Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya Milliyet gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş, MİTin terör örgütü PKK ile görüşmesinin tarihi geçmişin, ayrıntılarıyla yazdı.

Milliyet gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş, MİTin terör örgütü PKK ile görüşmesinin tarihi geçmişin, ayrıntılarıyla yazdı.

Giriş Tarihi: 25 Mayıs 2011 Çarşamba 13:19
Milliyet gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş, MİTin terör örgütü PKK ile görüşmesinin tarihi geçmişin, ayrıntılarıyla yazdı.

AK Parti iktidarını terör örgütü PKK ile masaya oturmakla suçlamayan muhalefete, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Hükümet değil, devlet görüşür yanıtını vermesiyle süren tartışmalara BDP eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaşın açıklamaları son noktayı koydu.

Demirtaşa göre, devlet sadece İmralı değil, Kandillede defalarca görüştü.

Hatta görüşmekten öteye taşınan diyalog ile Öcalan ve İmralı arasındaki haberleşmenin sağlanamaması nedeniyle, Öcalanın mektupları da Türkiye tarafından PKKya ulaştırıldı.

Milliyet gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş, bugünkü köşesinde 2005 yılından bugüne dek devletin PKKyı dağdan indirmek için bir dizi görüşme yaptığını yazdı:

Doğruyu söylemek gerekirse, 2005ten beri devletin güvenlik birimleri, İmralı ve Kandildeli PKK yönetimi arasındaki önce dolaylı, ardından doğrudan temasları yakından izleme fırsatı bulmuş gazetecilerden biriyim. 2006 yılında Sabahın Ankara temsilcisiyken haberleştirdiğim PKKyı Dağdan İndirme Planı manşetiyle verdiğimiz bu gizli inisiyatif, uzunca bir süre Türkiyenin gündemini işgal etmiş, 3 yıl aradan sonra da 2009da Kürt açılımı olarak karşımıza çıkmıştı.

DEVLET TEMAS KURDU

Aydıntaşbaş, devletin terör sorununa son vermek amacıyla nabız yokladığını ve bu görüşmelerin MİT tarafından gerçekleştirildiğini belirtti:

Açılım, özünde cesur ve iyi niyetli bir projeydi; ancak tabii ki bir gecede tasarlanmamıştı. Projenin arkasında 2005 yılından bu yana devletin onay verdiği, istihbarat ve güvenlik birimlerinin adeta oya gibi işlediği ve Kürt hareketi içindeki makul seslerin de omuz verdiği bir süreç vardı. Sosyal ve ekonomik boyutu bir yana, demokratik açılımın en önemli ayağı, PKKnın silahı bırakıp dağdan inmesi ve demokratik kuralları kabul ederek meşru siyaset zeminine entegre edilmesiydi. Bunun için gerekirse lider kadrosu Norveç ya da Lübnan gibi üçüncü bir ülkeye gidecek, kalanların silahı bırakarak yurda dönüş koşulları tartışılacaktı.
2005ten bu yana bu projenin detaylarını çeşitli defalarda birinci ağızlardan dinledim; üstelik Iraklı Kürt yetkililer, hükümet yetkilileri ve hatta PKKnın Avrupadaki yönetim kadrosuyla da yaptığım görüşmelerde de tablonun kalan bölümlerini netleştirdim.
Uzun lafın kısası, Selahattin Demirtaş haklı. Devlet 2005ten bu yana Kandille çeşitli defalarda temas kurdu. Zaman zaman ateşkes, zaman zaman da PKK sorununa kalıcı bir çözüm için örgütün nabzı yoklandı. Bu da aynı Abdullah Öcalanla İmralıdaki görüşmelerde olduğu gibi, Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yürütüldü.

İKİ TEMEL PRENSİP

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin dahi MİTin Öcalan ile görüşebileceğini söylediğini anımsatan Aydıntaşbaş, istihbarat kuruluşlarının var olma nedenlerinin de bu tür sorunlar olduğunu dile getirdi:

İstihbarat kuruluşlarının yasadışı bir örgütle temas kurmasında şaşılacak bir durum yok. Dünyada çok örneği var ve zaten istihbarat kurumları bu tarz işler için var.  Ancak detaylara girmeden önce, devlet ve güvenlik bürokrasisi içinde bu inisiyatife imza atanların 2005te yola çıkarken iki temel prensipten hareket ettiğini hatırlatalım. Birincisi, PKK ve Kürt sorununun sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceği (ki bu son yıllarda her cephede kabul görüyor.) İkincisi ise, genç nesil Kürtlerin duygusal kopuş ve aidiyet krizi yaşamasına ramak kaldığı, çözümün hızla gerçekleşmesi halinde Türkiyeyi Irak gibi bir geleceğin beklediği kaygısıydı.

