Advert
Advert
Advert

Öğretmen seçiminin mülakatla elenmesi adalet duygusunu zedeliyor

Eğitim Bir-Sen Şanlıurfa Şube Başkanı İbrahim Coşkun, sona eren 2016-2017 eğitim-öğretim yılını değerlendirdi. Coşkun,” Tek başına sözleşmeli öğretmenlik uygulaması çok ciddi bir problem iken, atanacak öğretmen seçiminin mülakatla elenmesi adalet duygusunun zedelenmesine neden olmaktadır.”dedi.

Öğretmen seçiminin mülakatla elenmesi adalet duygusunu zedeliyor
Öğretmen seçiminin mülakatla elenmesi adalet duygusunu zedeliyor admin

Şanlıurfa’da 624 bin öğrenci, karnelerini dün aldı. Yaklaşık 60 bini Suriyeli. Kentte 25 bin öğretmenin 2 bini Urfa’daki okullarda görev yapıyor. Urfadegisim Gazetesi’nin bu haftaki röportaj konuğu Eğitim Bir-Sen Şanlıurfa Şube Başkanı İbrahim Coşkun oldu. Coşkun, kentteki öğretmen, okul, FETÖ ile başlayan soruşturma süreci, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulaması, mülakatla öğretmen istihdamı gibi konuları konuştuk.

EĞİTİM SİSTEMİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Eğitim politikaları bir bütün olarak tasarlanmalı, yeniliklerin altyapısı iyi hazırlanmalı; değişimler, şartlar olgunlaştıktan sonra hayata geçirilmeli, her ne planlama yapılırsa yapılsın, uygulayıcısı olan öğretmenin niteliği hepsinin önünde ve üstünde olmalıdır.Öğretmenlerin çalışma şartları düzeltilmeli, mali ve sair özlük hakları geliştirilmeli, mesleğin itibarını güçlendirecek adımlar atılmalıdır. Öğretmenliğin bir idealizm mesleği olduğu unutulmamalı, her şey bu idealizme göre yapılandırılmalıdır. Yeni eğitim-öğretim dönemi başlamadan önce, “Eğitim Çalışanlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri”çalıştayımızda tespit edip raporlaştırdığımız sorunlar dikkate alınmalı, daha verimli bir eğitim dönemi için gereken adımlar atılmalıdır.

EĞİTİM ALANINDAKİ FETÖCÜLERLE NASIL MÜCADELE EDİLMELİ?

15 Temmuz darbe girişimi sonrası gereken tedbirlerin ivedilikle ve etkili biçimde alınması, başta FETÖ olmak üzere, terör örgütleriyle bağlantılı kişilerin kamu görevlerinden arındırılması gibi amaçlarla ilan edilen OHAL ve bu kapsamda çıkarılan KHK’lar ve açığa alma işlemleri, toplumun büyük bölümü tarafından makul, hukuk çevreleri tarafından da anayasaya uygun ve hukukun gereği olarak kabul edilirken, açığa alma ve ihraç listelerinde masum olduğu konusunda geniş kanaat bulunan kişilerin yer alması kaynaklı tereddütler artmaya başlamıştır. Masumların korunması, hainlerin hak ettikleri cezayı alması için FETÖ ile mücadele titizlikle yürütülmelidir.

Hakkında ihraç işlemi yapılan kamu görevlileri ile görevine iade edilmeyi bekleyen kamu görevlileri arasında masumiyeti, millete sadakati, terör ve terör örgütlerine tepkisi, 15 Temmuz sürecindeki millet odaklı duruşu herkesçe bilinenlerin varlığı ve küçümsenmeyecek fazlalığı; terör örgütü mensuplarının, bunlara destek olan, irtibat ve iltisakı bulunanların kamudan tasfiyesine yönelik kamuoyu desteğinin mevcut düzeyini tehdit eder bir sonuç olarak karşımızda durmaktadır.

Her şeyden önce manipülasyon, istismar ve yüksek oranda hataya yol açan ihraç ve açığa alma yöntemi acilen değiştirilmeli, bu işlemler için somut kriterler belirlenmelidir.

SÖZLEŞMELİ VE ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK UYGULAMASINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Eğitime ilişkin reformların kalıcı hale gelmesi, derslerin boş geçmemesine, sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin bulunmasına bağlıdır. Bu nedenle, hem yeni öğretmen kadroları ihdas edecek hem de sözleşmeli öğretmen alımındaki hatayı telafi ederek sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirecek; ücretli öğretmenlere iş güvencesi ve kadro sağlayacak yasal bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.

