Advert
Advert
Advert

Vali Erin'in konuşması tekbirlerle kestiler

100 Yıllık Hesap Bir Gecede Görüldü 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında Rabia meydanında gerçekleşen anma etkinliklerinde konuşan Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, meydanda toplanan çok büyük bir topluluğu selamladıktan sonra, üzerinden bir yıl geçen 15 Temmuz hain darbe girişimini hatırlattı.

Vali Erin'in konuşması tekbirlerle kestiler
Vali Erin'in konuşması tekbirlerle kestiler admin
Haberin videosu için tıklayın!

 

15 Temmuz 2016 Gecesi gerçekleşen, ihanet şebekesi FETÖ terör örgütünün 250 insanımızın şehit ve 2000’den fazla insanımızın gazi olmasına sebep olduğu darbe girişiminin yıldönümünde Şanlıurfalılar Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri için Rabia meydanına akın ettiler.
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında Rabia meydanında gerçekleşen anma etkinliklerinde konuşan Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, meydanda toplanan çok büyük bir topluluğu selamladıktan sonra, üzerinden bir yıl geçen 15 Temmuz hain darbe girişimini hatırlattı.
Hitabına, “Bu meydandan Filistin’e, Arakan’a, Afganistan’a, Kudüs’e, Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı tüm beldelere, dualarını bir an bizlerden ve Cumhurbaşkanımızdan esirgemeyen tüm kardeşlerimize ve tüm mazlumlara selam olsun” diye başlayan Vali Erin’in konuşması “Vali baba” sloganları ile kesildi.
Türk siyasi tarihindeki askeri müdahaleler, idamlar, 28 Şubat süreci gibi kırılma noktalarına değinen bir konuşma yapan Vali Erin, bir yıl önce yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminin, Türk siyasi tarihinin ve insanlık tarihinin eşine benzerine tarihte az rastlanan bir ihanet teşebbüsü olduğunu kaydetti.

HEDEFLERİNDE BU DEVLETİ ESİR ALMAK VARDI
Tam bir yıl önce Türk siyasi tarihinin ve insanlık tarihinin eşine benzerine tarihte az rastlanan bir ihanet teşebbüsü ile karşı karşıya kaldığımızı hatırlatan Vali Erin, “Darbeci zihniyetin hedeflerinde bu ümmete liderlik edecek milletin ilerleyişini durdurmak vardı. Hedeflerinde, bu aziz milletin sesini kısmak vardı. Hedeflerinde sizleri, bizleri ve öksüz yetim kalan bu ümmetin sesini kısmak vardı. Hedeflerinde bu devleti esir almak vardı” dedi. 
Vali Erin, sözlerine şöyle devam etti: İçeride, batılı istihbarat örgütlerinin yetiştirmesi olan, beynini, zihnini, kişiliğini kiraya vermiş, satmış olan ihanetçilerle işbirlikçileriyle birlikte devletimizi parçalamak, milletimizi birbirine düşürmek planları vardı. Milletin silahını, devletin gücünü, bu millete çevirdiler. Milletin iradesinin tecelligahı olan TBMM’nin üzerine bombalar yağdırdılar. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bahsettiği gibi, elinde sadece ay yıldızlı şanlı bayrağımız olan o masum insanların üzerine son teknoloji silahları çevirdiler ve ateş ettiler. Başarılı olacaklarından çok emindiler. İçeriden ve dışarıdan bütün güçlerini teksif etmişlerdi. Benden önceki konuşmacıların söylediği gibi, hesaba katmadıkları şeyler vardı. Hesaba katmadıkları, Cenab-ı Allah vardı. Hesaba katmadıkları şapkasını alıp gitmeyecek ve gitmeyecek olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan vardı. Ve yine hesaba katmadıkları, cesurca direnen, halkını ve milletini direnişe davet eden, Başbakanı, Bakanları, Hükümet Temsilcileri, İl Başkanları, Belediye Başkanları, Kaymakamları, Valileri vardı. Ve hepsinden önemlisi, en az o kadar önemli olan, hesaba katmadıkları bu milletin kodlarında yazılı olan Çanakkale ruhu vardı, Malazgirt ruhu vardı, Dumlupınar ruhu vardı. Allah’ın izniyle milletimizin o kahraman duruşu ile o mel’un ihanet teşebbüsü boşa çıkartıldı. 100 yıllık muhasebe ve hesap, bir gecede görüldü.

