Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Röportaj Mehmet Kurtoğlu ile Söyleşi...

Mehmet Kurtoğlu ile Söyleşi...

Şanlıurfalı şair yazar Mehmet Kurtoğlu ile yaptığımız bu ayaküstü röportajımızda Urfa’yı ve Göbeklitepe’yi konuştuk.

Giriş Tarihi: 11 Mart 2015 Çarşamba 19:23
Mehmet Kurtoğlu ile Söyleşi...

Yazar-Şair Mehmet Kurtoğlu:

“GÖBEKLİTEPE’NİN YORUMU, TEK BİR DİN ANLAYIŞINA BIRAKILMAYACAK KADAR ÖNEMLİDİR”

Röportaj: Mehmet Guli Aslan
Fotoğraf: M.Sadık Alica&Ömer Olcay

“Türkiye Yazarlar Birliği ve Şanlıurfa Büyük Şehir Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği ‘3. Milletlerarası Şehir Yazarları Kongresi’ için Urfa’ya gelen şair yazar Mehmet Kurtoğlu ile yaptığımız bu ayaküstü röportajımızda Urfa’yı ve Göbeklitepe’yi konuştuk. Şehir üzerine düşünen ve kafa yoranların başında geliyor. Urfa üzerine birçok kitap ve makale yayınlamış bir Urfa sevdalısı. Kongrenin dinlenme molasında ayaküstü yaptığımız bu sohbeti severek okuyacağınızı düşünüyoruz.”

 

-Şanlıurfa’da bu yıl 3.’su yapılan Milletlerarası Şehir Yazarları Kongresi bir Urfalı olarak sizce ne ifade ediyor?

-Şanlıurfa kadim bir şehir. Milletlerarası Şehir Yazarları Kongresi yapılması, yalnız ülkemiz açısından değil, şehrimiz açısından da çok önemli. Urfa’ya yakışan bir faaliyet. Bu kongreye emeği geçen herkesi takdir etmek lazım. Bildiğiniz gibi bu Türkiye Yazarlar Birliği’nin yapmış olduğu üçüncü kongre. Daha önce Ankara ve Konya’da da yapıldı. Ben üçüncüne de katıldım.Bilindiği gibi özellikle kadim şehirlerimiz sancılı bir dönemden geçiyor. Bu kongrelerle kadim şehirlerimizin modernleşeme ile birlikte yaşamış oldukları bu sancılarına, değişim ve dönüşümlerine parmak basılıyor, tespit ve tanımlamalar yapılıyor. Bir nevi bu kongrelerle geçmişin ve mevcut durum sentezlenip, gelecek için yol haritaları çıkarılıyor.

-Bu kongrelerle ne amaçlanmaktadır sizce?

Bir defa bu tür kongrelerle, şehirler tanımlamaları yapılıp, şehirlerin refleksleri ortaya çıkarılıyor. Bir şehrin tanımlanması ve refleksinin bilinmesi, o şehrin ruhuna, bilinçaltına varılması demektir. Çünkü şehri bilmeden, şehri tanımadan şehrin sorunlarını çözemezsiniz. Bir diğer önemi, şehir üzerine düşünen, yazan, yerel tarihçiler bu kongrelerde beyin p fırtınası yapma imkânı buluyor. Şehir üzerine yazdıklarını, şehrin yöneticileri, şehreminleriyle paylaşıyorlar. En önemlisi de şehir kültüründen yoksun kimi idarecilere şehir konusunda ufuk çiziyorlar… TYB’nin yapmış olduğu bu kongrenin bir diğer önemi ise merkezle taşrayı buluşturuyor.

-Şimdiye kadar 3 kongreye de katıldınız. Bir kıyas yaparsak Ankara, Konya ve Urfa’yı nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Ben bunların arasında bir fark olduğunu düşünmüyorum. Bunlar bir birini tamamlayan bir çalışma! Çünkü her üç şehrimizde uzun bir geçmişe sahip, refleksleri olan şehirler. Her üçünün ruhaniyeti, ruh mimarı var. Ankara’da Hacı bayram Veli, Konya’da Mevlana, Urfa’da Hz. İbrahim… Kelimenin tam anlamıyla gerçek kadim şehirler.. Ama burada altını çizerek söyleyeyim ki bu kongrelerde sadece o kongrenin yapıldığı şehir konuşulmuyor. Ulusal ve küresel anlamda şehir olgusu konuşuluyor. Şehir ve estetik, şehir ve felsefe, şehir ve ideoloji gibi birçok önemli konu masaya yatırılıyor.

-Peki, siz de bir şehir yazarısınız. Gerçekten Şanlıurfa’nın şehir kimliği anlamında bir çalışması yapılmış mıdır?

