Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya Mehmet Faraçtan zehir zemberek açıklama!

Mehmet Faraçtan zehir zemberek açıklama!

Giriş Tarihi: 30 Aralık 2010 Perşembe 20:14
Mehmet Faraçtan zehir zemberek açıklama!

Cumhuriyetten kovulan Mehmet Faraç, eski gazetesine zehir zemberek bir açıklamayla cevap verdi. Faraç, halen aktif siyaset yapan Soysal, Ahmet Tan ve Süheyl Batum un neden gazetede yazdığını sordu...

Yazdığı bir yazı nedeniyle Cumhuriyet gazetesinden kovulan Mehmet Faraç, eski gazetesinin kendisiyle ilgili yaptığı açıklamaya zehir zemberek bir cevap verdi. Faraç, Cumhuriyette yazan ve halen aktif siyaset yapan, Mümtaz Soysal, Ahmet Tan, Orhan Birgit ve Süheyl Batum un neden gazetede yazdığını sordu...

İşte Mehmet Faraçın Cumhuriyet Gazetesiyle ilgili yaptığı o açıklama...

26 yıllık bir çalışanını işten çıkartan Cumhuriyetin, dün medyaya yaptığı açıklama bile, bugün bu gazetenin kimler tarafından yönetildiğini göstermesi açısından utanç verici bir örnektir.

Baştan sona asılsız iddialarla donatılmış bu açıklama, sansür ve tasfiye nedeniyle gazeteyi protesto yağmuruna tutan Cumhuriyetin 50 bin okurunu yanıltmaktan başka hiçbir amaç taşımamaktadır.

Cumhuriyet çalışanları devlet memuru değildir, politika yapmak için gazete yönetiminden izin alma gibi bir sorumluluğu da yoktur.

Gazetede yıllardır köşe yazısı yazan Sayın Mümtaz Soysal (Bağımsız Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı) , Sayın Ahmet Tan (CHP Milletvekili) , Sayın Orhan Birgit (DSP PM Üyesi)  ve Sayın Süheyl Batum (CHP Genel Bşk. Yrd.) Cumhuriyet yönetiminden izin alarak mı siyaset yapıyor?

Mehmet Faraça yönelik bu ikiyüzlü tavrın asıl amacı nedir?..

Mehmet Faraça yönelik, CHPnin partinin içişlerine ve genel politikalarına yönelik yazıları ifadesi tamamen asılsızdır. Cumhuriyet okurları ve tüm kamuoyu benim köşeme internet arşivinden ulaşabilecekken, böylesi bir iddianın hiç çekinmeden ortaya atılması da gazetecilik adına çok düşündürücüdür.

Bana yalnızca terör konusunda yazı yazma sınırı getiren aydınlanmacı Cumhuriyet yönetimi, bu kafasıyla bile sansürü peşinen uyguladığını itiraf etmiştir!

Bekir Coşkunu ve Mine Kırıkkanatı salt sansüre uğradıkları için gazeteye almak zorunda(!) kalan zihniyetin 17 yaşında bu gazeteye girmiş bir evladını sansürlemesi ise korkunç bir ikiyüzlülüktür!..

Canı pahasına yazabilmek!..

Mehmet Faraç, vatan tehdit altındayken köşesinde yıllar boyu  börtü böcek, aşk- meşk, yağmur-kar, mendil satan çocuklar, Kaz Dağları, İyonya hikayeleri ve Pablo Neruda şiirleriyle süslenmiş konserve yazılar yazmak yerine, töre, terör, şiddet ve  gericilik gibi Türkiye gerçeklerini canı pahasına cesur kalemiyle yorumlamaktan kaçınmamış, bu yürekli duruşunu on binlerce onurlu Cumhuriyet okurunun da izlediği panel, konferans, söyleşi, tv konuşmaları ve kitaplarıyla da kanıtlamıştır.

Mehmet Faraç, Cumhuriyetin basketbol yazarı değildir! Kaldı ki gazetede sendika, bilim, vs. başlıkları altında yazı yazan çalışanlara niçin bir konu kısıtlaması getirilmediği de çifte standarttır.

Gazete yönetiminin mesnetsiz iddiaları okur baskısından bunalanların provokatif bir suçlamadır.

Küçük olsun benim olsun zihniyeti!

Mehmet Faraç son yazısında bile CHP adını geçirmeden partiye PKK ve Fethullah yandaşları, Onuncu Yıl Marşı düşmanları ve ikinci cumhuriyetçilerin sızmasını Atatürkçü bir yurtsever olarak yazmayı görev bilmiştir.

Atatürkün kurumlarında tarikatçı, Sorosçu, etnik siyasetçi yapılanmaya sessiz kalanların, başını kuma gömenlerin gerçek niyetini hem üç kuruşa talim ettirilen Cumhuriyet çalışanları hem de okurları bilmektedir!

