Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Röportaj Urfalı Kadının Başarı Hikayesi

Urfalı Kadının Başarı Hikayesi

Şanlıurfa'da El Birliği Derneğini kurarak Urfa kadını için projeler üreten Handan Karataş Türkiyenin Önde gelen dergilerinden olan Aksiyon'a konuk oldu.

Giriş Tarihi: 10 Temmuz 2013 Çarşamba 11:22
Urfalı Kadının Başarı Hikayesi

İşte Aksiyon Dergisinin o haber...

İnsan isterse tek başına bile birçok şeyi değiştirebilir, hem kendisinin hem de başkalarının hayatında. Eğer bu gerçeğe inanmakta zorlanıyorsanız buyurun Urfa’da yaşayan Handan Karataş’ın hikâyesine…

İlk kez Ocak 2013’te Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Ankara’da düzenlediği ‘Uluslararası Aile Zirvesi’nde karşılaşmıştık. Profesörlerin, öğretim görevlilerinin, yurt dışında eğitim almış bilim adamlarının ardından kürsüye çıkmıştı. Çok da sıradan faaliyetler yapmayan El Birliği Derneği’nin çalışmalarını anlatıp, yaşadığı coğrafyanın sorunlarını ve aile danışmanlık hizmetinin hangi hassasiyetler gözetilerek yapılması gerektiğini içtenlikle dile getirmişti. Anlattıklarını uzmanlar merakla dinlemiş, sunduğu önerilerse salonda yankı uyandırmıştı. 20 dakikada anlatmak durumunda kaldığı dernek faaliyetleri bizi de heyecanlandırmakla kalmamış, Urfa’da yaşayan Handan Karataş’ı ziyaret etmemize vesile olmuştu. Gerçi yola çıkarken bilmiyorduk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk Urfa-Ceylanpınar ziyaretinde Karataş’ı özel aracına alarak bölgenin sıkıntılarını, vatandaşın beklentilerini, ilçedeki olumlu-olumsuz gelişmeleri bizzat kendisinden dinlediğini ya da akil insanların Güneydoğu Başkan Yardımcısı Kezban Hatemi’nin ‘Urfa’nın akil kadınlar listesi’ni ondan istediğini. Bizi yollara düşüren, El Birliği Derneği’nin bebek, çocuk, kız, kadın, erkek, engelli, yetim, yaşlı, Suriyeli demeden Urfa’da yaşayan herkese hizmet götürme çabası ve 5 binden fazla kadının dernek faaliyetlerine aktif şekilde gönül vermesiydi. Ve… Sıra dışı bir Güneydoğu kadını hikâyesiyle döndük geriye...

3 çocuk annesi Handan Karataş 42 yaşında. Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde dünyaya gelmiş. Anne-babası Kürt. Ama aile hikâyeleri Ürdün Araplarına kadar uzanıyor. Evlendikleri ilk yıllarda imamlık yapan eşi ise Adıyamanlı. Kökeni de Türkmen. 9 çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu. Kardeşlerinin hepsi üniversite okumuş, iyi yerlere gelmiş. Sadece o lise eğitimini tamamladıktan sonra devam edememiş tahsiline. Dernek faaliyetlerine başladıktan sonra halkla ilişkiler okumuş. Hâlen kamu yönetimi üçüncü sınıf öğrencisi.