- Urfa büyük bir hazine üzerinde oturuyor. Oldukça uzun bir geçmişi olan bir şehir. Bu şehri birkaç kitap ve yazıyla anlatmak mümkün değil! Birkaç folklorik kitapla da geçiştirmek mümkün değil. Şanlıurfa hakkında yurt için ve dışında çok ciddi çalışmalar yapılmış. Urfalı yazar ve çizerlerin çok azının bu kaynaklardan haberi var. Ve çok azı bu kaynakları okumuş. Urfa üzerine yazılanları toplayacak olsak kütüphaneler doldurur. Ama yine de b şehir hakkında yazılanları bir araya, büyük bir kütüphane oluşturmak gerekir. Bakın bir örnek vereyim, Urfa kurutuluşu çok yakın bir tarih. Henüz yüz yılı doldurmadı. Biz Urfa tarihinin yalnızca kendi cephemizdeki tarafını biliyoruz. Oysa burada savaşan Fransız askerlerin yazdıkları günlükler, hatıralar var. Fransa’da yayınlanmış kitaplar var. Bunları görmek gerekir. Yine bu şehir üzerine Ermeni, Süryani vakayinameleri var. Kronikler var. Bunlar tercüme edilmeli şehre kazandırmalıdır. Bizler ancak bunları okuduktan sonra Urfa’yı daha genel anlamıyla şehri anlayabiliriz.

Bireysel çalışmalar yanında kurum ve kuruluşlar bunları sahiplenmeli. Valilik, belediye ve Üniversite öncülüğünde bir Urfa ansiklopedisi hazırlanmalı. Hatta yapılacak çalışmaların iki ayağı olmalı yerel tarihçiler ve akademisyenler! Konya ve kayseri Ansiklopedisi yerel tarihçiler ve akademisyenler bilirlikte hazırlıyorlar. Tabi burada yerel yöneticilere büyük görevler düşüyor.

-Şanlıurfa’nın tarihi çalışması dediniz. Üniversiteyi ve yerel yöneticileri davet ettiniz. Ama yanı başımızda bizi 11,500 yıl öncesine götüren bir Göbeklitepe var. Sizce Göbeklitepe için nasıl bir çalışma yapılmalı? Siz de biliyorsunuz ki yıllardır bu alanda Almanların hâkimiyeti söz konusu. Harran Üniversitesi nu anlamda neler yapabilir?

-Türkiye’de kazıların çoğunluğunu yabancılar yapıyor. Bizde henüz bu arkeoloji işi ciddiye alınmamış. Temel kaynağı kitap ve sünnet gören Müslümanlar, bu konuyu ciddiye almamış gibiler. Bu yüzden Doğu toplumunda arkeoloji bilimi gelişmemiş. Bu ülkelerde arkeoloji ile ilgilenenler ise dini bir hassasiyete sahip değil. Daha doğrusu teolojisi yok! Oysa insanlık tarihi inanç tarihidir. Seküler bir ideolojiye sahip olan insanlar arkeolojik kazılar yapıyorlar. Özellikle Hıristiyanlar bu konuda çok ileri. Bundan dolayı da kazılarda tarihi okumaları da sahip oldukları Hıristiyanlık öncül bilgileri üzerinden yapıyorlar. Ben Göbeklitepe’nin yorumu,tek bir din anlayışına bırakılmayacak kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Hıristiyan Batı beyni bu verileri değerlendirirken, İslam dışı bir perspektifle değerlendirmektedirler. Bundan dolayı bu yorumlara temkinli yaklaşmak gerekir.

-Sizce bunun için nasıl bir çözüm bulunabilir?

-Bakın burada İslam, Yahudi, Hıristiyan din bilginleri, yani her üç dinin mantalitesini çok iyi bilen bilim insanlarının, arkeologların, tarihçilerin, sanat tarihçilerinin, felsefecilerin ve sosyologların bir araya gelmesi gerekir. Oturup konuşacaklar, tartışacaklar. Mevcut bilgilerle, öncül bilgileri bir araya getirip sentezleyecekler, yeni bir şeyler söyleyecekler. Ancak bu şekilde yorumlanabilir Göbeklitepe.Mesela Göbeklitepe ile çok şey söyleniyor ama bu söylenenlerin tümü sekülarizm üzerinden yapılıyor. Söz konusu mabet ise inancı öteleyemezsiniz… İnsanoğlunun inanç serüveniyle bakmalısınız Göbeklitepe’ye

- Diyorsunuz ki bu konu dinlerden soyutlanamaz değil mi?

