Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Röportaj Yüreklere dokunulmadan öğretilemez.

Yüreklere dokunulmadan öğretilemez.

Giriş Tarihi: 11 Mart 2010 Perşembe 21:28
Yüreklere dokunulmadan öğretilemez.

O ömrünü eğitime adamış, bu yolda saçının her telini ağartmış bir insandır. Şanlıurfa’da eğitim denilince onu anmamak olmaz. Eğitim kelimesi nerdeyse onun o güzel ismi ile bir bütün olmuş. Binler, belki de yüz binlerin eğitimine bazen kısmen bazen de tamamen etki etmiş usta bir eğitimcidir. O gecesini gündüzüne katar, mesai saatleri dinlemez, hep çalışır…

Kimden mi bahsediyoruz? Tabi ki, Sayın Mehmet Sarmış’tan.  Kısa bir süre önce “Küçük Yüreklere Dokunmak” adlı çok güzel ve tamamı gerçek öykülerden oluşma bir kitabı yazdı. Ama o kitabından bahsederken; “Ben Sadece çocukların değil büyüklerin de yüreğine hitap etmeye çalışan birisiyim” diyor. Kitabı ÇIRA yayınlarından çıktı. Ömrünü eğitime adamış bu usta kalem, her ne kadar eğitimin yanında çokça köşe yazısı, makale yazmış olsa da, ilk kez bir kitap yazdı.

Kitabı neden yazdığını da şöyle ifade ediyor; “kitabı yazmamdaki amacım, genç meslektaşlarıma, öğrencilerinin arasında böyle sorunlu çocuklar olduğunu söyleyip, onların yüreğine dokunmadan bir şey öğretmenin mümkün olmadığı mesajını vermek” diye açıklıyor.

Biz de bu vesile ile ilk kitabı olan “Küçük Yüreklere Dokunmak” nedir? Neden şimdiye kadar yazmamış? Neden şimdi yazma ihtiyacı hissetti? Ve tabi bir de imza günü düzenledi. İşte bütün bunları sorduk, Mehmet Sarmış Hocamız da Merak edilen soruları sizler için cevapladı.

Kendisine, röportaj teklifimizi kırmadığı ve cevapları için bir kez daha teşekkür ediyoruz…      

M. Guli Aslan: İlk olarak, kısaca “Kimdir Mehmet Sarmış?” ile başlayalım isterseniz. Kitap künyesinde kısaca bahsedilmesine rağmen, size ait bilgi internet ortamında neredeyse yok gibi. Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Mehmet Sarmış: 1962 Yılında Şanlıurfa’da doğdum. İlk, orta ve liseyi Şanlıurfa’da okudum. 1984 yılında Konya Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun oldum. Çeşitli illerde öğretmenlik, idarecilik ve sendikacılık yaptım. Yaklaşık 1,5 yıldır Şanlıurfa İl Milli Eğitim’de şube müdürü olarak görev yapıyorum. Evliyim. Altı çocuğum var.

           

M. Guli Aslan: Hocam neden sizinle konuşulacak çok konu var. Birçok konuda toplumu aydınlatacak birikimiz var. Ama bu günkü sohbetimizin konusu “Küçük Yüreklere Dokunmak”tır siz gerçekten de küçük yüreklere dokundunuz mu?

Mehmet Sarmış: Yüreğin sesinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Yüreğin egemen olacağı bir dünyanın daha yaşanabilir olacağını düşünüyorum. Sadece çocukların değil büyüklerin de yüreğine hitap etmeye çalışan birisiyim. Ama çocukların buna daha çok ihtiyacı var. Mesleği gereği sürekli çocuklarla ve gençlerle beraber olduğum ve onlara faydalı olmaya çalıştığım için yüreklere dokunmak çok önemli. Özellikle sorunlu çocukların yüreği, o sorunların altında eziliyor. Büyüklerin bile dayanması çok zor acılar içinde kıvranan o çocuklara kuru kuruya bir şeyler öğretmek mümkün değil. Önce yüreklerine gidecek bir yol bulmak lazım. “Yüreğine dokunmak” demek, onlarla bir gönül alışverişi yapmak, sevmek, sevilmek, dertleşmek, acılarını paylaşmak, demek. Meslek hayatım boyunca bunu yapmaya çalıştım. Öğrencilerimi çok sevdim, sanıyorum bu sevgim karşılıksız da kalmadı. Hala birçoğu ile diyalogumuz devam ediyor.

