Advert
Advert
Advert
Fani Dünya Değmiyor Alakayı Kalbe
Osman Aslan

Fani Dünya Değmiyor Alakayı Kalbe

 

“Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren(görünürde)bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye cid­dî müteveccih(yönelen) ise, saadet-i dâreyne(İki dünya Mutluluğuna) mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dün­yasını Cennetin intizar[bekleme] salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükre­der.” (Sözler sh: 39)

Evet bu cümle bize şu dünyamıza ne kadar değer vermemiz gerektiğini açık ve beliğ bir şekilde göstermektedir. Çünkü sevdiği her şey elinden kayıp gitmekte. O halde neyi ne kadar ve nasıl sevmeli? Bunlara verdiği cevap nispetinde huzuru ve mutluluğu yakalayabilir. Bu dünya hayatında insan ne kadar mutluluk peşinde koşsa da dünyanın acıları bu mutluluğa gem vurmaktadır.

İnsan mutlu olmayabilir ancak huzuru her zaman yakalayabilir. Bunu nasıl yapacak? “Dünya’ya değeri kadar kıymet vererek”.

Peki dünyanın ne kadar değeri vardır.

“Dünyanın Cenab-ı Hakk'ın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti yoktur”(İbni Mace, Zühd 3; Tirmizl Zühd: 13)  bu Hadisi Şerif "ebedi ve baki olan ahiret âlemine nispetle" olduğuna dikkat çeker. Bu dünya hayatı fani, geçici ve yok olmaya mahkûm bir mahiyete sahiptir. Fakat beka âlemi olan ahiret hayatı ise asıl ve sonsuz mekânımızdır. Lakin dünya değersizdir manasını çıkarmakta yanlıştır. Birinci cihetle Dünya ahiretin tarlası olması münasebetiyle kıymetlidir, değerlidir. İkinci cihetle dünya da var olan her şey Cenabı Allah’ın Esmasını göstermesi cihetiyle kıymetlidir, değerlidir. Burada Esma-i İlahi görünmesi mevzusu ise şöyledir. Mesela Cenab-ı Hakk'ın bir sanat eseri olan insan hasta olur Cenabı Allah’ın Şafi ismiyle şifa bulur. Acıkır Rezzak ismiyle doyar vb. Yani Dünyadaki her şey Allah'ın isimlerinin bir aynasıdır. Dünyada var olan her şey bir Yaratıcının eseri ve sanatıdır. Yaratıcısının 99 ismine ve bin bir isimlerine ayna olmuştur. O isimlerin insanlar tarafından okunmasında, görülmesinde bir ayna vazifesi görür.

İşte bu iki yüzü ile dünya tahkir edilmez, kötülenmez, kıymetsiz görülemez. Hadis-i şerifte dünyanın bu iki yüzü küçük görülmemektedir.

Beka âlemine nispetle dünyanın sinek kanadı kadar kıymeti olmayan tarafı üçüncü yüzüdür ki; bu da gayrimeşru keyf ve zevklere saplanmış olan insanların dünyasıdır. İşte dünyanın bu yüzü ve dünyaya ölmeyecekmiş gibi sevenlerin bu dünya hayatı, Müminlere ahirette verilen ebedi nimetlerin yanında bir zerre, bir sinek kanadı kıymetinde bile değildir.

Bir misalle şu dünyamıza ne kadar değer vereceğimizi daha açık ve net kavrayabiliriz. İnsan misafir olduğu bir sarayda mükemmel donatılmış saray odaları ve dahi hazırlanmış harikulade sofralara benimdir diyemez. Çünkü kendisi orada geçicidir. Misafirdir. Yolcudur. Eğer bu saray ve içindekiler benimdir deyip sahiplenirse kendini kandırmış olur. Hakikat böyle değildir. Bu sahiplenmeden dolayı kendini tarif edilmez belalar içinde bulur.

İşte ey insan sen bu dünyada bir yolcusun ve misafirsin. Misafir olduğunu bil ve ona göre yaşa.

