Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Röportaj Ş.Urfa Vakfı Eski Başkanı Misbah Hicri; Vakıfçılık gönülden hizmettir

Ş.Urfa Vakfı Eski Başkanı Misbah Hicri; Vakıfçılık gönülden hizmettir

Giriş Tarihi: 17 Ocak 2010 Pazar 06:29
Ş.Urfa Vakfı Eski Başkanı Misbah Hicri; Vakıfçılık gönülden hizmettir

Bazı entrikalar döndüğünü duyumları üzerine polemik konusu yapmadan

Doğru ve sağlam bilgi almak için Misbah Hicri'den bir söyleşi rica ettim. Teklifimi Misbah Bey nazikçe kabul etti.

Misbah Hicri eğitimci, yazar, şair vs… Söz ustası…

Kimdir Misbah Hicri diye sordum! Mütevazı davrandığı için bir kendinden bahsetmedi. Ben biyografisini aldım. İşte Misbah Hicri; 1952 yılında dünyaya gelen Hicri, ortaokulda başlayan şiir aşkı lisede birincilik getirdi. Daha sonra yazıları ve şiirleri yerel gazetelerde yayınlanan Hicri, 2 yıl ulusal bir gazetede habercilik yaptı.

Hicri, Şair ve Yazarlar Platformu'nun ve Şanlıurfa vakfı Şanlıurfa şubesinin kurculuğunu yaptı.

Ulusal ve bölgesel anlamda yazı ve şiirleri, Başkent, Berfinbahar,  Harran, Şiiri Özlüyorum, Aykırı Sanat, Nisan Yağmuru, Eyvan, Antalya Barosu dergisinde, Yeni Ortam, Bizim Ülke, Fırat'ta Yaşam gazetelerinde de yazıları yayınlandı.  

Ayrıca Hicri; Mutluluk Uğruna (Şiir),Harran şiirleri I  ve II Antoloji, Tarihin Adı Urfa (Şehir yazıları),Çığlığa duran sözler (şiir) yayınlanan kitapları var. Misbah Hicri şu an GAPGündemi gazetesinde köşe yazarlığı  yapıyor.

İşte tartışmaları bitiren röportajımız için açtık teybimizi başladık kayıda!...

http://balikligol.com/images/news/32.jpg

Ömer ASLAN: Sayın Hicri, Şanlıurfa Vakfı nedir, bize Şanlıurfa Vakfını biraz açar mısın? 

Misbah HİCRİ; öncelikle böyle bir düşünceyi bölüşmeniz beni sevindirdi. Hayatın realitesi ne kadar kara çarşafla kapatılırsa bir gün bu aydınlanır. Onun için sizlere teşekkür ederek sözlerime başlıyorum.

2004 yılında ki kuruluşuna kadar görevlendirmemle vakfın kuruluşu 3 el değiştirmişti.  Her el değiştirme 2 yıl sürmüş ve 6 yılda vakıf kurulamamıştı. Bana görev verildiği zaman 8 ay içersinde tüm üyelerin gayreti ve benim çabamla vakıf kuruldu. Ben olmasaydım bu vakıf bu gün olmazdı. Ben kelimesi egoizim kokar, ilkel benliğin ifadesidir ama söylemeden insan edemiyor.

Vakıfçılık zaman ister, vakıfçılık fikir jimnastiği ister vakıf ekonomik olarak güçlenmeyi ister. Ama siz vakfı gece odanızdan idare etmeye kalkıştığınız zaman canınız istediği zaman toplantılar yaptınız mı bu iş yürümez.  İşte bu nedenle ben her gün yarım günümü vakfın hizmetine adadım ve  vakfı açık tuttum. Gelen gidenlerin sorunlarını dinleme fırsatım oldu. Hele bu yaz burs için başvuran yüzlerce öğrencinin umutlu ve hüzünlü bakışlarına mazhar kaldım. Onlara yardımcı olamamanın hala üzüntüsünü yaşıyorum dersem yeridir.

Vakfın kapalı kapılar ardında idare edilmeyeceğini "zaman" gibi çok kıymetli mefhumdan fedakârlık ederek insanlığa hizmeti kendime şiar edindim. Vakıflar hizmet yeridir. Bir elden alıp muhtaç olana ulaştırmaktır. Vakfın misyonu budur. Hizmetlerimi sıralayacak olursam. Aslında bu hizmet sayılmaz. Bu bir mecburiyet olarak kabul ediyorum. Vakıflar haftası nedeniyle Şerif Özden ilköğretim okuluna 500 öğrenciye diş fırçası ve macun dağıtımımız oldu. Ardından 8 Öğrenciyi ve bir öğretmeni gezi programı için Ankara'ya gönderdik. Vakfın fiziki yapısıyla başlattığımız çalışma büyük takdir topladı. Muhalif olanlar bile teşekkür etmeden edemediler.

