Advert
Advert
Advert
Zarf Tamam:  Sıra Mazrufta
Deniz Tavus

Zarf Tamam: Sıra Mazrufta

      Son zamanlarda herkesin yakındığı ve ülkemizin adeta kanayan yarası haline gelen bir mesele var. Öyle bir mesele ki Cumhurbaşkanından tutun da ülkenin en ücra köşesinde yaşayan köylüsüne kadar herkesi ilgilendiriyor. Neden mi? Çünkü milli bir mesele olduğu için. Çünkü başında “Milli” ifadesi bulunan bir bakanlığın himayesinde yürütülen ve öğrencilerden öğretmenlere, velilerden bürokratlara kadar toplumun pek çok kesimini ilgilendiren Milli eğitim meselesi olduğu için. Yakınmakta haklıyız elbette. Nasıl haklı olmayalım ki? Bir ülkenin sosyokültürel, askeri ve ekonomik gücü eğitimle varolabilir. Yarınlarımızı, Cumhuriyetimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızı ilgilendiren bir konu olduğu için hassas davranmamız gerekir.

     Son birkaç yıldır yazboza dönen sistem sorununa bir türlü çözüm bulunamadı ne yazık ki. Neredeyse iki yılda bir sınav sistemi, puanlama kriterleri değişmekte. Bu duruma veliler de öğretmenler de öğrenciler de ayak uydurmakta zorlanıyor artık. Ve bu hızlı değişimler haklı kaygılara ve sitemlere dönüşebiliyor. On dört yıldır ulaşımdan sağlığa, alt yapıdan üretime kadar pek çok büyük atılım gerçekleştiren hükümet, en fazla eleştiriyi eğitim konusunda aldı. Peki, eğitim ve öğretimde eksik olan neydi? Öğretmen mi, bina mı, teknik imkânlar mı? Hayır! Eğitim öğretimde de pek çok devrim yapıldı. Mesela Cumhuriyet tarihindeki en fazla öğretmen atamaları yapıldı. Yeni ve modern derslikler yapılarak ikili eğitimden tekli eğitime geçiş için altyapı hazırlandı. Eski kara tahtaların yerini Fatih projesi ile akıllı tahtalar aldı. Ders kitapları ücretsiz verilmeye başlandı. Öğrenciler tablet bilgisayarlarla bilim merkezleriyle, kütüphanelerle buluşturuldu. Cumhuriyet tarihi boyunca bütçeden aslan payı savunmaya giderken, şimdi ise bu payı eğitim öğretim aldı.

        Elbette hain darbe girişimiyle ülkemizi yıkmaya çalışan Fetö her alanda olduğu gibi eğitim alanında da büyük tahribatlara yol açtı. Dersanecilik ve yayıncılık adı altında eğitim öğretim faaliyetlerini bir ranta çevirmeye çalıştı. Ama artık mücadele ve toparlanma zamanı. O karanlık sayfa kapanmaya yüz tutuyor. Acilen eğitim felsefemizi gözden geçirmeli, eğitim öğretim faaliyetlerinde başarılı olmuş olan ülkelerin modellerini incelemeli ve 2023 – 2053 - 2071 vizyonlarımıza ışık tutacak olan uzun soluklu bir sisteme geçiş yapmalıyız.

       Sayın Cumhurbaşkanımızın eğitim konusunda söylediği şu sözler meselenin özünü yansıtması açısından açıklayıcı olacaktır sanırım. “Zarf tamam. Sıra mazrufta.” Teknik olarak, fiziki koşullar olarak gerçekten çok iyi bir sıçrama yaptık. Ama aynı sıçramayı ülkeyi daha da ileri götürecek olan bir sistem ve eğitim felsefesinde de yapmalıyız. Aynı sıçramayı, çıktıları maneviyatlı ve donanımlı; tabiri caizse Asım’ın Nesli gibi olan bir nesil meydana getirerek yapmalıyız. Bu konuda en büyük görev tabi ki bakanlığımız bünyesindeki eğitim planlayıcılarına ve idealist öğretmenlerimize düşüyor. Eskilerin tabiriyle konuyu şöyle sorgulayalım.. Un var, şeker var, yağ var. Peki, helva nerede? Ben de bir eğitimci olarak şunu söylüyorum. Binalarımız, akıllı tahtalarımız, teknik alt yapımız, öğretmenlerimiz var. O halde eğitimde çıtayı yükseltmenin zamanı gelmedi mi?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Çiftçi, Her buluş ve her icat bir eserdir
Başkan Çiftçi, Her buluş ve her icat bir eserdir
Erdoğan Katıldığı TRT World Forum'da önemli açıklamalarda bulundu
Erdoğan Katıldığı TRT World Forum'da önemli açıklamalarda bulundu