banner2

21. Yüzyıl bilgi çağında küresel etkileşimlerin en üst seviyede olduğu bir dönemde insanlığın insaniyetten çıktığı bir dönemi yaşamaktayız maalesef. Son üç yüz senedir kapitalizmin etkisiyle iki güruh oluşmuştur. Bunlar güçlülerin hükümran olduğu sömürgeciler ve zayıfların teşkil ettiği sömürülenlerdir. Tarih boyunca bu düzenin mümessilleri gücün verdiği şımarıklıkla masum halklara kan kusturmuşlardır. Dün olduğu gibi bugün de sömürgeci nasipsizler kurdukları bu düzeni yıkacak en büyük etken olarak gördükleri İslam’ı ortadan kaldırmak için dünyanın dört bir tarafındaki Müslümanlara saldırıyorlar.

Dolayısıyla İslam ülkelerinin içinde söz sahibi olmaya başlayan Türkiye’ye karşı büyük oyunlar tezgâhlamaktadırlar. Çünkü hem coğrafi konumu hem son yıllardaki yükselişiyle bütün İslam Âleminin kenetlenmeye öncülük etmektedir. Batı, bir Müslüman ülkenin bu denli güçlenmesini istemiyor. Yapılan icraatlar ve Türkiye’nin bölgesinde ve Dünyada geldiği pozisyon ortadadır. Bugün artık oyun kuran bir duruma gelmiştir. Ancak bu gelişmenin istikrarlı bir şekilde devam etmesi zaruridir. Çünkü Suriye’den daha beter hale getirmek istiyorlar. O halde kendi ayaklarımız üzerinde durmak için dünyada gerçekleşen bilim, teknolojik ve diğer gelişmelerde yerli ve millileşmemiz gerekmektedir. Tam bağımsızlığımızın buna bağlı olduğunun farkındayız. Türkiye’nin son 16 yılda yükselişinin temel kaynağı ise Bakir Izetbegović’in ifadesiyle “Yüz senede bir gelen lidere” sahip olmamızdandır. Son 16 yıldan beridir dünya dengelerini iyi okuyup milli adımları buna göre atıyoruz. Günümüzde herhangi bir devlette gerçekleşen bir hadise bütün devletleri etkilediğinin farkındayız. Olumlu veya olumsuz sonuçlar oluşturabilmektedir. Özellikle bölgemizde Türkiye’nin stratejik durumu ve konumundan dolayı türlü oyunlarla krizlerle durdurulmaya çalışılması bir gerçektir. Ancak durduramayacaklar ve durduramadılar da 15 Temmuz bunun en büyük göstergesidir.

Önümüzde 24 Haziran Seçimleri var. Türkiye yeni bir dönemece girmektedir. Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmektedir. Bu seçimi önemli yapan en büyük faktör ise “Lider Cumhurbaşkanının” kim ve hangi özellikleri taşıması gerektiğidir. Çünkü liderin vizyonu ve kararları hem Türkiye’nin hem bölgenin hem de dünyanın düzenin şekillenmesinde önem arz etmektedir.

Lider, öncü ve söz sahibi bir devlet olmak istiyorsak ve hedeflerimizi geleceğe odaklayıp bu doğrultuda vizyon hazırlamamız gerekmektedir. Dolayısıyla gelecek için vizyon hedefleyen Türkiye, “Lider Cumhurbaşkanını” ona göre seçmelidir. Çünkü hedefe götürecek ve icra makamında en yetkili kişinin yönetimsel becerileri ve etkin liderlik özellikleri taşıması gerekmektedir.