Önce Kur’an, sonra okuma yazma

Karataş’ın hikâyesi aslında oldukça sıradan başlar. Allah vergisi hitabet kabiliyeti, insanlarla kurduğu sıcak ilişkiler ve kaderî planda birçok olayın peş peşe gelmesiyle hayatı değişir. Urfa için Handan Hanım’ın ne ifade ettiğini anlamak için 1990’lı yıllara gitmek lazım. O yıllarda Ceylanpınar maddi-manevi sıkıntıları bulunan bir ilçedir. Fakat Karataş eşinin görevi sebebiyle orada yaşamak durumundadır. İnsanların mağduriyetlerini gördükçe önce kendi mahallesindeki kadınlara, sonra da giderek tüm ilçeye yayılan faaliyetlerine ufak vesilelerle başlar. Mesela, dilekçe yazdırmak, iğne yaptırmak, ücretsiz kıyafet diktirmek, hayır dağıtmak, erzak ihtiyacını karşılamak ya da çocuğunu okula göndermek isteyenler, devlet kapısına işi düşenler önce onu bulur. Hatta evinin bir odasını hayır yapmak isteyen vatandaşların getirdiği gıdalarla ikinci el eşyalara ayırır. İhtiyaç sahipleri kendilerine ne lazımsa girip buradan alır. Zamanla devlet erkânıyla da tanışır. Telefonla vatandaşın problemine çözüm bulacak kıvama gelir ilişkileri. Eşinin de teşvikiyle 1992’de Ceylanpınar Millî Gençlik Vakfı’nın (MGV) Kadın Kolları Gençlik Başkanlığı ile Refah Partisi Kadın Kolları’nı kurar. Parti kapatılıncaya kadar başkanlığa devam eder. Sonra Fazilet Partisi adına faaliyetlerini yürütür. Siyasetle hiç ilgilenmez aslında. Fakat Güneydoğu’da sosyal faaliyet alanı açabilmek için bu tarz girişimlere ihtiyaç vardır…

Handan Hanım ve arkadaşları o yıllarda kermesler yapıyor, kazandıkları paralarla öğrencilere burslar veriyor. Zenginden alıp fakire ulaştırıyorlar her türlü yardımı. Mesela Ceylanpınar ‘kermes’ kelimesiyle ilk onların vesilesiyle tanışıyor. Hatta ilk büyük kermeslerini dönemin belediye başkanı gelip açıyor. Elde edilen 1 günlük kârla 270 metrekarelik arsa satın alınıyor. 19 günlük kazancın üstüne bir de gönüllü hanımların altın yüzükleri, kolyeleri eklenince hayallerindeki vakfın inşaatına başlanıyor, bir yıl içinde de tamamlanıyor. Adına da Anadolu Gençlik Derneği diyorlar. Hâlâ hizmet veren kurumda tefsir, Kur’an, fıkıh, siyer dersleri başlıyor, çocuklar için spor ve eğitim faaliyetleri düzenleniyor. Handan Hanım, şu an 11 yaşındaki kızı dünyaya geldikten sonra vakfa fazla gidip gelemiyor, sorumluluklarını en az kendisi kadar maharetli hanımlara bırakıyor. Fakat yine boş durmuyor. Evinin bahçesindeki atıl odayı canlandırıp Kur’an dersleri vermeye başlıyor. Yandakiler, karşı komşunun yeğeni derken öğrenci sayısı 50-60’ı buluyor. Kur’an okumayı öğrenenlere tecvit öğretmek istiyor. Fakat çoğu kişi okuma yazma bilmediği için olmuyor. Bu vesileyle de okuma-yazma faaliyetlerine başlıyor. Okul yüzü görmemiş hanımlar özenle derslerei takip ediyor. Handan Hanım kucağında bebeğiyle tüm gün o odada eğitim öğretime devam ediyor. Hanımların çoğu kısa sürede okuma yazma öğreniyor. Karataş, Halk Eğitim Merkezi ile irtibat kurarak öğrencilerinin birinci, ikinci kademe bitirme belgelerini almalarını da sağlıyor. Yıllarca okuma yazma bilmediği için oldukça sıkıntı yaşayan kadınlara bu tarz faaliyetlerin ilaç gibi geldiğini düşünüyor Karataş: “Okuma yazma öğrettiğim bir hanım, ‘Hocam, daha önceden kaymakamlığın önünden geçerken kaldırımın öteki tarafına kaçıyordum. Artık yoluma kaymakam çıksa derdimi anlatır, hakkımı ararım.’ dedi. Okuma yazmanın büyük nimet olduğunu Ceylanpınarlı kadınlar sayesinde öğrendim.”