MÜLAKATLA İSTİHDAM DURUMUNU NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Tek başına sözleşmeli öğretmenlik uygulaması çok ciddi bir problem iken, atanacak öğretmen seçiminin mülakatla yapılması, yapılan mülakatlar çerçevesinde adayların kazanma ya da kaybetme nedeninin objektif bir şekilde izah edilememesi, yıllarca emek vererek okumuş ve birçok yazılı sınavdan geçmiş öğretmen adaylarının farklı komisyonlarca birkaç dakikalık mülakatla elenmesi adalet duygusunun zedelenmesine neden olmaktadır. Kamuya az sayıda personel alımında uygulanan mülakat ve üç katı kuralının, millî eğitim gibi, tek bir atama döneminde binlerce adayın atamasının yapıldığı bir kurumda sağlıklı bir şekilde uygulanması mümkün değildir. Daha ilk mülakat uygulamasında öngörülerimizin ne kadar isabetli, çekincelerimizin ne kadar haklı olduğu, uzun vadede birikecek yoğunluğun yönetilemezliğinin sirayet alanı çok net anlaşılmıştır. Bakanlık, yeni alımlarda bugünkü tecrübeyi de göz önüne alarak, bu durumu gözden geçirmeli; yeni personel alımı tercihinde, mülakat uygulaması yerine adil, hakkaniyet, ehliyet ve liyakat ölçülerine göre istihdamı yeniden düşünmelidir.

ÖĞRETMENLERE ÖDENEN ÜCRETLERİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Öğretmenlerin ek ders ücretlerinde uzun süredir herhangi bir iyileştirme yapılmamıştır. Bakanlık, üç yıl önce sendikalardan da görüş alarak ek ders esaslarında yapmayı planladığı değişikliği bir türlü hayata geçirememiştir. 2006 yılında köklü bir değişikliğe uğrayan ek ders esasları, 11 yıldır uygulanmakta ve değiştiği günden beri bazı adaletsizlikler devam etmektedir. Sendika olarak hazırlayıp bakanlığa sunduğumuz taslak dikkate alınmalı, gereken mevzuat değişiklikleri bir an önce yapılmalıdır. Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizlik kaldırılmalı, okul türlerine göre yöneticilere verilen ve izahı mümkün olmayan ek ders ücreti farklılıkları sorunu artık çözüme kavuşturulmalıdır. Ek ders birim ücreti iki katına çıkarılmalı, öğretmenlerin girebilecekleri ek ders saati üst limiti yeniden gözden geçirilerek, ihtiyaçlar doğrultusunda artırılmalıdır.

EK DERS USUL VE ESASLARINDAN KAYNAKLI MAĞDURİYETLER VAR MI?

Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Haftalık Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararı kapsamında eğitim kurumu yöneticileri için öngörülen ders niteliğinde yönetim görevi karşılığı ek ders ücretleri yönünden eğitim kurumları bazında farklı ödemelerin hukuki ve fiili bir dayanağı yoktur. Bu farklı ödemeler, benzer yönetim görevleri ifa eden aynı statüdeki yöneticiler arasında ücret farklılığına yol açmaktadır. Bu adaletsizlik giderilmelidir. Nöbet ücretinin sadece müdür yardımcılarına ve öğretmenlere verilmesi, müdür ve müdür başyardımcıları aleyhine ücret dengesinin bozulmasına neden olmaktadır. Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli müdürler ve müdür başyardımcıları yönünden, 3. Dönem Toplu Sözleşme’nin ikinci bölümünün Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme’nin 22. maddesinde öngörülen ek ders ücretinden aşağı olmamak üzere yönetim görevi karşılığı ders saatlerinin artırılması gerekmektedir.

ALAN DEĞİŞİKLİĞİ HAKKI ÖĞRETMENLERE TANINMALI MI, TANINMAMALI MI?

Alan değişikliği konusunda verilen sözlerin tutulmaması, alan değişikliği yapmak isteyen ve alan değişikliği yapamadığı için mağdur olan çok sayıda öğretmenin kariyer planlaması yapmasına engel teşkil etmiştir. Bakanlık bu konuda adım atmalı ve öğretmenlere yaz döneminde alan değişikliği hakkı tanımalıdır. Öğretmenlerin eğitim-öğretim yılı başında yeni alanlarında ve eğitim kurumlarında göreve başlamalarını sağlayacak şekilde boş normun en az yüzde 10’u alan değişikliği için kullanılmalıdır.

EĞİTİM KURUMLARI ÇALIŞANLARININ ÇALIŞMA SORUNU NASIL ÇÖZÜLMELİDİR?

İkili eğitim yapan kurumlar başta olmak üzere, eğitim kurumlarında hizmetli kadrolarında bulunan personel, haftada 40 saatin üzerinde çalışmasına rağmen fazla çalışma ücreti ödenmediği gibi, bulunduğu eğitim kurumunda çoğu durumda tek hizmetli olduğundan personel yetersizliği gerekçe gösterilerek fazla çalışma karşılığı izin hakkından da faydalanamamaktadır. Eğitim kurumlarında çalışan personelin haftalık 40 saati aşan çalışmalarının karşılığı fazla çalışma ücreti ödenmesi ya da personel yetersizliği gerekçesine sığınılmadan fazla çalışma karşılığı izin hakkından faydalanmalarının sağlanması yönünde düzenleme yapılmalıdır.

