Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Siyaset Urfalılar Meclisi İnletti

Urfalılar Meclisi İnletti

Başbakan Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuşmalarına Urfalılar damga vurdu.

Giriş Tarihi: 28 Mayıs 2013 Salı 14:22
Urfalılar Meclisi İnletti

Başbakan Recep Tayyip’in gündem ile konuşmalarında Şanlıurfa’dan Gelen Ak Partili İl ve İlçe yönetim kurulu üyeleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile gurur duyduklarını belirten tezahüratlar yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İse kendisi için yapılan (Dik dur eğilme, Şanlıurfa Seninle) (Allah'ına Kurban Recep Tayip Erdoğan), (Şanlıurfa seninle gurur duyuyor) Viranşehir Seninle Guru Duyuyor) (Dik Dur Eğilme, AK Gençlik Seninle) tezahüratlara gülümseyerek kendisinin de tezahürat yapanlardan gurur duyduğunu dile getirdi.



İŞTE ERDOĞAN'IN KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI:

30 BÜYÜKŞEHİRLE DAHA FARKLI BİR TÜRKİYE

 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 30 büyükşehirle çok daha farklı Türkiye'yi inşa edeceklerini söyledi.

"Bu bizim sıçrama hedefimiz. Ama bunu anlayamayan, anlamak istemeyen MHP ve CHP var, onların yöneticileri bu işlerden anlamaz. Çünkü onlar hayatlarında 5 koyun gütmüş değiller, verin ellerine kaybeder gelirler, bunların durumu bu. Bizim Suriye meselesindeki tavrımız da asla ve asla etnik, dinsel ya da mezhebi saikler üzerinden şekillenmez" diyen Erdoğan, Suriye meselesine tamamen ama tamamen insani nazarla baktıklarını söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Çok önemli adımlar atmıştık ama bu önemli adımları ne yazık ki Suriye'nin başında olan diktatör Beşar Esed, babasının ulaştığı rekoru aşmak için, onu nitekim aşar mı diye sorulurken aştı. Babası Hama Humus'ta 30 bin insanı öldürdü, bu ise şu anda 90 bini aştı yüz bine gidiyor. En başından itibaren Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunduk. En başından itibaren Suriye halkının tamamının temsilini savunduk, herkesi kucaklayan, herkesi eşit şekilde temsil eden, herkesin özgürlüklerini garanti altına alan bir Anayasa ve parlamenter sistemi savunduk. Tıpkı Türkiye içinde olduğu gibi Suriye'de de bizim herhangi bir etnik grup, inanç, mezhep lehine ya da aleyhine tavır takınmamız asla sözkonusu olamaz. Suriye meselesine mezhep temelli bakmak, bunu da vatana ihanet noktasına kadar taşımak son derece vahimdir, tehlikeli bir oyundur.

Hatay'daki ve 81 vilayetteki tüm kardeşlerimin, bu tahriklere ve tehlikeli oyunlara karşı dikkatli olmalarını rica ediyorum. Buradan CHP Genel Başkanı'nı, CHP'nin malum milletvekillerini, Türkiye aleyhine oynanan bu tehlikeli oyunlardan dikkatle sakınmaları konusunda uyarıyorum. CHP, Suriye meselesinde tarafsız kalma hakkına elbette sahiptir, bizi desteklemeyebilir, bizim Suriye politikamızı eleştirme hakkına da elbette sahiptir ama CHP; Türkiye'nin aleyhine, Türkiye düşmanı bir ülkenin lehine tavır takınamaz. O ülkeyle, o rejimle işbirliği halinde Türkiye üzerine tehlikeli oyunların içinde taşeron olarak yer alamaz, buna biz de müsaade etmeyiz, millet de yargı da müsaade etmez, etmemelidir. Reyhanlı'daki acı olayların ardından bildiğiniz gibi CHP Genel Başkanı ve milletvekilleri yangına benzinle giden bir tavır sergilediler. CHP'nın tavrı suçu örtmek, suçluyu gizlemek, hedefi başka yönlere saptırmak üzerine kuruluydu. Bununla kalmadılar, Reyhanlı saldırısının ardından, hem Hatay'ı hem Reyhanlı'yı tahrik etmek için ellerinden geleni yaptılar. Kendi yandaş medyalarıyla, sosya medya üzerinden son derece örgütlü bir psikojik harekata giriştiler. CHP'nin bu saldırgan ruh halinin sebebi nihayet ortaya çıktı."