Hatta öğrencilerinin bir kısmı eğitim hayatına da devam eder: “Bir komşum kucağında bebeğiyle geldi. Kur’an öğrenmek istiyormuş. Birkaç günde alfabeyi bitirdi. Ondan sonra okuma yazmayı halletti. Zekâsı müthişti. Yılma sakın, arkandayım.’ derdim hep. Şu an liseyi bitirmek üzere. Çocuk gelişimi okuyor. İdeali anasınıfı öğretmeni olmak. Urfa’ya gelirken üç şeyi ona emanet ettim: Kur’an öğretimini, okuma yazma derslerini ve mahallenin ortasına 8-9 kazan kurarak pişirdiğimiz, herkese dağıtarak uhuvveti artırmayı amaçladığımız aşuremizi. Rahime Hanım hepsini başarıyla götürüyor.”

Apo’nun resmi duvardan iner…

Artık herkesin ‘Handan Hoca’ dediği Karataş, okuma yazma öğrenenlerin dinî içerikli sorularıyla da sıklıkla karşılaşır. Rutin faaliyetlerine haftada 2 gün mahal-le sohbetleri eklenir. İlk zamanlar ev ev dolaşarak yapar. 28 Şubat sürecinin acımasız aktörleri sorun çıkartmaya baş-layınca hanımların 3-5 liralık katkılarıyla kendilerine ‘sohbet evi’ kiralarlar. Haftada iki gün Handan Hanım, geri kalan günlerde de Anadolu Gençlik Derneği’nde görevli hocalar dinî içerikli sohbetler yapar hanım-lara.

Handan Hanım bir dönem ihtiyaç sebebiyle Kur’an kursu hocalığı yapsa da bu alanda özel bir eğitimi yok. Ceylanpınarlı kadınların akın akın sohbete gitmesinin sebebi nedir acaba diye Handan Hanım’a soruyoruz: “Güncel yaşantıyla dinimizin emirlerini birleştiriyorduk. Soru soruluyordu. Bildiğimi cevaplıyor, bilemediklerimi araştırıp ertesi hafta anlatıyordum. Sohbet konularını hanımlar belirliyordu. İhtiyaç üzerinden gittiğimiz için herkes takip ediyor, merakla sohbeti bekliyordu. Kur’an’ı, okuma yazmayı öğrenenlerin dinî bilgilerle ufku daha da açıldı. Hatta bazı arkadaşlar mahallelerinde sohbete başladı.”

Karataş, sohbetlerini çoğunlukla dezavantajlı vatandaşların yaşadığı Cumhuriyet Mahallesi’nde yapmış. Sohbete gelenler arasında PKK’yı açıkça destekleyen, çocuğunu yahut yakın akrabasını dağa gönderen veya Türk-Kürt ayrımını fazlasıyla içselleştirmiş kişiler varmış. Bir kandil akşamında toplu duaya gelmiş sıra. Hastası, borcu olanlar ismen dua istemiş. Bir Ceylanpınarlı hanım da ‘Hoca, Apo’ya da dua et, hapisten çıksın.’ demiş. Handan Hanım da ‘Ben öyle dua etmem’ demiş. Sonrasını kendisinden dinleyelim: “O anda 15-20 kadının bakışı değişti. ‘Ya Rabbim, ya Abdullah Öcalan’ı ıslah eyle, hak yol üzerine getir ya da canını al da ondan da musibetlerinden de milletimiz kurtulsun.’ dedim. Kısa zaman sonra bir öğrencim geldi yanıma. ‘Hocam bizim duvarda Apo’nun resmi vardı. Gidip kaldırdık. Sen ne diyorsan ha bu Kur’an hakkı için o tarafa gideceğiz.’ Orada ben değil, Kur’an’dı kıymetli olan. O sözleri başka biri söyleseydi çok sıkıntı yaşardı.”

Siyasetten mümkün olduğunca uzak durmaya çalışsa da gördüğü bir rüya neticesinde 2002’de AK Parti Ceylanpınar Kadın Kolları’nı kurmaya karar verir Handan Hanım. 2008’e kadar da başkanlığını (2 yıl uzaktan) yapar. Çocuklarının daha iyi eğitim almasını istediği için 2006’da Urfa merkeze taşınmaya karar verir. Handan Hanım vesilesiyle hayır işlerinde koşturmaya başlayan 500’den fazla gönüllü hanım gözyaşları içinde onu uğurlar.