M. Guli Aslan: ilk kez bir kitap yazdınız. Bu kitap sizin için ne ifade ediyor? Nasıl bir tepki aldınız?  

Mehmet Sarmış: Aslında bu, benim ilk kitabım değil. Uzun yıllardır yazıyorum. Yayına hazır iki kitabım var ama bastırmak nasip olmadı. Bitme aşamasına gelmiş veya yarım kalmış daha birçok çalışmam var. Ama bunu, şimdiki görevimin bir parçası saydığım için öne aldım ve bir an önce yayınlamak istedim. Kitap bastırmak, çok küçük yaşlardan beri hayal ettiğim bir şeydi. Çok geç bir yaşta nasip oldu. Benim için hoş bir şey oldu. Mutlu oldum. Kısa zamanda benimsendi. Kitabı Alanlar okudular. Ben özellikle öğretmenlerin okuması için yazmıştım. Başkaları da okudu. Çocuklar da okudu. Ve okuyan herkesten çok olumlu tepkiler aldım. Çok sade bir dille yazıldığı için kolay okunuyor. Birçok kişi eline aldığı zaman bitirmeden bırakmadığını, bir gecede okuyup bitirdiğini söyledi. Çok etkilendim, çok duygulandım, hatta ağladım diyenler oldu. Tabii bunlar beni son derece memnun ediyor.

M. Guli Aslan: Milli Eğitim Şube Müdürlüğü gibi çok yoğunluk isteyen bir görevdesiniz. Kitap yazma işi biraz zor olmadı mı?

Mehmet Sarmış: Tahmin edilemeyecek kadar yoğun bir mesai içindeyim. Ama isteyince oluyor. Zaten öykülerin bir kısmı birkaç yıl öncesine ait. Son zamanlarda hızlandırdım. Yukarıda da dediğim gibi bu işi şimdiki görevimin bir uzantısı olarak gördüm. Bizzat ulaşamadığım kimselere bu yolla ulaşmak için. Geceleri ve hafta sonlarını değerlendirmeye çalıştım. Keşke daha fazla zamanım olsa diyorum tabii.

M. Guli Aslan: Hocam kitabınızı ben de okudum. Gerçekten de çok dramatik olaylar. Bu kitapta geçen öyküler tamamen gerçek öyküler mi, yoksa birer kurgudan mı ibaretler?

Mehmet Sarmış: isimler dışında hepsinin gerçek olduğunu söyleyebilirim. Konu bütünlüğü sağlansın diye atladığım ve eklediğim yerler çok az. Bir de aradan zaman geçtiği için ayrıntılarını unuttuğum yerleri uygun bir şekilde tamamlamaya çalıştım. Ama gerçeğinin benim anlattıklarımdan daha dramatik olduğunu rahatça söyleyebilirim.

M. Guli Aslan: Hocam Kitabınızın bir öyküsünde kendisi de küçükken şiddete maruz kaldığını, hiçbir zaman da gururunun incinmediğini söyleyen bir öğrenci velisine; ‘siz eskiden dayak yiyordunuz, fakat dayak genel bir kabul gördüğü için gururunuz incinmiyordu’ diyorsunuz. Onundan sonra gelen öyküde; “şiddetin kol gezdiği bu zamanda” manasına gelecek şekilde yazmışsınız. Bu iki öyküdeki zıt kanaatler çelişki değil mi? Kitabın ikinci baskısında bu zıtlıkları ortadan kaldırılacak mısınız?