"CHP'nin başında nasıl bir kadro"

Başbakan Erdoğan, çok önemli ve tarihi nitelikteki bazı bilgileri paylaşacağını söyleyerek, "Özellikle CHP'ye oy ve gönül vermiş kardeşlerimin CHP'nin başında nasıl bir kadronun olduğunu ğörmelerini özellikle rica ediyorum" dedi.

Türkiye tarihinde hiç bir siyasi partinin böyle bir karanlık ilişkinin, ucu dışarıda olan komplonun içinde yer almadığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"CHP'nin başındaki zatın bize terörist başı diyecek kadar edebini, izanını, şuurunu kaybetmesi, işte bu karanlık senaryolarda yer almanın getirdiği suçluluk psikolojisidir. Son dönemde CHP'li milletvekillerinden oluşun iki heyet Suriye'ye gitti, Suriye'nin gayrimeşru rejimi ile eli kanlı Beşer Esed'le görüştü. Utanmadan, sıkılmadan fotoğraflar çektirdiler, bunları da dünyaya yayımladılar. Mayıs ayı içinde emniyet ve istihbarat güçlerimiz hem Reyhanlı saldırısı hem de plan aşamasındaki bazı saldılarla ilgili operasyonlar yaptılar. Plan aşamasındaki saldırılar, mülteci kamplarında bomba patlatmak, mülteci kamplarındaki bazı Suriye'lileri öldürmek ya da kaçırtmak üzerine kurulmuştu. Güvenlik güçlerimizin ve istihbarat birimlerimizin başarılı çalışmalarıyla bu saldırılar gerçekleşmeden önlendi. Hem Reyhanlı saldırısı hem de kamplara yönelik saldırı planları Suriye içinde, işadamı görüntüsünde  karanlık bir şahıs tarafından planlandı. Bu adam şu anda Suriye tarafında ama geçmişte bu da Hatay'daydı. Bu zatın babası da Hafız Esed'in babası ile arkadaştı, bu işin uzantısı var. Şimdi oğluyla bu süreci sürdürüyorlar. Oğlunun Türkiye'ye gelme endişesi var, çünkü geldiği anda ne olacağını biliyor. Maalesef Hatay'da ihanet içindeki bazı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bu karanlık planlarda işbirlikçi ve maşa olarak kullanıldı. CHP'ye yakın bir gazetenin şu anda tutuklu olan muhabiri, bu karanlık şahslı sürekli irtibat halindeydi, ve defalarca bilgi ve belge sızdırdı. CHP'li bir milletvekilinin yakın akrabası bu karanlık senaryoların, örgütlerin içinde yer aldı. - Geliyorum asıl meseleye - İki kez Şam'a giden CHP heyetine rehberlik ve aracılık eden kişi, hem Rayhanlı saldırısını hem de kamplara yönelik bombalama, öldürtme ve kaçırtma girişimlerini planlayan şahsın ta kendisidir.

Taksicilerden, şoförlerden, seyahat şirketlerinden, CHP'nin başındaki zatın pişkince bahsettiği develerden bahsetmiyorum. CHP heyetlerini alan Lazkike'ye götüren, oradan Şam'a götüren, Esed'le yapılan görüşmelerde yer alan, hatta aynı fotoğraf karesinde poz veren şahıs, Türkiye içindeki karanlık girişimleri planlayan şahıstır. Emniyet ve istihbarat birimlerimiz, bu karanlık şahsın Türkiye'deki uzantılarını tespit etmiş, gözaltına almış, yargıya teslim etmiştir. İfadeler, fotoğraflar, tüm deliller şu anda yargının elindedir. CHP Genel Başkanı ve bazı arkadaşları, boğazlarına kadar çamura batmış durumdadır. CHP'nin Genel Başkanı şunu bilmelisin: Benim istihbarat teşkilatımın elinde deve fotoğrafları yok, otomobillerin plakalarıyla birlikte fotoğrafları var. Ama sen develer üzerinde turistik sehayat yapıyorsan o ayrı bir konu. CHP Genel Başkanı ve milletvekilleri son derece tehlikeli bir oyunun içinde figüran olarak yer almışlardır. CHP Genel Başkanı'nın ahlaksızca, edebsizce yaptığı saldırılar, Reyhanlı ve diğer karan olaylarla ilgili irtibatı örtmeye, karartmaya yetmez. CHP bu meseleyle, bu intisaklarla ilgili derhal tatmin edici açıklama yapmak zorundadır, lafla değil, belgeyle bilgiyle. Biz belge gösteriyoruz. Hatta CHP Genel Başkanı ve arkadaşları derhal ama derhal istifa etmelidir, çünkü CHP'ye gönül verenler de bu Genel Başkan'dan kurtulmalıdır."