Kayıt ücretlerini yarıya indirdi Urfa’ya göçtüklerinde Karataş’ın aklında tek soru vardır: Acaba hayır işlerine nasıl devam edeceğim? Sonra Ay Işığım Derneği’ni tanır. Dernek Şanlıurfa’daki yetim, öksüz aile ve çocuklarına maddi-manevi destekte bulunmak, sosyal yaralarını sarabilmek için 2006’da kurulmuştur. Handan Hanım da 7 kişilik bir ekiple derneğin Kadın Komisyonu’nu oluşturur. Dernek ilk yıl bayramda 300 çocuğu giydirirken bu rakam 2012’de 11 bine çıkar. Üstelik 600 aileye 1, 2 ve 3 ayda bir düzenli gıda yardımı yapılır. Öğrencilere burs verilir. Handan Hanım’ın da içinde bulunduğu ekip çocuklar yararına yemekler düzenler, öksüz-yetim ailelere ziyaretler yapar, veren elle alan eli buluşturur.

Eskiler ‘Elden gelenle öğün olmaz, o da vaktinde gelmez’ derler ya o mantıkla Handan Hanım, Ay Işığım Derneği başkanına ‘Öksüz-yetim ailelerine yardım ediyoruz ama onlara iş bulsak daha iyi olmaz mı?’ şeklinde teklifte bulunur. Dernek başkan ve yardımcıları kendi alanlarının dışına çıkmak istemedikleri için bu öneriyi geri çevirir. Bunun üzerine 2009’da Karataş, AK Parti Urfa Kadın Kolları İl Başkan Yardımcılığı’ndan istifa ederek El Birliği Derneği’ni ikinci el bir masa ve 6 plastik sandalyeyle kurar.

Urfa halkı için okuma yazma kurslarının önemi büyük. Çünkü çocukluk çağında okula gidemeyenlerin sayısı fazla. Sosyal Destek Programı (SODES) kapsamında Kadın Destek ve Eğitim Merkezlerinde bir süre usta öğreticilik yapan Handan Hanım’ın fazlaca öğrencisi olmuş, onların bir ve ikinci kademe belgelerini almalarını sağlamış. Devam etmek isteyenleri de ortaokul ve liseye kayıt yaptırmış. Bir gün halk eğitimde birbiriyle konuşan iki hanım dikkatini çekmiş. ‘Bir sıkıntınız mı var?’ diye sormuş. Aldığı cevap onu çok şaşırtmış: “Açık öğretim lisesinde okuyorum. Yılda 3 defa 40 TL kayıt için 5 TL de okul alıyor. 15 gündür başımı açmadan yatıyorum. Niye? Gittim, küpemin tekini sattım. Kocam görürse ne derim?” Diğer kadının da durumu farklı değil: “Evin kirasını 50 TL eksik yatırdım. Yoksa kayıt yaptıramayacaktım. Ev sahibine ‘Kocama söyleme. Söz, bu parayı sana getireceğim’ dedim.”

Bu iki olay Karataş’ı çok üzer. Hemen derneğe gidip basın açıklaması hazırlar. Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve BİMER’e faks çeker, AK Parti’nin il merkezlerindeki görevlilerle yazışmalar yapar. 3 günlük imza kampanyası düzenler, ilk gün 5 bin imza toplar. O gün kadın-erkek fırsat eşitliği komisyonunda görevli milletvekili Gürdal Akşit de Urfa’ya gelmiştir. Hemen imzaları götürüp kayıt parasının kalkması gerektiğini ona da anlatır. Az değil, sadece Şanlıurfa’da 26 bin, Türkiye genelinde de 1 milyon 2 yüz bin öğrenci vardır. Araya birilerini koyarak basın bildirisini en sonunda dönemin Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’yu ulaştırır. Bakanlık Nimet Hanım’ın talimatıyla 20 gün içinde faaliyete geçer ve 3 ay sonra kayıt bedelleri yüzde 50 düşürülür. Ücretlerin tamamen kaldırılacağını uman Handan Hanım aldığı cevap karşısında şaşırır: “Ecevit hükümeti kayıt ücreti almak için kanun çıkarmış. Bunun değiştirilmesi gerekiyormuş. Genel seçimlere az kaldığı için AK Parti buna yanaşmadı ama seçim sonrası için söz vermişti. Hâlâ kayıt ücreti alınıyor, kanun değişikliği bekliyoruz.”