5-10 YILLIK DEVLET GELENEĞİ OLAN BİR MİLLET DEĞİLİZ
Biraz da resmin büyüğüne bakmak gerekiyor. Biraz önce hepimizin dinlediği, Cumhurbaşkanımızın konuşmasında ifade ettiği gibi, bizler 5-10 yıllık devlet geleneği olan bir millet değiliz. Tarihi çok derinlerde olan, milli bilinci ve şuuru çok yüksek olan ve yeryüzündeki milletlere göre onlarla kıyaslandığında hiçbirinin göstermediği cesareti, direnişi ve kıyamı gösterebilen bir millet olduğumuzdur. Batı da bunu biliyor, egemen güçler de bunu biliyor. Onun için hepsinin, güç odaklarının hedefe koydukları Türkiye Cumhuriyeti var. 
15 TEMMUZ HESABIN GÖRÜLDÜĞÜ GÜNDÜR
15 Temmuz’da yaşadığımız bu ihanet şebekesi ve 35-40 senedir kardeşi kardeşe kırdırtmaya çalışan PKK terör örgütünün de İŞİD’in de diğer sol örgütlerin de hepsinin neş’et ettiği, ortaya çıktığı kaynağın sebebinin buraya dayandığını bilmemiz gerekiyor. 
Dünya tarihinde iz bırakan iki medeniyetten bahsedebiliriz. Bunlardan bir tanesi, bizlerin öncülüğünü yaptığı İslam medeniyetidir. Ve bu 700 yıl yeryüzüne adaleti, sevgiyi, merhameti taşıyan bir medeniyettir. Bir diğer medeniyet ise son 200-300 yıldır hakim olan ve tarih yapan batı medeniyetidir. FETÖ terör örgütü de PKK da, İŞİD de bu memleketi parçalamaya yönelik tuzakların, planların ve düşüncelerinin hepsinin temelinde yeniden ayak sesleri gelen, ayağa kalkan ve bunların medeniyetinin yeryüzüne saldığı zulme, vahşete ve yıkıma dur diyebilecek bu medeniyetin ayak seslerini duydukları ve gözleriyle gördükleri için var. 
Bu büyük resme bakarak bizler, günlük hayat içerisinde küçük meseleleri, kardeşliğimize zarar verecek davranışlardan, tutumlardan kesinlikle uzak kalmamız gerekiyor. Birbirimize daha çok sarılmak, birbirimize daha çok dayanmak, birbirimize daha çok güç vermek gerektiğini buradan ifade etmeye bile gerek olmadığını bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu büyük ideal ve bu büyük medeniyet yürüyüşümüzü batılı, kendilerini modern ve medeni olarak tanımlayan güçler bugüne kadar iki yolla durdurmaya çalışıyorlar. Bunlardan bir tanesi, İslam’ı, Müslümanları tarih yapar pozisyonunu elinden almak, tarih yapan bir konumdan alıp onları oradan uzaklaştırmak var. Bunu da Hindistan’ı parçalayarak, Osmanlı’yı durdurarak, yeryüzünde bir sürü irili ufaklı Müslüman devlet oluşturarak bir ölçüde başardılar. 
Bir diğer yapmak istedikleri, gece gündüz yapmak istedikleri, uygulamaya koydukları bir diğer hedef var. O da, Müslümanları İslamdan uzaklaştırma hedefi var. İçi boşaltılmış, kişiliksizleştirilmiş, karaktersiz, cibilliyeti olmayan, aklını, beynini, zihnini, kişiliğini teslim edecek kadar kendinden geçmiş, hormonlu, yapay bir İslam üretmek istiyorlar.
Bir taraftan PKK ile bir taraftan İŞİD ile bir taraftan zenginliğimiz olan farklılıklarımızı kışkırtarak ön plana sürüp, birbirimize düşürmeye çalışırken, öbür taraftan da beynini ve zihnini bu egemen güçlere teslim etmiş ve sinsice yetiştirdikleri bu FETÖ terör örgütünü önümüze koydular. 15 Temmuz, bütün bu planların boşa çıkarıldığı, bütün hesapların ters yüz edildiği, bin yıllık muhasebenin yapıldığı, bu şerefsizlerin, bu adilerin, bu alçakların hepsinin hesabının görüldüğü gündür. 