Mehmet Sarmış: Hayır arada zıtlık olduğunu sanmıyorum. İlkinde geçmişte dayağın bir geleneksel bir terbiye metodu olarak yaygın olduğunu söylüyorum. Tabii ki yanlış ama yaygın olduğu için normal karşılanıyor. Bir de tabii, arkasında iyi niyet var. İkinci öyküde günümüze yönelik bir değerlendirme var. Gelenekten iyice kopmuş, aile ilişkileri bozulmuş, terbiye etmekten çok deşarj olma duygusu ağır basıyor. Nitekim ilkinin sonucu olumlu olurken, ikincisinde çok olumsuz oluyor.

M. Guli Aslan: Hiç “Keşke bu kitabı daha önce yazsaydım” Ya da “bu hadiseler yaşamasaydı?” dediğiniz oldu mu?

Mehmet Sarmış: Öncelikle “Keşke bu kitabı daha önce yazsaydım, daha fazlasını yazsaydım, daha güzel yazabilseydim” diyebilirim. Ha! Sorunuzun ikinci bölümü çok önemli. Keşke bu hadiseler hiç yaşanmasaydı diyorum elbette. Ama maalesef yaşananlar benim anlattıklarımdan çok daha korkunç. Ben birebir yaşadıklarımı yazdım. Birçok meslektaşım benzerini ve daha fazlasını her gün görüyor, duyuyor, yaşıyor. Keşke herkes yazsa. Zaten benim yazmaktaki amacım, genç meslektaşlarıma, öğrencilerinin arasında böyle sorunlu çocuklar olduğunu söyleyip, onların yüreğine dokunmadan bir şey öğretmenin mümkün olmadığı mesajını vermek.

M. Guli Aslan: Gelecek için “Yayına hazır iki kitabım var” birde “yarım kalmış ve tamamlamaya çalıştığınız birçok çalışmalarım var” diyorsunuz. Yakın zamanda basmayı düşündüğünüz kitap var mı? Varsa kitabın konusu nedir?

Mehmet Sarmış: Evet var. şu sıralar ikinci kitaba yoğunlaşmış durumdayım. Bu kitap çocuk öykülerinden oluşuyor. Özellikle 6,7 ve 8. sınıflara yönelik. Bu sefer bizzat yaşadığım olaylar değil, kurguladığım öyküler. Her birinin ayrı bir mesajı olan 15–16 öykü yer alacak sanıyorum.

M. Guli Aslan: Hocam bir de imza günü düzenlediniz. İmza günü sizin beklentileriniz karşıladı mı? Ve ya “keşke bu imza günü işine kalkışmasaydım” dediniz mi?

Mehmet Sarmış: İmza günü benim değil, arkadaşların fikri idi. Ben o işleri pek beceremem. Özellikle, kendisi de yazar olan Niyazi Kocadağ isimli genç meslektaşım, “Siz hiç yorulmayın, ben her şeyi yaparım” deyince kabul ettim. Diğer dostlar da destek oldular. Benim için de bir ilkti. Fena olmadı sanıyorum. Sonuçtan memnunum.

M. Guli Aslan: Hocam son olarak www.balikligol.com sitemiz ve YENİURFA Gazetemizin okuyucularına ne gibi mesaj vermek istersiniz?

Mehmet Sarmış: Sadece kuru bir akılla yetinmeyip yüreklerinin sesini de dinlemelerini, başta çocuklar olmak üzere yüreklere dokunmalarını ve yüreğin egemen olduğu bir hayat için çalışmalarını ve tabii mutlu olmalarını diliyorum.

M. Guli Aslan: Hocam bizi kırmayıp bize değerli zamanınızı ayırdığınız için size tekrardan teşekkür ederim…

Mehmet Sarmış: Bana bu fırsatı verdiğiniz için asıl ben size teşekkür ediyorum.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com