Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya URFALI ve ŞANLIURFALI kimdir?

URFALI ve ŞANLIURFALI kimdir?

Şanlıurfa'da zaman zaman "URFALI" ve "ŞANLIURFALI" diye kullanılan tabirlerle insanlar sınıflandırılır.

Giriş Tarihi: 19 Mayıs 2012 Cumartesi 07:16
URFALI ve ŞANLIURFALI kimdir?
Çok küçük bir zümre de olsa ayrımcı zihniyet olanlara Gap Gündemi Gazetesi yazarı Misbah Hicri çarpıcı bir analizle  "URFALI" ve "ŞANLIURFALI" kavramlarını ele alan bir yazı kaleme aldı.


İşte o çarpıcı tespitler;

Şehir merkezinde yaşayan şehirli ismiyle anılan kesim Urfa kırsalından gelen insanları hiç hoş karşılamazken, ağasıyla, aşiretin önde gelenleri ile dostluk geliştirip kirvelik kurmayı da ihmal etmemişlerdir. Bu yakınlık, politik anlamda olduğu gibi sahip edinme anlamında da önemliydi. Buna rağmen sesli bir şekilde; "Kürtler geldi bu memleketi haram etti" sözleri ile göçle gelen insanları öteleme çabasına girdilerse de başaramadılar. Şehirli dediklerimizde 50-60 yıl önce şehre yerleşmiş olanlardı. Aslında bu nefret milliyetlerinden değil, eğitimsizlikleri, yaşam tarzları, kaba güçleri ve en önemlisi dillerindendi.


Bunların çoğu yoksul, ağaların zulmüne karşı direnmiş, başlarına gelen belalardan yurtlarını terk edip şehir de barınma uğraşı verenlerdir. Bunu Kürt olarak isimlendirmek yerine "köylüler geldi" denilse belki de fazla alınganlık olmazdı. Çünkü kültürleri ve yaşam tarzları farklıdır.  Araplarda aynı durumda iken, tepki Kürtlere idi.


Şehirde kendinden söz ettirenler, çevre köylülerle yoğun temasları, hayvan ve tarım ortaklıkları bağ ve bahçe ilişkileri olmasına rağmen köylülerin şehre gelmelerine rahatsızlık duymaktaydılar. Köy ağaları ile en iyi diyalog kurur, işbirliği sürdürürlerdi. Bu ilişkilere rağmen köylüleri alaya almaları, hakaret etmeleri hayli zaman sürdü.


1950 yıllarından sonra şehre ilk göçler başlamış. Öncesinden gelen Kürtler,  kendilerini şehirli diye tanıtırken Türkçe konuşmayı bir mecburiyet olarak görmüşler. Daha sonradan şehre gelen Kürtler, dil öğrenmekte, yaşamlarını idame ettirme anlamında zorluklar yaşadıysalar da çocukları okul okurken onlarla birlikte dil öğrenmeyi geliştirdiler.


Çoğu "Sanat altın bileziktir" şiarından hareketle her mesleğe atıldılar. Sanatta, ticarette hayli ilerlediler, politikada söz sahibi oldular. Artık göçlerin önü alınmıyordu. Traktörün, biçerdöverin köylere girmesiyle köyler dar gelirken şehre akınları sürmekteydi.  Olanakları el vermediğinden şehrin kırsalına, gecekondulara sığınarak yaşamlarını idame etme uğraşına girenler olduğu gibi varlıkları ile şehrin modern alanlarında yer edindiler.


Buldukları her işte çalışmaya başladılar. Yeter ki muğennete muhtaç olmasınlar. Bu gün o köylülerin çocuklarının birçoğu iş adamı, çoğunun çocukları her türlü meslekte söz sahibi. O yetmediği gibi bürokraside, siyasette fazlasıyla etkindirler. Anadillerinden kopmadıkları gibi Türkçenin zaruretine inandılar. Arapça onların dinlerinin diliydi. Dolaysıyla üç dile de sahip çıktılar. Dün hesaba alınmayanlara bu gün fazlasıyla değer verilmekte, hayatın her alanında bağ kurmak için uğraş verilmektedir.


Şehirli esnaf Kürtçenin bir ihtiyaç olduğunu bilmesine rağmen kızgınlık ve öfkelerine yenildiklerinden öğrenmediler. Kürt ve Arap çocuklarını çalıştırıp emeklerini fazlasıyla sömürdüler.  Onların bir şeyler başarıp yetenekli bir meslek sahibi olmayı hiç istememelerine rağmen buna mecburdular. Bu davranışları ile Urfa da yaşamış Ermenilerin "kendinizden başkasına meslek öğretmeyin" talimatının aynısını uyguladılarsa da başarılı olamadılar.


Şehirde gelişen ikinci ve önemli olay şehirli kesimin kızlarını okumuş Kürtlere vermeleriydi. Hem kızları rahat etsin, hem onlar destek bulma gayesi güttüklerini ifade ediyorlardı. Bazı tartışmalarda kim şehirlilerin; "benim damadım falan aşirettendir. Söylersem şimdi bir kamyon adam buraya döker" gibi böbürlenmelere çokça rastlanır. Kimisi yaptıkları kirvelikten dolayı gurur duyduklarını, onların resimlerini dükkânlarına asarak güçlülüğünü ortaya koymaktaydılar. Bunları duydukça, gördükçe utanmamak elde değil.


Şehirleşme adına Kürtler arasından büyük gelişmeler yaşanmasına rağmen yine de şikâyetler sürdü. Oysa şehirde kopma noktasına gelen komşuluk ilişkileri, taziye geleneği, sosyal yardımlaşma, toplumsal gelişmelere katkı sunmaları sevindirici oldu.


Kendi kökeninden orijininden habersiz olanlar olduğu gibi bilerek saklayanlar hep olmuştur. Bunların büyük çoğunluğu günün şartlarına göre kendilerini renklendirerek birilerine yamama uğraşına girdiler. Son yıllarda "Urfalı, Şanlıurfalı" bölünmesi ve farklılaştırma konusu toplumsal huzursuzluğa neden olduğunu görmekteyim.


Yok, "biz Urfalıyız, onlar Şanlıurfalı," diyerek toplumsal kaynaşma yerine ayrıştırma, siyasetten uzaklaşarak, toplumsal yaşamdan çekildiler. Hep "eski Urfalı kalmadı" serzenişiyle kendilerine bir fark katmak isteseler de artık globalleşen dünyada elli bin nüfuslu Urfa'yı hayal etmek kazanımlar yerine sıkıntılara neden olur.


Urfalı kimliğine sahip çıkmak elbette bir kazanımdır. Ancak dünyada ki bunca gelişmelerden uzak yaşamak ne kadar akıllıcadır. Siz eski Urfalıyı ararken İstanbul'un size nasıl tahammül ettiğini düşündünüz mü?
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Zehra Ünal: TV’lerdeki dizi ve programlar evlilik dışı ilişkiyi özendiriyor

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com