DİŞE DİŞ, BAŞA BAŞ MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ
Bizler, medeniyetler yürüyüşümüze ne yaparlarsa yapsınlar devam edeceğiz. Bizler, terörle ve önümüze koydukları bütün hileler ve fitnelerle sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizler, bu milletin aziz şehitlerimizin ve Cenab-ı Allah’ın omuzlarımıza yüklediği o ağır yükün sorumluluğunu kalbimizde, gönlümüzde hissederek önümüze konan engellerin büyüklüğüne, modernliğine, teknolojisinin üstünlüğüne bakmadan, içimizde taşıdığımız o imanla, dişe diş, başa baş, göze göz mücadele etmeye devam edeceğiz. 
Çok değerli kardeşlerim;
Cumhuriyet tarihi, Türkiye Cumhuriyeti devleti bu milletin kurduğu devletlerin sonuncusudur. Büyük bir şerefle, büyük bir onurla bu devlette kardeşçe yaşamaya devam ediyoruz. Osmanlı’yı durdurduktan sonra tekrar dirilişi ve yeniden milletin o tarih yapıcı fonksiyonunu ve özelliğini unutturmak ve gönlünden koparmak için sayısız ihanetler, sayısız saldırılarla karşı karşıya kaldık. Bir ölçüde bunu başardıklarını da görüyoruz. Cumhuriyet tarihi boyunca bu millet, bu aziz millet ne zaman ki kendi kendini yönetmeye kalktı niyetlendi, ne zamanki milletin çoğunluğunun istediği liderlere sahip oldu, ne zaman ki o şanlı atalarını, o dedelerini hatırladı. Fatih Sultanları, Alparslanları, Selahaddin Eyyübileri ne zaman andı ve onların ruhunu anlamaya başladı ve ne zaman ki o ruhla başını kaldırdı, hepimizin bildiği gibi 10 senede, 15 senede bir FETO benzeri darbelerle bizleri karşı karşıya bıraktılar. Menderesleri unutmadık. Turgut Özalları unutmadık, Merhum Necmettin Erbakanları unutmadık. Bu milletten gücünü alan, milletin iradesini her şeyin üstünde tutan o liderlerimizi, büyüklerimizi unutmadık. Onların surda bir gedik açma misali didinmelerini, çabalarını, gayretlerini ve bu milletin uğrunda kendi kendilerini feda edişlerini unutmadık. Gelin görün ki, darbeci zihniyet ve onun arkasındaki batılı güçler, ismini söylemeye gerek yok. Söylemekten de artık Allah’a şükür korkmuyoruz. Bunu açık bir şekilde Cumhurbaşkanımız dile getiriyor. Biz de ifade edebiliyoruz. Onların destekledikleri darbecilerle bu milletin kafasına balyozu indirdiler. Sizlerin, bu milletin büyük çoğunluğuyla seçtiği ve başbakan yaptığı Menderes’in gözünün içine baka baka sallandırdılar, astılar, şehit ettiler. Hepsini lanetle hatırlıyoruz ve anıyoruz. Bundan daha acısı, devletin, milletin bağrından kopan ve gelen, milletin liderinin asıldığı, şehit edildiği o günü demokrasi bayramı diye