Vakıfçılık ne iş ortaklığıdır ne dostluk ve nede arkadaşlıktır. Gönülden gelen bir hizmet aşkının birlikteliğin beraber sürdüğü yerdir. Burada bu gün bir alınganlık varsa sadece vakfa hizmet nedeniyledir. Yoksa kimseyle bir sürtüşmemiz, kızgınlığımız yok. Ama bazı gerçekleri söyleyerek doğrularla buluşmak gerekir.   

Mart ayında ki görevlendirmemden sonra vakfımızı birçok parti ve 20 yakın STK çeşitli kamu kurum ve kuruluş müdürleri ve sivil halktan ziyaret etti. Bunu bizim vakfın sitesinde bulabilirsiniz. (www.sanliurfavakfi.org) Neden dört yıl boyunca kimse vakfı ziyaret etme gereği duymadı diye sormakta haklısınız.

Birilerine yaranmak için birilerini sövgü yağdıran kendi milletine kendi dinine karşı ihanet içinde olanlar başkalarını provokatörle suçlamaya hakkı yoktur. Onları köprüleri de atsalar insan olarak onlar bizim yüreğimizdedirler. Biz onların hep olumla yanlarını görür takdir ederiz. Benim derdim bize güvenip nüfus cüzdanlarını veren 59 kurucular kurulu üyelerinin şahsiyetleri ile oluşan Şanlıurfa vakfı ismini yüceltmek ve onların ismine zarar vermemekti. "Tarlada izi olmayın hasatta yüzü gülmez" eğer vakfın hükmi şahsiyetine değer veriyor iseniz tüm yapılanların kurucular kurulunun değerlerine değer katma adına olduğunu bilmelisiniz.  

Ömer ASLAN; Seçim yapıldı ve seçimi kaybettiniz. Nasıl yorumluyorsunuz?

Misbah Hicri; Öncelikle söyleyeyim. Bu bir seçim değil bir hizmet yarışıdır. Ben beş yıldır kuruluşundan günümüze kadar bu vakfın içindeyim. Vakfa yakışır hizmetler olmadığından dolayı meydana çıktım. Bir nevi Ş.Urfa adına kendimi feda ettim. Vakıf hatır gönül ilişkileri içinde belli gurupların toplandığı bir yerdir. Bu gurupların ilişkileri sonucu kulisler ve entrikalar sonucu 4 oy farkla kaybettim. Zaten kazansaydım bile aynı liste ile çalışmama olanağım olmazdı. Çünkü aynı yönetim aldığı kararları kıytırık olarak değerlendirmekte ve geneler merkezin isteklerine farklı cevaplar verdiler. Demek ki genel merkezde birilerini aşamıyor. Onu da engelleyen bir güç var. Seçime gelince, bu üyelerin tercihidir. Aldığım oylara bakınca kaybetmiş sayılmam. Ancak benim başkanlığı çok arzuladığım söylenilmekte. Kesinlikle böyle bir düşüncem hiç olmadı. Eğer olsaydı vakfın kuruluşunda hiçbir seçime gerek kalmadan nasıl ilk başkanı seçtikse ben kendim listeyi hazırladım ve aday olurdum.

Ömer ASLAN; Kaybettiğinize üzüldünüz mü?

Misbah Hicri; Üzülmem yapacağım hizmetlerin engellenmesidir. Bazıları bunu koltuk merakı sanıyor. Beni tanıyanlar bu güne kadar isteseydim istediğim yerde yer alırdım. Gelen birçok teklifi ret ettiğimi bilen bilir. Ayrıca inanmak kadar güzel bir şey yoktur. Ne olursa olsun içinizde bir inancınız olsun. O yeterlidir. Vakıf hizmet anlayışıdır. Ben kendi başıma bir vakıfım desem çok mu abartmış olurum? Çünkü insani ilişkilerim hizmete yöneliktir. Okumuş, entel, kendini kanat önderi gören insanların eline oy pusulalarının uzatılmasını kendime yakıştırmadım. Hele salonda birilerine gidip" bana oyunuzu verin" demeyi etik bulmadım. Asıl beni üzen nokta; birbirinin yüzüne bakan insanların birbirlerini aldatması beni üzüyor.

http://balikligol.com/images/news/33.jpg

Ömer ASLAN; Kendi başıma bir vakıfım dediniz bununla neyi kast ediyorsunuz. ;

Misbah HİCRİ; Yıllardır Urfa için yazılar yazarak sahip çıkıyorum. Emekli olduğum okul Şerif Özden ilköğretim Okuluna 250 kişiye kırtasiye yardımında bulundum.  Bu basında yer aldı. Yine ilkokulu okuduğum ve kısa bir dönem öğretmenlik yaptığım Yavuz Selim ilköğretim okuluna 250 kitap kütüphanesine yardımda bulundum. Bağlar başı ilköğretime ve vatan ilköğretime de kitap yardımım ayrıca oldu. Daha öncelere gitseniz. Urfa'da ilk kez kendin okulunu kendin yap kampanyası açıp ilköğretime bir okul kazandırdım. Kimi öğretmenler var ki okulun bahçesinin yıkık duvarını onaramaz.

