Advert
Advert
Advert
Darul Elhan Külliyatı Anadolu Şarkılarında Urfa 1928 (1)
Yasin KÜÇÜK

Darul Elhan Külliyatı Anadolu Şarkılarında Urfa 1928 (1)

Kolleksiyonumda bulunan eski eserleri karıştırırken yaklaşık olarak beş yıl önce bir sahaftan almış olduğum Darul Elhan külliyatı defterlerinden içinde Urfa türkülerinin bulunduğu bir kitapçığı tekrar görünce sevindim. Herhalde bu 7 adet türküyü yayınlamanın zamanı geldi diye düşündüm.

Darul Elhan nedir diye soracak olursanız?

Darul Elhan Osmanlı Devleti’nde kurulan ilk resmî mûsiki mektebi.

Bu kurumun açılışından önce de bu amaca yönelik bazı adımların atılmış olduğu görülmektedir. Bunlar arasında en önemlisi, İstanbul Şehremini Cemil Bey’in (Topuzlu) teşebbüsüyle Dârülbedâyi-i Osmânî’nin açılışıdır. Dârülbedâyi, özel olarak Paris’ten getirilen ünlü tiyatro adamı André Antoine’ın umum müdürlüğü altında 1914’te kuruluş çalışmalarına başladı. Bir mûsiki ve tiyatro okulu olarak düşünülen bu kurumun tiyatro bölümü müdürlüğüne Reşad Rıdvan, mûsiki bölümü müdürlüğüne de bestekâr Ali Rifat Bey (Çağatay) getirildi. Mûsiki bölümü Şark ve Garp mûsikisi olarak ikiye ayrılmıştı.

Şark mûsikisi bölümünün amacı, klasik mûsikiyi unutulmaktan ve bozulmaktan kurtarmak, gelecekte tiyatroya faydalı olabilecek yolda geliştirmek, klasik eserleri aslına uygun olarak notaya almak, bu eserleri yaşatmak ve mûsiki zevkini topluma yaymak şeklinde tesbit edilmişti. Şark mûsikisi bölümünde Zekâizâde Ahmet Efendi (Irsoy), Leon Hancıyan, Hâfız Yûsuf Efendi, Rauf Yektâ Bey, Tanbûrî Cemil Bey, Abdülkadir Bey (Töre) gibi kişilerin, Garp mûsikisi bölümünde ise Zâtî Bey (Arca), Zeki Bey (Üngör), Âsaf Bey (Asal), Victor Radeglio, Henry Fourlani, Chevalier Geza de Hegey’in hocalık yapmaları kararlaştırılmıştı. Dârülbedâyi’in kuruluşunda tiyatroyu, sahne mûsikisini, Türk ve Batı mûsikilerini bir bütün olarak ele almak düşüncesi benimsenmişti.

Hoca kadrolarının tesbitinin ardından giriş imtihanları yapıldı. Ancak bir süre sonra I. Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine Antoine ülkesine dönünce okulun resmen açılışı ertelendi, bu arada Garp mûsikisi bölümü de kapatıldı. Yaşanan savaş şartlarının, öngörülen tasarının uygulanmasına bütünüyle izin vermemesine rağmen tiyatro ve Şark mûsiki bölümü çalışmalarını sürdürmeye gayret etti. Ancak baş gösteren malî sıkıntılar yüzünden 14 Mart 1916 tarihinde Şark mûsiki bölümü de kapandı. Bu bölüm her ne kadar pek kısa bir süre çalışma imkânı bulmuşsa da Dârülbedâyi’i, kuruluş amacıyla ve programıyla Türk mûsiki tarihinin önemli kuruluşlarının başında zikretmek gerekir.

Çabaların böylece yarım kalmasına rağmen bu konudaki çalışmalar devam etti. Nihayet Maârif-i Umûmiyye Nezâreti’nin kurduğu Mûsiki Encümeni tarafından hazırlanan tâlimatnâme gereğince erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı eğitim vermek üzere “Dârü’l-elhân” adıyla bir mûsiki okulunun açılmasına karar verildi. Dârülelhan ilk çalışmalarına Cağaloğlu’nda Himâye-i Etfâl sokağında bir konakta başlamışken faaliyeti sonraları Şehzadebaşı’nda devam etmiştir.

“Dârüelhan Külliyatı”

Türk Müziği’nin en önemli kaynaklarından biri olan “Dârüelhan Külliyatı”nın, bugünkü nota sistemine dönüştürülmüş ekiyle tıpkıbasımı ve günümüze kadar topluca yapılmamış olan seslendirmelerini içeren 4 DVD’den oluşan proje, hem müzikoloji açısından, hem de müziğe yönelik toplumsal ilgi açısından önem taşıyor.