Başbakan Erdoğan, bu meselenin son derece ciddi olduğunu belirterek, "Maalesef CHP sübut etmiş birtakım ajanlık faaliyetlerine, vatana ihanet girişimlerine bulaşmış; bunlarla irtibatlı, intisaklı hale gelmiş ve getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi tarihinde hiç bir partiyle, siyasi kadroyla bir başak ülkenin rejimi arasında böyle bir irtibat olmamıştır. Bu kara lekeyi CHP'ye, Türkiye'nin siyasi tarihine süren bu genel başkanı ve bu kadroyu şiddetle kınıyorum" dedi.

Erdoğan, 30 yıldır devam eden terörün bittiği, kardeşliğin güç kazandığı ve çözüm sürecinin kararlılıkla sürdüğü bir dönemde yeni gerilim ve fay hatlarının oluşmasını izin vermeyeceklerini belirtti.

HATAY’DAKİ ATMOSFERİ BOZMAK İSTEDİLER

Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçen cumartesi günü gerçekleştirdiği Reyhanlı temasları hakkında bilgi verdi.

11 Mayıs'ta meydana gelen patlamada 51 kişinin hayatını kaybettiğini, hastanede yatan bir kişinin hayatını kaybetmesiyle bu sayının 52'ye yükseldiğini belirten Erdoğan, ölenlerin ailelerini başsağlığı diledi. Erdoğan, hastanede ziyaret ettiği yaralılara da geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Erdoğan, Reyhanlı'da milletin kendisine, stadyumdan vatandaşlarla buluşacağı yere kadar yoğun sevgi gösterisinde bulunduğunu kaydetti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun mitinge katılanlara "bindirilmiş kıtalar" dediğini ifade eden Erdoğan, "O sizin meşrebinizdir, mizacınızdır, Bizim toplantı anlayışlarımızda bindirilmiş kıta anlayışımız yoktur. Ama sen daha henüz genel müdürlükten sıyrılamadın. Bu işlerden anlamazsın. Biz siyaseti nasıl yapacağımızı çok iyi biliriz ve bindirilmiş kıtalarla da kendimizi asla aldatmayız. Reyhanlı'da da biz sadece Reyhanlı'nın ve Hatay'ın kendi insanları buluştuk" dedi. Erdoğan, Reyhanlı'nın AK Parti'nin yüzde 72 oy aldığı bir ilçe olduğunu bildirdi.

Reyhanlı Kaymakamlığı'nda, STK'lardan, şehitlerin ve yaralıların aileleri ile kanaat önderlerinden oluşan geniş bir heyetle bir araya geldiğini belirten Erdoğan, "Neler getirdiğimizi, neler yapmak istediğimizi... Vergi noktasında, SGK ile ilgili, KOSGEB olarak neler yaptığımızı ve yapacağımızı... İlk andan itibaren Başbakanlık'tan valilik emrine 7,5 milyon lira çıkardık ve ailelere 5'er bin TL destek verilmesi talimatımızı vermiştik. Esnafın uğradığı sıkıntıları gidereceğimizin sözünü verdik" diye konuştu.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu millet güçlü ve büyük bir millettir. Bu ülke, evelallah 10 yl öncesinin Türkiye'si değildir. Bu tür olaylarda, Van depreminde attığımız adımlar ortadadır. Yaptığımız yatırımlarla adeta yeni bir Van inşa ettik. Bütün bu adımları niçin atıyoruz?  Biz emanetçiyiz, hizmetkarız, efendi değiliz. Nerede sıkıntı olursa biz o sıkıntıyı çözmek için bütün kuruluşlarla milletin emrine girecek ve oradaki sıkıntıları aşacağız. Onlarrn sorularının cevaplarını verdik. Şehitlerimizin yakınlarının da bulunması hasabiyle son derece duygusul bir ortamda toplantımızı gerçekleştirdik. Şehitlerimizin yakınlarının tam bir metanet içinde olduklarını, sabırla acıya tahammül gösterdiklerini orada bir kez daha gördüm. Bu, Müslüman olmanın ortaya koyduğu bir vakadır. Sizin eğer şehadete, kazaya, kadere imanımız varsa, işte o insanda o metaneti görürsünüz, eğer bu yoksa bu metaneti göremezsiniz. 17 yaşındaki oğlu Oğulcan şehit olmuş, onu kaybeden baba Ahmet Tuna isimli kardeşemizin metaneti, dirayeti bizi derinden etkiledi. Ahmet kardeşim bizden para istemedi, 'bana şunu verin, bunu verin' demedi. Onlar zaten devletin görevi, onları yapacağız. Ama o şehit Oğulcan'ın isminin okuduğu okula verilmesini istedi. Orada hemen gerekli talimatları verdik. Arkadaşlara 'kaç tane bu şekilde şehit gencimiz var'  diye sordum, dediler ki dört. Oğulcan Tuna'nın isminin okuduğu okula isminin verilmesi, onunla birlikte şehit olan 3 kardeşimiz Abdülkadir İşcan, Mustafa Kaya, Mehmet Koray Cüdelioğlu'nun isimlerini Reyhanlı'daki diğer okullara vermek suretiyle hatıralarını yaşatacağız."

