

AK Parti hükümetlerinde sağlık, ulaşım, eğitim ve birçok alanda vatandaş memnuniyetinin yüzde 70'in üzerinde gerçekleştiğini ifade eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sadece yargıda değil maalesef son yıllarda adalet sistemimizde hiç hak edilmeyen bazı olayları birlikte yaşadık. Çok uzağa gitmeyelim, 2007 cumhurbaşkanlığı seçiminde Türkiye, bir yargı icadıyla karşı karşıya kaldı. '367 milletvekili olmadan Mecliste cumhurbaşkanı seçimi yapılamayacağı' gibi yargı camiasının duayeni sayılan isimler tarafından ortaya atılan icat neticesinde cumhurbaşkanlığı seçimi tıkandı.

Biz bugün cumhurbaşkanlığı sistemine giden adımları o gün yaşanan kriz dolayısıyla atmak zorunda kaldık. Bugün halk oylamasına konu olan anayasa değişikliği esasen 2007'de cumhurbaşkanının seçilememesi dolayısıyla gittiğimiz halk oylamasında cumhurbaşkanının vatandaşça doğrudan seçilmesini öngören anayasa değişikliğinin eksik kalan kısmının tamamlanmasıdır. Önümüzdeki aylarda yapacağımız anayasa değişikliği esasen budur. Olayı bu şekilde görmek lazım."

GEÇ KALAN ADALET, ADALET DEĞİLDİR

Yargıyla ilgili şanssızlıkların bununla sınırlı kalmadığını anlatan Yıldırım, Erzincan'da başlayan sonra büyüyen, kamu vicdanını yaralayan birtakım gelişmelerin yargıyla ilgili yeni bir reformu gündeme getirdiğini belirtti.

Yıldırım, amaçlarının, yargıdaki etnik yapılanmayı, adam kayırmacılığını ortadan kaldırma ve "Adalet mülkün temelidir." prensibini hakim kılma olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bir tehlikeyi bertaraf ederken farkında olmadan başka bir tehlikenin kapımızı çaldığının farkına varmadık. Bizim memlekette bir tabir vardır, 'Tatarından kurtardık, beterine rastladık.' FETÖ'cüler sinsice maalesef 2010 referandumundan sonra yürüttükleri faaliyetleri aleni hale getirmiş ve yargıyı tamamen kendi kirli emelleri uğruna kullanma cihetine gitmiştir. Ondan sonra da yaşanan 17, 25 Aralık, 15 Temmuz darbe girişimi artık bu aymazlığın, bu hukuk tanımazlığın zirveye ulaştığı olaylar olarak karşımıza çıktı. Bunları hep beraber yaşadık."

Kendisinin AK Parti hükümetlerinde uzun yıllar ulaştırma bakanı olarak görev yaptığını hatırlatan Yıldırım, "Doğrusu biz hep şunu vatandaşa söyledik, trafikte hız felakettir, internette hız berekettir. Şimdi buna şunu da ilave ediyorum, trafikte hız felakettir, adalette, yargıda hız berekettir. Yargının hak ettiği güveni kazanması için yargılamada hızlanmamız lazım. Geç kalan adalet, adalet değildir. İnsanlar, adaletin erken tecelli etmesini, yüreğinin soğumasını arzu ediyor." ifadelerini kullandı.

Başbakan Binali Yıldırım, "İsim vermeyeceğim, bir dinleme yapılıyor, benim en yakınımdaki insan için. Bunu bir şekilde ben öğreniyorum. İçişleri Bakanı'na, o dönemdeki, söylüyorum, diyorumki 'böyle bir dinleme var.' Gidiyor ilgili birime, diyor ki 'böyle bir şey yok'. Adalet Bakanı'na söylüyorum, 'böyle bir şey var' gidiyor, diyorki 'efendim böyle bir şey yok'. 'Olmaz, gidin bir daha bakın' diyorum. Bir daha bakıyorlar yine bir şey yok. UYAP'a bakıyorlar, UYAP'ta yok, polisin dosyalarına bakıyorlar orada yok. İki gün sonra bu dinleme kesiliyor." dedi.

"Erken karar verip, erken hüküm vermenin getireceği sıkıntıları sizler, bizlerden iyi bilirsiniz. İstersiniz ki terazinin iki kefesi de eşit olsun, adaletin esasıdır, düzenidir." ifadesini kullandı.