-Tabi ki, İslam’ıntarihi anlayışı ile Batının tarih anlayışı birinden farklı. Biri döngüsel, biri doğrusaldır. İslam’daki tarih anlayışı döngüseldir. Tarihi yorumlarken farklı noktalardan hareket edilir. Bakın, yanı başımızda dediğimiz Göbeklitepe ile ilgili yeteri kadar İslam bilginleri ilgilenmedi. Ama Batıda bununla ilgili romanlar, bilimsel çalışmalar yapıldı, kitaplar yayınlandı. Urfa’da böyle bir yayın yapılması lazımdır. Bu anlamda Müslüman bilginlerinde bir çalışması yapması lazım.Göbeklitepe eğer Adem’den öncesine tekabül ediyorsa, burada durup düşünülmesi, Adem Peygamberin kişiliği ve mesajı daha doğrusu Kurandaki Adem Havva kıssası yeniden ele alınması gerekir. Belki Göbeklitepe Kuran’ın anlaşılmasında bize bilemeyeceğimiz kadar veriler sunacaktır…

-Urfa’da pagan kültürünü canlandırma çabası var. Ve yerel yöneticilerimizde buna ön ayak oldukları söyleniyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bahsettiğiniz konu hakkında pek bilgim yok. Ama Göbeklitepe ve Balıklıgöl heykeli ile birlikte şehirdeki pagan kültürü öne çıkmıştır. Ben ister ilahi ister paganist olsun bütün inançların ilahi olduğunu düşünüyorum. Aliaya İzetbegoviç,“Doğu ve Batı Arasında İslam” adlı eserinde;Ateizmindahi ilahi bir arayış olduğunu söyler. Yine Büyük filozof Roger Garaudy, ilahi ve beşeri bütün dinlerin kökeninin ilahi olduğunu belirtir. Bundan dolayı inançlarıpagan olduğu için yadırgamamak, onun içindeki ilahi olan özü görmek gerekir. Ama bilgi çağına geldiğimiz bu dönemde insanlara paganist inanç dayatmak mümkün değildir. Göbeklitepe’yi ister pagan ister bir başka kültürle yorumlasınlar, fark etmez. Göbeklitepe, Allah’ın, insanoğlunu yaratırken inançla/tapınma duygusuyla birlikte yarattığını göstermektedir. İnanç, tapınma insanın özünde var ve ilahidir. Bu anlamda paganizminbirçok alanda izleri var. İslam paganizmin arka planında kalan hakikatleri ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Bize göre Hz.Adem, ilk insan ve ilk peygamberdir. Marksist inancının tam tersi olarak insanlar tevhit inancıyla yeryüzüne gelmişlerdir. Bozulmalar oldukça Allah peygamberler göndermiştir. Paganizm de ilk insan kültürü olmaktan çok, bozulmuş inançların ortaya çıkardığı bir şeydir. Yoksa paganizm insanlığın ortaya çıktığı din değildir.

- Sayın Kurtoğlu, hep denilir ki Şanlıurfa kendi öz değerlerini koruyamıyor. Yeterince değer vermiyor. Siz de yıllarda Şanlıurfa medyasında yer aldınız. Sizce bu eleştiri doğru mu?

- Bir defa bu sorunun bütün şehirler için geçerli olduğunu belirtmeliyim. Biraz önce bahsettiğim şehirlerde yapılan kongrelerde de o yörenin insanları aynı dertten şikâyetçilerdi. Hz. İbrahim İslami tebliği babasına götürür. Orada Allah, Hz. İbrahim’i uyarır. Bir baba oğlundan gelenlere sıcak bakmaz çünkü. Çocuklar, babalarını ikna edemezler. Kuran bu olguyu bu psikolojiyi bildiğinden Hz. İbrahim’i uyarır. Toplumlar da böyledir. Kendi içlerinden çıkan değerlere önem vermezler, onlar kendi çocukları olduğu için tabir yerindeyse hor görürler. Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye Hicretini düşününüz. Aynı şey! Bu Urfa’ya has bir durum değildir. Geneldir. Bütün peygamberlerin ve entelektüellerin hayatına bakın, kendi toplumları tarafından kabul görmemişlerdir. Birçoğu doğup büyüdüğü toprakları terk ettiğini görürsünüz. Ama şunu söyleyeyim ki son zamanlarda Şanlıurfa bu kabuğu kırıyor. Kendi değerlerine sahip çıkıyor, gerek içeride gerek dışarıdaki değerlerini arayıp buluyor. Bu biraz da toplumların kültürel birikimiyle birlikte olgunlaşacak bir şey…

- Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Son olarak Şanlıurfa’ya ve okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

-Şanlıurfa’da yazar ve çizerlerin çok önemli bir görev yaptıklarının farkında olmalarını istiyorum. Özellikle burada yazar ve entelektüellerin sadece yerel okumalar yapmamaları, ulusal ve uluslararası kaynaklara da önem vermeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda bana yer veren siz Balikligol.com İnternet sitesine de teşekkür ederim.

