banner2

Bir Antepli'nin gözüyle Şanlıurfa...


İnsanoğlunun ata yurdu Şanlıurfa
MEHMET BEDİROĞLU YAZDI...
Urfa önüne aldığı ‘Şanlı’ sıfatını fazlasıyla hak eden, her köşesinde insanlığın farklı bir dönemine ait tarihi kalıntılara rastlanan bir şehir... Bir Gaziantepli olarak bu hafta başında komşu şehrimiz Şanlıurfa’ya gittim ve yeniden hayran oldum
Aslında bu fıstık bile Urfa'dan toplanır, kebap, mozaik hepsi gani gani Urfa'dadır. Siz sadece pazarlamasını iyi beceriyorsunuz, diyor Şanlıurfa Belediyesi'nden Sadık Abi. Bir Antepli olarak deplasmandayım o yüzden Aykut Kocamanvari daha kontrollü bir oyunu tercih ediyorum, "Evet haklısınız abi, ciğer kebabınız da çok güzel mesela, zaten bu iki şehir etle tırnak gibidir, biri olmadan diğeri de olmaz" diyorum. Bu orta yolcu tavrımın memleketim insanları tarafından hoş karşılanmayacağını biliyorum ama yapacak bir şey yok bir yerde uzlaşmamız gerekiyor. Neticede altı yıl sonra yolum Şanlıurfa'ya düşmüş, iki günümü de komşu şehir çekişmeleriyle geçiremem değil mi ama? Neyse ki Sadık Abi de şaka yollu bu takılmaların bilincinde. O halde keşfedelim şehri diyoruz, yollara düşüyoruz Urfalı dostlarla...

EN BÜYÜK ARKEOLOJİ MÜZESİ
İbrahim Tatlı'nın soyadının sonunda 'Ses' olmadan yaşadığı, Muhsin Bey'in Ali Nazik'inin belki de son temiz günlerini geçirdiği, her köşesinden farklı bir medeniyetin varolduğu gerçekten bereketli toprakların üzerindeyiz, Urfa'dayız... Dediğim gibi en son altı yıl önce bulunmuştum komşu şehirde. Bu sefer o zamanlardaki gibi bilinçsizce gezmiyorum Urfa'yı. Bile öğrene arşınlıyorum sokakları, her köşesine hayran kalıyorum, eşe dosta Urfa övesim geliyor. Şüphesiz bu övme faaliyetlerinde aslan payını da Şanlıurfa Arkeoloji ve Mozaik Müzesi alıyor. Evet, ilk durağımız bu devasa müze kompleksi. Zaten hali hazırda Türkiye'nin en büyük arkeoloji müzesi olan Şanlıurfa'daki yapı gez gez bitmiyor. Haleplibahçe yerleşkesinde yer alan müzede paleolitik dönemden günümüze değin uzanan birçok eser sergileniyor. Müzenin en çarpıcı işleri arasında ise Göbeklitepe ve Nevaliçori neolitik tapınaklarının ve Balıklıgöl heykelinin reprodüksiyonları yer alıyor. İşbu noktada hatırlatalım Göbeklitepe'nin orijinali bu yılın sonuna kadar çalışmalar gereği ziyaretçilere kapalı, bu aralar Urfa'ya gelip Göbeklitepe'yi göremezseniz içiniz burulmasın. Neolitik çağlardan Tunç çağına Roma döneminden İslam uygarlığına savrulup duruyoruz. Müzenin her köşesinde insanlığın farklı dönemlerini temsilen bulunan balmumu heykellerine rastlıyoruz. Bu gerçekçi heykellerin hepsinin yanına gidip dokunmak istiyorum bir çocuk gibi... Kınamayın beni, insan hangi yaşta olursa olsun bu güdülerinden kurtulamıyor herhalde, ama merak etmeyin dokunmuyorum. Arkeoloji müzesine olan hayranlığım daha bünyemde tazeyken mozaik müzesine girmemle beğenilerim iyice katmerleniyor. Şanlıurfa Belediyesi'nin altyapı çalışmaları esnasında bulunan ve Roma villalarını içine alacak şekilde inşa edilen mozaikleri içeren müze, Amazon kadınlarının av sahnelerinden kesitler sunuyor. Bu noktada bizim Zeugma'daki Çingene Kız'ı hatırlatır oluyorum. Sonra bakıyorum ki Antep- Urfa çekişmesi başlayacak, susuyorum "Ooo en harikulade mozaikler buradaymış yahu" diyorum yine top çevirmeye başlıyorum.