Yoksa dünyadaki fanilik elbette seni memnun etmeyecektir. Seni mutlu etmeyecektir. Belki seni doyurmayacaktır. Çünkü sana verilen istidat ve kabiliyetler bu dünya için verilmemiştir. Bunların mahiyetine baktığımızda ebet ebet diye bağırıyorlar. Mesela sevgi kabiliyetimize bakalım; önce kendi hanesini sever, sonra kendi bahçesini, sonra baharı sever ve dahi cennete müştaktır. Cennet için ah u enin eder. Diğer taraftan Allah’ı sevmek için verilen sevgi O’nun için kullanılmalıdır. Çünkü sevme hissi Âlemlerin Rabbi Allah Azze Celle’nin Habib İsminin bir cilvesidir. Kâinatı yaratan bütün sevme kabiliyetlerini canlılara yerleştirebilir. Yeryüzündeki bütün sevmeler gösteriyor ki sevme kabiliyeti tek bir elden çıkmıştır. Sevgi bütün canlıların varlığını sürdürmesi için en elzem ihtiyaçtır. Çünkü annelerin yavrularını sevmeleri olmasaydı şimdi hiçbir insan olmazdı. Bütün bebekler kendileri büyümek zorunda kalırdı. Kendi başlarına büyümeleri ise mümkün değildir. Canavar bir hayvan olan aslan bile kendi yavrusunu büyütmekte ve tehlikelerden korumakta. İşte bu sevgi hissi ve kabiliyeti ile canlılar nesillerini sürdürmektedirler.

Bizdeki kabiliyetler ebede namzettir. Sevmekliğimiz sadece dünya için kullanılırsa bütün anneler feryadı figan eder. Ahlar, eninler her tarafta işitilir. Eğer annedeki şefkat ve sevgi bir nimet iken ölüm ötesi bir hayat olmazsa, o kabiliyetler birer nikmet(şiddetli ceza)olacaktır. Çünkü ölümden sonra yavrusuna kavuşmamak düşüncesi bütün benliğini kaplayacak ve dünyadan lezzet aldırmayacaktır. Şefkat kahramanı anneler aşırı şefkatlerinden dolayı cezalandırılmış olacaktır. Ehli İmanın bakışıyla ölüm, bu dünya misafirhanesinin son durağıdır. Bu durakta inenler tekrar Cenab-ı Allah’ın ziyafetkah-ı ebedisi olan cennette kavuşması için bir kapıdır. Kur’an’ın hakikatleri ve Peygamberlerin(as)getirdikleri ilahi mesajlar değil Müslümanlara ateistlere bile şu dünyayı sevdirmektedir. O ateistler derler ya ahiret varsa. Yani cehennem dahi olsa sonsuz yaşamak ister.

İnsan sevdiği şeyleri zahiren(görünürde) farazi bir sonsuzluk vererek sever. Bitecek ve yok olacak bir şeyi sevemez/sevmez. Çünkü fani olan çirkindir. Bitecek olan güzel değildir. Veya hakiki güzel olamaz. Geçici güzel olur. Zaten insan geçici güzelliği baki bir güzellikmiş gibi değerlendirir öyle sever.

Peki bu dünya güzellikleri niçin verilmiştir? Neden geçicidir? Bu soruları en mükemmel bir şekilde Kur’an’ın bir tefsiri olan Risale-i Nur şöyle izah eder:

 “Şu dünyadaki tezyinat, [süsler]  yalnız telezzüz  veya  tenezzüh[1][gezinti]  için  de­ğil.  Çünkü bir zaman lezzet verse,  firakıyla1][ayrılığıyla]  bir­çok zaman elem verir. Sana tattırır, iştahını açar, fakat doyurmaz. Çünkü ya onun ömrü kısa, ya senin ömrün kısadır; doymaya kâfi değil. Demek kıy­meti yüksek, müddeti kısa olan şu tezyinat ibret içindir, şükür içindir. Usul-ü da­imîsin[daimi asıllarına] teşvik içindir; başka, gayet ulvî gayeler içindir.” (Sözler sh: 74)

Yani fani dünya değmiyor alaka-i kalbe.

Dünya peşinde koştuğumuz her şey yok olacaktır. O halde öyle bir hayat yaşayalım ki peşinde koştuğumuz her şey beka bolsun. Sonsuz cenneti netice versin. Rızayı Bariye kavuştursun. Allah namına sevmek ve işlemek dünyadaki her şeyi ahirete nispet edecektir İnşAllah.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Urfa'da İş-Kur'dan kaç kişi alınacak? Kontenjanı açıklandı
Urfa'da İş-Kur'dan kaç kişi alınacak? Kontenjanı açıklandı
Başbakan Yıldırım, Balıklıgöl’ü ziyaret etti
Başbakan Yıldırım, Balıklıgöl’ü ziyaret etti