"Hatayda'ki bu atmosferi bozmak için..."

Başbakan Erdoğan, Reyhanlı saldırısı ile ilgili bir kaç önemli hususu paylaşmak istediğini söyledi.

Bu alçakça saldırının gerçekleştirilmesinin hemen ardından, daha dumanlar tüterken kendilerine, hükümete ve Suriye politikalarına yönelik kampanyanın da startının verildiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin genel başkanları ve milletvekilleri, daha olay anlaşılmadan, netleşmeden, hem Hatay'ı hem Türkiye'yi tedirgin ve tahrik edecek girişimlerde bulundular. Ne Reyhanlı llçemizde ne Hatay'da muhalefetin ve bazı medya kuruluşlarının yansıttığı gibi bir atmosfer yok. Yüzyıllardır kardeşliğin ve hoşgörünün merkezi olan Hatay, bu alçakça saldırıyı büyük bir metanetle, sabır ve sağduyuyla karşılamıştır. Hatayda'ki bu atmosferi bozmak, hoşgörü ortamını zedelemek için, başta CHP ve CHP'li milletvekilleri tarafından olmak üzere, bu bölgede çok ağır ve çok tehlikeli tahrik girişimlerinin yaşandığını biliyoruz ve bunları çok dikkatli bir şekilde takip ediyoruz.

Hatay'da gerçekten tehlikeli bir oyun oynanmak isteniyor. O kadar ki bu oyun Türkiye dışında tezgahlanyor, Türkiye içindeki uzantılarıyla  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kandırılmak suretiyle icra edilmek isteniyor. Burada siyasi bir mezhepçilik yapılıyor. Bu çok tehlikeli bir oyun. Bu oyuna hiç bir mezhep mensubunun gelmemesi gerekir. Hatay'da gazeteci, tüccar, işadamı kılığındaki bazı karanlık şahısların, ajanlık derecesindeki, vatana ihanet derecesindeki faaliyetleri tespit edilmiştir ve bunlar tutuklanarak yargıya teslim edilmiştir. Maalesef bu şahısların CHP içindeki bazı milletvekilleri ile irtibatları da tüm delilleriyle, belgeleriyle tastiklendi. Örneğin CHP'ye yakın bir gazetenin Hatay temsilcisi, ajanlık yaptığına dair çok bariz delillerle şu anda tutuklanmış durumda. Hatay ve ilçelerinde yapılan eylemlerde, gösterilerde, özellikle mülticilere yönelik saldırgan girişimlerde, kötü dışarıda olan bu yapılanmaların etkisi olduğu da tespit edilmiştir. Biz ne Suriye'deki ne de dünyanın bir başka bölgesindeki hiç bir olaya etnik köken, inanç, mezhep unsurları üzerinden bakmadık ve asla böyle bakmayız. Biz 14 Ağustos 2011'de yola çıkarken bir şey söyledik; 'etnik, bölgesel, dinsel milliyetçiliğe hayır' dedik, biz bunların arkasındayız. Hiç bir zaman etnik milliyetçilik yapmak suretiyle Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü Abaz, Arap... Öyle bir ayırıma gitmeyiz. Biz yaradılanı yaratandan ötürü severiz. Biz bölgesel milliyetçilik de yapmayız. Batı bugün hangi imkanlara sahipse Doğu, Güneydoğu ayni imkanlara sahip olacak. Kuzey hangi imkanlara sahipse Güney aynı minkanlara sahip olacak. Yani 780 bin kilometre vatan topraklarının aynı imkanlara sahip olduğu bir Türkiye'yi biz inşa ediyoruz. 10 yıl öncesine kadar böyle bir Türkiye yoktu ama şimdi böyle bir Türkiye var."

