Advert
Advert
Advert
Erkeğin Üstünlüğü
Emin YAPRAK

Erkeğin Üstünlüğü

 

“Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.” Nisa Suresi:34

Her şeyi erkeğin kadından üstün olduğunu belirten bu ayet bile, kadınların da kendilerine üstünlük olarak bahşedilen doğurganlık yani anne olma özelliği bile yeterli bir delil olarak zikredilebilir. Fundamentalist bir yaklaşım ile kadını eşit haklara sahip olarak algılamak bir anlamda tabiatın gerçeğini görmemezlikten gelmektir. Tabiat kuralı olarak kadın zayıf olarak yaratılmış ve erkeğe yani bir hamiye ihtiyaç duyması gerektiğini ortaya koymuştur.

Yine tabiat kuralı olarak erkek ve kadın birbiri için varedilmiştir. Birinin diğerine karşı aşırı üstün ve gücü yoktur. Birbirlerine değer vererek, birbirlerinin ihtiyacını gidermek ve birinin eksikliğini diğerinin telafi etmesi şeklinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Biri diğeri için vardır anlayışı veya ikisinin her konuda eşit olmasını gerektiren anlayış, kadının ezilmesine çoğu konuda mazlum durumuna düşmesine yol açmaktadır.

Hemen hemen bütün bilim adamları ve filozoflar, kadınla erkeğin ayni şeyden geldiğini kabul etmekle birlikte, kadının fıtratını küçümsemekten ve erkeği daha üstün saymaktan geri kalmamışlardır.[1] Aynı kandan, candan ve özelliklerden yaratılmasına rağmen beşeri olarak yaratılışlarından kaynaklanan zayıflık ve üstünlükleri göz önünde bulundurulması gerekir. Kadının biyolojik olan bu yapısı, sosyal konumunun değişmesiyle biyolojik yapısı değişmez ve başlangıçtaki görevlerini yerine getirmesi gerekmektedir.

Nietzsche gibi bir adam kadınla erkeğin bütünüyle bambaşka yaratıklar olduğunu, ancak tarih boyunca bir arada yaşadıkları için aralarında bazı benzerlikler oluştuğunu söylemiştir. Ona göre kadınla erkeğin ataları birbirinden farklıdır.[2] İşte bu düşünce yaratılış ilkesine aykırı olarak kendini göstermekte ve insanların birbirlerine vermesi gereken değeri sağlıklı ve anlayışlı bir gelecek olarak vermediğini göstermektedir. Onların tasarladığı düşünce ve anlayış ikisinin farklı yaratılış veya özelliklerde olması her konuda ilk atalarının da farklı olduğu izlenimini onlara kabul ettirmektedir.

Yukarıda belirttiğimiz ayet gerçek teraziyi ortaya koyarken, aslında eşit olmadıklarını ve ikisinin arasındaki ilişkiyi adaletin belirlemesi gerektiğini belirtmektedir. Sadece bu ayette değil diğer konularda da şahitlik hususunda erkeğin şahitliğinin iki kadın şahitliği yerine geçtiği, evlilik hususunda bir erkeğin dörde kadar evlenebileceği hususları başlıbaşına ele alınması ve değerlendirilmesi gereken ilkeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadın haklarından bahsedenler aslında kadını tamamıyla köleleştirmekte ve ona, adeta kadını hapseden, kendisine ait olmayan bir dünya şekillendirilmeye çalışılmaktadır.

Çalışan kadın, işinden arta kalan zamanında evin işlerini yaparken, çocuk bakarken, kadınlık görevini yerine getirirken hep ezilen olmuş olur. Adalet gözetildiğinde eğer çalışması isteniliyorsa, diğer işlerde de imkanlar ölçüsünde erkeğin kadına yardımcı olması gerekmektedir. Feminist anlayışta, kadın isterse çocuk yapar isterse kariyer anlayışından yola çıkar ve insanlık nüfusunun azalmasına doğru yelken açılmış olunmaktadır. Hatta ekonomik bağımsızlığını elde ettiği için aileyi düşünmeyen, ilişkilerde sadece kendi şehevi arzularını ve isteklerini göz önünde bulunduran bir anlayış ile olayları değerlendirmekte, kendi çıkarını her şeyin üstünde tutmaktadır. Anlaşılmayı beklerken, diğer hemcinsini düşünen bir anlayış sergilememektedir. Kadın haklarından bahsedilirken ve eşitlikten bahsedilirken, süt izni, doğum izni, emzirme saati, hatta erkeklerden daha az ve daha hafif işlere aday olarak hep öne geçmeyi adeta kendilerine ilke edinmeye ve bunları eşitlik isteğiyle arzulamaktadır. Bunların olması ve istenilmesi kadar doğal bir şey yoktur fakat bunlar eşitlikten çok adalet ilkesiyle istenebilecek haklardır.

Çünkü kadın yaratılış itibariyle erkeklere oranla daha zayıf yaratılmış, erken etkilenir, erken yıpranır, erken hastalanır. Bunlara göre bazı hakların tanınması ve zayıf alanların karşılığı olarak ek hakların verilmesi ve bazı görevlerden muaf tutulması gerekmektedir. Kadını adeta erkekle bir bütün olarak düşünmek gerekmektedir. Ben yalnız yaşar ve bütün ihtiyaçlarımı gideririm, erkeğe ihtiyacım yoktur anlayışı ile hareket edildiğinde yaratılışın gayesinden sapılmış olduğu gibi kadın kadınlığından bir şey anlamazda. Aynı zamanda kadını dışlayan, mirastan mahrum bırakan, çocuk doğuran ve adeta potansiyel işçi olarak değerlendiren anlayışta yanlıştır ve lanetlidir.

“Biz insanları bir kadın ve bir erkekten yarattık” anlayışına göre tabiatın, insanların ve kadın-erkek arasındaki ilişkinin anlaşılması ve dengenin buna göre konulması gerekir. Saplantılarla ve yanılmalarla oluşan denge tabiatın dengesini bozmak ve saçmalıkların oluşmasına zemin hazırlar.

 

[1] Şeraiti, Ali; Toplumbilim Üzerine s.81

[2] Şeraiti, Ali; Toplumbilim Üzerine s.81

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Çiftçi, Her buluş ve her icat bir eserdir
Başkan Çiftçi, Her buluş ve her icat bir eserdir
Erdoğan Katıldığı TRT World Forum'da önemli açıklamalarda bulundu
Erdoğan Katıldığı TRT World Forum'da önemli açıklamalarda bulundu