Advert
Advert
Advert
Maddi Kalkınma ve İslami Diriliş
Osman Aslan

Maddi Kalkınma ve İslami Diriliş

Bu zamanda Allah’ın adının yüceltilmesi ve İslâmiyet’in ilerlemesi maddî ve manevi kalkınma ile mümkündür

Asrımızda gayr-ı Müslimler maddî anlamda çok ileri gittiklerinden, onların gücü karşısında İslam dünyasını koruyabilmek ve İslam’ı yayabilmek için onlardan daha güçlü olmak şarttır.

Son birkaç yüzyıldır modern bilimler alanında önemli ilerlemeler kaydedilmektedir. Özellikle Batı dünyası maddi alanda gelişmeyi ve kalkınmayı birinci önceliği olarak belirlemiş ve bu hedefine de kısa zamanda ulaşmıştır. Aynı zamanda bu bilimsel gelişmeler; ateizm ve Darvin’izm gibi batıl ve sapkın fikirlerden insanların zihinlerinde din hakkında kuşkular meydana getirmek için, araç olarak kullanılmıştır. Seküler bir yaşam bütün toplumlara entegre edilmeye çalışılmış ve kısmen başarılmıştır. Hatta Müslümanlar bile bu çalışmaların etkilerinde kalmış/kalıyor. Materyalizm ve komünizm, ihtişamlarının zirvesine bu sayede çıkmışlardır. Dünyanın psiko-sosyolojik durumu büyük ölçüde değişti. Dünyayı yaşanamaz bir hale getirdi.

Yüzyıllar boyunca insanlar ve toplumlar müreffeh bir yaşam sürdürmek için uğraşmıştır. İslami hükümlerle yönetilen Asrısaadet, Emeviler ve Abbasiler 600 sene, Osmanlı Üç kıtada 600 sene adalet ve huzur bayrağını sallandırmıştır. 1400 senedir çeşitli milletleri ve dinleri uhdesinde barındırdıkları halde bütün tabilerine bu huzuru yaşatmıştır. Bununla beraber son iki yüzyıldır dünya hızla batıdan gelen materyalizmin etkisinde kaldı. Derdi dünya olan, sadece kendi menfaatini düşünen, kendisi için endişelenen, bencillikle Firavunu geride bırakan kişiler ve güruhlar yetişmeye başladı. Ayrıca 20. Yüzyılda materyalizmin rüzgârıyla milyonlarca insan katledildi.

Çünkü kalpler katılaştı, akıl tefessüh etti, vicdan dumura uğradı. İmandan, İslam’dan uzak bir medeniyet kurmak isteyenler Dünya’yı zindana çevirdiler.

İslamiyet’in adalet, paylaşma, sevgi, şefkat anlayışının ve uygulamasının aksine, kapitalizmin etkisiyle ben tok olayım başkasından bana ne diyen  beşeri sistemleri ekonomide, teknolojide, bilimde, sanatta yükseldikçe aç gözlülüklerini, modern yamyamlıklarını, zulümlerini de arttırdılar.

Doymak bilmeyen hırsları dünyayı kan gölüne çevirdi. İnsanlığı insanlıktan çıkardı, Kan ve göz yaşından beslenen vampirler türedi.

Elindekilerle yetinmeyip, binlerce kilometre ötedeki insanların ellerindekilere gözlerini diktiler.

İnsanların sadece mallarını çalmadılar, dinlerini, tarihlerini, kültürlerini ve benliklerini çaldılar. Yani onların ellerindeki her şeyi yok ettiler. Köleleştirdiler ve düşünmelerine bile tahammül etmediler. Barışa darbe yaptılar. Bugün dünyada yaşanan olaylar, savaşlar bunlardan ibarettir. Sonuç, insanlar mutsuz, toplumlar huzursuz.

Materyalizm ve bunun neticesi olan kapitalizm Dünya’ya ve insanlığa değil saadet getirmek, manen ve ruhen hasta insanlar ve toplumlar netice verdi.

Hâlbuki İslam, insanlara yalnız kendi çıkarını değil, tüm insanların rahatı ve çıkarı için çalışınız der. Böylece İslam toplumlarında birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma sağlanır.

            Kimse kimsenin malına göz dikmez. Ölçü ve tartıda hiçbir yanlışlık yapılmaz. Materyalizmin oluşturduğu adaletsiz, çıkara dayalı, güçlünün zayıfı ezdiği bir sistem görülmez.

