Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya Pelin Batu; Balıklıgöl’de balık olsam

Pelin Batu; Balıklıgöl’de balık olsam

Ş.Urfa Barosu’nun davetlisi olarak dün Urfa’da İnsan Hakları Paneline katılan Pelin Batu, Urfa izlenimlerini Milliyet Gazetesi’ndeki köşesine taşıdı.

Giriş Tarihi: 17 Aralık 2012 Pazartesi 10:02
Pelin Batu; Balıklıgöl’de balık olsam

Batu’nun “Balıklıgöl’de Balık Olsam” başlıklı yazısı şöyle;

 

Ülkemize ilk geldiğim yıllarda en büyük hayalim bir karavanla ülkeyi karış karış keşfetmekti

 

Ülkemize ilk geldiğim yıllarda en büyük hayalim bir karavanla ülkeyi karış karış keşfetmekti. Bu hayalimi hiçbir zaman gerçekleştiremedim ama yıllar içinde bir sürü yere gitme şansına eriştim. Ne acıdır ki, gittiğim çoğu yer birbirinin kopyası olmuştu. Ruhunu, karakterini kaybetmiş nicekasaba ve kentle karşılaştım. Aynı çirkin apartmanlar ve dev AVM’ler, ağaca, tarihe alerjisi olan belediyeler... Bir kare fotoğraf çeksen, Ümraniye mi, Samsun mu bilemezsin, öyle bir aynılaşma söz konusu.

Beton insanın ruhuna işler
Bunca sorun varken estetik de neymiş cümlesini sık sık duyarım. Benim inancım, beton, insanın ruhuna işler. Grileştirir. Çirkin bir çevre insanı köreltir. Siz pisliğin, çarpıklığın içinde otlanırsanız, güzelliği zor yaratırsınız. Ne solursanız, o olursunuz. Elbet, sıkışık çöplüklerden, şehir griliğinden de enteresan şeyler çıkar. Bir çığlık gibi aradan kaçar. Gerisi, mat.


Şanslıyız ki bütün fiziksel ve zihinsel betonlaşmalarımıza rağmen bazı yerler ruhunu kaybetmiyor. Bana göre o nadir yerlerden biri de Urfa. Yeni Urfa’yı geçelim, o da bahsi geçen şehirlerin kopyası. Ama eski Urfa bir başka. Peygamberlerin diyarında, kiliselerden devşirilmiş camilerde, orta çağlardan kalmış labirent sokaklarda dolanırken, zamanın durduğunu zannediyorsunuz. Ben bugün Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı yerde, zevzirlerin, yani sığırcıkların, ağaçların sıcaklığına sığınıp şakıdığını dinledim. Balıklara yem verirken, huzurdan bahsediyordu arkadaşlar. Gerçi ben o anda, o koca balıkların arasında kendimi daha çok bir Hitchcock filmi figüranı gibi hissediyordum ama neyse. Asıl huzuru, bulutların altında kadife ile örtülmüş gibi duran Tek Tek dağlarında, Göbeklitepe çobanlarının yanında bulmuştum zaten.

İlk görüşte aşk
Hayatımda ilk defa Urfa’ya geliyorum. Sanıyorum burası beni Türkiye’de en etkileyen yerlerden biri oldu. İlk görüşte aşk. Höyükleri ve tarihi büyüleyici (Yakında 69 000 eseri ile Türkiye’nin en büyük müzesine sahip olacak; işte o zaman Urfa bir mutlak olacak). Ama asıl bu kadim şehri şehir yapanın, insanları olduğunu gördüm. Uçağa bindiğim anda, yanımda oturan dedenin kibarlığı, Göbeklitepe’deki bekçimiz Mahmut Bey’in harika (kaçak) çayları, köpekleri Kurt ve Silex’in mutlu kuyrukları, müze müdürü arkeolog Müslüm Ercan’ın iştah açıcı bilgileri, Velat ve Mehmet’in mükemmel mihmandarlığı ve Urfa barosunun misafirperver üyeleri, Urfa’yı daha da güzelleştirdi. Onlar sayesinde sıra gecesi neymiş gördüm. İnsan hakları konusunda konuşmak için davet ettikleri Akın Özçer, Murat Belge ve bendenizi, oda geleneğinin ne olduğunu, “hayat” dedikleri avluların ne musiki ve şiirlere açıldığını gösterdi bu güzel insanlar. Böylece, Urfalıların İrlandalılar gibi müzisyen ruhlarıyla tanışmış, Urfa’nın şanına yakışan efsaneleri öğrenmiş olduk.

Ben bu satırları yazarken, renk ahenk vaziyette, hayattan “güvercin katıyorum.” Urfa, mor yemenileriyle, yeşil papağanlarıyla uçuruyor beni hâlâ. Oysa birkaç saat sonra, insan haklarından bahsetmeye başlayınca, gazeteci/öğrenci/masuma yapılan haksızlığı, faili meçhullerin unutuluşunu, mazlumun yok farz edilişini hatırlayacağız. Güvercinlerden uzak.

İçeridekilere çizebilsek keşke bu göklerin maisini, tarihin ötesinden gelen gözlerin karasını. Bir elinde şıllık tatlısı, bir elinde kıvamlı muhabbet, umurlarını unutuyor insan. Ama kaçamıyorsun işte. O zaman diyorum ki, Balıklıgöl’de balık olmak varmış heyhat.

Bahtsız bedevi

Yaklaşık bir ay önce ecnebi bir gazetede, kutup ayısı ve bahtsız bedevi deyiminin açıklamasını okudum. Makalede, günümüz Türkiye politikasını irdeleyen yazar kutup ayısının bahtsız bedeviye neler yaptığı bütün çıplaklığıyla anlatıyordu. Bu yazıdan öğrendim bedevinin neden bahtsız olduğunu. Ayda mı yaşıyorsun, güzide deyimlerimizi hiç mi bilmiyorsun diyebilirsiniz. Gerçekten bilmiyordum. Liderlerimiz arasındaki söz dalaşı sayesinde argom gelişti, ama ne kadar utandım anlatamam.
Geçen gün de bütçe toplantıları sırasında aynı utancı tekrar yaşadım. Gazeteler, bütçe toplantılarında geçen düelloları +18 başlığı altında verdi. Yine kızardım. Acaba diyorum, çocukların ahlakı bozulacak diye hayıflanan, Simpsons gibi bir diziye bile ceza kesen RTÜK’ümüz, madem cezalandırmaya o kadar meraklı, bu konuda bir şey yapmayı düşünüyor mu?

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com