İŞTE DEVLET PKK GÖRÜŞMELERİNİN ÖZETİ

- Öcalan yakalandığı 1999dan itibaren, İmralıda dönem dönem askeri istihbaratın yürüttüğü (içinde bazen MİTin de olduğu) kısıtlı bir diyalog vardı. İlk ateşkes ve silahlı grupların Türkiye dışına çıkma kararı burada netleşti; ancak devletin PKKnın silahsızlanması ya da Kürt sorununun çözümü için nihali bir planı henüz yoktu.

- 2005te Şenkal Atasagunun MİT Müsteşarlığı döneminde Müsteşar Yardımcısı Emre Taner, İmralıda Abdullah Öcalanla ilk görüşmeyi yaptı. Bu temaslar, PKK liderini tanıyabilmek ve arada bir güven ilişkisi oluşması için kritik öneme sahipti.

- 2006da MİT, Dışişleri ve güvenlik bürokrasisinde şekillendirmeye başladığı PKKyı Dağdan İndirme Projesi, özellikle dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gülden destek gördü. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Deneyin bakalım diyerek güvenlik yetkililerine yeşil ışık yaktı. Asker engel olmadı, ancak planda yer almadı.

- 2006da MİT, Celal Talabani ve Mesut Barzani üzerinde Kandil üzerinde çözüm baskısı kurmaya başladı. Bu erken diyaloğun amacı PKK yapısını tanımak, taleplerini anlamak ve onları Türkiye gerçeğine hazırlamaktı. Talabani, Murat Karayılana bir temsilci göndererek Türkiyenin diyalog yolunu açabileceğini, artık silahlı mücadele döneminin kapandığını vurguladı.

 PKKnın İmralı, Avrupa ve Kandil olmak üzere karar verme mekanizmasında üç ayağı var. Devlet, PKKyı dağdan inmeye ikna için sonraki yıllarda bu kanallardan üçünü de kullandı.

PKKYLA İLK TEMAS

- İmralıyla görüşmelere paralel olarak PKKnın Avrupadaki temsilcileriyle temas sağlandı. Bu temasların seviyesi gittikçe yükseltildi.

- Avupa yanında Ahmet Türk, Leyla Zana ve Aysel Tuğluk gibi Kürt hareketi içindeki güçlü sesler, Kandille diyalog kurulmasında rol oynadı.

- PKKyla ilk temas, Avrupa üzerinden kurulsa da sonrasında birebir Murat Karayılan ve PKKdaki çözüm yanlısı kanatla temas sağlandı.

- 2006da Nevruz öncesinde gerilim tırmanırken, güvenlik güçleri Kandilden Nevruzda itidal istedi. Devlet, gösterilere izin verdi, karşılığında PKKda Nevruzda ortamı germedi. Nevruz olaysız geçti. Kırsak alanda da tansiyon düşmeye başladı.

- 2007de Yaşar Büyükanıtın Genelkurmay Başkanlığıyla açılımın 2005te başlayan birinci aşaması son buldu. Askeri operasyonlar arttı, şehit cenazeleri gelmeye başladı.

- 2008 ortasında Kandil, İmralı ve Avrupa ile temas yeniden başladı ve PKKnın silahsızlanma projesi somutlaştırıldı. Bu kez Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğandan siyasi destek de vardı. 2009da İlker Başbuğun Genelkurmay Başkanlığına gelmesiyle asker de projenin arkasında yer aldı. Gül-Erdoğan-Başbuğ ve Tanerden oluşan dörtlü arasındaki uyum, Türkiye için tarihi bir fırsattı.

MEKTUP TALEBİ

- MİTin doğrudan Avrupa, İmralı ve Kandille iletişimi sağlanmıştı, ancak PKK kendi içinde İmralıyla haberleşemiyor, bu durum PKKnın 3 kanadı arasında iktidar mücadelesi ve de devlete yönelik güvensizliği körüklüyordu. Kritik kararlar alınamıyordu. Bu yüzden Öcalanın Kandile mektup yazma talebine izin verildi. Mektup, devlet tarafından Avrupadaki PKKya, oradan Kandile iletildi.

- 2009da 34 kişilik PKKlı grubun Haburdan giriş yapması, açılımın cicim aylarında kamuoyu desteğini arttırmak için tasarlanmıştı. Devlet, bu süreci hem Kandil hem de Avrupadaki PKK ile koordine etti. Ancak PKKlıların peşmerge kıyafetiyle gelmesi, sınırdaki spontane gövde gösterisi ve kamuouyunun beklenmedik biçimde tepki göstermesiyle bahar havası tersine döndü.

- 2009 yerel seçimler öncesi PKKnın tek taraflı ateşkes ilanında Kandil, 2010 referandum öncesinde ise İmralıyla diyalog etkin oldu.

- PKKnın Avrupa kolu, İmralı ve Kandildeki ılımlı kanatla temaslar, 2010 yılında da devam etti. MİT Müsteşarlığının Emre Tanerden Hakan Fidana geçmesine rağmen MİT, İmralı görüşmelerindeki rolünü sürdürdü. Buna karşın Avrupa ve Kandil temasları azaldı.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com