Ancak vatandaş tarafından bakıldığında, geciken adalette yargıya olan güveninin azaltıldığına işaret eden Yıldırım, bunun için adalet saraylarının yapıldığını, ancak alınacak kararların hepsinden daha önemli olduğunu, bunun da çok iyi bilindiğini kaydetti.

Yıldırım, bugün adliye saraylarının, bulundukları il ve ilçenin en gösterişli ve itibarlı binaları haline geldiğini belirterek, "Adalet devletin temeli, adalet olmayınca hiçbir şey olmaz. Onun için ülkemizin en acil konusu, adalete hak ettiği itibarı kazandırmaktır." diye konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım, vatandaşın beklentisinin soruşturma ve kovuşturma olduğunu vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Yargı, soruşturmayı polise havale etmiş, kovuşturmayı da bilirkişiye havale etmiş. Bunun adına da 'yargı' diyorlar. Böyle değil, bu haksızlık. Soruşturmanın, neden polise, kolluğa havale ettiği kanaati var? 17 Aralık'ta biz bunu gördük. 17 Aralık'taki dosyalardan savcıların en son haberi oldu. Polis, birisi isimsiz, imzasız ihbarda bulunuyor, bu masada oturan. Yanındaki masada oturan da onu alıyor, sınırsızca dinlemeler, sınırsızca hukuka uymayan delil toplamalar sonunda şu kadar dosya oluyor, gidiyor savcıdan toptan bir olur alıyor, ondan sonra da işlem başlatıyor. Bu yargı, yargı değildir. Bu yol, yol değil. İşte bunlar, sonunda ortaya çıktı, 17 Aralık'ta bütün foyaları ortaya çıktı."

BİR DİNLEME YAPILIYOR, BENİM EN YAKINIMDAKİ İNSAN İÇİN

Başbakan Yıldırım, "İsim vermeyeceğim, bir dinleme yapılıyor, benim en yakınımdaki insan için. Bunu bir şekilde ben öğreniyorum. İçişleri Bakanı'na, o dönemdeki söylüyorum, diyorum ki 'böyle bir dinleme var.' Gidiyor ilgili birime, diyor ki 'böyle bir şey yok.' Adalet Bakanı'na söylüyorum, 'böyle bir şey var' gidiyor diyor ki 'efendim böyle bir şey yok.' 'Olmaz, gidin bir daha bakın' diyorum. Bir daha bakıyorlar, yine bir şey yok. UYAP'a bakıyorlar, UYAP'ta yok, polisin dosyalarına bakıyorlar orada yok. 2 gün sonra bu dinleme kesiliyor. Sonra ikinci hakimlikten yapılan bu dinleme, dördüncü hakimlikten tekrar başlıyor. Bu sefer tekrar arkadaşları yola çıkarıyoruz, gidip geliyorlar yine bir şey yok. O dosya 17 Aralık'ta önümüze çıkan dosya. Ne UYAP'a koyuyor ne kollukta bir soruşturma numarası veriyor, tamamen masa altı, çekmece altı bir çalışma. Yani yasa dışı bir yasal işlem. Bu camiaya yakışır mı? Bu camianın itibarını aşağıya çeken, onlarca olay yaşadık geçmişte. Allah'a şükür bunlar geride kaldı." değerlendirmesinde bulundu.

15 Temmuz'un Türkiye için her bakımdan bir milat olduğunu ifade eden Yıldırım, "O gece savcılarımızın, elimizdeki vatansever askerlerimizle, polislerimizle, emniyet müdürlerimizle beraber aynı anda gözaltıları başlattılar. İşte o zaman bu alçaklar, asker kılığındaki teröristler bir kez daha gördüler ki bu ülkenin vatansever evlatları, FETÖ'cülere, bölücülere bu ülkeyi asla teslim etmiyor." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, bu vesileyle o karanlık gecede aydınlık Türkiye'nin kahramanlarını, bu yolda hayatını seve seve veren şehitleri rahmet ve şükranla andı, gazilere hayırlı, uzun ömürler diledi.

Ayrıca savcıların da 15 Temmuz'da çok güzel iş yaptığına işaret eden Yıldırım, "Ciddi bir başarı, bu darbenin başarıyla alt edilmesinde büyük gayret gösterdiler. Kendilerine de teşekkür ediyorum." ifadesini kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4

banner3