Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya Sevilay Yükselir: Erdoğan olmasa Gül o makamda oturabilir miydi?

Sevilay Yükselir: Erdoğan olmasa Gül o makamda oturabilir miydi?

Giriş Tarihi: 24 Nisan 2014 Perşembe 14:19
Sevilay Yükselir: Erdoğan olmasa Gül o makamda oturabilir miydi?

SABAH Yazarı Sevilay Yükselir köşesinde, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili bir analiz yaptı.

İşte SABAH Yazarı Sevilay Yükselir'in Cumhurbaşkanlığı hakkında kaleme aldığı "Erdoğan olmasa Gül o makamda oturabilir miydi?" başlıklı yazısı:

Kısa bir iznin ardından "Merhaba" deyip, yeni dönem için startı verelim. Hızlı giriş olsun ve hemen şu Cumhurbaşkanlığı meselesiyle ilgili belki de kimsenin yazamadığı veyahut da yazmaktan çekince duyduğu birkaç yorumumu sizlerle paylaşayım.

Bir kere bazılarının hâlâ Başbakan Erdoğan'ın ilk kez halkın seçeceği Cumhurbaşkanı adayı olma konusunda tereddüt ettiğini sananların bu sanmalardan vazgeçmesini tavsiye ediyorum. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan önümüzdeki yaz yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin şu anda bilinen tek adayı. Şahsen ben diğer partilerin adaylarını merak ediyorum. Ortalıkta dolaşan bir sürü isim var evet ama henüz Erdoğan'ın karşısına geçip onu zorlayacak okkalı birini duymadım.

Deniliyor ki; Erdoğan karşıtı muhalif cephe Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın arkasında kenetlenecek. Bu son zamanların en güzel rüyası bana göre. Evet, "Sakalsız ve Çetesi"nin Abdullah Gül üzerine kurguladıkları senaryodan vazgeçip Kılıç üzerinde mutabakata varmaları ve bunu CHP-MHP ve iktidar karşısındaki bilumum partilere yutturma çabalarını takdirle izliyoruz ama bu senaryonun da diğer senaryo gibi sandıktan karşılık alamayacağını da görebiliyoruz.

Hoş, ağzına çalınan bir parmak balın tadından dolayı başkanlığını yaptığı Anayasa Mahkemesi'nde alınan kararlarla kamuoyuna; "Millet beni de görün! Ben de varım hani" dedi ama Sayın Kılıç ama o dediğiyle de kaldı. Çünkü mesele onun arkasında kenetleneceği söylenen muhalif blokun gücü falan değil. Mesele Erdoğan'ın arkasındaki güçlü bloku yarabilmek. Oradan oy aktarımı yapabilmek.

Peki bu mümkün mü? Olamadığını ve olmayacağını 30 Mart'ta gördük! Binbir dalavere çevrildi Erdoğan'ın gücünü zayıflatmak için. At izleri, it izlerine karıştı. "Sittin sene bir araya gelemez" dediğimiz "Sakalsız" ve "Halaycıbaşı" gözlerimizin önünde "muta nikâhı" kıydı. Halaycıbaşı bu evlilikten nur topu gibi bir çocuk beklerken, "Hilkat garibesi" şeklinde bir çocuk doğurdu. Neticede olmadı! Olamadı! Bu kirli ittifakın bütün çirkinlikleri 30 Mart akşamı ellerinde patladı!

Bundan sonra da olacak aynıdır. İstedikleri filmi çevirsinler. İstedikleri oyunu sahneye koysunlar ama asla hedeflerine ulaşamayacaklar. Erdoğan halkın seçeceği ilk Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçecek. Bunlar yaranmak ya da Başbakan'ın gözüne hoş görünmek için yaptığım yorumlar değil; gerçeğin ta kendisi! O nedenle Haşim Kılıç'a tavsiyem ağzına bir parmak bal çalanların gazına gelmemesi!

Tabii bu arada Erdoğan'ın hâlâ Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı konusunda kamuoyunda muğlak durumun oluşmasına neyin sebep olduğunu yazmak lazım. Başbakan "adayım" demiyor ama çok açık ve net biçimde bunun sinyalini veriyor. Ama gelin görün ki kendi partisindeki bazı isimler dahil, "daha kesin değil" mealinde yorumlar yapıyor bu konuda. Neden? Çünkü mevcut Cumhurbaşkanı Abdullah Gül kafa karıştıran enteresan mesajlar veriyor topluma.

Geçenlerde iktidar mensubu üst düzey bir isim; "Gül ve Erdoğan henüz konuşmadılar aralarında! Farklı bir karar çıkabilir" diyordu. Ben güldüm bu yoruma. Çünkü komik! Pardon ne konuşacaklar? Erdoğan "Ben adayım" dedikten sonra konuşulacak ne kalır geriye? Sayın Gül ne diyecek? 7 yıldan beri o yüce makamda oturmasının, Erdoğan'a, onun liderliğine, onun karizmasına, gücüne ve arkasındaki halk desteğine bağlı olduğunu unutup "Hayır ben olacağım" mı diyecek!

Kusura bakmasın kimse ama Erdoğan olmasaydı bugün Gül o Cumhurbaşkanı koltuğunda oturabilir miydi? Lütfen gerçekçi ve objektif olalım. Lafı eveleyip gevelemeye gerek yok! O makam Sayın Gül'e, Başbakan tarafından emanet edilmiş bir makamdır. Şimdi işte o emaneti geri alma zamanı. Olay bu kadar nettir ve açıktır!

Not: Yazılarımda ismi geçen bazı şahıslarca hakkımda verilen yoğun suç duyurusu dilekçeleri nedeniyle, adliye adliye dolaşmak zorunda bırakılıyorum. Yazımda geçen Halaycıbaşı, Sakalsız ve Çetesi tabirleri, Fidel Okan'ın "Hilkat Garibesi" isimli köşe yazısından alınmıştır. O yazıda kim kastedildiyse ben de onları kastettim.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com