Türk Müziği’nin erken, klasik ve romantik dönemlerine ait şâheserlerinin yer aldığı külliyat, yayımlandığı devirde çok önemsendiği gibi, bugün için de özellikle Avrupalı ve Amerikalı müzikologların ve etno müzikologların ilgi alanında yer alan, “bir imparatorluğun süzgecinden geçmiş dünya müziği” olarak nitelendirilen Klasik Türk Müziği’nin 15. ve 19.yy’lar arasındaki en önemli eserlerinin tesbit edildiği bir kaynak olması sebebiyle günümüzde daha da önem kazanıyor.

  Darul Elhan cemiyeti tarafından toplanan şarkılar yüzlerce defterden oluşan bir külliyatta 1927 yılında yayınlanmıştır. İşte o külliyatların 6. Defterinde bulunan urfa yöresine ait yedi şarkıyı yayınlıyoruz, Bu Türküler çok değerlidir, belki bir kısmını ilk kez duyacaksınız. Türküleri Osmanlıca metinlerinden türkçeye çevirileri için yardımlarını esirgemeyen Sayın Enver Karakeçili ve Abdurrahim Dindarzade hocalarımıza teşekkürü bir borç bilirim.

Kaynaklar : TD Ansiklopedisi
 

1. TÜRKÜ

Giderim Buradan Artık

Giderim Buradan Artık (mükerrer)

Baş açık Yaka yırtık, Ölürüm Yar ölürüm

İstedim Gamsız gidem (mükerrer)

Gam gelir Gamdan artık

Ölürem Yar ölürem

 

Ölürem Yar ölürem (mükerrer)

Nere gitsen gelirim vay (mükerrer)

Ben bir Türkmen oğluyam vay

Mutlak seni alırım vay

Arar seni bulurum, Mutlak seni alırım

2.TÜRKÜ

 

 Oğlan Gider Oduna

Halil Halil derler adına

Haniliye (ben niye) yar sevdim hayda

Hasibe de derler adına

Dağlar dumandır of aman

Çamlıda dumandır

 

Karanfil bed renk olur

Aşka düşen deng olur

Umarım başına gele

Bilesen ne renk olur.

3.TÜRKÜ

Bir Ay doğar ikindiden öğleden

Hep senin derdin değil mi beni böyle söyleden

4.TÜRKÜ

 

Kara imiş şu ayintabın yazısı

Yaktı  yandırdı bütün alem-i nası

Yüreğimden çıkmıyor kardeş acısı

Hani benim mor sümbüllü bağlarım

Ayintap diye hazin hazin ağlarım

 

Mağaralardan geliyor ağır gür sesi

Yaktı  yandırdı alem-i nası

Pazarda satılır şehitler kanı

Hani benim mor sümbüllü bağlarım

Ayintap diye hazin hazin ağlarım

 

Kavaklığın şirazesi bozuldu

Hema taze kara çadır kuruldu

Camilere şehit kabri yazıldı

Fransızlar her taraftan yürüdü

Yağ kalmayıp yüreklerde eridi

Nice yiğitler istihkamda eridi

 

Fransızlar dört taraftan geldiler

Top sesinden hep sabiler öldüler

Nice gelinler evde bi –kes kaldılar

Hani benim mor sümbüllü bağlarım

Ayintap diye hazin hazin ağlarım

  • Hema : Ayintebte bir mahalle ismi

5.TÜRKÜ

 

Karşıdan karşıya olur mu böyle

Ne derdin var ise gel bana söyle

Dolandım dolandım geldim kapına

Şanına düşerse yık viran eyle.

6.TÜRKÜ

Dön beri dön beride yüzün göreyim

Yüzün görenlere hayran olayım

Gel gelem gel ha gel gel

Gel şirin gel ha gel gel

Nay ni nay nay na

Ni nay nay ni nay

Nani nani nay nay ni nay ni nay nay

Bir canım var sana vereyim

Gidem yar eğlenem belki de gelmeyem

7.TÜRKÜ

 

 

Yarelendi pencab-ı cevr ile damanım yeter

Etti nadamanıma çâk-ı giribanım yeter

Kıl beni bir kere memnun nim-i nigah ile iltifat

Etme istiğna bana lütf ile sultanım yeter

 

Vermem sana çek benden elin ey melekül mevt

Cananıma nazar (nezr) eylediğin canıma değme

Ey bad-ı saba kâkül-ü cananıma değme

Aklım dağılır zülf-ü perişanıma değme

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GÜNER.     2017-09-12 İşte bu bazı Türkülerimizi ,bazı kişiler kendilerine mal etme çabasındalar. Gerçi Falanca kişiden alınmıştır deyimi de doğrudur.Esas kişilerin yazılması ( varsa) daha doğru olur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye'nin yeni ordusu kuruldu! İmzalar atıldı!
Türkiye'nin yeni ordusu kuruldu! İmzalar atıldı!
Tarım Bakanlığından ucuz et için yeni hamle
Tarım Bakanlığından ucuz et için yeni hamle