Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Türkiye Şok plan 2003'te hazırlandı, 2011'de gerçek oluyor

Şok plan 2003'te hazırlandı, 2011'de gerçek oluyor

Giriş Tarihi: 21 Nisan 2011 Perşembe 22:50
Şok plan 2003'te hazırlandı, 2011'de gerçek oluyor

2003 yılında hazırlanan ve bugünkü YSK vetosu sonrasındaki kaos ortamına ışık tutan bu rapor sizleri dehşete düşürecek.

İlk başta belirteyim, yazı biraz uzun olacak.

Çünkü belki de Türkiye tarihini şekillendiren, hatta YSK'nın BDP vekilerini vetosu ile yurt genelinde başlayan olayların arka planını anlatan ABD patentli bir şok raporun ayrıntılarını okuyacaksınız. 

Tamamen gerçek, isim ve kaynakların açıkca belirtildiği bir rapor bu.

Sabredip sonuna kadar okursanız kafanızda cevap arayan bir çok soruya da cevap bulacaksınız...

Rapora geçmeden önce durum tespiti yapalım...

YSK'nın BDP'li adayları veto etmesinin ardından Türkiye'nin birçok şehrinde olaylar çıktı. PKK yandaşları, Güneydoğu illeri başta olmak üzere büyükşehirlerde de harekete geçti ve YSK'nın fitilini ateşlediği kaosu tüm şehirlere yaydı.

Buraya kadar herşey BDP'li adayların engellenmesini protesto etmek için başlatılmış olaylar olarak görüldü ve o şekilde lanse edildi.

Ancak bugün yaşanılanların hiçbiri tesadüf değil ve hepsi 8 yıl öncesinden yani 2003 yılında planlanmış. Bunu ben söylemiyorum. Tam 8 yıl önce yurt dışında hazırlanan bir rapor bugün yaşanan olayların tesadüf olmadığını ortaya koyuyor.

Raporu açıklayan ise İskandinavya Türk Dili Konuşulan ve Komşu Ülkeler Araştırmalar Enstitüsü (ITAE/FITON, Oslo) Direktörü Sefa M. Yürükel.

Yürükel 2005 yılında, Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde terörizm uzmanı Prof. Toje Bjorge tarafından 2003 yılında kendisine verilen ve bugün yaşanılanları anlatan 35 sayfalık raporu açıklıyor.

6 yıl önce yayınlanan bu raporu yazmamın nedeni ise, gerçekleşeceği yıl olarak verilen tarihin bu yıl yani 2011 olması. Bir de okuyanlara hafıza tazeletmek, okumayanların ise bugün yaşanılan kaos ortamını daha iyi anlayabilmesine yardımcı olmak..

Şimdi sıkı durun...  Çünkü şu andan itibaren okuyacaklarınız sizleri dehşete düşerecek. Yazının sonuna geldiğinizde YSK'nın vetosunu ve sonrasında başlayan güneydoğu ve büyükşehirlerdeki olayların nedenini daha iyi anlayacaksınız...

VE İŞTE BOMBA

Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü''nde terörizm uzmanı Prof. Toje Bjorge tarafından Yürükel'e verilen raporun başlığı : “2011 Türkiye İç Savaşı”.

Evet yanlış okumadınız. Raporun başlığı aynen bu şekilde. Raporu açıklayan M. Yürükel'in raporu gördüğü tarih 2003, raporun açıklandığı tarih ise 2005 yılı.

RAPORDAKİ DEHŞET PLANLAR

Raporun detayları, başlığın neden "2011 Türkiye iç savaşı" şeklinde konulduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Yürükel'in 13 Eylül 2005 tarihli Temponun 37. sayısında açıkladığı söz konusu rapor,  arkasında AB ve ABD''nin bulunduğu güçlerin, Türkiye’nin belirli aşamalar sonrasında  bir iç savaşa sürükleyeceğine ve  batılı güçlerin bu iç savaşı bahane ederek Türkiye'ye müdâhale etmeyi planladığına yer veriyor. Sonrasında ise  Türkiye’nin haritasının değiştirilmesi, küçültülmesi ve etkisizleştirilmesi hedefleniyor.

Yani rapora göre hafta başında YSK vetosuyla başlayan olaylar sadece bir başlangıç. Raporun devamı ise planın dehşetini ortaya koyuyor.

Devam edelim...

BM'NİN LİBYA KARARI MÜDAHALE YOLUNU AÇTI

Raporun iç savaşa müdahale kısmı BM'nin Libya müdahalesi öncesinde aldığı 1973 sayılı kararı ve emsal teşkil edebilecek 'karara tıpatıp uyuyor. BM'nin Libya müdahalesi öncesinde aldığı karar, iç savaş ve liderlerin halkının isteklerine karşı koymasına karşı müdahaleyi öngörüyor.