Mozaik Müzesi

URFA'NIN SİMGESİ: BALIKLIGÖL
Müzelerden sonraki istikametimiz hemen yolun karşısında bulunan kaya mezarlar yani nekropoller. Edessa Krallığı dönemine ait olan yaklaşık 2 bin yıllık geçmişe sahip nekropol alanında restorasyon çalışmaları hala sürüyor. Biz de görebildiğimiz kadarıyla anıt mezarlar etrafında ufak bir tur yapıyoruz, birkaç kez deklanşöre basmayı da ihmal etmeden tabii... Sıra geliyor Urfa kartpostallarının başrol oyuncusuna, Balıklıgöl'e... Halilurrahman Gölü olarak da adlandırılan bölgenin hikayesini dinleyip, şifalı sulardan içerek ruhunuzu dinginleştirmeniz mümkün. Balıklıgöl'ün ardından Şanlıurfa sokaklarını keşfe devam ediyoruz. Akşam Urfa sıra gecelerinden birinin konuğuyuz. Urfa mutfağının en nadide temsilcilerinin bulunduğu sofraya yine Urfa türküleri, uzun havaları eşlik ediyor. Son derece keyifle geçen yemeğin orta yerinde yine bir Antep-Urfa çatışması harlanıyor. Gün boyu alttan alan ruh halim bir yerde çatırdıyor, başımı kaldırıp söze dalıyorum ve: "Hepinizi kınıyorum dostlar, hiçbiriniz Nazım Hikmet'in Karayılan Destanı'nı okumadınız mı?" deyip Nazım'dan birkaç dize okuyorum "Antepliler silahşor olur, Antepliler yiğit kişilerdir, Antep sıcak, Antep çetin yerdir"... Urfa sıra gecesinde bir an kabaran Antepli damarım kısa süreli bir sessizliği de beraberinde getiriyor. Sessizliği bozmak ise yine bana düşüyor: "Tabii sizin de ciğer kebabınız güzel, o atlanmamalı abiler" diyorum. Yarın ciğer yemek üzere sözleşip Nemrut'un Kızı'nı söylemeye başlıyoruz, hakikaten güzel bir ortam... Ertesi günkü duraklarımız arasında Eyyüp Peygamber Makamı, Sabır Taşı, Şeyh Mesud Türbesi var. Şanlıurfa gerçekten inanç turizmi konusunda Türkiye'nin en önde gelen şehri bunu bir kez daha anlıyorum. Şehrin maneviyatından etkilenmemek mümkün değil. Önceden sözleştiğimiz üzere ciğer yemeyi de ihmal etmiyoruz. Sofrada altı dakika Urfa-ciğer güzellemeleri yapıyorum.


Gümrük Hanı

CANSINIZ SİZ DE
Gezinin son anlarında dolu dolu iki gün geçirmiş olmanın mutluluğu Şanlıurfa'nın daha birçok yerini, Harran gibi, görememiş olmanın ise hüznü kaplıyor içimi. Veda vakti geldiğinde Sadık Abi ile sarılıyoruz, kendisi sıcakkanlı Urfa insanının en kıymetli temsilcilerinden biri. "Kardeşim yanlış anlama iki gündür şakalar yapıyorduk yoksa cansınız siz de" diyor. "Ne demek abi asıl siz cansınız" diyorum. İkimiz de komşu şehrimizi can ilan ediyoruz ve tarihin sıfır noktası kabul edilen medeniyet diyarından tekrar görüşmek dileğiyle ayrılıyoruz.
2 bin yıllık kaya mezarlar

HANLAR VE ÇARŞILAR ŞEHRİ
Urfa aynı zamanda bir hanlar ve çarşılar şehri, oralara da uğramadan olmaz. Ucuzluk Çarşısı'na giriyoruz. Ben yine kendimi tutamayıp "Aa aynı bizim Bakırcılar Çarşısı" der gibi oluyorum, keza Gümrük Hanı'nda da "Aa aynı bizim Tahmis Kahvesi" cümleleri dökülüveriyor ağzımdan... Artık çok umursanmıyor iki şehir arasında benzerlik kurma çabalarım, "Aynen" deniliyor yalnızca. Ama ben gün boyunca durmaksızın "Off çok benziyoruz ya" diyerek gezmeyi sürdürüyorum. Ucuzluk Çarşısı sevdiklerinize Şanlıurfa'ya özgü hediyeler alabileceğiniz, tarihi bir yer. Gümrük Hanı da soluklanmak için birer menengiç kahvesi söyleyip çarşıyı gözlemleyeceğiniz en ideal nokta. Hatta sadece menengiç kahvesi değil mırra da mutlaka tatmanız gereken yerel içecekler arasında.
(Sabah)

Anahtar Kelimeler:
MEHMET BEDİROĞLU
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4

banner5

banner3