İlköğretimler 10, ortaöğretimler de 20 TL’ye düşürülünce açık öğretim kayıtlarında patlama yaşanır. Urfa’da kaydolan kişi sayısı 21 binden 36 bine, Türkiye genelinde de 1 milyon 200 binden 2 milyonun üzerine çıkar. Halk eğitimler talebe cevap veremeyince herkes kendine en yakın okula kayıt yaptırmaya başlar. Olayın seyri gösteriyor ki bazı kesimler için 10-20 TL çok önemli. Eğer kayıtlar ‘ücretsiz’ hâle getirilirse rakamların iki katına çıkmayacağından emin olan var mı?

Devletle vatandaş arasında köprü

El Birliği Derneği, birçok Avrupa Birliği ve SODES projesi hazırlayıp başarıyla hayata geçiren sivil toplum örgütlerinin başında geliyor Urfa’da. En büyük projeleri ise GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın düzenlediği ‘Kadın STK’ları Güçlendirme Hibe Programı’ fiilî şekilde Nisan 2012’de başlıyor. 24 mahalleye hizmet verecek 4 Kadın Eğitim, Destek ve Eğitim Merkezi kuruluyor. Projenin amacı; dezavantajlı bölgelerde yaşayan kadınlarla devlet kurum ve kuruluşları arasında köprü vazifesi görerek iletişim sağlamak. Neden böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ise Handan Hanım şöyle açıklıyor: “Urfalı kadınlarımız devlet dairesine gidiyor. İn aşağı, çık yukarı derken mesai bitiyor ama işini halledemiyor. Çünkü kadınlarımızın çoğu derdini anlatamıyor. İşini halledemediği için de devleti suçluyor.”

Bu problemi ortadan kaldırmak için Bağlarbaşı, Eyüpkent-Eyyübiye, Mance-Yakubiye ve Sırrın’da Eğitim Destek ve Danışmanlık Merkezleri açılıyor. Dernekte görevli hanımlardan buralara birim sorumluları konuluyor. Halka merkezlerin açıldığı afiş ve el ilanlarıyla duyuruluyor. Dernek yönetim kurulu valiliğe giderek hem projelerini anlatıyor hem de merkezlere gelen hanımlara yeşil kart, il sosyal hizmetler, İş-Kur, baro-kadın hakları, sağlık müdürlüğü gibi kurumlarda yardım edecek, onların işlemlerini hızlıca halledebilecek memurların isimlerini istiyor. Valilik projeye dâhil edeceği kişileri belirleyip bilgilendirdikten sonra sistem işlemeye başlıyor. Peki nasıl?

Eğitim Destek ve Danışma Merkezle-ri’ne başvuran hanımlar, tüm sıkıntıları birim sorumlularına anlatıyor. Derneğin oluşturduğu ‘Sorun kartı’na hanımın bilgileri, sorunu ve devlet dairesinde muhatap olması gereken görevlinin adı yazılıyor. Kadınlar daireye gittiğinde direkt memurla görüşüp işini kolayca halledebiliyor. Hatta bazı sorun kartlarının arkasına ‘Binaya girince sağa dön, 2. kata çık, soldan 4. odaya gir’ tarzında açıklamalar da yazılıyor. Kadınlar hayatlarında ilk kez devlet dairesinde kolayca işini halletmenin mutluluğunu yaşarken El Birliği Derneği’nin bu faaliyeti kulaktan kulağa yayılıyor. Her merkez günde 30-50 kadını devlet dairelerine yönlendirerek halkla devletin barışmasına katkı sağlıyor, vatandaş devletin çeşitli alanlarda sağladığı imkânlardan faydalanınca ‘değersizlik hissi’nden de sıyrılıyor. Aksi takdirde haklarını bilmediği için hem mağduriyeti artıyor hem de devletin kendisine sahip çıkmadığına inanıyor.