"10 yıl önce, Hakkari'ye Şırnak'a, Iğdır'a havaalanı yapılacak denseydi, üniversite kurulacak denseydi kim inanırdı?  Erzurum'dan Iğdır'a duble yollar inşa edilecek denseydi kim inanırdı? Tunceli'ye üniversite yapılacak denseydi kim inanırdı?" diye soran Erdoğan, hiç bir ayırıma tabi tutmaksızın 81ilin tamamında üniversite yaptıklarını, 50 havalanı inşa ettiklerini anlattı. Erdoğan, şu anda 16 olan büyükşehir sayısını 2014 yılının mart ayında 30'a çıkaracaklarını söyledi.

BİZ HİÇBİR ŞEYİ YASAKLAMADIK

Erdoğan, grup toplantısında yaptığı konuşmada, TBMM’nin tarihi bir adım atarak bağımlılık yapan maddelerin kullanımını düzenleyen önemli bir teklifi kanunlaştırdığını anımsattı.

“İstanbul’un 560. fetih yıldönümünde Fatih nesline böyle anlamlı bir yasa armağan ettiğiniz için sizleri yürekten kutluyorum” diyen Başbakan Erdoğan,  şöyle konuştu:

“Siz bütün saldırılara göğüs gerdiniz. Bütün hakaretlere sabırla tahammül ettiniz. Ben, genişletilmiş il başkanları toplantımızda ‘Şarib-ül Leyli Ve-n Nehar bir nesil istemiyoruz’ dediğimde rahatsız olanlar oldu, başta CHP. Onun uzantısı olan köşe yazarları devamlı yazıyorlar. Yazın bakalım nereye kadar yazacaksınız? Bu millet sizin düşündüğünüz gibi düşünmüyor. Bilim, sizin düşündüğünüz gibi ortaya tavsiyeler koymuyor. Hepsinden öte bilim bunu zararlı olduğunu çok açık, net ortaya koyuyor. Ve bugün birçok hastalıkların anası alkoldür. Bu ortada. Şu basit gördüğümüz sigara aslında insanı lime lime doğruyor. Bunu birçok yere çekenler oldu. ‘Bunu inancın nedeniyle yapıyor, İslam böyle emrettiği için yapıyor...’ Bir defa şecaat arz ederken sirkatin söylüyorsun. Yani hangi din olursa olsun bir din  yanlışı değil doğruyu emrediyor, ‘bunu din emrediyor’ diye karşısında mı duracaksınız? İki tane ayyaşın yaptığı yasa sizin için muteber oluyor da inancın emrettiği bir gerçek, vaka niçin sizler için reddedilmesi gereken bir olay haline geliyor? Kaldı ki biz ortaya tercihler koyuyoruz. Kalkıp  ülkemizde alkollü içkileri veya sigarayı kökünden yasaklama gibi bir şey söz konusu değil. Anayasamızın 58. Maddesi gençliğin korunmasıyla ilgi madde bizden önceki iktidarlar tarafından yapılmış ve bu maddenin uygulanmasına yönelik eksikleri giderecek bir adım atıyoruz. 2023, 2053 ve 2071 nesline böyle önemli bir zemini, böyle önemli adımı atmak suretiyle iklim, atmosfer kazandırdığımız için  ben burada emeği geçen tüm milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Biz bu düzenlemeyi gençlerimiz, çocuklarımız için, sağlıklı nesiler yetiştirmek için yaptık. Biz bu düzenlemeyi milli, manevi değerleriyle huzur ve güvenlik içinde insanımız geleceğe baksın diye yaptık. Bunların yanında anayasanın bizlere yüklediği gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak vazifesinin bir gereği olarak yaptık. Hiç kimse bunu farklı yerlere çekmesin. Günlerdir yurt içinde ve yurt dışında ‘Türkiye alkol yasaklandı’ diye propaganda yapılıyor. Bir kere bunu söyleyenler, bunu yazıp çizenler, bunu yurt içinde ve yurt dışında yayanlar, en hafif tabiriyle yalancıdır. Biz hiçbir şeyi yasaklamadık. 10,5 yıldır hiç kimsenin yediğine içtiğine karışmadık. Bundan sonra da karışmayız. Karışana da müsamaha göstermeyiz.  Bizim yaptığımız sadece ve sadece düzenlemedir. Üstelik bu düzenleme gelişmiş demokratik ülkelerdeki düzenlemelerin benzeri hatta oradaki kısıtlamaların dahi gerisinde bir düzenlemedir. Bunlar hangi dünyada yaşıyorlar. Biz uzayda yaşamıyoruz, bu dünyada yaşıyoruz ve bu dünyada hangi ülkede ne oluyor ne bitiyor bunların hepsini yakından biliyoruz.