EĞİTİM KURUMLARININ HİZMETLİ VE MEMUR İHTİYACI SORUNU VAR MI?

Okullarımız, eğitim-öğretimin sürdürülmesi için zorunlu yardımcı hizmetleri ifa eden personelin eksikliğini ciddi şekilde hissetmekte, bu durum eğitim hizmetlerinin aksamasına neden olmaktadır. Temizlik işleri özel kişi veya firmalara ihale edilmekte, bu defa da karşılaşılan masrafları ödemek mümkün olmamaktadır. İstihdam edilen hizmetlilerin finansmanı da ayrı bir problemdir. Hizmetli kadrosunun olmadığı okullarda bu kişiler okul-aile birliği bütçesinden istihdam edilmekte ve bu durumda gerek ücretleri, gerekse sigorta primleri ve gelir vergisi okullarca üstlenilmekte olup çoğunlukla velilerden alınan ‘bağış’larla karşılanan kaynağın büyük kısmını alıp götürmektedir. Hizmetlilerin eğitim kurumlarında gece bekçisi olarak görevlendirilmesi uygulamasına son verilmelidir.

MAZERETE VE İSTEĞE BAĞLI İLLER ARASI VE İL İÇİ YER DEĞİŞİKLİĞİ İŞLEMLERİ NASIL YAPILMALI?

Mazerete ve isteğe bağlı iller arası ve il içi yer değişikliği işlemlerinin eş zamanlı yapılmaması, yer değişikliği taleplerinin amacı karşılar noktada gerçekleştirilmesine engel olmaktadır. Öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği kapsamında mazerete ve isteğe bağlı iller arası ve il içi yer değişikliği işlemlerinin eş zamanlı yapılması, söz konusu taleplerin amacına uygun olarak gerçekleştirilmesinin yanında sürecin hızlandırılmasını da sağlayacaktır.

ADAY ÖĞRETMENLİK SÜRECİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Öğretmenlerin mesleğe kabul için gerekli şartları taşıdıklarını, gerek lisans mezuniyetleriyle gerek KPSS alan bilgisi sınavıyla ispatladıkları halde, yazılı ve sözlü sınava tabi tutulma şeklinde tekrar tekrar eleme süreçlerinden geçirilmeleri, kamu görevi açısından hem eşit hem de adil olmayan bir uygulamadır. Aday öğretmenlerin asli öğretmenliğe geçişlerinde uygulanan yazılı ve sözlü sınav kaldırılmalı, bunun yerine mesleki gelişim odaklı hizmet içi eğitim süreci konulmalıdır.

EĞİTİM KURUMU YÖNETİCİLERİ SOSYAL GÜVENLİK, İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İŞLEMLERİNİ YAPMALARINI NASIL BULUYORSUNUZ?

Sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği işlemleri başta olmak üzere hukuken ihmal olarak nitelendirilebilecek aksaklıklar nedeniyle idari para cezası yaptırımı doğuran hallerden doğan sorumluluklar, meslekî eğitim veren ortaöğretim kurumları başta olmak üzere, eğitim kurumu yöneticilerini hukuki ve mali açıdan telafisi imkânsız zararlara maruz bırakmaktadır. Meslekî eğitim veren ortaöğretim kurumları, öğretmenevleri, akşam sanat okulu ve mesleki eğitim merkezleri müdürlükleri ile okul aile birliklerinin işveren sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumu başta olmak üzere, kurum ve kuruluşlara yönelik bildirim, beyan, ödeme ve benzeri işlemlerinin, ilçe/il millî eğitim müdürlükleri eliyle gerçekleştirilmesi noktasında düzenleme yapılması; eğitim kurumu yöneticilerini kasten yapılanlar hariç olmak üzere, kusurlarına karşı koruyacak, hukuki ve mali sorumluluklardan doğan zararları tazmin edecek bir mekanizma kurulması sağlanmalıdır.

SON OLARAK SÖYLEMEK İSTEDİKLERİNİZ?

Eğitim-Bir-Sen olarak, eğitim çalışanlarına ve öğrencilerimize, zamana yenik düşen değil, zaman içinde yenilenmelerini, yeni döneme daha aktif ve daha nitelikli başlamalarını sağlayacak verimli bir tatil dönemi diliyor, mezun olan öğrencilerimizin yeni başarılara imza atmalarını temenni ediyoruz.
(Ruhaajans)

ibrahim Coşkun Coşkun Eğitim Bir-Sen
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Urfa’da FETÖ davası başladı: 104 kişi yargılandığı davada 10 tahliye
Urfa’da FETÖ davası başladı: 104 kişi yargılandığı davada 10 tahliye
Şanlıurfa’da 2 çocuk daha boğuldu
Şanlıurfa’da 2 çocuk daha boğuldu