2011 YILI İÇİN PLANLANAN İÇ SAVAŞ

Yürükel, raporda yer alan ve 2011 yılında hayata geçirilmesi planlanan adımları şöyle anlatıyor;

"AB’nin dayattığı kurallar meselesi var. Irak’a müdahale belki daha önceden planlanmıştı, bu zaten doğru, bölgede büyük bir değişiklik yaratılacağı, mesela Büyük Ortadoğu Projesi kapsamı var, bölgede haritanın değişmesi söz konusu.  Buna Türkiye de dahil bütün bu dayatmalarıyla Türkiye’nin buna 2011 yılına kadar dayanabileceğini, ondan sonra da taviz vererek gücünü yitireceğini planlıyorlar. Gerginlik ve çatışma ortamının yoğunlaştırılması planı var. Batılılar tarafından öngörülen senaryo şu anlama geliyor: Batılılar bu işin senaryosunu hazırlamakla kalmamışlar, aynı zamanda Kuzey Irak’ta ve Batı Avrupa’daki PKK büroları müsamaha görüyor. Burada bir koruma var ve onları da terörist olarak görmüyor.

Rapor Türkiye’de bir iç savaş tezgahlandığının tescili özelliği taşıyor. Batılılar genellikle böyle senaryolar hazırlarlar, ondan sonra da arkasına güç koyup harekete geçirirler. Irak’ ta olduğu gibi. Bu raporu yazanlar PKK’yı harekete geçiren güçler demek abartılı olmaz."

"ETNİK ÇATIŞMALAR ÇIKARILACAK"

Sefa M. Yürükel, raporun en önemli bölümünü şöyle açıklıyor;  "Türkiye Batı’ya göre çok büyük bir ülke. AB yetkililerinin demeçlerinde de var bu. Türkiye’yi küçültmek istiyorlar.  ABD’ye direnemeyecek bir Türkiye olmalı ve haritası değiştirilmeli. Amaç bu. Kürdistan kurularak Türk devletinin zayıflatılması ve boyun eğdirilmesi amaçlanıyor.  Bu da kendilerinin hassas olarak tanımladıkları, karışık bölgelerdeki etnik çatışmalar çıkartılarak yapılacak.  Çünkü bu dünyanın en tehlikeli işidir."

"HERKES ETNİK KÖKENİNE GÖRE YOLUNU SEÇEBİLİR"

Raporun en dehşet bölümünü ise rapordaki şu cümleler oluşturuyor;

"Türkiye’ de herkes kendi etnik kökenine göre yolunu seçebilir. Mesela ordu ve polis içindeki Kürtler de Türkler de büyük bir çatışmada yolunu seçebilir.  Bu Yugoslavya’da olmuştur.

Raporda iç savaşın büyüyeceği ve bu çatışmalar sırasında ordu ve polis içindeki Kürt kökenlilerin karşı tarafta yer alacağı vurgulanıyor. Raporda ayrıca Türk devletinin böyle bir çatışmayı önleyemeyeceğine dikkat çekiliyor.

YÖRÜKEL'İN 2005 YILINDA YANİ 6 YIL ÖNCE TEMPO DERGİSİNDE YAYINLANAN RAPORU 5 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR;

Norveç  Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde Sefa Yürükel’in açıkladığı rapor 5 bölümden oluşuyor. Her bölümde teorik yaklaşımlar ve senaryolar, iyi rafine edilmiş istihbarat bilgileri yer alıyor. Sefa Yürükel , “Bizzat yerel işbirlikçiler veya casuslar tarafından verilen bilgilere atıf yapılıyordu” yorumunu yapıyor.

Raporun bölümleri şöyle;

1.BÖLÜM

Türkiye’nin jeopolitiği ve uluslararası siyasi coğrafyasına yer veriliyor. Burada daha çok teorik yaklaşımlar yer alıyor. Türkiye’nin daha çok dışarıya dönük yönünü açıklıyor.

2.BÖLÜM

Türkiye’nin siyasi, sosyal,  tarihi, dini, mezhepsel, etnik ve kültürel yapısı üzerine özet halinde ampirik datalarla güçlendirilen rakamların yer aldığı bir bölüm. Bu bölümde özellikle Kürtler-Türkler demografisi ifadeleri altları çizilerek yer alıyor. 

Yürükel, raporun bu bölümünde yer alanları  şöyle anlatıyor:

Şehir şehir hatta bazı kasabalar (Kızıltepe, Pazarcık,..vs) gibi yerlerin adı geçiyor ve demografisine örnek olarak yer veriliyordu. Burada esas değinilen karışık oturulan bölgeler biçimindeydi.  Yani Türkiye’nin çatışmaya dönük raporu yazan tarafından etnik demografisi çıkarılmıştı.

Buradaki verilerden de hissedildiği gibi Türkiye içerisinden birileri (işbirlikçiler, casuslar, …vs.) bu raporun yazılması amacıyla çatışma hedefine yönelik olarak çok rafine sayılabilecek hassas ve ayrıntılı bilgi vermiş ve toplamıştı.

3. BÖLÜM

Rapor’da “hassas bölgeler” diye bir tabir geçiyor. “Türk ve Kürt” etnik kökenden insanların, iç içe ya da “sınır bölgeleri” olarak rapor da ifade edilen Malatya, Erzurum, Maraş, Gaziantep’ in bulunduğu yerlerin gelir dağılımı, siyasi yapısı, ayrılıkçılığa veya devlete karşı çıkışı ya da devlet safında ayrılıkçılığa karşı çıkışa meyilleri ve güç oranında değişken olabilecek durumlar hipotetik olarak ele alınıyor.