Ömer ASLAN; Çok sert yazıldığı söylenen bir yazı yazdınız bu yazı için ne tür tepkiler aldınız?

Misbah HİCRİ; Aslında yazı sert değildi. O okuyanın anlayışına bağlıdır. Yanlış anlaşılmak kadar kolay bir şey yoktur. Ben kimseyi hedef göstermeden yuvarlak kelimeler kullandım. Ama birileri bana karşı doldurulmuş olacak ki başladılar saldırıya. Ben eleştirildikçe insanın kendini yenileyeceğine inanıyorum. Eleştiriler benim için ufuk açıcıdır. Ancak öyle saygısızca, neyin ne olduğunu bilmeden bilinçsizce saldırmalar beni üzdü. Çünkü benim Urfalı okuyucular gönlünde farklı bir yerim olduğunu biliyorum. Bazı sitelerdeki ismimle yazılan yorumlar bile benim değildir. Ben cevap verirsem köşemden veririm, bu böyle bilinsin.

Ömer ASLAN; Sizin için "Kürtçü başkan" yakıştırması yapılıyor. Bunun için ne dersiniz?

Misbah HİCRİ; Ben yıllardır benim düşüncelerim gazete sayfalarındadır. Hiçbir zaman halklar arasında ayırımcılık yapmam. Türküyle –kürdü ile  arabayla bir yumağız. Türkiyeli olmayı içine sindirmiş ayırımcılığı kabul etmeyen biriyim.

Ayrıca bugün insan haklarını sahiplenmek mazlum milletlere sahip çıkmak, açılımı isteyenler, demokratik açılımdan bahsedenler milli birlik projesini şekillendirenler, onları damı isimlendirmemiz lazım.  Ben emekliyim. Şimdilik bir mesleğim yok. Gazeteci yazarlık mesleklere girmez mi. Neden bunu yakıştırmayanlar Kürtçülük mesleğini bana bulmuşlarsa ne güzel. Bari kazançlı bir iş olsun derim. (Gülüşmeler) Bakın ben kürdüm. Kürt olmak Kürtçülükse şimdi vakfın başında olanlara ne dersiniz. Bu meslekleri saymaya kalkışınca, İslamcı, şeriatçı, Çeçenci, Filistinci, dinci, İrancı, ayrıca Türkçü de var mı bilmiyorum? Bu mesleklerde mi ortaya çıkar. İşte insanları sıfatlandırıp potansiyel suçlu konumuna koymak ne kadar doğru, yakıştıranlara sormak lazım. Biz kimseyi herhangi bir gurupla özdeştiriyor muyuz?. Ya da bir loca ismi yakıştırıyor muyuz? Ama yine de bana yakıştırılan sıfat ve iş o localardan bin kat daha iyi.  Bari benim Kürt olduğum biliniyor. Ya kendi kimliğini inkâr edenlere ne denir?

Ömer ASLAN; Dağarcığımıza bir "izm" daha kazandırdınız. Bir yazınızdan bir alıntı yaptım şöyle diyorsunuz. "İşte bu uşaklık bir yerlerde isim değiştirerek tirşikçilik yakıştırması işe buluşmuş. Bunların çıktığı ana membaı yalakalıktır. Bunu isotçulukla buluşturanlar olabilir doğru değildir. İsotçuluk yemeyi sevme, yemenin bir sanat olduğunu ve bununla uğraşanlara denir. Ama tırşıkçilik, uşaklık hizmetçilik dahası kulluk, adamlıktır. İsotizimde  hizmetçilik yoktur. Biraz da köylülerin şehirlilere yakıştırmasıdır. Aslında şimdilerde isota en çok yiyenler onlar olduğu halde yakıştırmayı da sürdürmede devam ederler. Açık söylemek gerekirse evimizde hazırlanan isotun sağlıklı bir benzerinin daha zor bulunur kanaatindeyim. Aslında onların yakıştırdığı isotçuluk bir meslekten ziyade herkese tavır koyan veya "eyvallah" eden, aşiretlerinden kopup şehre yerleşmiş "şehirli" adında yetişen kimselere denir. Bunların bir çoğu şehrin büyümesinde kendini tanıtmayıp kim oldukları belli olmayan ailelere verilen yakıştırmadır." Biraz daha açar mısınız?