ilan edip, millete zorla kutlattılar. O zihniyeti, lanetle bir kez daha Rabia meydanından gür bir sesle ve sedayla bir kez daha dillendirmek istiyorum. Çok da eskilere gitmeye gerek yok. 28 Şubatları, yüzde 99’u Müslüman olan bu memlekette bizlere yaşattılar. Sadece başını örttüğü için kızlarımızı, çocuklarımızı okullara, üniversitelere almadılar. İkinci sınıf vatandaş muamelesi yaptılar. İkna odalarına aldılar. Oralarda ya başörtünden ya da okulundan vazgeçersin baskısında bulundular. O zihniyeti, o zihniyeti destekleyenleri ve o zihniyete arka çıkanların hepsini bu Rabia meydanından lanetliyoruz. Gencecik çocuklarımızı, yüzde 99’u İslami hassasiyete sahip olduğu için çocuklarını İmam Hatiplere göndermek isteyen ailelerin önünü kapatıp, İmam Hatipleri kapatmak suretiyle diğer meslek okullarına gidenleri de mağdur ederek, çocuklarınızı imam hatiplere gönderemezsiniz dediler. Bir insanlık suçu sayılabilecek katsayı uygulamasını hep birlikte yaşadık. Bunların hepsini ve çok daha fazlasını yaşadığımız günler 100 yıl önceki günler değildi. 15-20 sene öncesine gittiğimizde, bu adaletsiz uygulamaları, bu millete rağmen milletin inancına rağmen dayatılan bu uygulamaları hep birlikte yaşadık. 15 Temmuz’dan dolaysıyla bu anlamda da dersler çıkarmak, milletin Çanakkale ruhuyla göstermiş olduğu birlikteliği, beraberliği bütün farklılıkların ortak değerler etrafında nasıl kenetlendiğini ve yakaladığımız o ruhu canlı tutmak, daha da güçlendirmek daha da ileriye taşımak sorumluluğumuz ve zorunluluğumuz vardır. Şundan çok eminiz; Bizler, 1000 yıldır izzetimizden, şerefimizden, namusumuzdan, haysiyetimiz ve özgürlüğümüzden, inancımızdan taviz vermedik ve bu uğurda ölüme, hoş geldin ölüm dedik. Bu anlayışı en güçlü bir şekilde devam ettireceğiz. Bunların bu dayatmaları, bu kuşatmaları karşısında artık sinip köşesine çekilecek ve gelişmeleri takip edecek milletin idarecilerinin, yöneticilerinin olmadığını artık onlar da çok net bir şekilde görebiliyorlar. Birbirimize daha çok kenetlenerek ve birbirimize daha çok dayanarak devleti milletle yekvücut hale getirerek, Allah’ın izni ile bu büyük idealleri, bu büyük hayalleri gerçekleştirme yolunda en azından mesafe alacağız ve o büyük amaca, büyük hayale ve büyük ideale bir adım daha yaklaşmış olacağız.
Korkmayacağız, sinmeyeceğiz. Sesimizi artık kısmayacağız. Milletten aldığımız güç, Cenab-ı Allah’ın yardımını da yanımızda hissederek zalimlere karşı zulümlerini her zaman cesurca dillendirmeye ve dile getirmeye devam edeceğiz. 