4. BÖLÜM

Devletin ve PKK’nın Güneydoğu Anadolu’daki halk içerisinde etkisi ve bölgedeki stratejik konumu ele alınıyor.

 Yürükel bu bölümle ilgili de şunları kaydediyor:

”Raporda sanki burada ikili bir iktidar söz konusu havası veriyordu. PKK’nın harekete geçebileceği NGO ve siyasi bağlantılı güçlerin hassas bölgelerde kontrollü bir çatışmayı yaratıp yaratmayacağı veya kaosa yol açıp açmayacağı konusunda sorular soruluyordu.

Aynı zamanda devletin bu bölgelerde önemli ölçüde zayıf olduğu sadece askeri ve polis gücü ve aşiret gücü olarak varlığını sürdürdüğü fazla bir kitle tabanına  sahip olmadığına vurgu yapılıyordu. Yani rapor PKK’yı etnik çatışmaları istediği anda çıkartıp istediği anda da durdurabilecek ve tek  muhatap olabilecek bir güç olarak ele alıyordu.”

Bu bölümde ayrıca hassas bölgeler dışında metropol ve turizm  bölgelerinde de önemli ölçüde karışık demografik yapının varlığı üzerinde duruluyor ve burada “ayrılıkçı milliyetçiliğin ve ona bağlı toplumun” değişken ve çarpışabilecek ideolojik ve siyasi tutumları fiz iki bir çatışma ortamı hazırlayabileceği üzerinde duruluyor. Süreç 1987 olarak başlatılıyor ve 2011 yılına kadar  burada düşük ya da yüksek yoğunlukta çatışmaya varabilecek bir hareketlenme olacağının altı çiziliyor. 

Yürükel bir noktanın daha  altını çiziyor:

“Burada benim dikkatimi çeken bir şey çok kesin ifadeler  kullanılması idi. Sanki raporu yazan çatışmanın yani iç savaşın olacağından eminmiş  gibiydi.”

5. BÖLÜM

 Türkiye’nin iç savaşa doğru sürüklendiği ve sonuçları  üzerinde duruluyor. BM, AB, NATO, Batılı ve bölge devletlerinin tutumları üzerinde değerlendirmeler yapılıyor. 

Yürükel bu bölümü ise şöyle açıklıyor;

“Burada, Batı’nın çok kan akıtılan bölgelere askeri, siyasi ve insani müdahale edebilme olasılığı üzerinde duruyordu. İç savaş terimi kullanılıyor ve bölgede bu iç savaşın yayılma ihtimali dolaylı yardım veya doğrudan katılma şekliyle göz önünde bulunduruluyordu. Sonuçları üzerinde duruluyordu. Bu bölümde raporun toparlanması yapılıyor ve Türkiye’nin esas mevcut yapısının Türkiye’deki Kürt ve Türk demografisi şeklinde ele alınmasının icap ettiğini, 2011′e kadar doğabilecek fiziki çatışma ortamının ve getiri götürüsünün bölge ve uluslar arası boyutunun üzerinde durularak, Türkiye’nin artık eski hudutlarının kalmayabileceği ve haritanın değişebileceği ve Batı’nın buna karşı çıkmasının söz konusu olmadığı ifadeleri kullanılıyordu.

VE YIL 20011 DEHŞET PLAN DEVREDE

2003 yılında hazırlanan ve 8 yıl öncesinden adı “2011 Türkiye İç Savaşı” olarak konulan rapor aynen bu şekilde.

Hafta başında YSK vetosu ve sonrasında bu vetonun bahane edilerek PKK yandaşlarının güneydoğu illeri ile büyük şehirlerde bir anda başlattığı protestoların giderek yayılması, hatta insanların ölmeye başlaması göz önüne alındığında raporun dehşeti daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Yaşanan olayları birçok medya kuruluşunun gazete ve televizyonlarda 'iç savaş' olarak adlandırması ise dikkat çeken bir başka önemli nokta.

Özetleyecek olursak...

2003 yılında ABD kaynaklı olduğu belirtilen ve yurtdışında hazırlanan bir rapor....

Raporun adı “2011 Türkiye İç Savaşı”...

Hafta başında Güneydoğu illerinde başlayan ve büyük şehirlere kadar sıçrayan olaylar...

Raporda anlatılanların birebir gerçekleştiği bir ortam...

Ve içinde bulunduğumuz yıl  2011...

Raporu ben hazırlamadım.

Kaynaklar ortada.

Bazı okuyucular daha önceki yazılarıma cevaben dedikleri gibi yine bana 'komplo teorisi üretiyor' diyecek. Ama dediğim gibi bunları ben söylemiyorum.

Ancak planın dehşeti karşısında tüylerim diken diken oldu ve ben de bunun sadece bir komplo teorisi olduğuna inanmak istiyorum

İnşallah da sadece bir komplo teorisidir...

Ahmet MEMİŞ / ROTAHABER

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com