Kaldı ki, Faraçın politika yapmasından yakınan gazete yönetimi, ona sansür uygulatan şahsın kendi köşesinde kurultay öncesi CHPyi nasıl dizayn etmeye çalıştığını, oraya hem kendi kızını hem de Barzani yanlısı bir avukatı monte ettiğini tüm Cumhuriyet okurları da bilmektedir.

Üstelik söz konusu şahıs CHP kurultayından önce PMye girecek kişileri bildiğini de köşesinde itiraf ederek nasıl siyaset yaptığını ve yanlı durduğunu da itiraf etmiştir.

Bu durum, kimlerin kendi köşesini siyasi ikbal ve çıkarları doğrultusunda kullandığını da çok net biçimde kanıtlamıştır.

Cumhuriyete 26 yılını veren Mehmet Faraç, bu gazetedeki yazıları nedeniyle kendisi ve ailesinin yaşamını tehdit altına girmesine karşın, Cumhuriyeti küçük olsun benim olsun zihniyetiyle yönetenlerin kurbanı olmuştur.

Balbaya ne yapıldıysa!..

Uğur Mumcular korunmasız eski arabalar içinde canlarını vermişken, gazetenin kaynaklarını kendi lüksüne kullanan, İlhan Selçuktan sonra onun tahtına oturma kavgası veren, Mustafa Balbayı temsilcilikten atıp Silivri zindanında unutan sansürcü ve tasfiyeci zihniyet, Mehmet Faraçın medyadaki sitemine bile tahammül edememiş ve ne kadar demokrat olduğunu da kanıtlamıştır.

Ne ilginçtir ki, Mehmet Faraçın işten atılma gerekçesi 23 Aralık günü yani Aydınlanma Devriminin şehidi Kubilayla ilgili yazdığı yazının sansürlenmesidir!

Faraç, Türkiyenin aydınlık insanları size Cumhuriyet yakışır sloganını kullanan bir gazetede her demokrat gibi sansüre direnmiştir…

Ne ilginçtir ki, sansürlenen yazısında.. PKK yandaşları ile tarikat şeyhine saygılarını sunan Nakşibendi torunları, Cumhuriyetin en önemli kalesine sızarken aynı yerde Atatürkçü, ulusalcı, Kemalist evlatların başlarının kesilmeye devam ettiğini anımsatmak istedim!..diyen Mehmet Faraç çok geçmeden haklı çıkmıştır.

Mehmet Faraçın da başı kesilmiştir!..

80 yıl önce, Cumhuriyet askeri Kubilayın başını kesen Mehdi Mehmet ile adını Atatürkün koyduğu Cumhuriyet gazetesinde Mehmet Faraçın kellesini isteyenin aynı şehirde doğmuş olması da dikkat edilmesi gereken çok ama çok acı bir rastlantıdır!

Türkiye özerlik tuzağındayken bu tezgahı deşifre eden Terör ve Toplum köşesinin kapatılması çok anlamlıdır!...

Cumhuriyetin mürit değil birey olan okurları bunu sorgulayacaktır!..

Okuruma ve halkıma teşekkür!..

Ekmek paralarını Cumhuriyeti satın almak için kullanan gazetemizin on binlerce onurlu ve dirençli okuruna tam 26 yıldır ülkemizin Güneydoğusunda yaşanan tehdidi bıkmadan usanmadan, korkmadan çekinmeden, eğilmeden bükülmeden ve de gözünü bile kırpmadan duyuran bir yurtsever kalem olarak uğradığım sansür ve tasfiye, ne yazık ki Türkiyede Atatürkle anılan kurumların nasıl dizayn edilmeye çalışıldığının da kanıtıdır.

Mehmet Faraç yazılarını yazacak bir platforma, susmayacak olan sesini duyuracak bir mikrofona er geç kavuşacaktır.

Ancak asıl sorgulanması gereken; korku imparatorluğuna dönüşen bu ülkede, Cumhuriyet mitinglerinde 7 milyon insan yürümesine rağmen, etliye sütlüye karışmayan bir yayın politikasıyla muhalefet bile edemeyen Cumhuriyetin niçin halen 50 bin tirajında kaldığıdır.

Sorun halkta mı yoksa asırlık gazeteyi matbaasız, binasız bırakan yönetimde mi?.. İşte asıl mesele budur.

Beni 26 yıldır okuyan ve yazılarıma on binlerce mail ve telefonla destek veren Cumhuriyetin tüm okurlarına ve özellikle tv programlarının ardından yanımda olduklarını bildiren halkımıza teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Zehra Ünal: TV’lerdeki dizi ve programlar evlilik dışı ilişkiyi özendiriyor

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com