BİRLİK, BERABERLİK İÇİNDE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Ne derlerse desinler. Bu topraklarda yaşayan Kürdüyle, Türküyle, Çerkeziyle, Arabıyla, Alevisiyle, Sünnisiyle, Boşnağıyla ve bütün etnik unsurlarıyla, mezhepleriyle ve meşrepleriyle  birlik ve beraberlik içinde olmaya devam edeceğiz. Bu birlik ve beraberliğin sonunda daha güçlü, daha şerefli, sesi daha gür çıkan bir Türkiye Cumhuriyeti devletini inşa edeceğiz inşallah. Yeni Türkiye, büyük Türkiye diye Sayın Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği ülke ve Türkiye bu Türkiye’dir. 
Hakk’ın, hakikatin, adaletin, merhametin ve şefkatin ülkesi olacaktır inşallah bu yeni ve büyük Türkiye. Yeni Türkiye’de batının önünde eğilmek yok! Batılı zihniyetin önünde diz çökmek yok! Şerefimizi, haysiyetimizi beş paralık edecek uygulama yok! Onlardan para dilenen bir millet ve devlet yok! Her şeyini, bütün gücünü milletinden ve Cenab-ı Allah’a olan inancından alan, zalimin karşısında dimdik duran, dünyanın ve insanlığın onların dayattığı o materyalist, insanı yok sayan, insan haysiyetini ayaklar altına alan o zihniyetin karşısında cesurca duran ve onlara meydan okuyan bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Reisi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan var. Başbakanı, Bakanları, Valileri, Başsavcıları, yedisinden yetmişine milleti var. Allah bu kutlu ve mübarek yolculuğumuzda yardımcımız ve sürekli yanımızda olanımız olsun inşallah. Bu vesileyle, 15 Temmuz ihanet teşebbüsü, aynı zamanda şerrin hayra dönüştüğü, rehin alınmak istenen devletin bütün kurumlarını etkisiz hale getirmek suretiyle iç karmaşaya, savaşa ve bölünmeye götürecek niyetlerin uygulamaya sokulduğu ancak Cenab-ı Allah’ın yardımıyla şerrin, tuzakların ve bu tuzakları kuranların tuzaklarının başlarına geçirildiği bir gün. Bu anlamıyla mübarek bir gün. Bu gününüz ve o gün oluşan o mübarek ruhunuz, direnişiniz, kıyamınız mübarek olsun. Allah o birliktelik ruhunu daim eylesin. O gece, o şanlı direnişi gösteren bütün milletimize, bütün farklıklarıyla hepsine selam olsun. Ve yine bugün burada özgürce ve güven içerisinde bugünün anılmasını gerçekleştirmemizde, şerefli ve onurlu şekilde yaşamamızın devam etmesine vesile olan, bunun için de canlarını feda eden 250 kahraman şehidimize, terörle mücadelede vatanın birliği, bağımsızlığı ve şanlı bayrağımız için canlarını hiçe sayıp, ebediyete intikal eden şehitlerimize minnetlerimizi, şükran duygularımızı, rahmet duygularımızı bir kez daha dile getirmek istiyorum. Yine bu mübarek direnişte en ön safta yer alan ve Şanlıurfa’nın kahramanları olan dört şehidimize de minnetlerimizi, şükranlarımızı iletiyorum. Bütün şehitlerimizin yakınlarına ve bütün milletimize başsağlığı diliyorum. Tüm gazilerimize hayırlı, sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum. Allah hepsinden razı olsun. Hepsine minnettarız, hepsini her zaman, her daim anacağız ve Cenab-ı Allah’a şükrü de elden bırakmayacağız. Bu vesile ile 11’inde başlayan ve yarına kadar devam edecek bu nöbetler ve programlar, 15 Temmuz’u anma programlarında emeği geçen başta Büyükşehir belediyemiz, ilçe belediyelerimiz, belediye başkanlarımıza, emeği geçen bütün kardeşlerimize ve bu etkinliklerin huzur ve güven içinde yapılması için gözünü kırpmadan, yirmi dört saat esasına göre çalışan polis kardeşlerimize, emniyet teşkilatımıza, jandarma teşkilatımızın, silahlı kuvvetlerimizin çok değerli mensuplarına, evlatlarımıza gönülden teşekkürlerimi, minnet duygularımı iletmek istiyorum. 
Yine bu programları dolu dolu şekilde, 15 Temmuz’daki heyecanı yansıtmak suretiyle iştirak eden siz değerli hemşehrilerime, tüm kardeşlerime tekrar teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle, hürmetle selamlıyorum. Hepinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum. Allah, devletimizi, milletimizi korusun. Devletimize, milletimize zeval vermesin. Birlikteliğimizi ve beraberliğimizi, kardeşliğimizi kocaman yapsın. Hepinizi hürmetle ve saygıyla selamlıyorum.

100 Yıllık Hesap Bir Gecede Görüldü vali abdullah erin rabia meydanı 15 temmuz konuşması
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Urfa'da Vatandaşın kafası iyice karıştı
Urfa'da Vatandaşın kafası iyice karıştı
Şanlıurfa sınırında hareketli günler…
Şanlıurfa sınırında hareketli günler…