Arkadaşlarım aktardı, daha bu hafta sonu bir piknik yerinde baba çocuğunu oyun parkına getiriyor, salıncağa bindiriyor, elinde de bira şişesi. Senin çocukların önünde bunu yapmaya ne hakkın var? Hadi kendi çocuğuna karşı acımasız davranıyorsun, başka çocuklara bunu göstermeye özendirmeye ne hakkın var.”

Trafik terörü vahşeti

Trafikte bu sebepten dolayı yaşanan acının haddi hesabı olmadığını belirten Erdoğan, “Ölüm gelmeden önce tedbirimizi almaya mecburuz” dedi.

Trafikte kazalar olduğu zaman şoför koltuğunun altında veya yanında polislerin şişeleri hep bulduklarını aktaran Erdoğan,  “ Evde anne feryat eder. Ama anne, sen daha önce çocuğunu ne yapıp ne ettiğine bakıyor muydun?” diye sordu.

“Çocuk, genç, afedersiniz kafayı buluyor, o şekilde yola çıkıyor. Peki bir başka arabayla çarpıştığında o arabadaki insan o arabayı kullanan alkolik değil ama bu alkolik. Bu kaza neticesinde alkolik olmayan insanın ne günahı var? O da bu kaza neticesinde ölümle karşı karşıya kalıyor” diyen Başbakan Erdoğan, “Peki bir devlet olarak biz buna karşı tedbir almak zorunda değil miyiz?” diye sordu.

Türkiye’de trafik terörü denilen bir vahşet olduğunu, bu trafik terörüne karşı tedbirlerin alınması gerektiğini dile getiren Erdoğan, “Trafik teröründe en önemli sebeplerden biri alkolü olarak araç kullanmaktır. Bunlara seyirci mi kalacağız? Tedbirlerimizi almayalım mı? Ben emeği geçenleri kutluyorum. Bu tarihi bir adımdır. İnanıyorum ki bizim trafik kazalarını da ciddi manada azaltacaktır. Hastalıklarda ciddi bir düşüş kaydedilecektir, bunları da zaman zaman açıklama imkanını bulacağız” diye konuştu.  Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öyle sokaklar, öyle caddeler biliriz ki belli bir saatten sora çocukların kadınların orada dolaşma imkanı yoktur. Ben İstanbul’da üstelik Kasımpaşa’da doğdum. Beyoğlu’nu, caddelerini, ara sokaklarını çok iyi bilirim. Oralarda nelerin olup bittiğini iyi bilirim. Dolayısıyla bu konularda deneyimim iyidir. Bütün bunlara ne gibi tedbirler alınması gerekir, bu konuda  bazı köşe yazarları onu yazıyor ve hiç umulmaz köşe yazarları onu yazıyor. ‘Bu bir oldu bittiye getirilmemeliydi’ diyor. Ne oldu bittisi? Biz kaç yıldır bunun üzerinde çalışıyoruz. Bütün bu çalışmalardan sonra bu noktaya geldik. İşlerine geldiği zaman oldu bitti değil, işlerine gelmediği zaman oldu bitti. Hangi yasa onların işine gelmiyorsa oldu bittiye getiririz. Biz oldu bittiye getirmedik. Güzel bir şekilde bunların üzerinde çalışılmıştır, ehli olanlar bunların üzerinde çalışmıştır. Tıbbi ve hukuki yönleri, hepsi ele alınmıştır. Ondan sonra da bu adım atılmıştır.