Leyla Tankuş, iki çocuk annesi. Eşi vefat etmiş. Merkezin pankartını görmüş. Çok çekinerek içeri girmiş. Kira ödeyemediğini, herhangi bir gelirinin de bulunmadığını, iki çocukla ne yapacağını bilemediğini anlatmış. Birim sorumlusu Hülya Hanım hemen Karataş’ı arayarak neler yapabileceklerini sormuş. Yetimler söz konusu olunca aile Ay Işığım Derneği’ne kaydedilmiş. Leyla Hanım sorun kartıyla sosyal yardımlaşmaya gönderilmiş. Birkaç gün sonra evini incelemeye gelmişler (Normalde bu uygulama için aileler 6-8 ay bekletiliyor). İvedilikle Tankuş ailesine 500 TL maaş bağlanmış. İl Sosyal Hizmetler çocuk başına 250 TL yardıma başlamış. Ay Işığım Derneği de hanımın birikmiş borçlarını kapatmış. Leyla Hanım “Devletim olmasaydı bize kim sahip çıkacaktı?” diyor.

Aynı projenin bir uzantısı olarak 460 kadına liderlik eğitimi verilmiş. Urfa, kadın ve liderlik eğitimi deyince biraz şaşırabilirsiniz ama kursun özünde kadınların kendilerini değerli, önemli hissetmelerini sağlamak; duygularını, isteklerini nasıl ifade edeceklerini öğretmek var. Yalnız 926 başvurunun 262’sini kabul edebilmişler. Yirmişerli gruplar proje kapsamında açılan 4 merkezde eğitim görmüş. Projede ön plana çıkan 80 hanımın 60’ına STK yönetim, STK kurulum ve proje döngüsü eğitimi verilmiş. Yirmişer kişilik kemik kadrosuyla Umut Işığı Kadın Derneği, Şanlıurfa Ruha Kadın Derneği, Güçlü Kadın Derneği ve Sultan Kadın Derneği kurulmuş. Projenin sürdürülebilirliğini sağlamak içinse 4 Eğitim Destek ve Danışma Merkezi teknik altyapısıyla birlikte bu derneklere hibe edilmiş. Kadınlara hizmet için kurulan bu 4 yeni STK, El Birliği Derneği’yle koordinasyonlu şekilde çalışacakmış. Dernek başkanları proje hazırlama eğitimi alarak hizmet yoluna koyulmuşlar. Önümüzdeki günlerde el sanatları, kuaförlük, çeşitli alanlarda eğitim, okuma yazma kursları, dikiş-nakış, meslek edindirmeye yönelik çalışmalar buralarda da başlayacak.

Haydi hanımlar fabrikaya!

İşsizlik Urfa’nın önemli sorunlarından. Yalnız ilginç bir durum söz konusu. Batıdan gelip fabrika kuranlar yanlarında çalışacak işçi neredeyse bulamıyor. İş-Kur’dan 70 kişi isteniyor. Ama kurum ancak 10 işçi gönderebiliyor. İstihdamı artırmayı amaçlayan El Birliği Derneği Başkanı Handan Karataş bu duruma çözüm için valiyi ziyaret ediyor. Herkesin işsizlikten yakındığını ama kimsenin fabrikalarda çalışmak istemediğini söylüyor. Çözüm önerisi de sunuyor: “Siz bana 3 otobüs ayarlayın. Mahallelerdeki gönüllülerimiz kadın ve genç kızlarımızı toplasın. Siz de gelin, işçi arayan fabrikaları onlara tek tek gezdirelim. Türk filmlerinden miras kalan kötü çalışma ortamını zihinlerinden silelim.”

Tıpkı Handan Hanım’ın planladığı gibi gelişir her şey. Sonuçta 76 kadın o gün mülakata girer, 46’sı işe girer. 34’ü ise hemen çalışmaya başlar. Bu aktivite devlet erkânının da hoşuna gider. Dernek istihdam konusunda İş-Kur’la koordinasyonlu çalışmaya başlar. 4 halkla iletişim koordinatörü çalışmak isteyenlerin özelliklerine göre listeler oluşturur. İş-Kur işçi alımı yapacağı zaman bu hanımlarla irtibata geçer. Onlar da işçi adaylarını tek tek arayarak mülakata yönlendirir. Valilik ise tüm bu çalışmalarından dolayı koordinatörlere maaş bağlar, sigortalarını yapar. Önceden 10 kişinin zor geldiği mülakatlara 200-300 kişi katılmaya başlar. İş-Kur sırf bu hareketliliği yönetebilmek için 4 memur daha istihdam eder. Gençler mevsimlik işçi olmaktan kurtulur, Urfa şartlarında statü atlar. Sibel, Şükran ve Mülkiye gibi...