            Zekat müessesi sayesinde insanların ekonomik rahatlıkları tesis edilir. Bununla beraber zengin ve fakir arasındaki muhabbet geliştirilir. Müreffeh bir toplum oluşur. Toplumun zenginliği ve refahı beraber tesis ettiği "Asr-ı Saadet" dönemi bu gerçeğin en açık delilidir.İşte bunun için İslam’ın tekrar dünyamızda yer bulmasına muhtacız.

            Zamanımızda para ve güç, tek geçerli etken olmuştur. Bunlar refahı ve rahatlığı tesis ediyor olabilir ama huzuru tesis etmediği kesin. Çünkü bu iki güç doğru ellerde olmayıp haksızın, adaletsizin, merhametsizin eline geçtiği bir asırda yaşamaktayız. Dünyanın 4 bir yanında kan ve göz yaşı buna en büyük delildir.

           Materyalizmin etkileri şu zamanımızda en üst seviyeye ulaşmıştır. Küresel güç haline gelmiştir. İnsanlar bu akımların getirdiği değerler kendine düzgün bir yol çizememiştir. Hiçbir değeri olmayan tek kelimeyle vicdanı taşlaşmış, aklı tefessüh etmiş bir zihniyet meydana çıkmıştır. Dünyayı tanzim edememiştir. Getirdiği kurallarla topluma huzuru tesis edememiştir. Zulüm bataklığına batmıştır. Her gün daha hırslı uyandığı yatağında sadece bedensel hazlar ve nefsani arzularının kölesi olmuştur. Aklını, bozmak ve tahrip etmek için kullanmıştır. Kalbi haramlardan gelen esefleri unutmak için haramlar girdabına girmiştir. Ruhu daralmış, vicdanı taşlaşmıştır.

Maddeten tatmin içinde bulunan bir insanı, ruhen hasta ve bedbaht halde bırakan bir sistem Dünya’mıza bir veba gibi yayılmıştır.

Dünyayı bir yangın yerine çevirmiştir. Her tarafta insanlık ağlamakta her tarafta yetimler öksüzler beddua etmekte. Mazlumlar hesabının sorulacağı o dehşetli mahkeme meydanı beklemekte.

İnsanlık tekrar İslam güneşinin sabahında uyanmak istiyor. Ona muhtaç. Ve beşeriyet refahın, adaletin ve huzurun gelmesini istiyor. Onun içindir ki Müslümanlar her zaman olduklarından daha fazla çalışmalıdır.

Ey İslam Âlemi birleşiniz Kur’an’ın hakikatlerinde tekrar dirilme vakti gelmiştir. Ferden ferden her Müslüman güç sahibi olacaktır/olmalıdır. Öncelikle hakiki imanda, İslami yaşantıda, ilimde, sanatta, bilimsel çalışmalarda, maddi imkânlarda söz sahibi olma zamanı gelmiştir. Zira Peygamberimiz(sav) “Kuvvetli mümin, zayıf / güçsüz müminden daha iyi, daha üstün ve Allah’a daha sevimlidir.”(Müslim, Kader, 34; İbn Mace, Zühd, 4168)

İmanı güçlü bir Müslüman; şuurludur, sarsılmaz bir azîm ve kesin bir karar gücüne sahip olan uyanık bir Mümindir. 
           "Biz Allah’tan geldik Allah'a döneceğiz" teslimiyeti içindeki Mümin düşmanla savaşmak, cihat etmek konusunda olduğu gibi, Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirmekte daha azimli, daha kararlı ve daha isteklidir. En meşakkatli zamanlarda bile Allah’ın rızasını gözetmeyi ihmal etmez. Maddî, ilmi ve bilimsel manada güçlü Müslüman elbette ki küfürle ve zulümle mücadelede daha etkilidir. Müslüman; toplumun ve ferdin mutluluğu için güçlü, kuvvetli, eğitimli, disiplinli, istekli ve şuurlu olmalıdır.

Dünyada adaletin tesisi ve huzurun yerleşmesi için Müslüman, diğerlerine karşı önde olmalı, hayırlı olmalı ve dahi üstün olmak zorundadır.

Yaşanılır bir dünyanın tesis için;

Maddi Kalkınma ve İslami Dirilişe her Müslüman katkı sunmaya mecburdur, mükelleftir.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Mahmut     2017-08-07 Osman hocam Allah razı olsunn
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Urfa'da Vatandaşın kafası iyice karıştı
Urfa'da Vatandaşın kafası iyice karıştı
Şanlıurfa sınırında hareketli günler…
Şanlıurfa sınırında hareketli günler…