Aile içi şiddet, boşanma, geçimsizlik, aklınıza hangi kötülük gelirse gelsin, bakıyorsunuz altından bağımlılık çıkıyor. Çoğunda bu var. Zaten kafayı bulduğu zaman bakıyorsun, hele bir de aşırı gittiyse, tekme tokat evde hanımını duman ediyor. Bunları görmezlikten gelemeyiz. Anneler, babalar feryat ediyor. AMATEM’lerin önünde çaresizce bekleşiyorlar. ‘Bunların adedini artırın’ diyorlar. Aslolan bunların adedini artırmak değil, bataklığı kurutmaktır. Biz, bataklığı kurutmaya çalışıyoruz. Yoksa sivrisinek avlamakla bu iş bitmez. İdeolojik yaklaşımlarla, sağduyudan uzak reaksiyonlarla böyle bir düzenlemeye karşı çıkılamaz. Ama ben CHP’nin yönetimine yine de şunu söylüyorum: Siz aynı şekilde devam edin ama CHP’ye gönül veren kardeşlerime de diyorum ki; bu yöneticilerinizin sakın izinden gitmeyin.

Hiç kimse alkolü bir kimlik meselesi haline getirmemelidir. Çıkan düzenleme hiç kimsenin kimliğine, ideolojisine, yaşam tarzına yönelik bir müdahale değildir. Bunu bu şekilde algılayanlar yanılgı içindedir. Bunu bu şekilde lanse edenler art niyetlidir. İçeceksen yine git alkolünü evinde iç. Aynı şekilde şu  anda bildirilen, belirlenen her şey ortada. İçeceksen yine iç. Biz buna karşı değiliz. Ama biz belli yerlerde belli saatlerde, camilere, okullara yüz metre mesafede buna müsaade etmiyoruz.

Dünyada kiliselerde 180 -190 metre mesafe kaydı koyan ülkeler var. Bizimki 100 metre. Hassasiyet gerektiren bir adım atıyoruz. Bize nice anneler, babalar gelmiştir; okulların etrafı tinercilerle dolu demişlerdir. Çocuklarımızı alıp yakın çevredeki evlere götürmek suretiyle esrar bağımlılığı sağlayan yerler var demişlerdir, şikayet etmişlerdir ve biz buralara emniyet olarak baskınlar yaptık. Hamdolsun ciddi manada bu işi temizledik. Yapmayalım mı, izleyelim mi? Kusura bakmasınlar; eğer biz şu anda bu devleti, ülkeyi yönetiyorsak yapılması gereken neyse biz milletimizi sevdiğimiz, gençliğimizi sevdiğimiz için bunu yapıyoruz ve yapacağız. Bu düzenleme bir yasak değildir, yaşam tarzlarına ve kimliklere müdahale değildir. Bu düzenleme çocuklarımız ve gençlerimiz  için daha aydınlık daha sağlıklı bir geleceğin zeminidir. Bu anlamlı düzenlemenin tekrar hayırlı olmasını diliyorum. Bu konuda destek veren MHP’ye de teşekkür ediyorum.”

 

 

9. Cumhurbaşkanı Demirel'e başsağlığı dileğinde bulundu

Başbakan Erdoğan, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e, dün eşi Nazmiye Demirel'in vefat etmesi nedeniyle başsağlığı dileğinde bulundu.

Erdoğan, konuşmasının sonunda Avrupa Bölgeler Meclisi Başkanı seçilen, İstanbul İl Genel Meclisi üyesi Dr. Hande Özsan Bozatlı'yı kürsüye davet etti.

 

Süper Lig'e çıkan 3. takım olan Konya Torkuspur'u da tebrik eden Erdoğan, daha sonra Demokrat Parti, Saadet Partisi, BBP, MHP ve CHP'den partisine geçen belediye başkanlarına rozetlerini taktı. Erdoğan, belediye başkanları, o illerin milletvekilleri ile ellerini havaya kaldırarak milletvekilleri ve partilileri selamladı.

Erdoğan grup toplantısının ardından aralarında Trabzonspor kalecisi Tolga Zengin'in de yer aldığı vatandaşlarla bir süre sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Siyasete damga vuran İsmet Sezgin hayatını kaybetti

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com