Onlar yakın zamanda bir tekstil firmasında çalışmaya başlamış. Sabah evin önünden servisle alınıp akşam bırakılmak, öğle yemeğini iş yerinde yemek, sosyal güvenceye kavuşmak büyük nimet onlar için. Daha önce mevsimlik işlerde çalışan Şükran içinse hayat artık daha kolay: “Tarlada güneşin altındasın. Ramazan gelir hem oruç tutar hem çalışırsın. Derme çatma yerlerde kalırsın. Burada temiz yemeğini yersin, paktır üstün başın. Annem ‘Bırak fabrikayı, tarlaya gidelim’ diyor. Kabul etmiyorum.”

Hâlihazırda El Birliği Derneği’nin sahada 47 halkla iletişim koordinatörü ve onlara bağlı çalışan yüzlerce gönüllüsü var. Aralarında hızlı, etkin, çözüm odaklı bir iletişim ağı var. Koordinatörler yaşadıkları mahalledeki herkesi tanıyor, ailelerin maddi-manevi problemlerini biliyor. Anlattığımız birçok faaliyet aslında onların sayesinde halka iniyor. Handan Hanım “Koordinatörler benim her şeyim. Onlar ve gönüllülerimiz olmasaydı hiçbir şey yapamazdık.” diyor. Karataş, bu hanımların birçoğuyla okuma yazma faaliyetleri esnasında tanışmış. Onlardaki cevheri görünce hem eğitimlerini tamamlamalarını hem de sosyal faaliyetlere iştirak etmelerini çok istemiş.

Halkla iletişim gönüllüleri

Hatice Catın (26), Mance Mahallesi’nin koordinatörü. Onu tanımayan yok. Mahallelinin şikâyeti olduğunda hemen imza toplayıp belediyeye, valiliğe kadar çıkabiliyor. Yani o da devlet kurumları ile vatandaş arasında irtibat sağlıyor. Mesela Hatice Hanım bizi Akçin ailesinin evine götürüyor. Anne Cevahir Hanım (40), kocası hapiste vefat edince 5 çocukla dul kalmış. Ne sosyal güvencesi ne de geliri varmış. Daha önceki yıllarda ahır olarak kullanılan bir evde oturuyormuş. Hatice Hanım, Cevahir Hanımların mağduriyetini görünce hemen harekete geçmiş. Aileye maaş bağlanmış, cami cemaatinden, mahalleliden, zenginlerden para toplamış ve 43 bin TL’ye Mance’de ev satın almışlar. Esnaf da mekânı dayayıp döşeyerek aileye teslim etmiş. Cevahir Hanım hâlâ yaşadıklarına inanamıyor. Her gün ‘Acaba bir rüyada mıyım?’ sorusunu soruyor kendine.

İsmet Catın da 6 yıldır yatalak kayınvalidesine bakıyor. Fakat devletin hasta bakım ücreti verdiğini bilmiyormuş. 3 yıl önce Hatice Hanım’ın girişimiyle geline maaş bağlanmış. Bu duruma ise en çok Meryem Nine (80) sevinmiş: “Devlet gelinin üstünden yükümü aldı.” İsmet Hanım maddi sıkıntı yaşadıklarını, gelen maaşın tamamıyla evin iaşesini karşıladıklarını anlatıyor.