Mehmet KURTOĞLU Kimdir?

 

1969 yılında Urfa’da doğdu. HRÜ Meslek Yüksek Okulu İnşaat Bölümü’nü ve A.Ü. Sosyal Bilimler ve İşletme bölümünden mezun oldu. Değişik kurumlarda memuriyet ve idarecilik yaptı. Ekim 2008 yılından bu yana VGM Kültür ve Tescil Daire Başkanlığı’nda yayın müdürü olarak çalışmaktadır.

Yazı ve şiirleri Yedi İklim, Bir Nokta, Bizim Külliye, Kültür, İslami Edebiyat, Suhan, Mürekkep, Ardıç, Bizim Ece, Harran, Şanlıurfa Memleket, Güneydoğu Life, Memleket Edebiyat, İmaret, Türkü, Eyvan, Şiir Vakti, Türk Yurdu ve TYB Akademi dergilerinde yayınladı. 2010-2011 yılları arasında Milli Gazete’de haftalık edebiyat ve fikir yazıları yazdı. Kısa bir süre Önce Vatan gazetesinde haftalık edebiyat yazıları yayınladı. GAP Gündemi, vakit ve Stargazetelerinde zaman zaman yazılar kaleme aldı. Helezon (2 sayı), Yaz-gı (10 sayı) ve Seyir Kültür Sanat dergisini (13 sayı) çıkardı. Kırım’da yapılan “Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni”ne katıldı. Şiir ve gazetecilik dallarında çeşitli ödülleri bulunan yazar, son olarak 2014 yılı Türkiye Yazarlar Birliği yılın yazarları değerlendirmesinde gezi dalında ödülünü aldı. Üç dönem Türkiye Yazarlar Birliği Şanlıurfa Şube Başkanlığı görevini yürüttü. İLESAM, Anadolu Yazarlar Birliği ve GAP Gazeteciler Birliği, İlim Yayma Cemiyeti Üyesidir. TYB Ankara Şube Başkanlığını yürütmektedir.

Yayınlanmış Eserleri:

Bana Kendini Anlat, Şiir, Yaz-gı Kitaplığı, Adana, 1998

Hafızasını Kaybeden Şehir, Deneme, TYB Urfa Şubesi Yay., Urfa., 1999

Gurbeti Olmayan Diyar, Şiir, TYB Şanlıurfa Şubesi Yay., Urfa. , 2000

Urfa Efsaneleri, Araştırma, Kent Yay. , İst, 2005 (3 baskı)

Çağa Küsen Leyla, Şiir, Rehavi Sanat Yayınları, 2005

Ben Kendimden Yanayım, Deneme, Ares Yay., İst. 2005

Kültür Şehri Urfa, Araştırma, Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yay. , 2006 (3 baskı)

Şiir Şehir Urfa, Şiir Seçkisi, Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yay. , 2006 (3 baskı)

Kültür ve İnançlar Diyarı Urfa, Belgesel Senaryo, (İngilizce ve Türkçe) 2006

Hafızasını Arayan Şehir, Deneme, Tila Yay., 2007

Geçmişten Günümüze Suruç, Ortak Kitap, 2008

Urfa Vakıf Medeniyeti ve Su, Belgesel, 2008

Savaşın Âşıkları, Tiyatro, Yom Yay. Şubat, 2008

Urfalı Nabi, Biyografi, Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yay., 2008

Ben Yusuf Sen Züleyha, Şiir, Bir Nokta Yay. , 2009

Çağın Divanesi, Rubailer, 2010

Gâvur Mahallesinde Aşk, Roman, Kaldırım Yay. , 2011

Rıfkı Kaymaz Kitabı, Haz. Biyografi, TYB Yay. , 2011

İbrahim’in Nazargahı Urfa, Gezi, Bengü Yay. , 2012

Anadolu’ya Açılan Kapı: Muş, Belgesel, 2013

Medeniyetler Kavşağı Urfa, Belgesel 2013

Eski Dünyaya Seyahat, Gezi, Çizgi Yay. 2014

Üç Kardeş Şehir, (Urfa-Harput Kerkük) Belgesel, 2014

Hasret ve Umut Bosna, gezi, Kurtuba yay. 2014

Türk Sinemasında Urfa, İnceleme Araştırma, 2015

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com