Günümüz Türkiye’sinde “Lider Cumhurbaşkanın” da bulunması gereken en önemli özellik dürüstlük ve samimiyettir. Yani özüyle ve sözüyle bir olan bir ahlâk ve fazilet kahramanıdır. “Kişisel özellikleriyle her zaman kendini hissettiren ve gönüllerde yaşamasını bilen bir şahsiyet olmalıdır. O, görünüşündeki inandırıcılığı, anlayışındaki derinliği, görüşlerindeki inceliği, hatasındaki genişliği, tespitlerindeki sağlamlığı, öğrenme aşkı, öğretme kabiliyeti ve aldığı bütün sorumlulukların üstesinden gelebilme yeteneğiyle, dikkatleri üzerinde toplayan, sevilen, sayılan, gözdeleşen, dolayısıyla da milyonların gönlünde yer edinmeyi başaran bir dava adamıdır.”

Lider, bir dava insanı olarak arkasında binleri, milyonları sürükleyen kişidir. Türk-İslam toplumu tarihinde kazandığı başarılarla zirvelerde gezen pek çok lideri barındırmıştır. Vizyon sahibi, varlığını yaptığı işle bütünleştiren, davası için her türlü fedakârlığı yapan, atılımcı ve cesur karakterlerdir. Bugünün dünyasında Türkiye için en ideal “Lider Cumhurbaşkanı” ise halkıyla bütünleşen, onun değerleriyle beraber büyüyen, küresel gelişmeleri okuyabilen, ileri görüşlü olup olabilecekleri tahmin edebilecek öngörüye sahip olan, ayrıca gelecek on yılların vizyonu ortaya koyabilen ve bütün faktörleri ilgili bir amaç etrafında birleştirip, bütün milleti bu vizyona doğru iten, bu vizyonu çok iyi ileten, genel kabulü sağlayıp, hem insan hem parasal kaynakları bu amaç için doğru bir şekilde dağıtandır.

Bununla beraber “Lider Cumhurbaşkanı” adaletli ve kişisel hak ve hukukun savunucusu olmalıdır. Adaleti tesis ederken güçlünün değil haklının yanında olmalıdır. Gerek bireysel ölçekte gerekse de dünyada adaleti tesis etmek için var gücüyle çalışmalıdır. Zalimin karşısında kim olursa olsun tereddüt etmeden onun zulmüne karşı dik durmalıdır. Çünkü dünyamızın en büyük sorunu adaletsizlikten gelen zulümdür. Gerek Filistin’de, gerek Suriye’de gerek Irak’ta ve dünyanın muhtelif yerlerindeki mezalime karşı savaş açmalıdır.

Türkiye Cumhurbaşkanının en büyük meselesi ve mücadelesi müreffeh bir dünya tesis etmektir. Mazlumlara el uzatmak, onlara umut olmak bu necip milletin kadim medeniyetinden gelmektedir. Onun içindir ki lideri de bu medeniyetin mümessili olmalıdır. Dünya zalimleri devletleşmiş hatta devletleri birleştirerek BM, NATO ve AP gibi birçok yıkıcı yapıyla dünyaya kan kusturmaktadır. Şu zamanımızda bu gibi yapı ve sistemlerle mücadele edecek bir “lidere” her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır. Bu “lider” dünya 5’ten büyüktür deyip onlara karşı haykırmalıdır. Türkiye’nin “Lider Cumhurbaşkanı” İslam âleminde ittihadı tesis etmeli. Dünya İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)’ında daha aktif roller alacak ve Müslümanların bütün sorunlarını çözebilecek liyakatte olup bu yapıya “liderlik” dâhil birçok katkılar sunabilmelidir. Zira Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump, tartışmalı bölge olan Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmiş ve dünyadan tepki gelmişti. İstanbul’da tartışmalı Kudüs kararı sonrası düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü İslam Zirvesi Konferansı’nda yayınladığı bildiride İslam ülkeleri “Doğu Kudüs’ü Filistin Devleti’nin işgal altında başkenti” olarak tanıdı.

Vakit dünya düzeninin yeniden tesis edecek Türkiye vakti ise “liderde” dünya “lideri” olacak liyakati ve kişisel özellikleri taşıma vaktidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vatandas 3 ay önce

Yalaka, şaklaban. Sonunuz geldi sizde farkindasiniz. Umarim guc dengeleri degistiginde sizde pervane gibi donmezssiniz..

banner4

banner3