Efsane isimlerden biri de Hayati Harrani Mahallesi’nin Koordinatörü Emine Arslan. Mahallesinde sağlık ocağı görevlisi gibi çalışıyor. Kim gebe? Anne kontrollere gidiyor mu? İlk tetkikler yapıldı mı? Nüfus cüzdanı çıkarıldı mı? Aşı takvimine uyuluyor mu? Bunları rutin dernek işlerinin yanı sıra takip ediyor. Hatta hanımları bazen alıp kendi götürüyor sağlık ocağına, devlet hastanesine. Yeni doğan bebeklerin nüfus cüzdanlarını ise vakit kaybetmeden çıkarıyor. Yaşadığı mahallede özellikle kız çocuklarının okutulmasında önemli rol oynuyor. 7 çocuk annesi Emine Hanım okuma yazma öğrendikten sonra toplumsal faaliyetlere başlamış. Eşinden her gün ‘gitmeyeceksin’ diye dayak yemiş ama yine de yılmamış, hizmetine devam etmiş. Çocuk gelişimi okuyor, üniversiteyi de bitirip tüm kadınlara örnek olmak istiyor...

Haberimiz vesilesiyle tanıştığımız her kadın burada anlatamadığımız sayısız güzelliği barındırıyor gönlünde, hayatında. Hepsi 30-40’lı yaşlarda kendilerini yeniden keşfetmiş, başkaları için bir şeyler yapmanın tadını çoktan almış. Bu topraklar Handan Hanım ve daha nicelerini bağrında taşıyor. Eğer yaşadığımız dünyada bir şeyler değişecekse bunu pekâlâ kadınlar yapabilir. Yeter ki inansınlar, yeter ki hayallerini gerçekleştirmelerine izin verilsin.      

Diyanet projemizi Türkiye’ye yayacak

Urfa’da çok fazla kadın kültür merkezi var. Buralarda şiddetin yol açtığı sorunlar çok yönlü anlatılıyor. Kadınlar bilinçlendikçe daha çok sorun çıkıyor. Çünkü erkeğin dünyasında bir şey değişmiyor. Bunun önüne geçmek için ‘Sağlıklı kadın, sağlıklı annedir, sağlıklı toplum için şiddete hayır’ projesini yazdım, kabul edildi. Üç iştirakçimiz vardı. İl Sağlık Müdürlüğü, Baro ve Müftülük. Onlarla broşür hazırladık. Komisyon kurduk. Şiddetin hukukî, dinî, psikolojik, toplumsal ve aileyi etkileyen taraflarını anlatan kısa film senaryosu yazdık. Çekildi Urfa’da. Film cami ve kahvehanelerde gösterildi. Ardından da Müftülük, Baro ve İl Sağlık Müdürlüğü’nden yetkililer ‘Kafanıza ne takılıyorsa halka sorun’ dedi. Konu konuyu açtı. Bazı programlar 3-4 saat sürdü. Oldukça da ses getirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da dikkatini çekti. Projeyi revize etmemizi istediler. Yeni hâliyle önce Urfa’nın ilçelerinde daha sonra da Türkiye genelinde proje tekrar hayat bulacak.”

Başbakan seni çağırıyor!

“Ceylanpınar, 29 Ekim 2006’da sel felaketi yaşadı. Başbakanımız ilk kez buraya geldi. İlçemizin sorunlarını anlatmak istedim çok. Ama ulaşamayacağımı bildiğim için uzun bir mektup yazdım. Ertesi sabah vermekten vazgeçtim, sobaya attım. ‘Ya Rabbim uzakları yakın, yakınları uzak edensin. Sen istersen beni ulaştırırsın’ dedim. Çıktım evden. Başbakan konteyner kenti ziyaret ediyordu. Biz de oradaydık. AK Parti Urfa Kadın kolları Başkanı Ender Açalan da yanımdaydı. Başbakan konteynerin içinden çıkıp bize doğru el etti. Ender Hanım, ‘Seni çağırıyor.’ dedi. Gittim yanına. Kendimi tanıttım, sorunlarımızı anlattım. Başbakanımız bundan çok memnun kaldı. Sonra yanından ayrıldım. İkinci bir noktaya gidilmesi gerekiyordu. Herkes çok telaşlı, yetişmek istiyor Başbakan’ın konvoyuna. Bende araç yok, duvarın kenarına sıkışmış yavaş yavaş yürüyorum. Başbakan’ın aracı yanımda durdu. Başbakan içeriden ‘gel, gel’ diye seslendi. Birlikte yolculuk yaptık. Bölgeyle yakından ilgiliydi. Özel sorular sordu.”
TÛBA KABACAOĞLU / AKSİYON

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com