Misbah HİCRİ; Çevre illerde oranın yerli halkı bir isimle sıfatlandırırlar. Aslında bu yakıştırma kendilerinin de hoşuna gider. Urfa da nasıl mıhelik varsa bir başka ilde akeler vardır. Bir başka yerde edelere rastlarsınız. Hemler, nezifler, kureler  hep çevrenin yakıştırmalarıdır. Bu halk tarafından hep bilinir ve söylenir. Bazen tatlı bir söylem bazen küçümsemeyle söylenir. Ben sosyolojik tahlilde bulundum. Bunu yazacak zamanım var. Yeter ki birbirimize tahammül edelim. Urfalılık kimsenin babasının tapusunda değildir. Bunları küçümseme adına değil sergiledikleri dik duruşu vurguladım. Ve yine aynısını söylüyorum. İsot fıkrasına karşı ilk tepkiyi ben koydum ve ben cevap verdim. Her millet hakkında çeşitli yakıştırmalar vardır. Ama bunun doğru olmadığını yazılarımı okuyanlar bilir. Dağ ayısı, mağara numaran kaç diyenlere kim nediyor. 

Ömer ASLAN; Bundan sonra Şanlıurfa vakfıyla çalışır mısınız önümüzdeki seçim için ne diyorsunuz? 

Misbah HİCRİ; Mevcut üyelerle her zaman çalışmaya hazırım. Ancak mevcut kadroyla dün bana teklif edildiği gibi bu günde yarında kabul etmem ve çalışmam. Kendileri de biliyor. Bana çarşaf liste teklifi yapıldı onların rızalığı alınmıştı ben kabul etmedim. Kabul etmediğim için yapılan bazı ayak oyunlarına geldim. Bunda genel merkezinde payı var. Zamanı geldiğinde yapılanları hepsini yazacağım. Biz vakıf olarak iki yoksulu giydiremedik, biz beş öğrenciye harçlık veremedik vesaire vesaire. Ama "yaza merhaba, kışa hoş geldin" eğlencelerini düzenledik. Kazancımız ne oldu diye sormayın.  Beş yılda vakfımızın kapısını takacak parayı kazanamadık.  

            Ben vakıfta çalışmayı bir hizmet olarak görüyorum. Vakfın bir hizmet anlayışı olduğunu inananlardanım.

Ömer ASLAN; Neden birlikte çalışmayı kabul etmezsin?

Misbah HİCRİ; Benim yazılarıma insafsızca saldıranların bir kısmı onların örgütlediği insanlardır. Neden Şanlıurfa vakfında "bir Yahudi yüz Müslüman'a bedeldir" sunumuna kimse karşı çıkmadı ve ne olduğunu kimse sormuyordu. Acaba bunu yapanlara plaket mi verilse?  Bu cümle isotçuluktan daha mı iyi. Bu cümle ırklarımızdan daha mü üstün. Daha kendi kimliğini bulmamış bir milletin yeni arayışların onları nerelere götüreceğini hiç düşündünüz mü? Genelleme ve gönderme yaptığım insanlar belli olmasına rağmen klavyenin tuşuna basmasını bilen bilmeyen yazmaya başladı. Ben yine de herkesi saygıyla karşılıyorum. Aslında sitelerde benim adımla yazılan yazılar bile benim değil. Duyumu olan herkes başlamış yorum getirmeye. Üzüldüm. Bu konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Bu vakıf başarısını zaman gösterecek. Ben düşüncelerimde hep haklı çıktım. Zaman beni yanıltmayacaktır.

http://balikligol.com/images/news/34.jpg

Ömer ASLAN: Genel merkezin tutumu nasıldı?

Misbah HİCRİ; Genel merkezin tutumunu geniş bir yazı ile yazacağım. Dört kişi seçim için geldiler. Dört gün boyunca bizleri bir araya getirmediler. Oysa benim beklentim çok farklıydı.  Biri beş yıl başkanlık yapacak sen vakfı kuracaksın bir yıl yapmana müsaade etmeyecekler. Demek ki aşılmayan bazı engeller vardı. Bunlar ne şehir kültürünü almış ne aşiret yapılanmasından nasiplerini almışlar yoksa insanların bir araya gelip konuşması kadar doğal bir şey var mı? Onlar entrikalar çevirirken ben vakfın ismini zedelenmemesi için nice insana gittim.

Ömer ASLAN; Polemiklere ve sorulara cevap verecek bir bu röportajımı kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum.

Misbah HİCRİ; Böyle bir röportaj düşüncesinden dolayı sizlere ben teşekkür ediyorum. Bu röportaj www.balikligol.com ve yeniurfa gazetesinde yayınlanacak. YENİURFA gazetesi benim için çok önemlidir. Çünkü benim ilkyazım 1970 yılında YENİURFA gazetesinde çıkmıştır. Bu ismi yeniden yaşattığınız için sizleri kutluyorum.  

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com